ABD yaptırımlarının Etiyopya üzerindeki etkileri nedir?

Etiyopya, ulusal bir proje olarak Nahda Barajı’na bağlı (AFP)
Etiyopya, ulusal bir proje olarak Nahda Barajı’na bağlı (AFP)
TT

ABD yaptırımlarının Etiyopya üzerindeki etkileri nedir?

Etiyopya, ulusal bir proje olarak Nahda Barajı’na bağlı (AFP)
Etiyopya, ulusal bir proje olarak Nahda Barajı’na bağlı (AFP)

Mana Abdulfettah
ABD’nin Nahda (Rönesans) Barajı’nın Mısır ve Sudan ile anlaşma olmaksızın doldurulması sebebiyle Etiyopya’ya finansal yardımlarının bir kısmını askıya aldığını açıklaması sonrasında Etiyopya hükümeti, bu yaptırımların uzun sürmeyeceğini duyurdu. ‘Etiyopya- İsrail ilişkileri desteklenen ABD ve Etiyopya arasındaki yakın ilişkiler de dahil, çeşitli faktörler ve ABD’nin Somali’de DEAŞ ile mücadele etmek için Etiyopya ile işbirliği’ göz önüne alındığında Etiyopya, açıklamasını kendinden emin bir tavırla yaptı.
Etiyopya, ABD’nin yardım kesintilerine ilişkin kararını yeniden gözden geçirmesini beklerken, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin zarar görmemesini umuyor. Bu açıklama, Mısır’ın talebi üzerine ABD tarafından yürütülen ve bu yılın Şubat ayında sona eren arabuluculuk başta olmak üzere diğer çatışma taraflarının müdahalesine ilişkin Etiyopya’nın önceki çekincelerini de yeniden gündeme getirdi. Nitekim Etiyopya, ABD’yi Kahire’nin yanında taraf olmakla suçladı.

ABD desteği
Etiyopya, Nahda Barajı’nın müzakere pozisyonunu ele alırken, siyasi ve askeri durumların coğrafi durumla, jeolojik durumun etnik ve kültürel durumlarla karıştığı tarihi gerçekleri görmezden geldi. Mehmet Ali Paşa döneminde 1863 yılında Avrupalı gezginler Nil kaynaklarının keşfedilmesine yönelmiş ve bu ilgi, 1871 yılında ekvator yakınlarında Mısır bayrağını yükselten Hidiv İsmail Paşa dönemine kadar devam etmişti.
Etiyopya’nın inancı, İngiltere’nin Sudan’a yönelik sömürge politikasının Nil sularına odaklandığı ve bu inancın, Mısır ve Sudan arasında 1959 anlaşmasının imzalanmasıyla desteklendiği yönündeydi. Daha sonra Mısır, kaynak ülkelere danışmadan, fiili olarak 1960 yılında başladığı ve 1971 yılında resmi olarak açtığı Asvan Barajı’nı inşa etme kararı aldı. Bu karar, Nil Havzası bölgesinde birçok kargaşaya ve siyasi etkileşime neden oldu. Asvan Barajı projesine yanıt olarak Etiyopya, nehir üzerinde çalışmalar yapmak ve elektrik üretme olasılığını tartmak için 1960’larda ABD’nin desteğiyle Nil sularına yatırım yapmaya yöneldi. O dönemlerde Sovyetler Birliği’nin Mısır’daki Asvan Barajı inşasına verdiği destek ve finansmana karşılık Etiyopya’da iktidardaki Haile Selassie rejimini destekleyen ABD’nin hamlesi geldi. Sadece bu da değil, Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat’ın Aralık 1979’da Nil sularının bir kısmını Kudüs’e yönlendirme niyetini açıklaması sonrasında Mısır’ın Nil suları üzerinde egemenlik arayışı karşısında Etiyopya öne atıldı. Bu çerçevede Etiyopya, nehir yatağında askeri güçle değişiklik yapma tehdidinde bulundu.

İsrail’in tavrı
Etiyopya, güçlü konumunu 84 milyar metreküplük Mavi Nil’in tüm sularının, yani Nil Nehri’nin toplam suyunun yaklaşık yüzde 86’sının kaynağı olmasından ve aynı şekilde iç ve dış savaş durumundan kurtulmasından alıyor. Bin yılın ilk on yılında  ‘dünyanın en yoksul üçüncü ülkesi’ olarak adlandırıldıktan sonra ekonomik koşulları iyileşmeye tanık oldu. Aynı şekilde Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’ndaki stratejik deniz yolları boyunca, Afrika Boynuzu’nun önemli bir kısmında Etiyopya’nın konumu büyük bir öneme sahip. Dahası İsrail’in, kendisine tarihi bir müttefik olarak öne çıkması, gelecekteki çatışmalara karşı güçlü bir güvenlik vanası oluşturmasına hizmet etti. İsrail ayrıca Etiyopya’ya, su yönetimi, tarım, enerji, uzay ve teknoloji alanlarında destek vaatlerinde bulundu.
Etiyopya ile İsrail arasındaki tarihi ilişkilerin ve İsrail’deki Etiyopyalı Yahudiler kartının kullanılmasının yanı sıra Etiyopya’nın konumu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 2016’da “Afrika’ya Dönüş” sloganıyla açıkladığı stratejinin unsurlarından biri olarak ek güç kazandı. İsrail, baştan beri Etiyopya’nın hırsını ‘iki ülke arasındaki karşılıklı yarar ilkesiyle’ besledi ve bu genişlemenin başka bir boyutunu temsil etmek dışında Afrika Boynuzu’na yönelmedi.

Çift ilişkiler
Etiyopya’nın taktik uygulamaları yeni bir aşamaya tanık olurken, uluslararası müdahaleyi reddetme hususundaki tavrına uygun olarak Etiyopya, İsrail’den doğrudan yardım istemenin kendi çıkarına olmadığı düşüncesine yöneldi. Ancak 2018 yılında Mısır, İsrail’in yardımlarına başvurdu. Onu bu adımı atmaya teşvik eden şey ise, İsrail’in Mısır’dan, Filistinlilerin geri dönüş yürüyüşlerini durdurmak için Hamas Hareketi ve Gazze Şeridi’ndeki diğer gruplarla arabuluculuk yapmasını talep etmesiydi. Krizi çözmek amacıyla İsrail’e yönelik hamleler, üç ülke arasındaki Nahda Barajı krizini çözmek için Mart 2017’de Mısır ve Sudan’ı ziyaret eden ABD’nin Doğu Afrika İşlerinden Sorumlu eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Erik Stromeyer’in hamlelerini tamamlayıcı nitelikte kabul edildi. O dönemde Addis Abada’yı ziyaret etmeye hazır olmadığını duyurmuştu. ABD, daha sonra Etiyopya’ya, üst düzey bir heyete başkanlık eden ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Donald Yamamoto’nun ziyaretinden oluşan bir girişimde bulundu.
Etiyopya, Mısır’ın hamlesini ‘Nahda Barajı krizine herhangi bir uluslararası tarafın dahil olmasını reddetmesi nedeniyle’ bir meydan okuma olarak nitelendirdi. Etiyopya, Dünya Bankası’nın dahil olması önerisine de karşı çıkmıştı. Bu neden, diğer nedenlerin de yanı sıra Etiyopya’nın Mısır’ı ‘ciddi olmamakla’ suçlamasına yol açtı. Bu durum, daha önce Mısır’ın önerisinde ve Mısır- Sudan arasında imzalanan, (Sudan’a 18,5 milyar metreküp verilirken) Nil Nehri sularının yıllık 55,5 milyar küpünü Mısır’a sağlayan 1959 anlaşmasında da açıkça görülüyordu. Belki de Etiyopya ve Mısır arasındaki çifte İsrail ilişkisi, daha sonra müzakere maddelerini dağıtmış olabilir. Mısır’ın Etiyopya ile arabuluculuk yapma talebine ABD’nin verdiği destek karşısında İsrail’in yanıtı, Filistinlilerin geri dönüş meselesini de gündeme getirdi.

Terörle mücadele
Etiyopya, Somali’de eş-Şebab Hareketi, DEAŞ örgütü ve Etiyopya’ya uzantısına ve Afrika Boynuzu’ndaki kırılgan güvenlik durumu nedeniyle bu grupların artan etkisine karşı mücadele vermek için ABD ile ortak çalışıyor. Terörizm, ideolojik faktörlerin radikalizm yanlısı fikirlerle örtüşmesi ve sosyal, politik ve ekonomik eşitsizliklerden doğan genel tatminsizlik nedeniyle verimli topraklar buldu.
ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM), Somali’de radikalizm yanlılarına karşı onlarca hava saldırısı gerçekleştirdi. Ancak ABD’nin çabaları hala daha fazla genel desteğe ve Afrika Boynuzu’ndaki kargaşa mekanizmalarına göre denge bulmaya yönelik farklı bir yaklaşım benimsemeye ihtiyaç duyuyor.
ABD stratejisi, dünyanın birçok yerinde özellikle çatışma bölgelerinde genellenebilir görünüyor. Ancak Afrika Boynuzu’ndaki koşullar göz önüne alındığında uygulaması, uzun vadeli ekonomik, askeri ve siyasi nüfuzunun ve ayrıcalıklarının devamlılığını garanti edebilir.
ABD’nin ilişki yöntemi, terörizmle mücadelede Etiyopya ile işbirliğini durdurmanın etkileri konusunda uzun vadeli bir beklentiye yol açtı. Afrika Boynuzu’ndaki radikalizm yanlısı örgütlerin yayılma tehditlerinin etki düzeyi, şimdi ve gelecekte ABD’nin çıkarları üzerinde olabilir. Bu örgütlerin yetkililerinin, askeri güçle kaldırılabilecek olması ise tehlike oluşturuyor. Ancak zaman zaman çeşitli ve sofistike biçimlerde hala üretilmeye devam eden ideolojinin devamı nedeniyle de endişe aynı şekilde devam edecek.

Siyasi hamleler
Etiyopya’nın bu baraja bağlılığı ve Dünya Bankası’nın desteğini beklemeyi reddetmesi sonrasında bunu, iç kurumları ‘bağışlar ve ulusal yatırımlar için’ harekete geçiren ulusal bir projeye dönüştürmesinin yanı sıra Etiyopya, yerel tüketim için yeterli olan yaklaşık 6400 megavat elektrik üretme ve Sudan, Kenya ve Cibuti gibi komşu ülkelere elektrik ihraç etme hırsının bir nedeni olarak bu barajı pazarlıyor. Ancak uzmanlar, tahmini ihracat oranının bölgesel beklentilerin büyüklüğüne uymadığını belirtti. Nahda Barajı projesi, Afrika ülkelerindeki çatışmaların enkazından ortaya çıkan kalkınma projelerinin diyalektiğini ve bunları ulusal duygularla silahlandırma gayretini yansıtıyor. Bu noktada bu projelere bir şekilde ortak olması gereken bölge ülkeleri, sahada ya da siyasi ve diplomatik alanda başka çatışmalara yol açabilecek tehlikelerin farkında.
Nil Nehri’nin su sistemi, Etiyopya takviminde duraksamış durumda değil. Nitekim bir yandan Mısır ve Sudan’ı, diğer yandan da Nil Havzası ülkelerini görmezden geliyor. Ulusal barış ve güvenliği koruyan bir strateji geliştirmek için iki aşağı havza ülkesinin odaklandığı teknik etkilerin yanı sıra siyasi etkileri de beraberinde taşıyor. Etiyopya’nın görmezden geldiği en önemli noktalardan biri de Nil suyunun adil kullanımını sağlamak için çekişmenin bölgesel işbirliği ilkesine boyun eğmemek ve tarihi faktörlere göz yummaktır.



Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, halka genel seferberlik ve ulusal teyakkuz çağrısında bulunarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine katılmalarını, Husi milislerine karşı cumhuriyetlerini ve ulusal kurumlarını savunmaya katkı sağlamalarını istedi.

El-Alimi, 26 Eylül Devrimi’nin yıl dönümü dolayısıyla halka hitaben yaptığı konuşmada, kandırılarak Husilerin saflarına katılanların cumhuriyet ve anayasal meşruiyet saflarına güvenli şekilde dönmelerinin önünü açtığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Alimi, dün itibarıyla Husiler safında savaşmayı veya onlar adına çalışmayı bırakanların anayasa ve yasalar uyarınca aftan yararlanacağını belirtti.

Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen ve Kızıldeniz’de güvenlik ve istikrar isteyen ülkelere “halkımızın, hükümetimizin ve silahlı kuvvetlerimizin yanında durmaları ve ülkemizi milislerden kurtarmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona destek vermeleri” çağrısında bulundu.

El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinin “yalnızca Yemen’in değil, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelerin çıkarına olduğunu” belirterek, “Husi projesinin topraklarımızı ve kıyılarımızı Yemen’in ve tüm bölgenin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdide dönüştürmeyi amaçladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı, devletin hedefinin herkes için açık olduğunu vurgulayarak, bunun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, ulusal toprakların tamamında egemenliği yeniden sağlamak ve nihayetinde Sana’ya ulaşmak” olduğunu ifade etti.


İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.