Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uzmanları açıklamaları, onlarca konferans ve diyalogların aylar sonrasında, dünyanın bu modern çağda karşı karşıya kaldığı, bir sağlık krizinin ötesine geçerek ekonomik, sosyal ve politik krize dönüşen salgınla ilgili sorular sorulmaya devam ediyor.
Kovid-19 salgınına yönelik çalışmaya ve tedavisine odaklanan bilim dünyasının şimdiye kadar vardığı tek kesinlik, bu yeni tip virüs hakkında bilinmeyenlerin bilinenlerden çok daha fazla olduğu. Salgını ortadan kaldıracağı öngörülen tek umut ise aşı üzerine. Ancak etkili bir aşı bulma girişimlerinin şimdilik başarısızlıkla sonuçlandı; sonuçlarına hiçbir ekonominin katlanamayacağı tam izolasyon önlemlerine geri dönüş ise mümkün gözükmüyor.
Bazı ülkelerin aşı dağıtımına başlayacağı tarih yaklaşırken, bilim camiası ise aşıları belirleme, politik ve ekonomik değerlendirmelere tabi tutma konusunda acele etmeme, aşı geliştirirken temel standartları göz ardı etmeme uyarısında bulunuyor. Bazı aşılar yıl sonu öncesinde üretime hazır hâle getirilecek olsa dahi en azından ilk aşamada yeterli miktarda üretim yapılamayacağı anlaşılıyor. Bu da ilk dozların dağıtımı konusunda ikileme sebebiyet veriyor. Nitekim pek çok hükümet, ilerleyen zamanlarda milyonlarca doz aşı satın alma yarışına dahil oluyor ve aşıya ulaşma süresi kısaltılmaya çalışılıyor.
ABD ve Avrupa Birliği (AB), önümüzdeki ay sonu itibariyle sınırlı ölçekte aşı dağıtımına başlama hazırlıklarını ilan etmişti. Birçok tıbbi kurum ve bilimsel topluluk ise salgınla mücadelede aylardır ön safta çaba gösteren sağlık çalışanlarına öncelik verilecek olan ilk aşı dağıtımı aşamasında temel güvenlik standartlarının aşılmasını önleyen garanti çağrısında bulundu.
Aşı etkinliklerinin ülkelerin iklim, demografik ve toplumsal özelliklerine göre değişiklik gösterebileceği uyarısında bulunan WHO, aşıların kişi sayısı baz alınarak ülkelere üç aşamada dağıtılmasını önerdi: Öncelikle, sağlık personeli ve ciddi hastalığı olanlar dahil olmak üzere nüfusun yüzde 3'ünü aşılamak, ardından yüzde 20’lik bir ikinci aşılama aşamasına geçmek, sonrasında ise aşılananların aşılanmamış olan kişileri himaye edeceği sürü bağışıklığını sağlamak için bu oranda yüzde 60’lara kadar çıkmak.
Bazı uzmanlar, aşının nüfus fazlalığına göre dağıtılmasının insaflı göründüğü, ancak aslında en çok aşıya yoğun nüfuslu ülkelerin ulaşmasıyla sonuçlanacağı uyarısında bulunuyor. Zürih Üniversitesi tıp etiği profesörü Johannes Blum, aşı dağıtımında önceliğin 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan sağlık çalışanlarına verilmesi gerektiğini, ancak ülkelere nüfus kriterlerine göre dağıtımın yanlış olduğunu düşünüyor. Aynı zamanda, “Bu, çok sağlık personeli olmayan düşük gelirli ülkelere daha az miktarda aşı verilmesine yol açacaktır. Ayrıca bu ülkelerde 65 yaş üstü nüfus, bu denkleme göre en büyük aşı payını alacak zengin ülkelere nazaran çok daha azdır” ifadelerinde bulunuyor.
Profesör Blum, tıp etiği ve halk sağlığı uzmanlarından oluşan bir grup ve filozoflar, meşhur Science dergisinin son sayısında yayınladığı çalışmada, ülkelerin aşı dağıtımında şimdiye kadar öne sürdüğü planlardaki hatalara odaklandı. Uzmanlar, aynı zamanda bilimsel ve teknolojik alanda gelişmiş ve hem satın almak hem de geliştirmek için aşılara fon sağlama gücünü elinde barındıran ülkelerin davranışlarında ortaya çıkmaya başlayan ‘sağlık milliyetçiliği’ konusunda uyarıda bulundu.
İlgili bağlamda, aşı geliştirme ve üretimi alanındaki önde gelen uluslararası şirketlerden biri olan Sanofi ile Fransız hükümeti arasında anlaşmazlık çıkmış; tüm üretimi ABD hükümetine tedarik edeceğini bildiren Fransız şirketi Sanofi, Fransa hükümetinin baskısı sonucunda geri adım atmak zorunda kalmıştı.
Söz konusu çalışmayı geliştiren uzmanlar grubu, WHO ve üye devletleri, aşı tedariki için üç eksenli bir model benimsenmesi önerisinde bulunuyor: Öncelikle, salgın kaynaklı can kaybının önemli ölçüde azaltılabileceği ülke ve bölgelerle başlanması, ikincisi salgının sağlık, ekonomik ve sosyal etkilerini dikkate almak ve yoksul ülkelere öncelik vermek. Üçüncü eksen ise tüm insanlar arasında ‘radikal eşitlik’ ilkesine dayalı bir aşı dağıtımının benimsenmesi. Söz konusu çalışmaya katılan Latin Amerika Sosyal Bilimler Üniversitesi (FLACSO) Biyoetik Programı Direktörü Florencia Luna, “Salgınla mücadelede yeterli mali ve insani kaynağa sahip olmayan ülkelere ihtimam gösterilmediği taktirde salgından önceki durumuna geri dönmek imkansız olacaktır” açıklamalarında bulunuyor.
Ancak bu alandaki örnekler, ne yazık ki iyimserliği de beraberinde getirmiyor. 2009'da ortaya çıkan domuz gribi H1N1 Influenza A salgını 7 ay içerisinde yaklaşık 300 bin kişinin ölümüne neden olduğunda, kendi vatandaşlarına yeterli miktarda aşı ayırarak geriye yalnızca yüzde 10 stok bırakan zengin ülkelere yönelik dayanışma çağrıları cevapsız bırakılmıştı.
WHO; aylardır, aşı geliştirilmesi ve satın alımının ülkeler arasında işbirliği içerisinde, dağıtımın ise adil bir şekilde gerçekleştirilmesini öngören, Küresel Aşı İttifakı’nın (GAVI) da desteklediği bağlayıcı bir uluslararası anlaşma imzalamaya çalışıyor.
BM’den koronavirüse karşı 3 aşamalı aşılama planı tavsiyesi
Dün Roma'da maske ve aşı karşıtı gösterilere katılan bir İtalyan (AFP)
BM’den koronavirüse karşı 3 aşamalı aşılama planı tavsiyesi
Dün Roma'da maske ve aşı karşıtı gösterilere katılan bir İtalyan (AFP)
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة