Cezayir Bakanlar Kurulu, önümüzdeki günlerde Meclis’e ve ardından 1 Kasım’da referanduma sunulması beklenen anayasa değişiklik taslağını onayladı. Cumhurbaşkanlığı, “halk hareketinin dile getirdiği değişiklik talebini yansıtıyor” sözleriyle taslağı savunurken, muhalefet ise taslağı “rejimin ömrünü uzatma planı” olarak niteliyor.
Mart ayında belgenin ilk hali üzerinde önerilerde bulunan binden fazla siyasi ortağa belgenin son halinin sunulması bekleniyor. Taslak bu adımla birlikte son dönemece girmiş oldu. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un Derneklerden Sorumlu Danışmanı İsa bin el-Ahdar, dün devlet radyosuna yaptığı açıklamalarda, referandumun “geçen yıl Cezayir halkının, halk hareketiyle deneyimlediği değişim sürecinde ikinci adımı” temsil ettiğini söyledi. Geçen yılın sonlarında düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçimlerini değişim yolunda atılan ilk adım olarak niteleyen Ahdar, değişim sürecinin tamamlanması için halkın 1 Kasım’da düzenlenecek referanduma güçlü bir şekilde katılım göstermesi gerektiğini vurguladı.
Ahdar, “Ülke referandum yoluyla ve yeni anayasaya ‘evet’ diyerek, mevcut aşamanın hukuki ve kurumsal sistemlerine ayak uyduracak. Bu da hızlı bir şekilde yasa değişikliği ve ruhsuz hale gelen kurumların yenilenmesi aşamasına geçiş anlamına geliyor” dedi. Ahdar, “ruhsuz hale gelen kurumlar” ifadesiyle, mahkemelerin Eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika döneminin bakanları ve iş insanlarının yolsuzluk ve kamu mallarını gasp etme skandallarını ortaya çıkarmasına işaret ediyor. Cezayir halkı, geçen çarşamba milletvekili ve iş insanlarının duruşmalarıyla ilgili gelişmeleri şaşkınlık içinde takip etti. Nitekim Meclis’te çoğunluğa sahip Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) 2017 parlamento seçimlerinde partiden aday olmak isteyen kişilere yüklü miktarda rüşvet ödeme şartı koştuğu ortaya çıktı.
Gözlemciler, anayasa değişikliği taslağında, Cezayir ordusunun barışı korumak amacıyla ülke dışındaki operasyonlara katılmasının önünü açan maddenin önemine dikkat çekti. Sol görüşlü İşçi Partisi, söz konusu maddeye “orduyu uluslararası krizlere sürükleyeceği” gerekçesiyle karşı çıktı. Değişiklik taslağında ayrıca Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı makamının ihdas edilmesi ve halk hareketinin talebi uyarınca Adalet Bakanı’nın Yüksek Yargı Konseyi’nin kuruluşunda herhangi bir müdahalede bulunmamasını öngören maddeler yer alıyor.
Cezayir’de aylık yayımlanan Ordu Dergisi’nin Eylül sayısında ordunun değişikliklere nasıl yaklaştığını gösteren yazılara yer verildi. Dergideki bir yazıda “Kapsamlı ve köklü değişim treni fiilen harekete geçti. Sosyal gerilimi ve ulusal istikrarsızlığın körüklenmesi ve koronavirüs gibi engellere maruz kalmasına rağmen (değişim treni) kararlı adımlarla yolu açıyor” ifadeleri kullanıldı.
Yazının devamında şu değerlendirmeler yer aldı:
“Koronavirüs salgını etkilerinin aşılması ve normal hayata dönüş çabalarının yanı sıra içi boş sloganlardan ziyade arzu edilen ulusal bir proje olarak Cezayir halkının yeni bir Cezayir inşa etme beklentisini somutlaştırmak için çalışmanın öne çıktığı toplumsal girişim açısından olağanüstü bir yıl olacak. Halkı kökü değişim haklarından mahrum etme ve devlet çarkını yeni bir yaklaşıma göre döndürecek ulusal yeteneklerin önünün açılmasını -ilerleme politikasından uzak bir mantıkla- engelleme girişimlerinin akıbeti fiyaskoyla sonuçlanacak. Cezayir girdiği yoldan asla geri dönmeyecek, çizilen hedeflere ulaşmak için kararlı olacak. Cezayir, Cumhurbaşkanı'nın seçilmesinden bir gün sonra açtığı atölyelerde en önemli önceliklerden birini somutlaştırmaya devam edecek. Cumhurbaşkanı, bu öncelikle, yeni Cezayir’in temellerinin atılması anlamına gelen anayasayı gözden geçirme, vatandaşların ülkesinin geleceği hakkında görüşünü dile getirmesine alan açma ve güçlü, kararlı ve istikrarlı bir Cezayir’in tuğlalarının güçlendirilmesine aktif olarak katılmasını hedefliyor.”



