Avrupa’da kadına şiddet artıyor

Avrupa’da kadına şiddet artıyor
TT

Avrupa’da kadına şiddet artıyor

Avrupa’da kadına şiddet artıyor

Fransa'da ortalama her 3 günde bir kadın cinayeti yaşanıyor. Kadın cinayetlerinin arttığı Fransa’da 2019 yılında 149 kadının eşi veya sevgilisi tarafından öldürüldüğü, 2020 yılının başından bugüne kadar ise 64 kadının öldürüldüğü öğrenildi.
Fransa'da 2019 yılında kadın cinayetleri sayısı 149’a ulaşırken, 2020 yılında şu ana kadar bu sayının 64 olduğu açıklandı. Kadın hakları derneklerinin verilerine göre, 2018 yılında 120 kadın cinayeti işlenirken bu sayı 2019 yılında 149’a yükseldi. Fransa’da 2019 yılı kadın cinayetlerini kara yılı olurken 2020 yılında günümüze kadar ise 64 kadın hayatını kaybetti.
Geçtiğimiz yıl hükümetin halkın tepkisine cevaben kadın cinayetlerine karşı birçok toplantı düzenlemesi, kadınlar için özel şiddet hattı açması ve polislerin kadına şiddet konusunda bilinçlendirilmesi gibi uygulamaları yürürlüğe koyduğu 2019 yılından sonra kadına şiddet olayları azalmış görünüyor.

Şiddet olaylarında sokağa çıkma yasağına ihlal izni
Korona virüs salgını nedeniyle sokağa çıkma yasağının uygulamasının henüz kadın cinayetleri üzerinde etkisi bilinmezken hanelerde şiddet olaylarının arttığı fark edilmişti. Agresif ve şiddet gösteren eş ve sevgilileri ile aynı evde kalan kadınlara devlet çağrıda bulunmuş ve herhangi bir şiddet olduğunda sokağa çıkma yasağını delerek karakola gelmelerine izin verilmişti.
Ortalama her 3 günde 1 kadın cinayeti yaşanan Fransa'da mağdurların yaşlarının 15 ile 92 arasında olduğu ve mağdur kadınların hemen hemen her sosyal kesimden geldiği öğrenildi. Cinayetlerden sonra katil olan eşlerin yüzde 32,8'inin intihar ettiği açıklanırken, kurbanların yüzde 49,1'inin daha önce şiddet gördüğüne yönelik herhangi bir makama başvuruda bulunmadığı öğrenildi.
Öte yandan, Fransa 2019 yılında kadın cinayetleri konusunda İspanya ve İtalya’yı geçmiş ve bu konuda Avrupa’da ilk sıralarda yer alan Almanya’ya yaklaşmıştı. Almanya’da istatistiki bilgilere göre her gün bir erkek eşini öldürmeye teşebbüs ediyor. Her 3 günde bir kadın eşi-eski eşi veya erkek arkadaşı tarafından öldürülüyor. Her 4 kadından biri ise hayatında en az bir kez ev içi şiddete uğruyor.
Kadına yönelik şiddetin artırdığı Almanya'da Aile Bakanlığının açıkladığı verilere göre, 2018 yılında şiddete uğrayan 114 bin 393 kadının 324’ü eşi-eski eşi veya erkek arkadaşı tarafından öldürülmeye teşebbüs edilirken, 122'si ise öldürüldü. 2019 yılında partneri tarafından öldürülen kadın sayısı 135. Aynı yıl 15 çocuk aile içi şiddet kurbanı olarak hayatını kaybetti. 63 kadın ise ağır yaralı olarak ölüm tehlikesini atlattı.

Polise yardım isteyenlerin sayısında artış
Münih Teknik Üniversitesinde Profesörlük yapan Janina Steinert’in Mayıs ayında 18 ile 65 yaşları arasında 3 bin 800 kadın ile yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, kadınların yüzde 3.6'sı partnerleri tarafından tecavüze uğramış. Başkent Berlin'de evde yaşanan şiddet nedeniyle polisten yardım isteyenlerin sayısı bir önceki yıla göre yüzde 54 arttı. 2019 yılında 215 kişi polisten yardım isterken 2020 yılının Nisan ayında bu sayı 332'ye yükseldi. Fakat şikayette bulunanların sayısı artış göstermedi.
Mecklenburg-Vorpommern Eyalet hükümetinin verilerine göre ise, ev içi şiddet vakası bu yılın Nisan ayında bir önceki yıla göre iki kat artmış bulunuyor. Uzmanlar Almanya'da bulunan 350 kadın sığınma evinin yeterli olmadığını bunların çoğunun dolu olduğunu açıklıyor.
Öte yandan bu konuda araştırmalar yapan Prof. Kristina Wolff’un polis kayıtları ve diğer kaynaklara dayandırdığı araştırmaya göre bugün itibari ile 2020 yılında 125 kadın erkekler tarafından öldürüldü.
Kadın Evleri çatı kuruluşu FHK’nın yaptığı açıklamaya göre şiddete uğrayan kadınların sığınması için daha 14 bin kişilik yere ihtiyaç var.

Belçika’da kadın cinayetlerine yenileri eklendi
2020 yılının başından bu yana 12 kadının sadece kadın olmaları nedeniyle cinayete kurban gittiği Belçika’da Ağustos ayında işlenen iki ayrı cinayetle 14’e yükseldi. Bunlar arasından Aalst şehrinin eski Belediye başkanı ve Belediye Başkan yardımcısı da yer aldı. Son yıllarda kadın cinayetlerinde giderek artan bir düşüşe ve kampanyalara rağmen kadın cinayetleri devam ediyor. En son Ağustos ayı sonunda Belçika’nın Spa şehrinde 40 yaşındaki Françoise Donckers adlı bir kadın 12 yaşındaki kızıyla birlikte ölü bulundu. Olayın ardından yakalanan 26 yaşındaki sevgilisinin genç kadını ve kızını bıçaklayarak öldürdüğü savcılık tarafından delillendirildi. Geçtiğimiz ağustos ayının başında ise kadın cinayeti bu kez bir seçilmişi hedef aldı. Eski milletvekili ve eski bir Belediye Başkanı olan İlse Uittersprot 53 yaşında şiddete maruz kalarak öldürülmüş olarak bulundu. Cinayetin sorumlusu olarak yakalanan 3 aylık sevgilisi ise hapse atılırken daha önce de kadına şiddetten uzaklaştırma cezası almış olduğu bildirildi. Ülkede kadın cinayetlerinin önlenmesi için mücadele veren sivil toplum örgütleri gerekli yasal düzenlemelerin yapılmaması ve polisin yetersiz müdahalelerinden şikayet ediyor. Eski Belediye Başkanının da bu tür bir kadın cinayetine kurban gittiğinin açıklanması üzerine Adalet Bakanının sadece ‘’korkunç bir dram’’ demesi Belçika’daki yetersizliklerin bir göstergesi olarak nitelendirildi.
Polonya’da ise her yıl 500’e yakın kadın aile içi şiddet nedeniyle yaşamını yitiriyor. Ülkede yılda 65 bin kadın şiddete uğrarken, komşu ülkeler Çekya’da kadınların yüzde 34’ü, Slovakya’da ise yüzde 36’sı fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalıyor. Polonya hükümetinin kadına karşı şiddet ve aile içi şiddet konularında temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi olarak bilinen İstanbul Sözleşmesi'nden çekileceğini açıklamasının ardından gözler bir kez daha bu ülkedeki kadınların durumuna çevirdi. Açıklamanın ardından çeşitli kentlerde protesto gösterisi düzenleyen kadın örgütlerinden biri olan Kadın Hakları Merkezi'nden (Centrum Praw Kobiet) Joanna Gzyra-Iskandar, ülkede her yıl 500’e yakın kadının aile içi şiddet sonucu hayatını kaybettiğini belirtirken, Polonya’daki mağdurları koruma sisteminin delik deşik ve etkisiz olduğunu dile getiriyor. “Şiddet karşıtı İstanbul Sözleşmesi bizlere mağdurlara gerçek manada yardım sağlayabilmek ve failleri adil şekilde cezalandırmak için Polonya yasalarının hangi yönde evrilmesi gerektiğini gösteriyor” diyen Gzyra-Iskandar ülkesinin kadınları şiddetten koruyan, onlara temel güvenlik ve onur duygusu temin eden İstanbul Sözleşmesi’nden çekilecek olmasına karşı olduklarını söyledi.

Polonya’da kadınların yüzde 20'si tecavüz kurbanı
Helsinki İnsan Hakları Vakfı’ndan Zuzanna Warso ise devletin temin etmesi gereken yardımı alamamaları neticesiyle maruz kaldıkları şiddetten kendilerini korumak isterken katil olan 200’e yakın kadının da bugün cezaevlerinde bulunduğu Polonya’da kadınların pek çok alanda ayrımcılığa uğradığını ifade etti. Warso “Polonya yasaları kadın ve erkeğin eşitliğini garanti altına alıyor ancak pratikte kadınlar toplumsal yaşamın pek çok alanında ayrımcılığa uğruyor. İnsan haklarının alanlarından biri olan aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet konusunda Polonyalı kadınlar devlet tarafından gerekli desteği görememekte” şeklinde konuştu.
Ülkede kadına yönelik şiddetin kitleselliğine ilişkin en somut veriyi ise Polonya Emniyet Müdürlüğü’nün rakamları oluşturuyor. Buna göre 2019 yılında 65 bin 195 kadın aile içinde şiddete uğradıkları gerekçesiyle kolluk güçlerine başvururken, Eşitlik ve Özgürlük Vakfı STER ise Polonyalı kadınların yüzde 20'sinin tecavüz kurbanı olduğuna dikkat çekiyor.

Çekya’da kadınların yüzde 34’ü şiddete maruz kalıyor
Kadına yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet Polonya'ya komşu Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde de yakıcı sorun olmaya devam ediyor. Yapılan araştırmalara göre Çekya'da kadınların yüzde 34'ünün cinsel, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldıkları saptanırken, Slovakyalı kadınlarda ise bu oran yüzde 36’ya çıkıyor. 2 milyon 800 bin nüfusa sahip bir diğer komşu ülke Litvanya’da yılda 30 bin kadın şiddete maruz kaldıkları gerekçesiyle kolluk kuvvetlerine başvururken, Belarus'ta ise araştırmalar kadınların yüzde 77'sinin hayatlarında en az bir kez şiddete uğradıklarını ortaya koyuyor. Öte yandan her 6 Belaruslu kadından birinin cinsel şiddete maruz kaldığı, her evli 3 kadından birinin eşleri tarafından sistematik olarak şiddete maruz bırakıldığı da elde edilen diğer sonuçlar arasında bulunuyor.
Romanya’da 2018 yılında 18 bin kadın aile içi şiddet mağduru
Bir diğer Doğu Avrupa ülkesi Romanya’daki Ulusal Sağlık Değerlendirme ve Tanıtım Merkezi'nin polis kaynaklarından derlediği verilere göre, ülkede 2018 yılında 18 bin kadın, 2017 yılında ise 20 bin 531 aile içi şiddete maruz kaldı. Söz konusu aile içi şiddet vakalarında saldırganların yüzde 92'sini mevcut ya da eski eş olmak kaydıyla erkekler oluştururken, mağdurların yüzde 76'sı kadınlardan, yüzde 4'ü de çocuklardan oluşmakta.



İzleyiciler sevilen dizinin yeni sezonunu tek oturuşta bitiriyor

Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
TT

İzleyiciler sevilen dizinin yeni sezonunu tek oturuşta bitiriyor

Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)
Güneşin Karanlığında'da avukat Mickey Haller'ı canlandıran 44 yaşındaki Meksikalı aktör Manuel Garcia-Rulfo, Muhteşem Yedili (The Magnificent Seven) ve Doğu Ekspresinde Cinayet'teki (Murder on the Orient Express) rolleriyle de tanınıyor (Netflix)

Netflix'in sevilen hukuk draması Güneşin Karanlığında'nın (The Lincoln Lawyer) takipçileri, 4. sezonuyla Netflix'e dönen dizinin yeni bölümlerini bu hafta sonu "tek oturuşta" bitiriyor..

Yeni bölümler, üçüncü sezon finalinin bıraktığı yerden devam ediyor. Michael Connelly romanlarından uyarlanan dizide Manuel García-Rulfo'nun canlandırdığı savunma avukatı Mickey Haller, bu sezon bir cinayet davasında sanık koltuğunda.

Hikaye, serinin 6. kitabı The Law of Innocence'tan (Masumiyet Yasası) uyarlanıyor: Mickey, eski bir müvekkilini öldürmekle suçlanınca adını temize çıkarmak için zamanla yarışıyor.

Geçen yıl hayranlar, iptal halinde "isyan edeceklerini" söylemişti. Dizinin geleceğiyle ilgili endişeler de şimdilik rafa kalktı. Yayın devi, yapımın 5. sezonuna onay verdiğini geçen ay duyurmuştu.

Önceki sezonlardan tanıdık yüzler de geri dönüyor: Lorna Crane rolünde Becki Newton, Izzy Letts'i canlandıran Jazz Raycole ve Cisco'ya hayat veren Angus Sampson bu sezonda da kadroda.

Çığlık (Scream) serisinin yıldızı Neve Campbell da Mickey'nin eski eşi ve eski savcı Maggie McPherson rolüyle diziye geri dönüyor.

Güneşin Karanlığında'nın 4. sezonundaki 10 bölümün tamamının 5 Şubat'ta yayımlanmasının ardından izleyiciler X'te diziye övgü yağdırdı. 

Bir izleyici, "Güneşin Karanlığında, Netflix'in çıkardığı en iyi dizilerden biri" diye yazarken, bir diğeri ekledi: 

Güneşin Karanlığında son dönemde izlediğim en iyi hukuk dizilerinden biri; Suits ve Boston Legal'la aynı seviyede.

Başka bir hayran da "Güneşin Karanlığında'nın 5. sezonuna bugün ihtiyacım var. Yeni sezonun tamamını dün gece bitirdim" ifadelerini kullandı. 

5. sezon Connelly'nin Resurrection Walk (Diriliş Yürüyüşü) adlı romanını temel alacak ve 10 bölümden oluşacak.

Güneşin Karanlığında, Netflix için istikrarlı biçimde güçlü performans sergileyen yapımlardan biri. Nielsen verilerine göre dizi, 2024'te 12 milyar dakikayı aşan izlenme süresiyle ABD'de en çok seyredilen 4. orijinal dizi olmuştu.

Diziyi televizyona uyarlayan David E. Kelley aynı zamanda yürütücü yapımcı olarak görev yapıyor. Yapımı geliştiren Ted Humphrey de yürütücü yapımcı ve Rodriguez'le birlikte ortak yapım sorumlusu görevlerini üstleniyor.

Independent Türkçe, Metro, HELLO!


Yasaklı gişe hattını aşan film izlenme listelerinde zirvede

Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)
Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)
TT

Yasaklı gişe hattını aşan film izlenme listelerinde zirvede

Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)
Dava Adamı, 2000'lerin başlarında gizli bir ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızmasını ve vahşi bir örgütü içeriden çökertmek için harekete geçmesini konu alıyor (Netflix)

Ranveer Singh'in başrolünü üstlendiği, Hindistanlı bir gizli ajanın Karaçi'nin suç dünyasına sızmasını konu alan casus filmi Dava Adamı (Dhurandhar), Netflix'in küresel İngilizce dışı filmler listesinde zirveye yerleşti. Film ayrıca hem Hindistan'da hem de Pakistan'da bir numara oldu.

Netflix'in haftalık Tudum listesine göre Dava Adamı, İngilizce olmayan filmler arasında dünya genelinde 7,6 milyon izlenmeyle zirveye çıktı. Yapımın Güney Asya genelindeki performansı da dikkat çekici: Film, Bangladeş ve Sri Lanka gibi pazarlarda da üst sıralara tırmanarak bölgeye yayılan bir çekim gücüne sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Pakistan'daki başarı ise ayrı bir ağırlık taşıyor çünkü Hint filmleri yıllardır Pakistan sinemalarında yer bulamıyor. Bu durum, iki ülkenin artan ikili gerilimler nedeniyle son yıllarda karşılıklı olarak filmleri sinema salonlarında engellemesiyle daha da sertleşti. Başka bir deyişle, Hindistan'ın Pakistan içindeki istihbarat varlığını merkeze alan bu hikaye, normal koşullarda sınırın öte yanında izleyiciyle buluşmayabilirdi. Netflix sayesinde film, Pakistan'da geniş bir izleyici kitlesine ulaşmış görünüyor.

Yönetmen koltuğunda Aditya Dhar'ın oturduğu filmin Ranveer Singh'in başı çektiği oyuncu kadrosunda kötü karakteri canlandıran Akshaye Khanna da yer alıyor. 

Dhurandhar iki bölüm halinde anlatılıyor: İlk film, bir gizli ajanın Karaçi'nin yeraltı dünyasına sızdığı, 10 yıla yayılan bir Hint istihbarat operasyonunu izliyor. Dhurandhar: The Revenge adlı ikinci bölümünse 19 Mart'ta ülke sinemalarında gösterime girmesi bekleniyor. Devam filminin hem hikayeyi sürdürmesi hem de Singh'in canlandırdığı karakterin geçmişine ışık tutması öngörülüyor.

Serinin ilk bölümü, Hindistan'da en yüksek hasılata ulaşan Hintçe film konumuna yükselmişti. Yapım, ülkede 116 milyon dolar, uluslararası pazarlarda ise 32 milyon dolar gişe hasılatı elde etmişti.

Independent Türkçe, Variety, Mashable


Oscarlı yıldızdan "sınırları zorlayan" İskeletor yorumu

Sınırsızlar Kulübü'yle (Dallas Buyers Club) 2014'te En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını alan 54 yaşındaki Jared Leto, Masters of the Universe'te He-Man'in baş düşmanı rolünde (Amazon MGM Studios / Sony Pictures)
Sınırsızlar Kulübü'yle (Dallas Buyers Club) 2014'te En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını alan 54 yaşındaki Jared Leto, Masters of the Universe'te He-Man'in baş düşmanı rolünde (Amazon MGM Studios / Sony Pictures)
TT

Oscarlı yıldızdan "sınırları zorlayan" İskeletor yorumu

Sınırsızlar Kulübü'yle (Dallas Buyers Club) 2014'te En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını alan 54 yaşındaki Jared Leto, Masters of the Universe'te He-Man'in baş düşmanı rolünde (Amazon MGM Studios / Sony Pictures)
Sınırsızlar Kulübü'yle (Dallas Buyers Club) 2014'te En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını alan 54 yaşındaki Jared Leto, Masters of the Universe'te He-Man'in baş düşmanı rolünde (Amazon MGM Studios / Sony Pictures)

He-Man ve Kainatın Hâkimleri'nin (Masters of the Universe) canlı çekim uyarlamayla beyazperdeye taşınırken, popüler çizgi filmin ikonik kötü karakteri de sinemada yeni bir yorumla izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Yönetmen Travis Knight, Amazon MGM Stüdyoları ve Mattel imzalı filmde Jared Leto'nun seslendirdiği İskeletor hakkında konuştu. Knight, Empire'a verdiği röportajda, oyuncunun karaktere sınırları zorlayan bir yorum getirmesine alan açtığını söyledi.

"İskeletor gerçekten ilginç bir kötüydü" diyen Knight, "Havalı görünüyordu. Korkutucuydu. Komikti. Güvensizdi. Ve tabii o kendine özgü sesi vardı" ifadelerini kullandı. 

Knight sözlerini şöyle sürdürdü: 

Birinin karakteri kendi yorumuyla yeniden kurmasını istedim. Jared bize geldi çünkü İskeletor'u seviyor ve karakterle ilgili kendi geçmişi de var. Sınırları sonuna kadar zorlamak istedi. Sonunda da beni çok mutlu eden bir noktaya vardık. İskeletor, bir bakıma toksik erkekliğin vücut bulmuş hali.

Geçen ay yayımlanan ilk fragmanla birlikte hayranlar, İskeletor'un Nicholas Galatzine'in canlandırdığı He-Man'le karşı karşıya geldiği sahnelere de kısa bir bakış atmıştı.

Senaryosunu Chris Butler'ın kaleme aldığı filmde ayrıca Camila Mendes, Alison Brie, Idris Elba, Sam C. Wilson, Jóhannes Haukur Jóhannesson ve Morena Baccarin gibi yıldızlar rol alıyor.

Masters of the Universe, 10 yaşındaki Prens Adam'ın bir uzay gemisiyle Dünya'ya gelmesi ve Eternia'ya açılan tek bağ olan büyülü Güç Kılıcı'ndan ayrı düşmesiyle başlıyor. Prens Adam neredeyse 20 yıl sonra izini sürdüğü kılıcını bulduğunda, uzayın ötesine geri götürülüyor ve gezegenini İskeletor'a karşı savunmak zorunda kalıyor. Ancak böylesine güçlü bir düşmanı yenebilmek için geçmişinin sırlarını çözmesi ve evrenin en güçlü adamı He-Man'e dönüşmesi gerekiyor.

Masters of the Universe, 5 Haziran'da sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe, Deadline, Empire