Meşru yönetim, Husilerin Sana Havalimanı’nı insani yardım uçuşlarına kapatma kararını kınadı

Sana Uluslararası Havalimanı (Reuters)
Sana Uluslararası Havalimanı (Reuters)
TT

Meşru yönetim, Husilerin Sana Havalimanı’nı insani yardım uçuşlarına kapatma kararını kınadı

Sana Uluslararası Havalimanı (Reuters)
Sana Uluslararası Havalimanı (Reuters)

Yemen hükümeti, Husi milislerin Sana Uluslararası Havalimanı’nı insani yardım ve Birleşmiş Milletler (BM) uçuşlarına kapatma kararına sert çıktı. Hükümet, milislerin bu kararı Hudeyde Limanı’ndaki ithalattan elde edilen gelirlerin çalınması ve Yemenlilerin muzdarip olduğu siyasi ticaretin örtbas edilmesi için aldığını bildirdi.
İran destekli Husi milisleri, Sana Uluslararası Havalimanı’nın BM ve örgütleri tarafından yürütülen tüm insani yardım uçuşlarına bugün itibariyle kapatılacağını duyurmuş, buna gerekçe olarak da yakıt eksikliği olduğunu öne sürmüştü.
Yemen Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından yapılan açıklamaya göre meşru hükümet, BM Yemen Özel Temsilcisi’nin Sana Uluslararası Havalimanı’nı Yemen Havayolları aracılığıyla uluslararası ve ticari doğrudan uçuşlara açma önerisini dört aydan uzun bir süre için onaylamış, Husiler ise bu öneriye karşı çıkmıştı.
Açıklamada, havalimanının kapatılmasının “Hudeyde’deki petrol gelirlerinden elde edilen en az 50 milyar riyallik petrol türevi gelirin çalınmasını örtbas etmeye yönelik aciz bir girişim” olduğu, “bu gelirlerin Yemen’deki memur maaşlarına tahsis edildiği” kaydedildi.
Yemen'e ithal edilen akaryakıt miktarının 2020 yılında 2019'a nazaran yüzde 13 arttığını, nitekim Husi kontrolü altındaki bölgelerdeki “akaryakıt krizinin düzmece olduğunu” belirten Yemen Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:
“2020 Ocak ila Ağustos ayları arasında Yemen'e en az 302 milyon ton petrol türevi tedarik edildi. Yemen’in bu konudaki ihtiyacını en az 11 ay süreyle karşılamaya yetecek olan bu miktarın yüzde 53’ü Husi kontrolündeki bölgelere dağıtıldı. Çoğu Hudeyde Limanı aracılığıyla getirildi. Hudeyde Limanı, 2020 yılı boyunca akaryakıt ithalatının önde gelen merkezi olmaya devam etti. 2020 Ocak ila Ağustos ayları arasında 120 milyon tondan fazla petrol türevi limana vardı. Bu rakam, Husi kontrolü altındaki alanların en az 7 aylık ihtiyacını karşılamak için yeterli.”
Yemenli gözlemcilerin ifadelerine göre Husiler söz konusu adım ile uluslararası topluma ve BM’ye şantaj yaparak Hudeyde Limanı’na yakıt ithalatını düzenleyen mekanizmayı etkisizleştirmeye çalışıyor.
Darbe grubunun kararı, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerde 4 aydır ciddi bir akaryakıt krizi yaşandığı bir dönemde geldi. Öncesinde ise grubun BM’nin arabuluculuğunda varılan geçici anlaşmayı geçen yıl sonlarında ihlal etmesi ve akaryakıt sevkiyatları ücretlerinden elde edilen, devlet memurlarına ödenecek gelirden yaklaşık 60 milyon doları yağmalamasının ardından meşru hükümet Hudeyde Limanı’na akaryakıt ithal etme mekanizmasını dondurma kararı almıştı.
Husilerin iddialarının aksine, hazırlanan bir hükümet raporu, grubun kontrolü altındaki alanlarda mevcut olan yakıt miktarının tüketicilerin ihtiyaçlarını ekim ayı sonuna kadar karşıladığını ve devam eden krizin liderler tarafından yönetilen karaborsayı güçlendirmek amacıyla milisler tarafından uydurulduğunu ortaya koydu.
Meşru hükümet, Hudeyde limanına akaryakıt ithal etmek için kargoların gümrük vergilerinden kaynaklanan finansal gelirlerin yağmalanmasını engelleyecek bir mekanizmayı hareket geçirmeye çalışıyor. Buna karşılık Husi grubu ise daha önce de kendi kontrolleri altındaki bölgelerde iletişim hatlarını kesmenin yanı sıra hastaneleri kapatma ve ulaşımı felç etme tehdidinde bulunmuştu.
Meşru hükümet ile Husiler arasında BM himayesi altında geçtiğimiz yıl imzalanan anlaşma, sevkiyatlar sırasındaki vergi ve gümrük vergi gelirlerinin çalışanlarının maaşlarının ödenmesi için Hudeyde’de bulunan Merkez Bankası şubesinde özel bir hesaba aktarılmasını sağlamıştı. Ancak grubun yaklaşık 60 milyon doları yağmalaması, meşru hükümetin anlaşmayı askıya almasına neden olmuştu.
Meşru hükümet 26 Ağustos’ta, tüm gelirlerin Husi milislere bağlı olmayan yeni bir özel hesaba yatırılması veya BM’nin bu gelirlerin korunmasını garanti etmesi şartıyla hükümetin kalan gemilerin girişine izin vereceği yeni bir girişim sunduğunu bildirdi.
Hükümet girişimi; “petrol türevleri mekanizmasının güçlendirilmesini ve Merkez Bankası Hudeyde şubesindeki özel hesaptan çekilen fonların geri alınmasını görüşmek üzere ortak toplantılar düzenlenmesi, son dönemde özel hesaba aktarılanlar ya da yeni gelecek gemilerin sonraki aşamasında alınacak olan meblağların 2014 yılı kamu hizmeti listelerine göre kamu sektörü çalışanlarının maaşlarını ödemek için kullanılmasını sağlamak üzere bir mekanizma üzerinde anlaşmak” gibi başlıklar içeriyor.
Diğer yandan BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, geçen hafta yaptığı açıklamada Husilerin kontrolü altındaki bölgeleri etkileyen ciddi yakıt sıkıntısından büyük bir endişe duyduğunu dile getirmiş, “Yakıt yetersizliği, siviller üzerinde yaygın insani felaketlere yol açıyor” ifadelerini kullanmıştı. Griffiths’in ofisinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:
“Hudeyde Limanı üzerinden Yemen’e ticari akaryakıt ithalatının devam etmesini sağlamak için acil bir çözüm bulmak ve gelirlerin 2014 yılı kamu hizmeti listelerine göre kamu sektörü çalışanları maaşlarını ödemek için kullanılmasını sağlamak üzere iki tarafla aktif temasta bulunmaya devam ediliyor.”
Açıklamada ayrıca iki taraftan bir araya gelerek kamu sektörü çalışanları maaşlarının liman gelirlerinden ödenmesine yönelik mekanizmayı görüşmesi istendi. Ancak bu tür bir toplantının henüz gerçekleştirilmediği kaydedildi.



Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
TT

Meşal: Hamas, silah bırakmayı ve yabancı yönetimi reddediyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, dün yıkılan binaların enkazı arasında oynayan çocuklar (AFP)

Hamas'ın yurt dışı siyasi bürosunun başkanı Halid Meşal, hareketin silahlarından vazgeçmeyi ve Gazze Şeridi'nde "yabancı yönetimi" kabul etmeyi reddettiğini teyit etti.

Meşal, dün 17. Doha Forumu'nda yaptığı konuşmada, "direnişi, direniş silahlarını ve direnişi gerçekleştirenleri suçlu ilan etmenin" kabul edilemez bir şey olduğunu ifade etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Meşal konuşmasına şöyle devam etti: "İşgal olduğu sürece direniş de vardır. Direniş, işgal altındaki halkların hakkıdır ve uluslararası hukukun, ilahi yasaların, ulusların hafızasının bir parçasıdır ve uluslar bununla gurur duyarlar."

Meşal, ABD Başkanı Donald Trump başkanlığındaki “Barış Konseyi”ne, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına ve yaklaşık 2,2 milyon sakinine yardım ulaştırılmasına olanak sağlayacak “dengeli bir yaklaşım” benimsemesi çağrısında bulundu.

Fetih ise İsrail'i, Gazze'yi yönetmekle görevli ulusal komitenin Şeride girişini engellemeye devam etmekle suçladı ve bunu, İsrail'in ateşkes anlaşmasının bir sonraki aşamasını uygulamaya geçmeyi reddetmesi olarak değerlendirdi.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.