Cezayir, Mali ile uzlaşı anlaşmasının iptal olmasından endişe ediyor

Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
TT

Cezayir, Mali ile uzlaşı anlaşmasının iptal olmasından endişe ediyor

Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
Mali’deki Fransız askerler (Reuters)

Ali Yahi
Cezayir, İbrahim Ebubekir Keita’yı deviren askeri darbeye tanık olmuş Mali’de barış ve uzlaşı anlaşmasına büyük bir önem veriyor. Bu durum, Bamako’daki askeri hareketin ardında bıraktığı siyasi koşullara kıyasla, Malili taraflar arasında imzalanan anlaşmanın korunması önceliğine ilişkin sorular ortasında dikkatleri üzerine çekti.
5 Haziran halk hareketi bünyesindeki bir grup asker önderliğinde yapılan darbeden bir hafta sonra Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un temsilcisi olarak Mali’nin başkenti Bamako’ya ziyarette bulundu. Bukadum, kendilerini ‘Mali Halkının Kurtuluşu Ulusal Komitesi (CNSP)’ olarak adlandıran liderlerle görüştü. Bakan, Cezayir sürecinden doğan barış ve uzlaşı anlaşmasının uygulanması da dahil, iki ülke arasındaki mevcut ilişkilere, Mali ve kardeş halkına olan sıkı bağlılığa dikkati çekti. Sabri Bukadum, Mali’deki krizden kalıcı olarak kurtulmak için barış anlaşmasının fiilen uygulanmasına yönelik bağlılığını dile getirdi.
Anlaşmaya yönelik ilgili artarken, Bamako’dan ayrıldıktan saatler sonra gerçekleştirdiği Ankara ziyareti sırasında Cezayirli Bakan Bukadum endişelerini de ifade etti. Düzenlediği basın toplantısında “Mali devletinde olup bitenler hakkında herhangi bir yorumumuz veya takdirimiz yok” diyen Bukadum, “Oradaki herkes güvenlik eksikliğinden ve mevcut siyasi bölünmeden mustarip” değerlendirmesinde bulundu.
Bukadum, kargaşadan korktuğunu söyleyerek, 40 binden fazla vatandaşın sınır bölgelerinde yaşadığını hatırlattı. Göç meselesinin kendilerini ve Libya devletini tehdit ettiğine de dikkati çeken Sabri Bukadum, “Anlaşmaları çoğaltma yolunda Mali ve istikrarı, bizim açımızdan çok önemlidir” dedi.

Paris’te kaos korkusu ve sürpriz sessizlik
Azavad Hareketleri Koordinasyonu (CMA) ve Bamako hükümeti tarafından 2015 yılında Cezayir’de imzalanan barış ve uzlaşı anlaşması, Mali’nin kuzey bölgesindeki krizin çözümüne dikkati çekiyor. Çatışmayı sonlandırma anlaşması, yerel kalkınmanın ve bölgede faaliyet gösteren grupların sınır dışı edilmesine yönelik ortak çabaların önünü açtı. Bu nedenle olası bir çatlak, bölgeyi kaosa maruz bırakacak ve onu söndürülmesi zor bir volkan haline getirecek.
Şarku’l Avsat’ın aktardığı habere göre Cezayir ordusunda eski bir subay olan Ahmed Karuş, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Cezayir, darbenin Mali ve bölgedeki güvenlik etkilerini hafifletmek ve özellikle Mali halkının çektiği acıyı artıran uluslararası izolasyon ortasında anayasal sürece hızlı bir dönüş sağlamak için çabalamak istiyor. Bu durum, iç çatışmalara ve şiddete dönüşebilecek protesto hareketlerine yol açarak, güvenli alan arayışında halkın kitlesel göçüne neden olacak. Elbette hedef, Cezayir olacak ve bu da Cezayir üzerine ek güvenlik ve insani yükler bindirecek” dedi.
Karuş, “Mali’de 5 bin 100’den fazla askeri bulunan ve siyasi, ekonomik ve idari olarak devletin eklemlerini kontrol eden Fransa, darbeyi nasıl hissetmiyor?” ifadelerini kullanırken, Fransa’nın darbeye müdahale etmediğini ve seyirci olarak kaldığını vurguladı.

En çok etkilenen
Afrika Rüyası Kuruluşu Başkanı Sally Atef, “Cezayir, Mali’deki durumdan en çok etkilenen ülkelerden biri. Uzun kuzey sınırlarına sahip. Komşu ülke olması ve ulusal güvenliğinin Mali’deki durumdan etkilenmesi göz önüne alındığında Güvenlik durumundaki her türlü bozulma, onu etkiliyor. Bu nedenle durumu yatıştırmak ve çözüm için siyasi girişimler öne sürmek amacıyla sürekli çaba sarf ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Sally Atef’e göre Mali’de yaşananlar, ülkenin 1960 yılında Fransa’dan bağımsızlığından bu yana dördüncü, son 8 yılda ise ikinci oldu. Atef, “Askeri bir konseyin ülkenin işlerini üstlenebilmesi için Başkan Keita’nın yönetimi devrildi. Ama Mali’nin geleceği belirsiz” dedi.
Yaşananların etkilerine de değinen Atef, “Mali ile sınırlı değil. Etki, radikalizm yanlısı ve militan örgütler tarafından tehdit edilen Batı Afrika bölgesinin tamamına yayılıyor” dedi.

BM raporu, manipülasyonları ortaya çıkardı
Cezayir, darbeci liderlerin haklı görülen barış ve uzlaşı anlaşmasını görmezden gelmesinden endişe ediyor. Öyle ki bir BM raporu, Malili askeri ve istihbarat yetkililerini Cezayir’de imzalanan barış anlaşmasını tehlikeye atmakla suçladı. Raporda, üst düzey yetkililerin ‘Bamako ile silahlı gruplar arasında 2015 yılında imzalanan barış anlaşmasının uygulanmasını’ engellemesinden kaynaklanan ‘güvensizlik’ ve ‘kafa karışıklığına’ dikkat çekildi.
7 Ağustos 2020 tarihinde Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulan yayınlanmamış rapor, anlaşmanın uygulanmasını tehdit eden ve geciktiren Malili yetkililerin, BM Yaptırımlar Komitesi tarafından sorumlu tutulması gerektiğini belirtti. 2019- 2020 yılları arasında görevde bulunan Kara Kuvvetleri eski Genelkurmay Başkanı General Kiba Sangari, 2019’un sonunda Mali ordusu unsurlarının ülkenin kuzeyinde konuşlandırılması sırasında şüphe uyandıracak bir karar almakla suçlandı. Ordu, Mali silahlı kuvvetlerinden, eski isyancı hareketlerin savaşçılarından ve hükümete sadık silahlı gruplarından eşit oranlarda, yeniden kurulan bir ordundan karma unsurları, ülkenin kuzeyindeki şehirlerde kademeli olarak yeniden konuşlandırıyor.

Kasıtlı engel
Fransız Haber Ajansı (AFP) tarafından bir kısmı yayınlanan BM raporu, bu karma tugayların bir kısmının 2 Eylül 2019 tarihinde resmi eğitimlerine son verildiğini belirtti. Ancak Genelkurmay’a görevlendirildiği yer hakkında Aralık 2019’da bilgi verildi. Rapor, bu gecikmeyi General Sangari’ye taşıdı. BM’ye göre çoğunluğu Mali’nin kuzeyinden olan askerlerin büyük kısmı, Bamako’da aileleri bulunmadığını ve asli bölgelerine geri dönmek için bir araca sahip olmadıklarını ifade etti. Bazılarının evlerine kendi başlarına dönmeye çalıştıkları da belirtilirken, 20 tanesinin halk otobüsü kullandığı kaydedildi. Bu askerler, Eylül 2019’un başlarında Bamako ve Gao arasındaki yolda silahlı kişiler tarafından kaçırılmıştı. Söz konusu gerçekler, planlamada ve hükümetin barış anlaşmasının uygulanmasını geciktirme taktiklerinde hatalar olduğunu gösteriyor.
Rapora göre, Genelkurmay Başkanı sıfatıyla ve Mali’nin merkez bölgesinden sorumlu General Sangari, tehdit ve saldırı hazırlıkları hakkında mesajlar aldı. Ancak birliğin, alternatif ulaşmadan ayrılmayacağı konusunda ısrar etti. Ogusago birimi, gün batmadan kısa bir süre önce yerinden ayrıldı ve  saldırı öncesinde yedek kuvvet yerini aldı. Rapora göre en az 35 kişi savunmasız vatandaş hayatını kaybetti.
BM raporunu hazırlayan uzmanlar, Mali istihbarat servisini ‘anlaşmanın uygulanmasını engellemeyi amaçlamakla’ suçladı. Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü’nün, 2016 yılında CNSP üyesi Azavad Kurtuluş Hareketi’nden parçalanmış gruplar kuran önemli isimleri finanse ederek, barış anlaşmasının ana tarafı Azavad Hareketleri Koordinasyonu’nun dağılmasına zemin hazırladığı kaydedildi. Uzmanlar, Devlet Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün anlaşmayı imzalayan gruplarda iç bölünmeleri körüklediğini vurguladı. Genel Güvenlik Müdürlüğü Başkanı General Musa Divara da zimmete para geçirme operasyonuna şahsen müdahale etmekle suçlandı.

En kötü saldırı
Öte yandan Mali ordusu, 3 Eylül Perşembe günü ülkenin merkezinde yer alan Gir kasabası yakınlarında düzenlenen bir saldırıda yaklaşık 10 askerinin öldürüldüğünü açıkladı. Söz konusu saldırı, Mali’deki silahlı kuvvetlere karşı 18 Ağustos’taki askeri darbeden bu yana en kötü saldırı oldu.
Ordu, cuma günü Twitter’da bölgeye takviye kuvvetler gönderdiğini duyurdu.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.