Sergen Yalçın: Transferde tüm gücümüzle çalışıyoruz

Sergen Yalçın: Transferde tüm gücümüzle çalışıyoruz
TT

Sergen Yalçın: Transferde tüm gücümüzle çalışıyoruz

Sergen Yalçın: Transferde tüm gücümüzle çalışıyoruz

Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, transferde acele etmediklerini belirterek, “Camiamızı zora sokmak istemiyoruz. Geleceğimizi karartmak istemiyoruz. Yavaş yavaş hepsi olacak” dedi. Balotelli ismine onay vermediğini belirten Yalçın, “Beşiktaş’ın santrforunu TV’den izleyip alamazsınız. Soru işareti olan biri isim alamayız. O yüzden bu bölgede ağır hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.
Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, Nevzat Demir Tesisleri’nde bir basın toplantısı düzenledi. Takımın son durumu, transferler ve gelecek planları hakkında konuşan Yalçın, “Uzun zamandır konuşmuyordum. Sezon başlamadan böyle bir toplantı düzenleyelim dedik. Yeni sezon planlaması, kulübün ekonomik durumu, federasyonun kısıtlamaları, transfer durumlarını konuşarak futbol camiasına doğru ifadeler vermek istedik. Değişik haberler dönüyor. Bütün takımları zorlu bir süreç bekliyor. Kadro kurma, transfer yapma anlamında zorluklar çekiyoruz. Her türlü konuya açıklık getirmek istiyorum” dedi.

“Burak giderek elimizi rahatlattı”
Transferde bütçe planlaması dahilinde dikkatli adımlar attıklarını belirten Yalçın, “Geçen sezon bittikten sonra takımımızın yüzde 70’i ayrıldı. İki oyuncumuz feshetti. Kiralıklar gitti. Boşa çıkanlar da gitti. Burak Yılmaz haricinde gidenler bizim kontrolümüzde değil. Burak ayrılarak kulübe ekonomik olarak katkı sağladı. Elimizi rahatlattı. Bazı oyuncularımızın gitmesi gerekiyor. Bütçe kısıtlaması var. 3 sene önce 100 milyon olan bütçe limitimiz 30 milyon Euro civarında. Ekonomik olarak bu zorluğu yaşıyoruz. Transfer yapmakta zorlanıyoruz. Sezon bittiğinde 8-10 oyuncu istediğimi belirtmişti. Hala da arkasındayım. Alacağımız 4 oyuncu taraftarımızı heyecanlandıran oyuncu olması lazım. Diğerleri de alternatif olması. Tabi bütçeye de uymamız lazım. Aldığımız isimlerin bütçesi camiaya çok uygun. Bir ağırlık yok. Transfer döneminde eleştiri alıyoruz ama bu çok normal. Transferin bitmesine daha süre var. Görüşmeler yapılan isimler var, takıma katılacak isimler var. Biraz sabretmemiz gerekecek. Pandemiden sonra beklenen bir durum değildi bu ekonomik şartlar. Elimizden geldiğince, caimanın menfaatleri için buna uymalıyız. Transferde evet biraz gerideyiz ama zamanla arayı kapatırız” ifadelerini kullandı.
PAOK maçında rakiplerinin kendilerinden daha iyi olduğunu söyleyen Yalçın “Sezonu 3. sırada bitirdik. Ulaşabileceğimiz pozisyona ulaştık. Ama sezon bittikten sonra Şampiyonlar Ligi ön eleme maçını oynamamız gerekiyordu. Eylülde oynamamız gereken maçı pandemi nedeniyle erken oynadık. Hazırlıksız yakalandık. PAOK maçında eleştirildik evet saha içi organizasyonumuz kötüydü. 3-4 günlük antrenmanla maça çıktı. Zordu takımı maça hazırlamak. Daha iyi hazırlanabilirdik, turu geçebilirdik ama bu futbol. Rakibimiz bizden daha hazırdı. Son oynadığımız Sivas ve Antalya maçlarımız daha iyiydi. Gençleri gördük. İyi hazırlık maçları oynadık” şeklinde konuştu.

“Onay vermediğim tek isim Balotelli”
Balotelli transferine onay vermediğini açıklayan Yalçın, “Sürekli ‘Hoca basın aracılığıyla mesaj verdi’ diyorlar. Böyle bir şey yok. Yönetimle planlama içindeyiz. Tek olmaz bu. Ben oyuncu bazında konuşuyorum, onlar mali bazda. Sezon bitiğinde planlamamızı yaptık. Her şey istediğiniz gibi gitmiyor. Ama biz yönetimle birlikte işletiyoruz bu işi. Transfere sadece onayı ben vermiyorum. Vermediğim tek onay Balotelli idi. Balotelli’nin soru işaretleri vardı bende. Net oyuncu değildi. Ben bu sorumluluğu alamazdım. Siz sorumluluk almak istiyorsanız alabilirsiniz dedim: Ortak karar vermeye çalışıyoruz. Kendi önerdiklerimiz var yönetimin önerdiği isimler var. Kapasitesi varsa, mali olarak uygunsa kapımız her oyuncuya açık. Biz transferde ortak karar veriyoruz. Kolay değil yüksek bütçeli oyuncuları almak. Kontratlar 4 sene 5 sene olanlar. Biraz sabır ve zaman istiyor. Yönetimle elimizden geleni ortak kararlarla yapıyoruz. Bu sene aldığımız oyuncuların bütçeleri ortada. Kimseye yüksek rakam vermedik. Anadolu takımlarında ne alıyorlarsa onu verdik. Olması gereken, oynayabilecek isimleri aldık. Atakan’ı aldık. Adin döndü. Altyapıdan 4 isim çıkardık. Altyapı konusunda eleştiri alıyorum bu doğru değil. Geçen sene kimleri oynattığım ortada. Genç isimleri zaman zaman kullanıyorum. Gençlere değer veriyoruz, yetiştirmek istiyoruz. Ama burası PAF takım da değil. Büyük camia. Hedefe oynayan bir takım olacağız. 50 maçı oynayacak bir kadroya sahip değilim ama daha görüştüğümüz isimler var. Başkanımız ve yönetim ellerinden geleni yapıyor. Kısa zamanda umarım 3 kulvarda mücadele edecek geniş bir kadroyu yapabiliriz Bölgesel olarak sıkıntı yaşadığımız yerler var. Görüşmeler sürüyor. 6 oyuncu olmaz da 5 oyuncu olur. Rakamlara takılmamak lazım. Belki içeriden diğer isimlerle alternatif oluştururuz. Olması gerek net olan mutlaka hedef koyabileceğimiz oyuncular almalıyız. Bizi hedefe götürecek 3-4 net kreatif isim almalıyız. Bunun için de yönetim tüm gücüyle çalışıyor” şeklinde konuştu.

“Beşiktaş’ın santrforunu TV’den izleyip alamazsınız”
Golcü transferi için dikkatli davrandıklarını belirten Yalçın, “Santrfor transferi yapılmalı. Santrfor bizim için çok önemli. Bu bölgede hata yapamayız. Montero savunma için alındı. Gelecek vaat eden oyuncu listesi için aldık. Maliyeti yüksek değil. Alacağımız santrforun maliyeti yüksek olacak. Beşiktaş’ın santrforunu TV’den izleyip alamazsınız. Soru işareti olan biri isim alamayız. O yüzden bu bölgede ağır hareket ediyoruz. Balotelli’ye o yüzden onay vermedim. Geçen sene bir sürü maçta ceza aldı. Bize daha net, maçı kazandıracak, gol atacak isim lazım. Larin’den de memnunuz. Çok iyi döndü ama o bölgeye mutlaka bir isim almamız gerekiyor. Sağ bekimiz yok. 4-5 bölgede sıkıntılarımız var. Heyecanlanmamız için, taraftarı heyecanlandırmamız için bazı isimlerle görüşüyoruz. Acele etmememiz gerek. Camiamızı zora sokmak istemiyoruz. Geleceğimizi karartmak istemiyoruz. Yavaş yavaş hepsi olacak. Bu süreç bizi biraz zora sokacak ama önümüz aydınlık. Santrfor oyuncusu aldığımızda tartışılmayacak bir isim olmalı. Neden koşmuyor neden gol atmıyor denmemesi lazım. Şampiyonluk için en önemli bölgelerden birisi santrfor” dedi.

“Övgüyü aldığımız gibi eleştiriye de açık olmalıyız”
Gitmesini istemediği tek isimin Elneny olduğunu ifade eden tecrübeli çalışırıcı, “Rıza Çalımbay ile Fatih Aksoy konusunda konuşmadım. Fatih yetenekli bir isim ama bence çok fazla takılıyoruz. Bir karar verdik ve uyguladık. Bazı transferleri, takasları yapmak zorundayız. Sezon sonunda söyledim belki bazı kararlarımız eleştirilecek ama yapmak zorundayız. Fatih konusunun neden bu kadar gündeme geldiğini anlamıyorum. Sivas’ın da Fatih konusunda bize bir teklifi olmadı. İnşallah Fatih iyi yerlere gelir. O bölgemiz dolu. Biz Fatih’i kadromuzda düşünmedik ve böyle bir karar verdik. Maçlar kaybedebiliriz ama niye böyle yaptık, niye böyle oldu gibi söylemlere girmemeliyiz. Hepimiz insanız, bazen doğru bazen yanlış yaparız. Keşke gitmesin dediğim oyuncu Elneny. Merkezde çok faydalı olabilecek bir oyuncu. Elneny’in rakamları çok yüksek. Arsenal’in oyuncusu zaten. Giden isimlerin rakamları çok yüksek. Belli bütçelerin üstünde isimlerdi ve gitmeleri mali açıdan bize katkı sağladı. TFF’nin bütçesi için bunların ayrılması lazımdı. Onları takımda tutmamız mümkün değil. Fena oyuncular değildi ama bazı şeyleri yapmamız gerek. Sonuçta performanslar bizi eleştirecek ama yaptığımız işin karşılığı bu. İşler iyi gittiğinde övgüyü alıyorsak, kötü gittiği zaman eleştiriye de açık olmalıyız. Taraftarımızın bilmesi gereken şu; camiamızın sağlıklı gitmesi için elimizden geleni yapıyoruz” şeklinde konuştu.

“Kaleci transferi düşünmüyoruz”
PAOK maçında Douglas’ın neden oynatmadığını açıklayan Yalçın, “Douglas ile hafta içi maçtan önce konuştum. Hazır mısın diye sordum. O da kendini hazır hissetmediğini söyledi. Doğru bir tavır sergiledi bence. Sakatlıktan çıkmıştı. Ben de oynatmadım. Dorukhan gibi, Larin gibi aylardır maç oynamayan isimler vardı. Ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Planlamadığımız bir Şampiyonlar Ligi maçıydı. Keşke ligi 4. bitirseydik direkt UEFA Avrupa Ligi'ne gidecektik. Şimdi eleme oynayacağız” dedi.
Kaleci transferi düşünmediklerini de belirten Yalçın, “Kalede hiçbir sıkıntımız yok. En rahat yerimiz kale. Utku iyi bir kaleci. Ersin’e de çok güveniyoruz. Kaleci transferi hiç düşünmüyoruz. Herkes yabancı kaleci diyor ama biz iki isme de güveniyoruz. Kaleci transferi yapmayacağız. Ersin ve Utku ile devam edeceğiz. En güvende olduğumuz bölge şu anda kale” açıklamasını yaptı.

“Aboubakar’ın ciddi sakatlık problemi var”
Aboubakar’ın listelerinde olduğunu belirten Yalçın, “Aboubakar, Cisse, Kalinic, Ze Luis isimleri doğru. Birkaç isim de var. Aboubakar iyi bir oyuncu. Camiamızı bilen bir isim. Ama ciddi bir sakatlık problemi var. Sakatlıktan geçer mi geçemez mi onu bilmiyorum. Bunlardan biri de olur başka da olabilir. Ama mutlaka biri olmak zorundu” şeklinde konuştu.

“Gençlere gereğinden fazla değer veriyorum”
Gençlere değer veren bir hoca olduğunun altını çizen Yalçın, “Genç oyuncular hakkında eleştiri almam enteresan. Geçmişteki hocaların gençlere verdikleri sürelere bakarsınız net bilgi sahibi olabilirsiniz. Kartal Rıdvan, Atakan, Güven, Alpay, Ersin, Utku gibi isimler var. Biz PAF ligine hazırlanmıyoruz. Şampiyonluğa oynayan bir camiayız. 10-12 genç isimle çalışıyoruz. Sol bek, kaleci 19 yaşında. Kartal, Erdoğan 20 yaşında. Bana yapılan eleştirilere anlam veremiyorum. Fatih takasını yaptık ilginç şekilde eleştirildim. Altyapıya ne kadar değer verdiğim ortada. Mehmet Ekşi’yi getirdik. Perşembe günü onunla da bir toplantımız var. Altyapıya ve gençlere verilmesi gerekenden daha fazla değer veriyoruz. Benden önce bu konu hiç konuşulmuyordu, ben geldim bu konular açıldı. Burası büyük bir camia. Hedefleri olan bir camia. 15-20 genç oyuncuyla da sezona başlayamayız” ifadelerini kullandı.

“Quaresme planlarımız içinde yok”
Portekizli yıldız Ricardo Quaresma transferini düşünmediğini belirten Yalçın, “Quaresme’nın ihtimali yok. Hiç konuşmayalım bile. Biz yaş sınırını aşağıya düşürmeye çalışıyoruz. Quaresma iyi hizmetler verdi, ben de iyi hizmetler verdim oynadığımda. Quaresma önemli bir oyuncu, iyi hizmetler verdi ama bitti. Planlamamız içinde kesinlikle yok. Gökhan Töre ile ilgileniyoruz. Kendisiyle de konuştum. Malatya ile sorunu çözerse ona kapımız açık. N’Diaye de planlarımız arasında yok. Yaşı belli seviyenin üzerindeki isimleri kadromuza katmak istemiyoruz. Belki santrfor bölgesi bu kriter içine girebilir. 32-33 yaş bandında isimler istemiyoruz ama santrfor için böyle bir açık bırakabiliriz. Merkezde oynayacak oyuncularımız var. Necip bizim için önemli bir oyuncu. Örnek bir isim. Onu her bölgede kullanabiliriz. Açıkları kapatan biri isim. Şu an sağ bek oynatıyoruz. Orta sahamız kalabalık. Belki bir 6 numara planlamamız olabilir. Atiba’yı biraz dinlendirmemiz lazım. O bölgeyi Dorukhan ve Oğuzhan ile planlıyoruz” diye konuştu.

“Souza sıcak baktığım bir isim”
Fenerbahçe’nin eski oyuncu Josef de Souza’ya sıcak baktığını açıklayan Yalçın, “10 numara oynayan bir isimi kenarda kullanamayabiliriz. Orta sahada 6-8-10 gibi ayrım yapmıyoruz. Kimin oynadığı değil önemli olan kimin ne yaptığı. Bizim istediğimizi yapması önemli. Bunun için kimin oynadığı değil ne verdikleri önemli. Orta alanda da elimizdeki isimlerin hepsi oynayacak. 50 maçlık periyot var. Josef de Souza konusunda net bir şey yok. Olabilir. Sıcak baktığım bir oyuncu. Bizim kalitemize uygun bir isim. Şartlar uygun olursa değerlendirebiliriz. Bir takım kurarken, buraya 20 tane yetenekli oyuncu alamazsınız. 20 genç alamazsınız. Yetenekli isimler vardır, koşan vardır. Dişlide çok değişken isimler olmalı. Necip bizim için tamamlayıcı bir isim. Eksik bölgelerde kullanabiliriz Necip’i. Necip’e gereksiz tepkiler yapılıyor. Biz ona değer veriyoruz. Yeni dönem için çok ciddi indirim yaptı. Necip’ten başka indirim yapan isim de yok. Kapasitesi sınırlı mı evet ama takımda böyle isimlere de ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

“Bu camiada kontrat konuşmam”
Beşiktaş ile kontrat konusunu asla konuşmayacağını söyleyen Yalçın, “Beşiktaş ile benim kontrat yapma gibi durumum yok. Bir tazminatım falan da yok. BJK camiası istediği sürece buradayım. Kontrat benim için bir şey ifade etmiyor bunu başkana da dedim. İmza törenine 25 bin taraftarın geldiği bir hocanın kontrata ihtiyacı yok. Basında ilginç bir algı yapıyorlar, ‘Hoca yönetime mesaj gönderdi’ diye. Ben her gün oturup konuşuyorum yönetimle, ne mesajı? Hoca onay vermedi diyor. Belli kısıtlamalar var zaten. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yorum yapmak için çok erken. Geldiğimizde negatif bir hava vardı, onu pozitife çevirdik. Geçen sezonu iyi bir şekilde bitirdik. Takıma Avrupa heyecanı verdik. Bizim ana hedefimiz Türkiye şampiyonluğudur. Sonra Türkiye Kupası geliyor. Daha sonra Avrupa maçlarımız var. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Acele etmeden ben, başkan, yönetim çalışıyoruz. Bu sene 40-50 maç oynayacağız. Önemli olan son periyotta güçlü olmak. Ligin ne olacağı belli olmaz” dedi.

“Rakiplerimizin güçlendiği doğru”
Transferde sayının çok önemli olmadığını vurgulayan Yalçın, “Rakiplerimizin güçlendiği doğru. Fenerbahçe biraz fazla transfer yaptı. Biraz onların gerisindeyiz baktığımız zaman. Önümüzde zaman var. Görüştüğümüz oyuncular var. Genç ve alternatifli bir kadro istiyoruz. Ligin ikinci yarısında 3 günde bir maç oynayacağız. Yavaş yavaş kadromuzu kuracağız. Birileri illa ki gelecek. Ayrılacak isimler de olacak. Umarım 2-3 haftalık sürede bu değişimi yaparsak elimiz güçlenecek. Sayı çok önemli değil. 7 deriz 6 olur. Ama 4-5 oyuncuya ihtiyacımız kesinlikle var” değerlendirmesini yaptı.

“Vida ve Ljajic’ten indirim talep edildi”
Adem Ljajic ve Vida’dan indirim talep ettiklerini dile getiren Yalçın, “N’Koudou için kronik sakat dedim ama ağzımdan çıktı o. Tam bilmiyorum onu. N’Koudou iyi bir oyuncu ama sürekli sakatlık yaşıyor. Ama tüm sezon boyunca onu kullanamayız. Geçen sene sakatlıklarını gördük. İyi ve hızlı bir oyuncu. Ondan maksimum seviyede yararlanacağız. Şu an sakatlığı var, Trabzonspor maçında olmayacak. Sezon içinde en maksimum etkiyi almak istiyoruz. Adem Ljajic ve Vida, ikisi de bizle beraber. Planlarımızın içinde varlar. İki oyuncunun da bütçesi yüksek. Yönetim biraz indirim talep etti. Umarım yanıt verirler bu talebe” şeklinde konuştu.



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM