Cezayir, Mali ile uzlaşı anlaşmasının iptal olmasından endişe ediyor

Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
TT

Cezayir, Mali ile uzlaşı anlaşmasının iptal olmasından endişe ediyor

Mali’deki Fransız askerler (Reuters)
Mali’deki Fransız askerler (Reuters)

Ali Yahi
Cezayir, İbrahim Ebubekir Keita’yı deviren askeri darbeye tanık olmuş Mali’de barış ve uzlaşı anlaşmasına büyük bir önem veriyor. Bu durum, Bamako’daki askeri hareketin ardında bıraktığı siyasi koşullara kıyasla, Malili taraflar arasında imzalanan anlaşmanın korunması önceliğine ilişkin sorular ortasında dikkatleri üzerine çekti.
5 Haziran halk hareketi bünyesindeki bir grup asker önderliğinde yapılan darbeden bir hafta sonra Cezayir Dışişleri Bakanı Sabri Bukadum, Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un temsilcisi olarak Mali’nin başkenti Bamako’ya ziyarette bulundu. Bukadum, kendilerini ‘Mali Halkının Kurtuluşu Ulusal Komitesi (CNSP)’ olarak adlandıran liderlerle görüştü. Bakan, Cezayir sürecinden doğan barış ve uzlaşı anlaşmasının uygulanması da dahil, iki ülke arasındaki mevcut ilişkilere, Mali ve kardeş halkına olan sıkı bağlılığa dikkati çekti. Sabri Bukadum, Mali’deki krizden kalıcı olarak kurtulmak için barış anlaşmasının fiilen uygulanmasına yönelik bağlılığını dile getirdi.
Anlaşmaya yönelik ilgili artarken, Bamako’dan ayrıldıktan saatler sonra gerçekleştirdiği Ankara ziyareti sırasında Cezayirli Bakan Bukadum endişelerini de ifade etti. Düzenlediği basın toplantısında “Mali devletinde olup bitenler hakkında herhangi bir yorumumuz veya takdirimiz yok” diyen Bukadum, “Oradaki herkes güvenlik eksikliğinden ve mevcut siyasi bölünmeden mustarip” değerlendirmesinde bulundu.
Bukadum, kargaşadan korktuğunu söyleyerek, 40 binden fazla vatandaşın sınır bölgelerinde yaşadığını hatırlattı. Göç meselesinin kendilerini ve Libya devletini tehdit ettiğine de dikkati çeken Sabri Bukadum, “Anlaşmaları çoğaltma yolunda Mali ve istikrarı, bizim açımızdan çok önemlidir” dedi.

Paris’te kaos korkusu ve sürpriz sessizlik
Azavad Hareketleri Koordinasyonu (CMA) ve Bamako hükümeti tarafından 2015 yılında Cezayir’de imzalanan barış ve uzlaşı anlaşması, Mali’nin kuzey bölgesindeki krizin çözümüne dikkati çekiyor. Çatışmayı sonlandırma anlaşması, yerel kalkınmanın ve bölgede faaliyet gösteren grupların sınır dışı edilmesine yönelik ortak çabaların önünü açtı. Bu nedenle olası bir çatlak, bölgeyi kaosa maruz bırakacak ve onu söndürülmesi zor bir volkan haline getirecek.
Şarku’l Avsat’ın aktardığı habere göre Cezayir ordusunda eski bir subay olan Ahmed Karuş, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Cezayir, darbenin Mali ve bölgedeki güvenlik etkilerini hafifletmek ve özellikle Mali halkının çektiği acıyı artıran uluslararası izolasyon ortasında anayasal sürece hızlı bir dönüş sağlamak için çabalamak istiyor. Bu durum, iç çatışmalara ve şiddete dönüşebilecek protesto hareketlerine yol açarak, güvenli alan arayışında halkın kitlesel göçüne neden olacak. Elbette hedef, Cezayir olacak ve bu da Cezayir üzerine ek güvenlik ve insani yükler bindirecek” dedi.
Karuş, “Mali’de 5 bin 100’den fazla askeri bulunan ve siyasi, ekonomik ve idari olarak devletin eklemlerini kontrol eden Fransa, darbeyi nasıl hissetmiyor?” ifadelerini kullanırken, Fransa’nın darbeye müdahale etmediğini ve seyirci olarak kaldığını vurguladı.

En çok etkilenen
Afrika Rüyası Kuruluşu Başkanı Sally Atef, “Cezayir, Mali’deki durumdan en çok etkilenen ülkelerden biri. Uzun kuzey sınırlarına sahip. Komşu ülke olması ve ulusal güvenliğinin Mali’deki durumdan etkilenmesi göz önüne alındığında Güvenlik durumundaki her türlü bozulma, onu etkiliyor. Bu nedenle durumu yatıştırmak ve çözüm için siyasi girişimler öne sürmek amacıyla sürekli çaba sarf ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Sally Atef’e göre Mali’de yaşananlar, ülkenin 1960 yılında Fransa’dan bağımsızlığından bu yana dördüncü, son 8 yılda ise ikinci oldu. Atef, “Askeri bir konseyin ülkenin işlerini üstlenebilmesi için Başkan Keita’nın yönetimi devrildi. Ama Mali’nin geleceği belirsiz” dedi.
Yaşananların etkilerine de değinen Atef, “Mali ile sınırlı değil. Etki, radikalizm yanlısı ve militan örgütler tarafından tehdit edilen Batı Afrika bölgesinin tamamına yayılıyor” dedi.

BM raporu, manipülasyonları ortaya çıkardı
Cezayir, darbeci liderlerin haklı görülen barış ve uzlaşı anlaşmasını görmezden gelmesinden endişe ediyor. Öyle ki bir BM raporu, Malili askeri ve istihbarat yetkililerini Cezayir’de imzalanan barış anlaşmasını tehlikeye atmakla suçladı. Raporda, üst düzey yetkililerin ‘Bamako ile silahlı gruplar arasında 2015 yılında imzalanan barış anlaşmasının uygulanmasını’ engellemesinden kaynaklanan ‘güvensizlik’ ve ‘kafa karışıklığına’ dikkat çekildi.
7 Ağustos 2020 tarihinde Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) sunulan yayınlanmamış rapor, anlaşmanın uygulanmasını tehdit eden ve geciktiren Malili yetkililerin, BM Yaptırımlar Komitesi tarafından sorumlu tutulması gerektiğini belirtti. 2019- 2020 yılları arasında görevde bulunan Kara Kuvvetleri eski Genelkurmay Başkanı General Kiba Sangari, 2019’un sonunda Mali ordusu unsurlarının ülkenin kuzeyinde konuşlandırılması sırasında şüphe uyandıracak bir karar almakla suçlandı. Ordu, Mali silahlı kuvvetlerinden, eski isyancı hareketlerin savaşçılarından ve hükümete sadık silahlı gruplarından eşit oranlarda, yeniden kurulan bir ordundan karma unsurları, ülkenin kuzeyindeki şehirlerde kademeli olarak yeniden konuşlandırıyor.

Kasıtlı engel
Fransız Haber Ajansı (AFP) tarafından bir kısmı yayınlanan BM raporu, bu karma tugayların bir kısmının 2 Eylül 2019 tarihinde resmi eğitimlerine son verildiğini belirtti. Ancak Genelkurmay’a görevlendirildiği yer hakkında Aralık 2019’da bilgi verildi. Rapor, bu gecikmeyi General Sangari’ye taşıdı. BM’ye göre çoğunluğu Mali’nin kuzeyinden olan askerlerin büyük kısmı, Bamako’da aileleri bulunmadığını ve asli bölgelerine geri dönmek için bir araca sahip olmadıklarını ifade etti. Bazılarının evlerine kendi başlarına dönmeye çalıştıkları da belirtilirken, 20 tanesinin halk otobüsü kullandığı kaydedildi. Bu askerler, Eylül 2019’un başlarında Bamako ve Gao arasındaki yolda silahlı kişiler tarafından kaçırılmıştı. Söz konusu gerçekler, planlamada ve hükümetin barış anlaşmasının uygulanmasını geciktirme taktiklerinde hatalar olduğunu gösteriyor.
Rapora göre, Genelkurmay Başkanı sıfatıyla ve Mali’nin merkez bölgesinden sorumlu General Sangari, tehdit ve saldırı hazırlıkları hakkında mesajlar aldı. Ancak birliğin, alternatif ulaşmadan ayrılmayacağı konusunda ısrar etti. Ogusago birimi, gün batmadan kısa bir süre önce yerinden ayrıldı ve  saldırı öncesinde yedek kuvvet yerini aldı. Rapora göre en az 35 kişi savunmasız vatandaş hayatını kaybetti.
BM raporunu hazırlayan uzmanlar, Mali istihbarat servisini ‘anlaşmanın uygulanmasını engellemeyi amaçlamakla’ suçladı. Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü’nün, 2016 yılında CNSP üyesi Azavad Kurtuluş Hareketi’nden parçalanmış gruplar kuran önemli isimleri finanse ederek, barış anlaşmasının ana tarafı Azavad Hareketleri Koordinasyonu’nun dağılmasına zemin hazırladığı kaydedildi. Uzmanlar, Devlet Genel Güvenlik Müdürlüğü’nün anlaşmayı imzalayan gruplarda iç bölünmeleri körüklediğini vurguladı. Genel Güvenlik Müdürlüğü Başkanı General Musa Divara da zimmete para geçirme operasyonuna şahsen müdahale etmekle suçlandı.

En kötü saldırı
Öte yandan Mali ordusu, 3 Eylül Perşembe günü ülkenin merkezinde yer alan Gir kasabası yakınlarında düzenlenen bir saldırıda yaklaşık 10 askerinin öldürüldüğünü açıkladı. Söz konusu saldırı, Mali’deki silahlı kuvvetlere karşı 18 Ağustos’taki askeri darbeden bu yana en kötü saldırı oldu.
Ordu, cuma günü Twitter’da bölgeye takviye kuvvetler gönderdiğini duyurdu.



Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, halka genel seferberlik ve ulusal teyakkuz çağrısında bulunarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine katılmalarını, Husi milislerine karşı cumhuriyetlerini ve ulusal kurumlarını savunmaya katkı sağlamalarını istedi.

El-Alimi, 26 Eylül Devrimi’nin yıl dönümü dolayısıyla halka hitaben yaptığı konuşmada, kandırılarak Husilerin saflarına katılanların cumhuriyet ve anayasal meşruiyet saflarına güvenli şekilde dönmelerinin önünü açtığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Alimi, dün itibarıyla Husiler safında savaşmayı veya onlar adına çalışmayı bırakanların anayasa ve yasalar uyarınca aftan yararlanacağını belirtti.

Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen ve Kızıldeniz’de güvenlik ve istikrar isteyen ülkelere “halkımızın, hükümetimizin ve silahlı kuvvetlerimizin yanında durmaları ve ülkemizi milislerden kurtarmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona destek vermeleri” çağrısında bulundu.

El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinin “yalnızca Yemen’in değil, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelerin çıkarına olduğunu” belirterek, “Husi projesinin topraklarımızı ve kıyılarımızı Yemen’in ve tüm bölgenin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdide dönüştürmeyi amaçladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı, devletin hedefinin herkes için açık olduğunu vurgulayarak, bunun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, ulusal toprakların tamamında egemenliği yeniden sağlamak ve nihayetinde Sana’ya ulaşmak” olduğunu ifade etti.


İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.