Libya’daki çatışma denkleminde Seyfülislam Kaddafi nerede duruyor?

Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)
Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)
TT

Libya’daki çatışma denkleminde Seyfülislam Kaddafi nerede duruyor?

Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)
Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)

Ziyad Akl
*Makalenin yazarı, meslektaşımız Ziyad Akl dün geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiştir. Makale, merhumun ölümünden bir gün önce kaleme alınmıştır.

Libya’da 2011’de Muammer Kaddafi rejiminin yıkılmasından bu yana, oğul Seyfülislam Kaddafi Libya içindeki çatışmada zor bir denklem haline geldi. Oğul Kaddafi, özellikle 17 Şubat’tan sonra petrol kuyularını havaya uçurmak ve göstericileri bölmekle tehdit etmek gibi zaman zaman Libya halkının tepkisini üzerine çeken çıkışlar yapıyor. Muammer Kaddafi, Seyfülislam’ı halifeliğe ve Libya’daki miras sistemini uygulamaya hazırlanıyordu. Bu yüzden Muammer Kaddafi yönetiminin son dönemlerinde buna işaret eden bir dizi siyasi işaretler vardı. Nitekim söz konusu dönemlerde Seyfülislam sınırlı bir çerçevede de olsa siyasi bir lider Libya sahnesine çıkmaya başlamıştı. Bunu o zaman attığı bazı adımlarda görmek mümkündü. Zira Seyfülislam’ın rejim yanlısı bağımsız gazeteleri desteklemesi, kabilelerle doğrudan temaslarda bulunması ve uluslararası platformlarda Libya adına konuşması bu yönde atılmış adımlara örnektir.
Seyfülislam 17 Şubat Devrimi’nden sonra Libya’yı terk etmedi. Gözaltına alındı ve 6 yıl Zintan kentinde tutuldu. Seyfülislam genel af kapsamında 2017’de serbest bırakıldı. Tutuklu bulunduğu süreçte oğul Kaddafi, bazı kesimler tarafından Libya çatışmasına bir alternatif olarak görüldü, bazı kesimler ise siyasi sahneye dönmesini kesin bir dille reddetti. Reddeden gruplar, Genel Ulusal Kongre’nin 2012’de çıkardığı Siyasi Azil Yasası’na işaret ediyor. Yasa daha sonra Temsilciler Meclisi tarafından düzenlendi. Libya’da Seyfülislam’ı destekleyen ve popülaritesi bulunmasından dolayı ülkenin içinde bulunduğu bu zor durumda liderlik rolü üstlenebileceğini savunan bir lobi bulunuyor. Bu yöndeki taleplerin çoğu Sirte kentinden ve Kaddafi kabilesinden geliyordu. Ancak Seyfülislam’a yönelik destek sesleri son dönemde ülkenin hem batısında hem de doğusundan yükseliyor.

Seyfülislam’a destek veren hareket
Seyfülislam’ın ve ondan önce de Muammer Kaddafi’nin destekçilerinden oluşan bir grup, Seyfülislam’ı başkanlık makamına aday gösterme talebiyle 3 Ağustos 2020’de “Seni Aday Yapacağız” adında bir hareket kurdu. Hareket, Seyfülislam’a başkanlık makamına aday gösterilmesine doğrudan destek vermek amacıyla 20 Ağustos’ta gösteri düzenleme talebinde bulundu. Bu talep elbette halihazırda Libya’daki askeri ve siyasi elitler ile bazı sorunlar yaratıyor. Ancak bu talep, Libya’da Seyfülislam’ı siyasi lider olarak destekleme yolunda yapılan ilk girişim değil. Nitekim bundan önce de bu konuda birçok girişim yapıldı.
Libya’da 17 Şubat Devrimi’ni reddeden bazı askeri ve siyasi elitler bulunuyor. Bu kimseler, meseleyi, komploların ötesine geçmeyen ve şu anki meşruiyeti bozmaya dönük girişimlerden ibaret görüyor. Ancak ister batıda, ister doğuda isterse güneyde olsun Seyfülislam’ı Libya’da yeni siyasi bir lider olarak destekleyenler var. Fakat Fayiz es-Serrac liderliğindei Başkanlık Konseyi ve Halid el-Mişri liderliğindeki Libya Devlet Yüksek Konseyi bu yöndeki girişimleri tamamen reddediyor. Hatırlatmakta fayda var, General Halife Hafter de Seyfülislam’ın siyasi sahneye dönmesine karşı çıkıyor. Nitekim bu tavrını yaptığı birçok açıklamada da dile getirdi. Hafter, bu açıklamalarından birinde Seyfülislam için “bazı safların bel bağladığı miskin” nitelemesini kullandı. Bu tablo gösteriyor ki, Seyfülislam halk tarafından desteklense de ülkedeki aktif siyasi ve askeri elitlerden aynı desteği görmüyor. Aynı zamanda Seyfülislam’dan Libya siyasi liderlik savaşına gireceğine dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu durum bizi şu soruyu sormaya zorluyor: Libya’da halkın iradesini yansıtan bir demokratik seçim yapılması halinde Seyfülislam’ın yönetimin başına gelmesi mümkün mü?

Seyfülislam ve yönetim
Seyfülislam şu ana kadar Libya siyaset sahnesine çıkma niyetinin olduğuna dair hiçbir açıklama yapmadı. Ancak böyle bir karar alması halinde ise bunun zorunlu olarak bölgesel ve uluslararası koordinasyon içinde olması gerekir ve böyle bir kararın sonuçları olur. Seyfülislam bunların üstesinden gelemeyebilir. Libya sahnesinde temel aktörler bulunuyor. Bunların başında Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) geliyor. Bunların yanı sıra Fransa ve İtalya da Libya’daki çıkarlarını korumak istiyor. Mısır ve BAE açık bir şekilde Hafter’i destekliyor. Arap dünyasındaki siyasi çıkar denklemi göz önüne alındığında bu iki ülkenin tutum değişikliğine gitmesi zor görünüyor. Dolayısıyla Mısır ve BAE’nin Libya’daki ittifaklarından vazgeçmesi mümkün değil. Seyfülislam’ın siyasi sahneye çıkması durumunda bu bölgesel ittifaklarda bazı gerilimler meydana gelebilir.
Fransa ve İtalya, Avrupa’da Libya’daki gelişmelerle ilgilenen en aktif aktörlerin başında geliyor. Her iki devletin de farklı şekillerde de olsa Libya dosyasında çıkarları bulunuyor. İtalya’nın Libya’daki petrol sektöründe çıkarları ve milyar dolarlarla ifade edilen yatırımları bulunuyor. Fransa’nın Nijer gibi Orta Afrika ülkelerinde uranyum alanında yatırımları var. Dolayısıyla bu faktörler Seyfülislam’ın Libya’da yönetimin başına gelebilmesi için bazı bölgesel ve uluslararası dengelerin gözetilmesi gerekiyor.
Libya içinde de Seyfülislam’ın siyasi lider olarak aday olmasıyla ile ilgili çok sayıda yaygara koparılıyor.  Özellikle de halihazırda taraflar arasındaki çatışmaların gölgesinde ülkede siyasi süreç inşa etme meselesi bu noktada önem kazanıyor. Zira Libya, halen siyasi karar almayı zorlaştıran bir dizi seçenek arasında kalmış durumda. Şöyle ki, Libya’nın doğusunda Halife Hafter’e destek verenler Seyfülislam’ın siyasi hayata dönmesini reddediyor. Aynı şekilde Libya’nın batısında kontrolü elinde tutan İslamcı akım da Seyfülislam’ın dönüşünü reddediyor. Bu yüzden Seyfülislam’ın geri dönmeyi düşünmeden önce ülke içindeki bu tabloyu, bölgesel ve uluslararası denklemi gözetmesi gerekecek.

Son değerlendirme
Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru. Liderlik makamı için aday olmaya niyeti var mı? İçerdeki tabloya, bölgesel ve uluslararası denkleme kendini kabul ettirebilecek mi? Seyfülislam’ın siyasi sahneye çıkması için Libya halkının desteği yeterli olur mu? 2014’ten bu yana süren çatışmalar kapsamında kendisine destek veren bir silahlı gücün olmadığı göz önüne alındığında dönüşüne muhalefet eden siyasi aktörlerle mücadele edecek güce sahip mi? Bu sorular ve cevapları, Seyfülislam’ın dönüş imkanını belirleyecek. Yüksek ihtimalle Seyfülislam’ın siyasi sahneye dönüş fırsatı oldukça zayıf olacak. Ayrıca sahip olduğu halk desteği, dönmesini reddeden siyasi görüş ve tutumlara karşı koyacak kadar güçlü değil. Hatırlatmakta fayda var; Libya’daki siyasi çözüm herhangi bir kişiye dayanmıyor. Bu çözüm, birinci dereceden Libya halkının çıkarlarını önceleyen kurumsal siyasi adımlara dayanıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.