Libya’daki çatışma denkleminde Seyfülislam Kaddafi nerede duruyor?

Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)
Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)
TT

Libya’daki çatışma denkleminde Seyfülislam Kaddafi nerede duruyor?

Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)
Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru (AFP)

Ziyad Akl
*Makalenin yazarı, meslektaşımız Ziyad Akl dün geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiştir. Makale, merhumun ölümünden bir gün önce kaleme alınmıştır.

Libya’da 2011’de Muammer Kaddafi rejiminin yıkılmasından bu yana, oğul Seyfülislam Kaddafi Libya içindeki çatışmada zor bir denklem haline geldi. Oğul Kaddafi, özellikle 17 Şubat’tan sonra petrol kuyularını havaya uçurmak ve göstericileri bölmekle tehdit etmek gibi zaman zaman Libya halkının tepkisini üzerine çeken çıkışlar yapıyor. Muammer Kaddafi, Seyfülislam’ı halifeliğe ve Libya’daki miras sistemini uygulamaya hazırlanıyordu. Bu yüzden Muammer Kaddafi yönetiminin son dönemlerinde buna işaret eden bir dizi siyasi işaretler vardı. Nitekim söz konusu dönemlerde Seyfülislam sınırlı bir çerçevede de olsa siyasi bir lider Libya sahnesine çıkmaya başlamıştı. Bunu o zaman attığı bazı adımlarda görmek mümkündü. Zira Seyfülislam’ın rejim yanlısı bağımsız gazeteleri desteklemesi, kabilelerle doğrudan temaslarda bulunması ve uluslararası platformlarda Libya adına konuşması bu yönde atılmış adımlara örnektir.
Seyfülislam 17 Şubat Devrimi’nden sonra Libya’yı terk etmedi. Gözaltına alındı ve 6 yıl Zintan kentinde tutuldu. Seyfülislam genel af kapsamında 2017’de serbest bırakıldı. Tutuklu bulunduğu süreçte oğul Kaddafi, bazı kesimler tarafından Libya çatışmasına bir alternatif olarak görüldü, bazı kesimler ise siyasi sahneye dönmesini kesin bir dille reddetti. Reddeden gruplar, Genel Ulusal Kongre’nin 2012’de çıkardığı Siyasi Azil Yasası’na işaret ediyor. Yasa daha sonra Temsilciler Meclisi tarafından düzenlendi. Libya’da Seyfülislam’ı destekleyen ve popülaritesi bulunmasından dolayı ülkenin içinde bulunduğu bu zor durumda liderlik rolü üstlenebileceğini savunan bir lobi bulunuyor. Bu yöndeki taleplerin çoğu Sirte kentinden ve Kaddafi kabilesinden geliyordu. Ancak Seyfülislam’a yönelik destek sesleri son dönemde ülkenin hem batısında hem de doğusundan yükseliyor.

Seyfülislam’a destek veren hareket
Seyfülislam’ın ve ondan önce de Muammer Kaddafi’nin destekçilerinden oluşan bir grup, Seyfülislam’ı başkanlık makamına aday gösterme talebiyle 3 Ağustos 2020’de “Seni Aday Yapacağız” adında bir hareket kurdu. Hareket, Seyfülislam’a başkanlık makamına aday gösterilmesine doğrudan destek vermek amacıyla 20 Ağustos’ta gösteri düzenleme talebinde bulundu. Bu talep elbette halihazırda Libya’daki askeri ve siyasi elitler ile bazı sorunlar yaratıyor. Ancak bu talep, Libya’da Seyfülislam’ı siyasi lider olarak destekleme yolunda yapılan ilk girişim değil. Nitekim bundan önce de bu konuda birçok girişim yapıldı.
Libya’da 17 Şubat Devrimi’ni reddeden bazı askeri ve siyasi elitler bulunuyor. Bu kimseler, meseleyi, komploların ötesine geçmeyen ve şu anki meşruiyeti bozmaya dönük girişimlerden ibaret görüyor. Ancak ister batıda, ister doğuda isterse güneyde olsun Seyfülislam’ı Libya’da yeni siyasi bir lider olarak destekleyenler var. Fakat Fayiz es-Serrac liderliğindei Başkanlık Konseyi ve Halid el-Mişri liderliğindeki Libya Devlet Yüksek Konseyi bu yöndeki girişimleri tamamen reddediyor. Hatırlatmakta fayda var, General Halife Hafter de Seyfülislam’ın siyasi sahneye dönmesine karşı çıkıyor. Nitekim bu tavrını yaptığı birçok açıklamada da dile getirdi. Hafter, bu açıklamalarından birinde Seyfülislam için “bazı safların bel bağladığı miskin” nitelemesini kullandı. Bu tablo gösteriyor ki, Seyfülislam halk tarafından desteklense de ülkedeki aktif siyasi ve askeri elitlerden aynı desteği görmüyor. Aynı zamanda Seyfülislam’dan Libya siyasi liderlik savaşına gireceğine dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu durum bizi şu soruyu sormaya zorluyor: Libya’da halkın iradesini yansıtan bir demokratik seçim yapılması halinde Seyfülislam’ın yönetimin başına gelmesi mümkün mü?

Seyfülislam ve yönetim
Seyfülislam şu ana kadar Libya siyaset sahnesine çıkma niyetinin olduğuna dair hiçbir açıklama yapmadı. Ancak böyle bir karar alması halinde ise bunun zorunlu olarak bölgesel ve uluslararası koordinasyon içinde olması gerekir ve böyle bir kararın sonuçları olur. Seyfülislam bunların üstesinden gelemeyebilir. Libya sahnesinde temel aktörler bulunuyor. Bunların başında Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) geliyor. Bunların yanı sıra Fransa ve İtalya da Libya’daki çıkarlarını korumak istiyor. Mısır ve BAE açık bir şekilde Hafter’i destekliyor. Arap dünyasındaki siyasi çıkar denklemi göz önüne alındığında bu iki ülkenin tutum değişikliğine gitmesi zor görünüyor. Dolayısıyla Mısır ve BAE’nin Libya’daki ittifaklarından vazgeçmesi mümkün değil. Seyfülislam’ın siyasi sahneye çıkması durumunda bu bölgesel ittifaklarda bazı gerilimler meydana gelebilir.
Fransa ve İtalya, Avrupa’da Libya’daki gelişmelerle ilgilenen en aktif aktörlerin başında geliyor. Her iki devletin de farklı şekillerde de olsa Libya dosyasında çıkarları bulunuyor. İtalya’nın Libya’daki petrol sektöründe çıkarları ve milyar dolarlarla ifade edilen yatırımları bulunuyor. Fransa’nın Nijer gibi Orta Afrika ülkelerinde uranyum alanında yatırımları var. Dolayısıyla bu faktörler Seyfülislam’ın Libya’da yönetimin başına gelebilmesi için bazı bölgesel ve uluslararası dengelerin gözetilmesi gerekiyor.
Libya içinde de Seyfülislam’ın siyasi lider olarak aday olmasıyla ile ilgili çok sayıda yaygara koparılıyor.  Özellikle de halihazırda taraflar arasındaki çatışmaların gölgesinde ülkede siyasi süreç inşa etme meselesi bu noktada önem kazanıyor. Zira Libya, halen siyasi karar almayı zorlaştıran bir dizi seçenek arasında kalmış durumda. Şöyle ki, Libya’nın doğusunda Halife Hafter’e destek verenler Seyfülislam’ın siyasi hayata dönmesini reddediyor. Aynı şekilde Libya’nın batısında kontrolü elinde tutan İslamcı akım da Seyfülislam’ın dönüşünü reddediyor. Bu yüzden Seyfülislam’ın geri dönmeyi düşünmeden önce ülke içindeki bu tabloyu, bölgesel ve uluslararası denklemi gözetmesi gerekecek.

Son değerlendirme
Seyfülislam Kaddafi’nin Libya’daki çatışmada nerede durduğu halen cevap bekleyen bir soru. Liderlik makamı için aday olmaya niyeti var mı? İçerdeki tabloya, bölgesel ve uluslararası denkleme kendini kabul ettirebilecek mi? Seyfülislam’ın siyasi sahneye çıkması için Libya halkının desteği yeterli olur mu? 2014’ten bu yana süren çatışmalar kapsamında kendisine destek veren bir silahlı gücün olmadığı göz önüne alındığında dönüşüne muhalefet eden siyasi aktörlerle mücadele edecek güce sahip mi? Bu sorular ve cevapları, Seyfülislam’ın dönüş imkanını belirleyecek. Yüksek ihtimalle Seyfülislam’ın siyasi sahneye dönüş fırsatı oldukça zayıf olacak. Ayrıca sahip olduğu halk desteği, dönmesini reddeden siyasi görüş ve tutumlara karşı koyacak kadar güçlü değil. Hatırlatmakta fayda var; Libya’daki siyasi çözüm herhangi bir kişiye dayanmıyor. Bu çözüm, birinci dereceden Libya halkının çıkarlarını önceleyen kurumsal siyasi adımlara dayanıyor.



Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, halka genel seferberlik ve ulusal teyakkuz çağrısında bulunarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine katılmalarını, Husi milislerine karşı cumhuriyetlerini ve ulusal kurumlarını savunmaya katkı sağlamalarını istedi.

El-Alimi, 26 Eylül Devrimi’nin yıl dönümü dolayısıyla halka hitaben yaptığı konuşmada, kandırılarak Husilerin saflarına katılanların cumhuriyet ve anayasal meşruiyet saflarına güvenli şekilde dönmelerinin önünü açtığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Alimi, dün itibarıyla Husiler safında savaşmayı veya onlar adına çalışmayı bırakanların anayasa ve yasalar uyarınca aftan yararlanacağını belirtti.

Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen ve Kızıldeniz’de güvenlik ve istikrar isteyen ülkelere “halkımızın, hükümetimizin ve silahlı kuvvetlerimizin yanında durmaları ve ülkemizi milislerden kurtarmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona destek vermeleri” çağrısında bulundu.

El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinin “yalnızca Yemen’in değil, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelerin çıkarına olduğunu” belirterek, “Husi projesinin topraklarımızı ve kıyılarımızı Yemen’in ve tüm bölgenin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdide dönüştürmeyi amaçladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı, devletin hedefinin herkes için açık olduğunu vurgulayarak, bunun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, ulusal toprakların tamamında egemenliği yeniden sağlamak ve nihayetinde Sana’ya ulaşmak” olduğunu ifade etti.


İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.