Dünyayı yok etmeden nasıl beslenebiliriz?

Dünyayı yok etmeden nasıl beslenebiliriz?
TT

Dünyayı yok etmeden nasıl beslenebiliriz?

Dünyayı yok etmeden nasıl beslenebiliriz?

İklim değişikliğinin neden olduğu zorluklar, 2050 yılına kadar on milyar kişiye ulaşması beklenen yeryüzünün artan nüfusu ve 2 milyardan fazla insanın güvenli, besleyici ve yeterli gıdaya düzenli olarak erişemediği göz önüne alındığında insan oğlunun karşı karşıya olduğu en büyük zorluğun, sayıları giderek artan bu insanlara yiyecek sağlamak olduğu aşikar. Bu yüzden, uluslararası laboratuarlardaki bilim insanları, dünyayı bu risklerden kurtarabilecek yeni çözümler bulmaya çalışıyorlar.
Bu makalede, Suudi Arabistan’da, özellikle Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde (KAUST) çalışmalar yapan bilim insanlarının, dünyayı yok etmeden 2050 yılına kadar üç milyar insanı sürdürülebilir bir şekilde besleyecek yeterli gıda üretme hedefine ulaşmak için yaptıkları araştırmaların ve yürüttükleri projelerin bazılarını aktaracağız.

Araştırmalar ve projeler
Bu konuda Suudi Arabistan’da yapılan araştırmaların ve projelerin ilk adımı, kariyerini dünyanın artan nüfusunun yeterli gıdaya ulaşmasına yardımcı olacak çalışmalar yapmaya adayan bilim insanlarından biri olan KAUST Çöl Tarımı Merkezi (Center for Desert Agriculture) Direktörü Profesör Rod A. Wing tarafından atıldı.
Wing'in araştırması, dünya nüfusunun yarısından fazlasının temel gıda maddelerine güvenli erişim sağlamada büyük önem taşıyan pirince odaklanıyor. Araştırmanın önceliği, daha az su, gübre, böcek ilacı ve daha küçük arazi kullanarak daha yüksek besin değerine sahip ve daha kaliteli yeşil pirinç çeşitlerinin yetiştirilmesidir. Wing'in projelerinden biri, tuzlu suda yetişebilen yabani bir pirinç türünü tüketim için uygun hale getirilmesi, bir diğeri ise üretilen ve yabani pirinç çeşitleri hakkında elde edilen büyük miktarda genetik bilginin analiz edilmesidir. Bu sayede dijital bir gen bankası oluşturmak için kullanılabilecek referans genomların oluşturulması planlanıyor. Wing'in şu anda kurmakta olduğu dijital biyoloji grubu, daha sürdürülebilir ve dayanıklı pirinç çeşitlerinin yetiştirilmesini hızlandırmak için bu bankadan elde edilen verileri pirincin genetik özelliklerine ilişkin diğer mevcut verilerle karşılaştıracak.

Daha güçlü bitkilerin yetiştirilmesi
Wing’in meslektaşı olan KAUST Çöl Tarımı Merkezi Direktör Yardımcısı Profesör Mark Tester ise, arpa, domates ve kinoa bitkilerinin tuz stresine karşı tolerans mekanizmalarının özellikleriyle ilgili genleri belirlemek için DNA’larını inceliyor. Tester’ın araştırma ekibi, arpa bitkisindeki tuz stresine karşı toleransından sorumlu genleri belirlemiş durumda. Ekip, üretilen çeşitlerden birini birkaç yabani çeşitle melezleyerek yetiştirilen bir grup arpayı incelerken, şu anda bu genleri ticari arpa çeşitleriyle melezlemeye çalışıyor. Kinoa bitkisi üzerinde çalışmalarını yürüten araştırma ekibi ise hem daha lezzetli hem de daha güçlü bitkiler ve tohumlar üretmeyi hedefliyor. Kinoa bitkisinin yüksek besin değerine sahip olmasının yanı sıra tuzluluk oranı yüksek topraklarda ve yüksek rakımlarda yetiştirilebildiği biliniyor. Prof. Terter’ın çalışması, gıda güvensizliği sıkıntısı çeken ülkelerde alternatif bir temel ürün olarak kinoa üretilmesine yardımcı olabilir.
Tester’ın ekibi aynı zamanda mahsulleri kısmen tuzdan arındırılmış suyla sulamaya ve tuzdan arındırma maliyetlerini azaltmanın yollarını araştırıyor. Ekip böylece sürdürülebilir ve ekonomik olarak uygulanabilir bir sulama sistemi oluşturmaya çalışıyor. Bu çalışmanın getirdiği erken başarı Prof. Tester’ı, seralara ve balık çiftliklerine, tuzlu su kaynaklarından ve seyreltilmemiş deniz suyuna dayanan soğutma sistemlerinden yararlanılarak daha az su ve enerji ile mahsul üretimini artırmak amacıyla geliştirilen en son teknolojiyi sunan ziraat mühendisi Ryan Lefers ile işbirliğinde Red Sea Farms adlı bir şirket kurmaya itti.
Prof. Tester, çalışmalarıyla ilgili şunları söyledi:
“Gıda üretim sistemlerimizin sürdürülebilirlik seviyelerini yükseltmek istiyorum. Bunu yapmanın yollarından biri de tatlı su kullanımını azaltmaktır. Gıda ve su güvenliği sosyal, politik ve çevresel düzeyde oldukça büyük önem taşıyor. Bu konuda sadece küçük bir adım atabilirim. Bu yüzden elimdeki bu fırsatı boşa harcamak istemiyorum. “

Hassas tarım
KAUST Su Arıtma ve Yeniden Kullanım Merkezi (WDRC) Direktör Yardımcısı olan Çevre Bilimi ve Mühendisliği Bölümü Profesörü Matthew McCabe, Prof. Tester’ın binlerce farklı tesisten, özel donanımlı insansız hava araçları (İHA) kullanarak veri toplamasına yardımcı oluyor. Prof. McCabe, Suudi Arabistan'daki tarım faaliyetlerini izlemek için söz konusu İHA’ları bir ‘ayakkabı kutusundan’ daha büyük olmayan ticari uydularla birlikte kullanıyor. Prof. McCabe’in ekibi, şuan her mahsulün yetiştirilmesinde ayrı ayrı ne kadar su kullanıldığını belirlemek için toplanan verileri analiz ediyor. Bu verilerin, Suudi Arabistan’ın su kaynaklarını yönetmesine yardımcı olma konusunda büyük öneme sahip olduklarını vurgulayan Prof. McCabe ve ekibi aynı zamanda Çevre, Su ve Tarım Bakanlığı'nda ülke genelinde yapılan tarım faaliyetlerindeki su kullanımını haritalamak için yürütülen bir projede yer alıyor.
Prof. McCabi ve ekibi tarafından İHA’lar ve uydular aracılığıyla toplanan veriler, çiftçilerin tarlalarının verimli alanlarını işlemesine, para ve kaynak tasarrufu yapmasına ve daha kaliteli mahsuller yetiştirmesine olanak tanıyan hassas tarım kavramının gerçeğe dönüşmesine yardımcı olabilir.
Ancak tüm bu gelişmelere, veri miktarındaki büyük bir artışın eşlik ettiğini vurgulayan Prof. McCabe, bu zorluğun üstesinden gelmek için şu anda çok sayıda veri kümesinden bilgi çeken makine öğrenimi (Machine Learning-ML) tekniklerini kullandıklarını, böylece bu verilerin daha sonra tarımsal sistemlerin yönetimine ve işletilmesine rehberlik etmek için kullanılabileceğini belirtti.
Prof. McCabe’in ekibi aynı zamanda yüksek çözünürlüklü uzaktan algılama verilerini, hava durumu tahminlerini ve en son ürün yetiştirme modellerini birleştirerek mahsul üretkenliği ile ilgili tahminleri geliştirmenin yollarını araştırıyor. Prof. McCabe bunun ilgili olarak, “Gerçek hasattan haftalar veya aylar önce mahsul verimini tahmin edip edemeyeceğimizi görmeye çalışıyoruz. Bu çabaların gıda güvenliği alanında doğrudan uygulamaları bulunuyor. Çünkü artık sezon sonu mahsul verimini doğru bir şekilde tahmin edemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Hurma ağaçları ile ilgili araştırmalar
Tarımsal sürdürülebilirliğin iyileştirilmesinin bitki biliminin güçlü bir temel anlayışı olması sebebiyle Bitki Bilimleri alanında araştırmalar yapan Doç. Dr. İkram Blilou ve ekibi tarafından yapılan çalışma, bu alanda büyük önem taşıyor. Bitkiler hakkında yaptığı temel araştırmanın ana itici gücünün merak olduğunu söyleyen Doç. Dr. Blilou ve ekibi, kök sistemlere odaklanarak bitki büyümesiyle ilgili biyolojik süreçleri anlamaya çalışıyor. Blilou ve ekibinin bu çalışmasının önemli uygulamaları olabilir. Örneğin, Blilou ve ekibi, belirli bitki genlerinin bitkinin büyümesini nasıl iyileştirilebileceğini ve yıllık olarak on milyarlarca dolara mal olabilen tarımsal kayıplara neden olan çürüme gibi durumlara karşı bitkilerin kendilerini savunma yeteneklerinin nasıl geliştirilebileceğini araştırıyor.
Bununla birlikte hurma ağaçlarının genomunu inceleyen Doç. Dr. Blilou, bu bitkilerin kurak topraklara ve yüksek çöl sıcaklıklarına nasıl uyum sağladığını anlamaya çalışıyor. Araştırmacı, bu araştırmanın, hurma ağaçlarının büyümesinde ve üretiminde bir dönüm noktası oluşturacak bilgiler vereceğini ve bunun da diğer mahsullerin su çıkarmasına ve tutmasına yardımcı olabileceğini umuyor.

Tahıl ürünlerinin iyileştirilmesi
Doç. Dr. Blilou, KAUST'ta Bitki Bilimleri Profesörü olan Salim Al-Babili tarafından yürütülen bazı temel araştırmalara da yer alıyor. Prof. Babili ve Doç. Dr. Blilou, özellikle fotosentetik organizmalarda hayati fonksiyonları yerine getiren pigmentler olan karotenoidlerin (carotenoids) bitkinin gelişimindeki rolü ile ilgili bir araştırmada, tahıl ürünlerinin büyümesini iyileştiren bir karotenoid metabolitini keşfetmek üzere birlikte çalıştılar. Bununla birlikte mahsul için oldukça tehlikeli olduğu bilinen, mahsulü sudan ve hayati besin maddelerinden yoksun bırakan ve yıllık yedi milyar dolar üzerinde kayba neden olan Striga cinsi menekşe otunun neden olduğu bitki hastalığıyla ilgili bir çalışma yürütüyorlar.
Prof. Babili ayrıca, çevredeki toprakta nitrojen bulunmadığında tutmuş bitki köklerinin oluşumunu düzenleyen bir karotenoidden türetilen başka bir metabolit keşfetti. Bu çalışmasında Duke Üniversitesi ile işbirliği yapan Prof. Babili, ‘beta-Cyclocitral7’ adı verilen karotenden türetilen bir metabolitin, kök büyümesinin bir düzenleyen bir madde olarak hareket ettiği ve bitkinin tuz stresine karşı toleransı sırasında tahılın büyümesini iyileştirdiği sonucuna vardı.
Prof. Babili konuyla ilgili şunları söyledi:
“Bu araştırma, insan oğlunun hayatta kalmasına yardımcı olacak temel bir çalışmadır. Pratik uygulamaların ortaya konulmasını sağlayan büyük buluşları ve keşifleri müjdeleyen birçok temel araştırmayla ilgili örnekler var. Şu anda iyi deneyimler elde edildiğini ve aynı zamanda bu deneyimleri yerinde anında analiz etme imkanı olduğunu görüyoruz.”



Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy