BM’den koronavirüse karşı 3 aşamalı aşılama planı tavsiyesi

Dün Roma'da maske ve aşı karşıtı gösterilere katılan bir İtalyan (AFP)
Dün Roma'da maske ve aşı karşıtı gösterilere katılan bir İtalyan (AFP)
TT

BM’den koronavirüse karşı 3 aşamalı aşılama planı tavsiyesi

Dün Roma'da maske ve aşı karşıtı gösterilere katılan bir İtalyan (AFP)
Dün Roma'da maske ve aşı karşıtı gösterilere katılan bir İtalyan (AFP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanları açıklamaları, onlarca konferans ve diyalogların aylar sonrasında, dünyanın bu modern çağda karşı karşıya kaldığı, bir sağlık krizinin ötesine geçerek ekonomik, sosyal ve politik krize dönüşen salgınla ilgili sorular sorulmaya devam ediyor.
Kovid-19 salgınına yönelik çalışmaya ve tedavisine odaklanan bilim dünyasının şimdiye kadar vardığı tek kesinlik, bu yeni tip virüs hakkında bilinmeyenlerin bilinenlerden çok daha fazla olduğu. Salgını ortadan kaldıracağı öngörülen tek umut ise aşı üzerine. Ancak etkili bir aşı bulma girişimlerinin şimdilik başarısızlıkla sonuçlandı; sonuçlarına hiçbir ekonominin katlanamayacağı tam izolasyon önlemlerine geri dönüş ise mümkün gözükmüyor.
Bazı ülkelerin aşı dağıtımına başlayacağı tarih yaklaşırken, bilim camiası ise aşıları belirleme, politik ve ekonomik değerlendirmelere tabi tutma konusunda acele etmeme, aşı geliştirirken temel standartları göz ardı etmeme uyarısında bulunuyor. Bazı aşılar yıl sonu öncesinde üretime hazır hâle getirilecek olsa dahi en azından ilk aşamada yeterli miktarda üretim yapılamayacağı anlaşılıyor. Bu da ilk dozların dağıtımı konusunda ikileme sebebiyet veriyor. Nitekim pek çok hükümet, ilerleyen zamanlarda milyonlarca doz aşı satın alma yarışına dahil oluyor ve aşıya ulaşma süresi kısaltılmaya çalışılıyor.
ABD ve Avrupa Birliği (AB), önümüzdeki ay sonu itibariyle sınırlı ölçekte aşı dağıtımına başlama hazırlıklarını ilan etmişti. Birçok tıbbi kurum ve bilimsel topluluk ise salgınla mücadelede aylardır ön safta çaba gösteren sağlık çalışanlarına öncelik verilecek olan ilk aşı dağıtımı aşamasında temel güvenlik standartlarının aşılmasını önleyen garanti çağrısında bulundu.
Aşı etkinliklerinin ülkelerin iklim, demografik ve toplumsal özelliklerine göre değişiklik gösterebileceği uyarısında bulunan WHO, aşıların kişi sayısı baz alınarak ülkelere üç aşamada dağıtılmasını önerdi: Öncelikle, sağlık personeli ve ciddi hastalığı olanlar dahil olmak üzere nüfusun yüzde 3'ünü aşılamak, ardından yüzde 20’lik bir ikinci aşılama aşamasına geçmek, sonrasında ise aşılananların aşılanmamış olan kişileri himaye edeceği sürü bağışıklığını sağlamak için bu oranda yüzde 60’lara kadar çıkmak.
Bazı uzmanlar, aşının nüfus fazlalığına göre dağıtılmasının insaflı göründüğü, ancak aslında en çok aşıya yoğun nüfuslu ülkelerin ulaşmasıyla sonuçlanacağı uyarısında bulunuyor. Zürih Üniversitesi tıp etiği profesörü Johannes Blum, aşı dağıtımında önceliğin 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanlarına verilmesi gerektiğini, ancak ülkelere nüfus kriterlerine göre dağıtımın yanlış olduğunu düşünüyor. Aynı zamanda, “Bu, çok sağlık personeli olmayan düşük gelirli ülkelere daha az miktarda aşı verilmesine yol açacaktır. Ayrıca bu ülkelerde 65 yaş üstü nüfus, bu denkleme göre en büyük aşı payını alacak zengin ülkelere nazaran çok daha azdır” ifadelerinde bulunuyor.
Profesör Blum, tıp etiği ve halk sağlığı uzmanlarından oluşan bir grup ve filozoflar, meşhur Science dergisinin son sayısında yayınladığı çalışmada, ülkelerin aşı dağıtımında şimdiye kadar öne sürdüğü planlardaki hatalara odaklandı. Uzmanlar, aynı zamanda bilimsel ve teknolojik alanda gelişmiş ve hem satın almak hem de geliştirmek için aşılara fon sağlama gücünü elinde barındıran ülkelerin davranışlarında ortaya çıkmaya başlayan ‘sağlık milliyetçiliği’ konusunda uyarıda bulundu.
İlgili bağlamda, aşı geliştirme ve üretimi alanındaki önde gelen uluslararası şirketlerden biri olan Sanofi ile Fransız hükümeti arasında anlaşmazlık çıkmış; tüm üretimi ABD hükümetine tedarik edeceğini bildiren Fransız şirketi Sanofi, Fransa hükümetinin baskısı sonucunda geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Söz konusu çalışmayı geliştiren uzmanlar grubu, WHO ve üye devletleri, aşı tedariki için üç eksenli bir model benimsenmesi önerisinde bulunuyor: Öncelikle, salgın kaynaklı can kaybının önemli ölçüde azaltılabileceği ülke ve bölgelerle başlanması, ikincisi salgının sağlık, ekonomik ve sosyal etkilerini dikkate almak ve yoksul ülkelere öncelik vermek. Üçüncü eksen ise tüm insanlar arasında ‘radikal eşitlik’ ilkesine dayalı bir aşı dağıtımının benimsenmesi. Söz konusu çalışmaya katılan Latin Amerika Sosyal Bilimler Üniversitesi (FLACSO) Biyoetik Programı Direktörü Florencia Luna, “Salgınla mücadelede yeterli mali ve insani kaynağa sahip olmayan ülkelere ihtimam gösterilmediği taktirde salgından önceki durumuna geri dönmek imkansız olacaktır” açıklamalarında bulunuyor.
Ancak bu alandaki örnekler, ne yazık ki iyimserliği de beraberinde getirmiyor. 2009'da ortaya çıkan domuz gribi H1N1 Influenza A salgını 7 ay içerisinde yaklaşık 300 bin kişinin ölümüne neden olduğunda, kendi vatandaşlarına yeterli miktarda aşı ayırarak geriye yalnızca yüzde 10 stok bırakan zengin ülkelere yönelik dayanışma çağrıları cevapsız bırakılmıştı.
WHO; aylardır, aşı geliştirilmesi ve satın alımının ülkeler arasında işbirliği içerisinde, dağıtımın ise adil bir şekilde gerçekleştirilmesini öngören, Küresel Aşı İttifakı’nın (GAVI) da desteklediği bağlayıcı bir uluslararası anlaşma imzalamaya çalışıyor.



Kült seriye yeni halka: Korku-komedi klasiğinin yıldızı müjdeledi

Ölüm Günün Kutlu Olsun'da zaman döngüsüne hapsolan Tree, devam filminde ise döngünün nedenini araştırırken kendini daha tehlikeli bir paralel evrende buluyor (Universal Pictures)
Ölüm Günün Kutlu Olsun'da zaman döngüsüne hapsolan Tree, devam filminde ise döngünün nedenini araştırırken kendini daha tehlikeli bir paralel evrende buluyor (Universal Pictures)
TT

Kült seriye yeni halka: Korku-komedi klasiğinin yıldızı müjdeledi

Ölüm Günün Kutlu Olsun'da zaman döngüsüne hapsolan Tree, devam filminde ise döngünün nedenini araştırırken kendini daha tehlikeli bir paralel evrende buluyor (Universal Pictures)
Ölüm Günün Kutlu Olsun'da zaman döngüsüne hapsolan Tree, devam filminde ise döngünün nedenini araştırırken kendini daha tehlikeli bir paralel evrende buluyor (Universal Pictures)

Kült bir korku-komedi serisine dönüşen Ölüm Günün Kutlu Olsun (Happy Death Day) cephesinden heyecan verici bir haber geldi. Serinin başrol oyuncusu Jessica Rothe, Tree Gelbman karakterini bir kez daha canlandırarak o bitmek bilmeyen doğum gününü yaşamaya hazır olduğunu söyledi.

2017 yapımı Ölüm Günün Kutlu Olsun ve iki yıl sonra gelen devam filmi Ölüm Günün Kutlu Olsun 2'yle (Happy Death Day 2U) (2019) büyük bir hayran kitlesi edinen Rothe, serinin geleceği hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rothe, yazar ve yönetmen Christopher Landon'ın üçüncü filmin hikayesini "kafasında tamamen kurduğunu" belirtti.

ScreenRant'e konuşan 38 yaşındaki Amerikalı oyuncu, projenin hayata geçmesi için izleyici desteğinin önemine vurgu yaparak şunları söyledi:

Bu, zamanın ruhunun gücüyle ilgili bir durum. Biz ne kadar çok ister ve ne kadar çok dillendirirsek, o kadar çabuk gerçekleşir. Çünkü gerçek şu ki dahi ve korkusuz yönetmenimiz Chris Landon, üçüncü filmi kafasında tamamen bitirmiş durumda.

Korku-komedinin Bugün Aslında Dündü'sü (Groundhog Day) diye anılan seri, üniversite öğrencisi Tree'nin kendi doğum gününde öldürülmesi ve her seferinde aynı sabaha uyanması etrafında dönüyor. 

İlk filmde katilinin kimliğini bularak döngüyü kırmaya çalışan Tree, ikinci filmde ise zaman yolculuğu deneyleri sonucunda kendini paralel evrenlerde bulmuş ve hikaye bilimkurgu temalarıyla zenginleşmişti.

"65 yaşımda bile olsa döneceğim"

Geri dönüş için doğru zamanın gelmesini beklediğini ifade eden Rothe, kararlılığını şu sözlerle dile getirdi:

Şu an her şey takvimlerin ve prodüksiyon planının uyuşmasına bağlı. Hayranlara tek söyleyeceğim; ister gelecek yıl olsun, ister 65 yaşıma geldiğimde Jamie Lee Curtis'in Cadılar Bayramı (Halloween) için yaptığı gibi yıllar sonra döneyim, Tree'nin hikayesini tamamlamak için orada olacağım.

Rothe ayrıca, Christopher Landon'ın yönettiği Sıra Dışı (Freaky) ve Meşhur Hayalet Ernest (We Have a Ghost) gibi filmlerin tek bir evrende kesiştiği bir "crossover" projesine de yeşil ışık yaktı. 

Oyuncu, "Landon'ın kendi sinematik evrenine sahip olduğuna eminim, bu filmlerin hepsi aynı evrende yaşayabilir ve bu şu an hayatımda en çok ihtiyaç duyduğum şey" dedi.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, ScreenRant


30 yıllık korku serisinin son halkası durdurulamıyor: Bir ilki başardı

Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Kanadalı aktris Neve Campbell, stüdyoyla yaşadığı ücret anlaşmazlığı nedeniyle Haziran 2022'de korku-slasher serisi Çığlık'tan ayrılmıştı (Paramount Pictures)
Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Kanadalı aktris Neve Campbell, stüdyoyla yaşadığı ücret anlaşmazlığı nedeniyle Haziran 2022'de korku-slasher serisi Çığlık'tan ayrılmıştı (Paramount Pictures)
TT

30 yıllık korku serisinin son halkası durdurulamıyor: Bir ilki başardı

Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Kanadalı aktris Neve Campbell, stüdyoyla yaşadığı ücret anlaşmazlığı nedeniyle Haziran 2022'de korku-slasher serisi Çığlık'tan ayrılmıştı (Paramount Pictures)
Sidney Prescott rolüyle tanınan 52 yaşındaki Kanadalı aktris Neve Campbell, stüdyoyla yaşadığı ücret anlaşmazlığı nedeniyle Haziran 2022'de korku-slasher serisi Çığlık'tan ayrılmıştı (Paramount Pictures)

30 yıllık geçmişiyle korku sinemasının en ikonik serilerinden Çığlık (Scream), 7. halkasıyla gişede büyük bir başarıya imza attı. 

27 Şubat'ta vizyona giren film, 5. hafta sonu sonunda dünya çapında 204 milyon dolara ulaşarak seri tarihinde yeni bir eşiği daha aştı.

Paramount Pictures ve Spyglass Media Group ortaklığında beyazperdeye taşınan film, seri tarihinde 200 milyon dolar barajını aşmayı başaran ilk yapım unvanını ele geçirdi.

Açılış hafta sonunda dünya genelinde 97 milyon dolar kazanan Çığlık 7, serinin en güçlü açılışını yaptı ve peş peşe rekorlar kırdı.

Film, şubatta ABD'de tüm zamanların en yüksek hasılat yapan korku açılışlarından birine imza atarken, Paramount tarihinin en büyük korku açılışı rekorunu da kırdı. Üstelik gişedeki gücünü sonraki haftalarda da korudu.

Filmin uzun ömürlü gişe başarısında, serinin ilk kez IMAX'te izleyici karşısına çıkması kadar eski Çığlık ruhuna yaslanması da etkili oldu.

Serinin 1996 tarihli ilk filminin senaristi Kevin Williamson'ın bu kez yönetmenliğini üstlendiği 7. filmde, Neve Campbell da ikonik Sidney Prescott rolüne geri dönüyor.

James Vanderbilt ve Guy Busick tarafından kaleme alınan hikayede Sidney, sakin bir kasabada kızıyla birlikte kurduğu hayatta ortaya çıkan yeni Ghostface yüzünden geçmişteki en büyük korkularıyla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor.

Sidney'nin kızını canlandıran Isabel May'e, geri dönen isimler Courteney Cox, David Arquette ve Matthew Lillard eşlik ediyor. Kadroda ayrıca Jasmin Savoy Brown, Mason Gooding, Anna Camp, Mckenna Grace ve Asa Germann yer alıyor.

Sidney'nin ailesini korumak ve bu kanlı geçmişe son vermek için verdiği mücadele, seyircide karşılık buldu ve Çığlık 7 yılın en başarılı korku filmlerinden birine dönüştü.

Independent Türkçe, Paramount, ScreenRant


Netflix'in gözden kaçan cevheri yeniden gündemde

Babası Fransız, annesi Amerikalı olan 30 yaşındaki Timothée Chalamet, son filmi Muhteşem Marty'yle üçüncü kez En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilerek Marlon Brando'nun rekorunu egale etti (Netflix)
Babası Fransız, annesi Amerikalı olan 30 yaşındaki Timothée Chalamet, son filmi Muhteşem Marty'yle üçüncü kez En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilerek Marlon Brando'nun rekorunu egale etti (Netflix)
TT

Netflix'in gözden kaçan cevheri yeniden gündemde

Babası Fransız, annesi Amerikalı olan 30 yaşındaki Timothée Chalamet, son filmi Muhteşem Marty'yle üçüncü kez En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilerek Marlon Brando'nun rekorunu egale etti (Netflix)
Babası Fransız, annesi Amerikalı olan 30 yaşındaki Timothée Chalamet, son filmi Muhteşem Marty'yle üçüncü kez En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar'a aday gösterilerek Marlon Brando'nun rekorunu egale etti (Netflix)

Netflix kütüphanesinin kıymeti yeterince bilinmeyen yapımları arasında gösterilen The King, son dönemde izleyiciler tarafından yeniden keşfedildi.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı film, izleyiciler tarafından platformun en güçlü yapımlarından biri olarak görülüyor.

2019'da yayına giren, döneminin en iddialı yapımlarından The King, aradan geçen yıllara rağmen popülaritesini koruyor. 

Shakespeare'in IV. Henry'yle (Bölüm 1 ve 2) V. Henry oyunlarından esinlenen film, izleyicileri 15. yüzyıl İngiltere'sinin ihanet, savaş ve entrika dolu dünyasına götürüyor.

Genç bir prensin krallığa uzanan yolu

Filmin merkezinde, kardeşinin ölümünün ardından İngiltere tahtına oturan genç V. Henry var. Genç Prens Hal'ın bir hükümdara dönüşümünü anlatan film, sadece tarihsel bir drama değil, aynı zamanda güçlü bir karakter yolculuğu sunuyor.

Filmin bugünlerde yeniden gündeme gelmesinin başlıca nedenlerinden biri de oyuncu kadrosundaki isimlerin yıllar içinde küresel yıldızlara dönüşmesi.

Kariyerinin ilk dönemlerindeki bu performansıyla dikkat çeken Chalamet, daha sonra Dune: Çöl Gezegeni (Dune), Wonka ve son olarak Muhteşem Marty (Marty Supreme) gibi dev projelerle Hollywood'un en ikonik yüzlerinden biri haline geldi.

Robert Pattinson da Guyenne Dükü Louis rolündeki performansıyla dikkat çekiyor. Kadroda ayrıca Oscar adayı Joel Edgerton ve Nosferatu yıldızı Lily-Rose Depp de yer alıyor.

Rotten Tomatoes'da yüzde 71 beğeni puanına sahip filmle ilgili ortak görüş ise şöyle:

The King yer yer elindeki o etkileyici potansiyeli bütüne tam olarak yansıtamasa da sağlam dayanak noktaları ve çarpıcı oyunculukları sayesinde kesinlikle takdiri hak eden bir dönem draması olarak öne çıkıyor.

Eleştirmenlerin gözünden The King

RogerEbert.com'dan Tomris Laffly, 4 üzerinden 3,5'la değerlendirdiği filmle ilgili şu ifadeleri kullanıyor:

Michôd imzalı The King, yozlaşmış güç mekanizmaları ve erkek hegemonyasının tehlikeleri üzerine ciddi sözleri olan bir yapım. Didaktiklikten uzak durmayı başaran film, bu felsefi ağırlığını aynı derecede güçlü bir görsel otoriteyle destekliyor.

Entertainment Weekly'den Leah Greenblatt ise savaş sahnelerine ve güçlü oyunculuklara dikkat çekiyor:

Filmden geriye kalan en temel ve akılda kalıcı unsurlar, ustalıkla ve gerçekçi bir sertlikle çekilmiş görkemli savaş meydanı sahneleri ile başından sonuna kadar sergilenen istikrarlı, güçlü oyunculuk performansları.

New York Post yazarı Johnny Oleksinski ise 4 üzerinden 3 yıldız verdiği filmde Chalamet'nin performansına işaret ediyor:

Genç oyuncu Timothée Chalamet, kariyerindeki bu ilk baskın ve otoriter rolünde oldukça güçlü bir performans sergiliyor.

"Modern sinema örneği"

Rotten Tomatoes ve IMDb gibi platformlarda filmi yorum yapan izleyiciler, filmin neden daha fazla ödülle karşılık bulmadığını sorguluyor.

İzleyiciler özellikle filmin güçlü senaryosunu, atmosferi besleyen müziklerini ve Chalamet'nin savaş öncesindeki etkileyici konuşma sahnelerini öne çıkarıyor.

Bir sinemaseverin şu sözleri, filmin genel havasını özetliyor: 

Bu film, modern sinemanın nasıl olması gerektiğini gösteriyor. Oyunculuklar olağanüstü. Sırf Chalamet ve Pattinson'ın etkileyici performansı için bile defalarca izlenebilir.

Independent Türkçe, Mirror, Express, New York Post, RogerEbert.com, Entertainment Weekly