Fransa Irak’ta ne arıyor? Asıl hedef Türkiye ve İran mı?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)
TT

Fransa Irak’ta ne arıyor? Asıl hedef Türkiye ve İran mı?

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi (AFP)

Ahmed es-Suheyl
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Bağdat ziyareti, Paris’in Irak’ta oynamak istediği rol ve bu ziyaretin özellikle Ankara ve Tahran gibi Irak’ta etkili olan bölgesel güçler için problem teşkil edip etmeyeceği konusunda soru işaretlerine yol açtı.
Fransa Cumhurbaşkanı, Irak’ın egemenliğini desteklediğini belirterek, Bağdat’ın karşılaştığı sorunların başında DEAŞ örgütü ve dış müdahalelerin geldiğini söyledi.

Silahlı grupların durumu
Macron, Bağdat ziyareti sırasında çoğu İran tarafından desteklenen Şii silahlı gruplara atıfta bulunarak, Fransa’nın, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazimi’nin bütün silahlı grupların “durumunu çözüme kavuşturmak” için gösterdiği çabaları desteklediğini söyledi.
Macron, Irak’ın egemenliğini ihlal eden tarafların isimlerini açıkça zikretmedi. Ancak gözlemciler, Macron’un bu açıklamasının, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki askeri müdahaleleri ve İran destekli silahlı grupların diplomatik misyonlara ve ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon üslerine fırlattığı füzeleri “reddetme mesajı” niteliğinde olduğunu ve Ortadoğu'daki gerginliği tırmandırma konusunda girişimler sunmayı amaçladığını belirtiyor.
Macron, Kazimi ile ortak düzenlediği basın toplantısında, “Kararlı olmaya devam edeceğiz. Çünkü DEAŞ’a karşı savaş devam ediyor. Ancak bu, Irak’ın egemenliğine saygı duyan anlaşma ve protokol çerçevesinde olmalıdır” dedi.
Macron, Bağdat ziyaretinde yaptığı görüşmelerde, Irak’ın elektrik sıkıntısını ortadan kaldıracak nükleer santral projesi ve Bağdat Metrosu projesini ele aldığını aktardı.
Macron, Irak ziyareti öncesinde Lübnan’daki temasları sırasında yaptığı açıklamada, “Irak’ın egemenliğini desteklemek için Birleşmiş Milletler ile başlatılacak bir girişim kapsamında Bağdat’a gideceğini” söylemişti. Ancak Macron’un Irak ziyareti söz konusu “girişimi” içermediği gibi Paris’in bu çerçevede oynamaya çalıştığı rol hakkında da net bir ifade kullanılmadı. Gözlemciler ise bu girişimin ABD-İran çekişmesi başta olmak üzere gerilimin düşürülmesinde büyük bir etkisi olmayacağını ve Fransa’nın Iraklı siyasi grupları etkileme konusunda ABD ve İran ile rekabet edemeyeceğine dikkat çekiyor.

Ekonomik ortaklıkların kurulmasının önündeki engeller
Macron’un Bağdat ziyareti “Irak’ın egemenliğini destekleme” meselesine odaklanmakla birlikte ekonomik yatırımlar ve enerji alanlarında stratejik ortaklıktan söz edilmedi. Nitekim böyle bir adım, Irak pazarına büyük önem veren Tahran ve Ankara’nın çıkarabileceği engellere toslayabilir.
Irak’ta İran destekli siyasi çevrelerin Macron ziyaretine herhangi bir eleştiri yöneltmemesi, bu çevrelerin Fransa’nın Irak ekonomisindeki İran etkisi ile rekabet edemeyeceği düşüncesinden kaynaklanıyor olabilir.
Jeopolitik uzmanı Diyari el-Feyli, Fransa’nın Irak ile büyük ekonomik ortaklıklar kurmasının önünde birçok engelin olduğunu belirterek, bunları şöyle sıraladı:
- Paris’in Irak’taki istikrarsız güvenlik ortamından endişe duyması.
- Ekonomi yönetiminin başında devletin bulunmaması.
- Çok sayıda çevrenin kontrolünde bulunan ve giderek küçülen Irak ekonomisinin gölgesinde Bağdat ile yapılacak ekonomik girişimlerin geleceğinden endişe duyulması.
Feyli, İran’ın bu engelleyici faktörlerin farkında olduğunu ve bu nedenle İran destekli siyasi grupların Macron ziyaretine tepki göstermediğini söyledi.
Feyli’ye göre, Fransa’nın Bağdat’taki hareketliliğinin merkezinde iki eğilim bulunuyor. Birincisi, Irak ordusuna güvenlik danışmanlığı ve eğitim üzerinden Bağdat ile askeri işbirliği kurmak. İkincisi ise Paris’in Irak’ta NATO rolünü aktifleştirme girişimine öncülük ederek, ABD askeri varlığının ülkede oluşturduğu gerilimlerin düşürülmesidir.
Feyli, İran destekli grupların Fransa’nın Bağdat’taki hareketliliğine itiraz etmemesinin nedenlerinden birinin “Fransa’nın İran’ın içinde bulunduğu bitkin durumdan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın seçimler konusunda girdiği çıkmazdan faydalanarak, Washington’u Tahran ile yeniden nükleer anlaşmaya geri döndürme imkanı” olduğunu söyledi.

Ankara’ya mesaj
Gözlemcilere göre, Ankara’nın çok sayıda Kuzey Afrika ülkesinde hayati noktalarda Paris ile rekabet edecek hale gelmesi nedeniyle, Macron’un en çok ilgilendiği konuların başında Türkiye’nin Irak egemenliğini sürekli ihlal etmesi meselesi geliyor.
Feyli, Macron ziyaretinin Türkiye’nin sürekli ihlalleriyle mücadelede Irak’a nasıl katkı sağlayabileceği sorusuna, “Fransa Cumhurbaşkanı’nın bu konuda net bir şey söylememesine ve sadece Irak’ın egemenliğini destekleyeceğini ifade etmekle yetinmesine rağmen, bu adım Kuzey Afrika’da ve diğer bölgelerde hayati alanlarda Fransa ile rekabet eden Türkiye üzerinde baskı kurma çabasını ifade ediyor” diye yanıt verdi.
Feyli, “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı’nın Bağdat’ta bulunması ve Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşmesinde Ankara’ya net bir mesaj var: Paris Türkiye’nin müdahalelerine büyük önem veriyor. Paris, Ankara’nın Kuzey Afrika’da son olarak yaptığı gibi hayati alanlarda daha büyük bir rol oynamaya çalışıyor ve oyunun kurallarını yeniden belirlemek amacıyla Ankara’yı diyalog masasına oturtmak için baskı yapıyor” diye konuştu.

Türkiye’nin endişesi ve İran’ın rahatlığı  
Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan eş-Şammari, “Ankara, Macron’un ziyaretine şüpheyle bakıyor. Ankara’nın Doğu Akdeniz’de ve Kuzey Afrika’da Paris’in hayati alanlarına uzanmasına yanıt olarak gelen bu ziyaret, Fransa’nın, Türkiye’nin Irak’taki etkisini sınırlandırma mesajı olarak okunabilir” dedi.
Tahran’ın Macron ziyaretine nasıl yaklaştığına değinen Şammari, “İran’daki karar alıcılar, Tahran ve Paris arasındaki dengeli ilişkiler dikkate alındığında, bu ziyaret karşısında daha rahat görünüyor. Nitekim Macron, Lübnan ziyaretinde Hizbullah’ın ülkenin bir siyasi hareketi olduğunu söyleyerek, İran’a güvence mesajı vermişti. Tahran’ın Fransa’nın ekonomik rolünün önüne engeller koyması Irak’taki çıkarlarını etkileyebilir. Paris, ülkedeki uluslararası ve bölgesel itiş kakış arasında Irak'ta ekonomik bir dayanak bulmaya çalışıyor. Irak'a açılma noktasında artan uluslararası hareketlilik, Bağdat'taki karar alıcılar açısından devleti ve istikrar şansını güçlendirmeleri için bir başlangıç noktasıdır” diye konuştu.

Tahran’ın Irak ile Lübnan’daki müttefikleri
İran’ın Irak’taki müttefikleri, Bağdat’ın ABD hariç batılı ülkelere açılmasını destekliyor (İran’ın ülkedeki ekonomik çıkarlarına zarar vermemek şartıyla) görünüyor. Gözlemciler ise Tahran için asıl sorunun Bağdat’ın batılı ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi değil, ülkede yaşanacak herhangi bir ekonomik kalkınmanın İran destekli grupların etkisini kırması olduğunu belirtiyor. Gözlemciler, böyle bir senaryonun gerçekleşmesinin, Tahran’ın içinden geçtiği ekonomik krizde nefes almasına yarayan bir ülkeyi kaybetmesi anlamına geleceğine dikkat çekiyor.
Siyaset bilimi uzmanı Kahtan el-Hafaci, Independent Arabia’ya verdiği demeçte, “Fransa’nın Irak’ın egemenliğini desteklemesi, Lübnan’daki krizi yatıştırma hamlesinin bir parçasıdır. Paris, Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli silahlı grupların Lübnan sahnesinde büyüyen etkisinin farkında. Bu gruplar İran’ın Lübnan’daki müttefiklerinin finanse edilmesinde en büyük kaynak konumunda” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre Hafaci, “Irak’taki ekonomik hareketliliği ve yatırımların çoğunu kontrol eden İran, Irak’ın kendi rızasının olmadığı bir ekonomik ortaklığa şüpheyle bakıyor. İran, Irak’ın ekonomik açılım sağlayacağı diğer ülkelerin önüne çok sayıda engel çıkarır. Çünkü Tahran için Irak’ın ifade ettiği önem, İran ekonomisinin ABD yaptırımları altında çökmesini engelleyen önemli bir konumda olmasından kaynaklanıyor. ABD’nin nükleer anlaşmaya yeniden yanaşıp yanaşmayacağın bağlı olarak İran, batılı ülkelerin Irak’ta ekonomik faaliyet göstermesine izin verebilir” değerlendirmesinde bulundu.



İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında biri sağlık görevlisi 8 kişi öldü

Lübnan'ın güneyindeki el-Amiriye kasabasının bombalanmasının ardından oluşan yıkım (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Amiriye kasabasının bombalanmasının ardından oluşan yıkım (AFP)
TT

İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında biri sağlık görevlisi 8 kişi öldü

Lübnan'ın güneyindeki el-Amiriye kasabasının bombalanmasının ardından oluşan yıkım (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki el-Amiriye kasabasının bombalanmasının ardından oluşan yıkım (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın açıklamasına göre, İsrail'in dün güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırılarında, aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu 8 kişi hayatını kaybetti. Bu olay, İsrail ile Hizbullah arasında yaklaşık bir aydır süren savaşın ortasında gerçekleşti.

Bakanlık, ayrı bir açıklamada, Srifa kasabasına düzenlenen İsrail hava saldırısında “3 vatandaşın şehit olduğu ve 19 kişinin yaralandığı” bilgisini verdi; ayrıca Necariye kasabasına düzenlenen saldırıda ilk bilgilere göre “aralarında iki kadının da bulunduğu 4 vatandaşın şehit olduğu”nu bildirdi.

Bakanlık ayrıca, “Hizbullah”ın müttefiki ‘Emel’ hareketine bağlı “El-Risale İzcileri”nin toplanma noktasını hedef alan İsrail saldırısının “bir sağlık görevlisinin şehit olmasına, 2 kişinin ve 11 sivilin yaralanmasına yol açtığını” belirterek, “sağlık sektörüne yönelik saldırıların devam etmesini” kınadı.


Sağlık ekipleri: İsrail'in Gazze'deki hava saldırılarında 6 kişi öldü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'nde İsrail hava saldırılarında öldürülen 6 Filistinlinin cenaze töreninde ağlayan bir kadın (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'nde İsrail hava saldırılarında öldürülen 6 Filistinlinin cenaze töreninde ağlayan bir kadın (Reuters)
TT

Sağlık ekipleri: İsrail'in Gazze'deki hava saldırılarında 6 kişi öldü

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'nde İsrail hava saldırılarında öldürülen 6 Filistinlinin cenaze töreninde ağlayan bir kadın (Reuters)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'nde İsrail hava saldırılarında öldürülen 6 Filistinlinin cenaze töreninde ağlayan bir kadın (Reuters)

Sağlık yetkilileri, dün Gazze Şeridi'nde İsrail hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü açıkladı. Bu, geçen yıl ABD arabuluculuğuyla varılan kırılgan ateşkes anlaşmasına gölge düşüren son şiddet dalgası oldu.

Reuters'ın haberine göre sağlık görevlileri, dün Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye'de İsrail'in düzenlediği hava saldırısında en az 3 kişinin öldüğünü, güneyindeki Han Yunus'ta başka bir hava saldırısında ise2 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Sağlık yetkilileri, günün ilerleyen saatlerinde İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki el-Mavasi bölgesinde polis kontrol noktası yakınında bir grup Filistinliyi hedef alan hava saldırısı düzenlediğini, bunun sonucunda en az bir kişinin öldüğünü ve 8 kişinin yaralandığını bildirdi.

İsrail, bu olayların hiçbiri ile ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.

İsrail ve Hamas, birbirlerini ekim ayında mutabık kalınan ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. Gazze Sağlık Bakanlığı, ateşkesin başlamasından bu yana İsrail’in bombardımanları sonucu en az 700 kişinin öldüğünü açıkladı. İsrail ise aynı dönemde Gazze'deki silahlı grupların 4 askeri öldürdüğünü açıkladı.

İsrail ve ABD, İran'a karşı bir savaş yürütüyor ve İsrail güçleri, İran destekli “Hizbullah”a karşı yeni bir harekat kapsamında Güney Lübnan'ı işgal etti.

İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıya yanıt olarak Gazze'ye askeri bir operasyon başlattı. Şarku’l Avsat’ın İsrail kaynaklarından aktardığına göre bu saldırı sonucunda bin 200 kişi hayatını kaybetti ve 251 kişi rehin olarak Gazze Şeridi'ne götürüldü.

Gazze'deki sağlık yetkilileri, İsrail'in saldırısı sonucunda çoğu sivil olmak üzere 72 binden fazla Filistinlinin öldüğünü, ayrıca açlığın yaygınlaştığını ve Gazze Şeridi'ndeki nüfusun çoğunun, çoğu durumda defalarca olmak üzere, yerinden edildiğini belirtti.


Bağdat'ta Amerikalı gazeteci kaçırıldı

Irak'ta kaçırılan gazeteci Shelley Kittleson (Kittleson arşivinden)
Irak'ta kaçırılan gazeteci Shelley Kittleson (Kittleson arşivinden)
TT

Bağdat'ta Amerikalı gazeteci kaçırıldı

Irak'ta kaçırılan gazeteci Shelley Kittleson (Kittleson arşivinden)
Irak'ta kaçırılan gazeteci Shelley Kittleson (Kittleson arşivinden)

Bağdat'ın merkezinde kimliği belirsiz silahlı kişiler tarafından dün gece Amerikalı gazeteci Shelley Kittleson kaçırıldı.

Irak güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, kaçıranların hareketlerinin Kittleson'ı İran yanlısı grupların kalesi olarak kabul edilen Jurf al-Sakhr kasabasına götürmüş olabileceklerini gösterdiğini söyledi.

İçişleri Bakanlığı, güçlerinin kaçıranları takip ederek araçlarından birini kuşattığını, bunun sonucunda da olaya karışanlardan birinin gözaltına alındığını açıkladı. Güvenlik kaynaklarına göre gözaltına alınan kişi «bir güvenlik birimine bağlı» ve gazetecinin koruma ekibinden olduğu düşünülüyor.