İsrail’de 40 ilçeyi kapatma kararı restleşmelere neden oldu

Netanyahu’ya yönelik düzenlenen gösteriler sürüyor. (Reuters)
Netanyahu’ya yönelik düzenlenen gösteriler sürüyor. (Reuters)
TT

İsrail’de 40 ilçeyi kapatma kararı restleşmelere neden oldu

Netanyahu’ya yönelik düzenlenen gösteriler sürüyor. (Reuters)
Netanyahu’ya yönelik düzenlenen gösteriler sürüyor. (Reuters)

İsrail’de koronavirüs ile mücadele, Sağlık Bakanlığı’nın virüsten etkilenen bölgelere kapsamlı karantina tedbirleri uygulama kararı alması ve ardından söz konusu kararın protesto edilmesi için yapılan çağrılarla siyasi bir meseleye dönüştü. Hükümet dün akşamdan geçerli olmak üzere 40 ilçede akşam saat 19.00’dan sabah 05.00’a kadar kısmı karantina tedbirleri uygulanmasına kararı verdi.
Sağlık Bakanlığı gece karantinası kararı kapsamındaki ilçelerin yetkilileriyle konuyu görüşerek bir dizi yeni kısıtlamalar daha getirdi. Kısıtlamalar şöyle sıralandı:
- Akşam 19.00’dan sabah 05.00’a kadar ikamet mahallinden 500 metre uzağa çıkılamayacak.
- Özel olanlar dışında kurumsal eğitim faaliyetleri yürütülmeyecek.
- Yasak saatler süresince hayati öneme sahip gıda marketleri ve eczaneler dışındaki tüm ticarethaneler kapalı tutulacak.
-Düğün ve cenaze merasimleri iptal edilecek.
- Kamuya açık alanlarda 20, kapalı mekanlarda ise 10 kişiden fazla kişinin bir araya gelmesine müsaade edilmeyecek.
Koronavirüsle Mücadele Ekibi Başkanı Prof. Dr. Ronni Gamzu, alınan bu tedbirleri geçen haftanın başında teklif olarak sunmuş, Başbakan Binyamin Netanyahu da onay vermişti. Bunun üzerine dini grupların liderleri, radikal Yahudi belediyelerin başkanları ve ayrılıkçı Arap belediyelerin başkanları kararı protesto ettiklerini duyurdular.
Avigdor Liberman da kararı reddedenlere katılırken hükümetin kararlarında çelişkilerin bulunduğunu söyledi. Bu sebeple hükümetin aldığı kararları uygulamamaya çağırdı. Diğer yandan Başbakan Binyamin Netanyahu, dini grupları siyasi müttefiklerinin emirlerine boyun eğmek ve parti menfaatini halkın sağlığının önüne geçirmekle suçladı. Ancak Netanyahu alınan tedbir kararından geri atarak başta radikal Yahudi gruplar olmak üzere kararı protesto edenleri razı etmek için bir diyalog süreci başlattı. Kararı uygulamama düşüncesi adeta tüm toplumu tehdit eden “bir modaya” dönüştü ve böylece ülkeye kaos hakim oldu.
Prof. Gamzu, İsrail şehirlerini birkaç renge ayıran “renk” politikasını yürürlüğe koymak için bir proje önermişti. Söz konusu projeye göre hiçbir vakanın görülmediği bölgeler yeşil, az sayıda vakanın görüldüğü bölgeler sarı, vaka oranlarının yüksek olduğu ancak durumun kontrol altına tutulduğu bölgeler turuncu, çok sayıda vakanın görüldüğü ve durumun kontrol dışına çıktığı yerler kırmızı, vaka ve ölüm oranlarının yüksek, riskin büyük olduğu yerler ise koyu kırmızı kategoriye ayrılıyor.
Bu derecelendirme, karantina tedbiri uygulanmasına karar verilen en az 40 ilçenin kırmızı kategoride bulunduğunu ortaya koydu. Başbakan Netanyahu söz konusu planı onayladı ve bakanlar düzeyindeki koronavirüs ekibinin düzenlediği toplantıya başkanlık etti. Haklarında karantina kararı verilen ilçelerin büyük bir kısmının radikal Yahudilerden ve Araplardan oluştuğu ortaya çıktı.
Diğer yandan ilçelerin belediye başkanları önerilen bu kategorilendirmeye ırkçı olduğu gerekçesiyle karşı çıktılar. Radikal Yahudiler ise Netanyahu’yu “farz olan ibadetleri yerine getirmeyi umursamayan din düşmanlarına” boyun eğmek ve sağcı blokta Netanyahu ile kurdukları ittifak bozmakla tehdit ettiler. Tevrat Muhafızları Partisi’nin (Şas) başkanı ve İçişleri Bakanı Aryeh Deri, karantina kararı alınan ilçelerin kapatılmasının gereksiz olduğunu ve bu tedbirin yalnızca radikal Yahudilerin ve Arapların arasındaki yoksulların zayıflaması anlamına geldiğini bildirdi. Bakan Deri, kendisini destekleyenlerin bu kararı protesto ettiğini, 9 gün sonra başlayacak olan Yahudi bayramlarındaki ibadetlerin yerine getirileceğini vurguladı.  Ayrıca koronavirüsle mücadele eden profesyonel ekibin, birçok bilim adamının itiraf ettiği üzere, bir süre sonra tüm İsrail’i karantina altına alacağını kaydetti. Bakan açıklamasında “Peki şimdi neden kısmi karantina uyguluyorsunuz?” diye sordu.
Eşkenazi dini partilerinin parlamento bloğu olan Birleşik Tevrat Yahudiliği (Yahadut HaTora) Bloğu Başkanı Yaakov Litzman da parti tabanının karantina kararını protesto kararı aldığını duyurdu. Söz konusu karantina kararını iptal etmediği takdirde Netanyahu ile ortaklıklarının bozulacağı konusunda uyardı.
Netanyahu, söz konusu tehditlerin ardından kısıtlama kararını durdurdu ve sokağa çıkma yasağının süresini bir saat daha azaltarak akşam 20.00’dan sabah 05.00’a çekti. Ancak bu adım da muhalifleri tatmin etmeye yetmedi. Bu sebeple karşılıklı bir anlaşmaya varılıncaya kadar alınan tedbir kararlarının uygulamaya konulmasının ertelenmesine karar verildi.
Liberman, hükümetin bu karardan geri çekilmesini ultra-Ortodoks Yahudilere boğun eğme olarak değerlendirdi ve Netanyahu’nun sadece radikal yandaşlarının gönlünü almak ve ekonomide adeta duvara çarpmak için tüm İsrail’i karantinaya zorlayacağını söyledi. Liberman bu sebeple hükümetin aldığı kararları protesto etmeye çağırdı. Ayrıca sağlık tedbirlerine uymayan ve virüsü büyük ölçüde kendi aralarında yayan kırmızı kategorideki kasabaların karantinaya alınması için hükümeti doğru bir siyaset takip etmeye mecbur bırakmak çağrısında bulundu.
Muhalefet kanadından Meretz Partisi Başkanı Nitzan Horovitch de Netanyahu’nun bir başbakan olarak değil, önüne gelen herkesin üzerinde baskı kurduğu omurgasız biri gibi hareket ettiğini savundu.
İsrail Sağlık Bakanı dün sabah yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde 3 bin 425 kişinin Kovid-19 virüsünden etkilendiğini, ilk salgın vakasının tespit edildiği mart ayından bu yana kayıtlara geçen günlük en yüksek bulaş sayısı olan 3 bin barajının aşılarak yeni bir rekor kırıldığını bildirdi. Bakanlık, dün yaklaşık olarak 39 bin vatandaşa koronavirüs testi yapıldığını, test sonuçlarının yüzde 8,7’sinin pozitif çıktığını ve koronavirüs teşhisi konulduğu belirterek bu oranın oldukça yüksek olduğunu vurguladı.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre dün gece yarısından sabah saat 08.00’e kadar 311 kişiye koronavirüs teşhisi konuldu. Böylece aktif vaka sayısı toplamı 277 bin 723’e yükseldi.
Salgının patlak verdiği mart ayından bu yana ülke genelinde kaydedilen toplam vaka sayısı 135 bin 43’e ulaştı. 127’si solunum cihazına bağlı, 463’ü kritik durumda olmak üzere ülke genelindeki hastanelerde tedavi görenlerin sayısı da 920 oldu. Yoğun bakım hasta sayısındaki artışın bin 26’ya ulaşan toplam ölümlerin artacağının göstergesi olduğu kaydedildi.



İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.


Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.