ABD yaptırımları Şii İkilisi’ni Maliye Bakanlığı koltuğunda ısrarcı olmaya itiyor

Lübnan Kamu Güvenliği Genel Direktörü, Avn’ın temsilcisi olarak Paris’te Macron’un yardımcı ekibiyle görüşmek üzere görevlendirildi

Lübnan Temsilciler Meclisi oturumundan bir kesit (Reuters)
Lübnan Temsilciler Meclisi oturumundan bir kesit (Reuters)
TT

ABD yaptırımları Şii İkilisi’ni Maliye Bakanlığı koltuğunda ısrarcı olmaya itiyor

Lübnan Temsilciler Meclisi oturumundan bir kesit (Reuters)
Lübnan Temsilciler Meclisi oturumundan bir kesit (Reuters)

Güvenilir siyasi kaynaklar, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile yeni hükümeti kurma görevi verilen Büyükelçi Mustafa Edib arasında geçtiğimiz Salı günü gerçekleşen görüşmede, hükümetin genel çerçevesi konusunda bir uzlaşıya varılamadığını belirttiler. Kaynaklara göre bunun nedeni, Cumhurbaşkanı Avn’ın uzlaşma amacıyla hükümetin 20 veya 24 bakandan oluşması konusunda ısrar ederken Edib’in bir dizi bakanlığı feshetme ve bakanlıkları diğerleriyle birleştirme olasılığı olduğu sürece sayısal olarak kalabalık bir hükümete ihtiyaç olmadığı gerekçesiyle 14 bakandan oluşması konusunda diretiyor olmasıdır.
Bununla birlikte kaynaklar, Avn ve Edib’in ABD Hazine Bakanlığı’nın Lübnanlı iki eski bakanı Hizbullah’a mali yardım sağlama suçlamasıyla kara listeye alma kararını yayınlamadan önce görüştüklerini söylediler. ABD’nin kara listeye eklediği isimler, Lübnan’ın eski Ulaştırma Bakanı Yusuf Finyanus ve eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil oldu. Avn ve Edib görüşmesi ise önemli bakanlıklar da dahil olmak üzere bakanlıklar koltuklarının mezhepler arasında dönüşümlü olarak dağıtılması ilkesi üzerinde vardıkları bir anlaşmayla sonuçlandı. Ancak bu konu, Şii İkilisi’nin (Hizbullah-Emel Hareketi) Maliye Bakanlığı koltuğunu elinde tutma ısrarı ile çatışıyor. Çünkü eğer Şii İkilisi Maliye Bakanlığı’nı elinde tutarsa Şiiler, cumhurbaşkanı, hükümet ve ilgili bakanlarla birlikte mali kararnamelerde ve kararlarda üçüncü imzayı atma yetkisi kazanıyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre Avn ve Edib, Şiilerin Maliye Bakanlığı'nı ellerinde tutma ısrarının bakanlık koltuklarının mezhepler arasında dönüşümlü olarak dağıtılması ilkesinin uygulanmasını engelleyeceğini düşünüyorlar. Buna karşın Şii kaynaklar, Maliye Bakanlığı koltuğuna oturan bakanın mezhebine zarar vermemek kaydıyla bu ilkenin uygulanmasında bir sorun olmadığını söylüyorlar.
Ancak Avn ve Edib, hükümetin genel yapısı konusunda bir uzlaşıya varamadılar. Cumhurbaşkanlığı kaynakları bunun nedenini, Cumhurbaşkanı Avn’ın az sayıda bakanı atama hakkını koruma konusunda ısrar etmesi olarak gösterdiler. Çünkü bağımsız uzman isimlerden oluşan bir hükümette, özellikle kabine oturumlarının Edib başkanlığında ve Avn veya kendi atadığı bakanların yokluğunda yapılması ve alınan kararların Cumhurbaşkanı’nın çekinceleri ile karşılanması halinde hükümeti bir soruna sürüklenmemesi için Avn’ın yalnız kalmaması gerekiyor.
Avn ve Edib arasındaki bu anlaşmazlığın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un hükümetin kurulması için verdiği sürenin sonu olan önümüzdeki Pazar gününe kadar yeni hükümetin kurulmasını engelleyebileceği düşünülüyor. Bu soruna bir de Şii İkilisi’nin bir sonraki duyuruya kadar Maliye Bakanlığı'nı kasıtlı olarak kota dağılımlarından uzak tutma konusundaki ısrarı ekleniyor.
Şii İkilisi’nin esneklik gösterdiğini, ancak ABD’nin Halil ve Finyanus’a yaptırımlar uygulaması çerçevesinde esnekliği bir kenara bırakıp sert bir tutum sergilemek zorunda kalabileceğini söyleyen kaynaklar, Şii İkilisi’nin ısrarcı tutumunun, ABD yaptırımlarına doğrudan bir yanıt olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladılar.
Öte yandan bu yaptırımlar, halen Şii İkilisi ve özellikle de Meclis Başkanı Nebih Berri tarafından inceleniyor. Çünkü söz konusu yaptırımların uygulandığı isimlerden biri olan Halil, Berri’nin görüşmelerdeki temsilcisi ve Berri, ülkeyi içinde bulunduğu zorlu koşullardan kurtarmak, mali ve ekonomik çöküşünü durdurmak için reformist bir dairede sınırlı kalan yeni hükümetin bakanlık bildirisi taslağının genel çerçevesini oluşturan Fransız girişiminin uygulanmasını engelleyenlere Avrupa yaptırımları uygulamakla tehdit eden Macron'la yeni hükümetin kurulmasını geciktirecek herhangi bir siyasi sorun yaşamak istemiyor.
Diğer yandan ABD’nin uyguladığı yaptırımlara yönelik tepkiler zayıf kalsa da yeni hükümetin kurulmasını geciktirebileceği söylemlerinin yanı sıra Washington’ın Macron'un girişimini desteklerken söz konusu yaptırımları uygulamak zorunda olmadığı şeklindeki düşünceler dile getirilirken ABD yaptırımlarının hükümeti kurmaya yönelik çabaları engelleme olasılığının düşük olduğu, ancak kurulum sürecini daha da hararetli hale getireceği yönünde bir başka görüş de ortaya atıldı.
İlgili bağlamda siyasi kaynaklar, yaptırımların, Macron için bir şok etkisi yaratmadığını düşünüyorlar. Çünkü kaynaklara göre Macron, Bağdat'a gitmeden önce ABD Dışişleri Bakanı'nın Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı David Schenker’in Beyrut'a gelmesi, bunun bir işaretiydi. Kaynaklar bu yüzden Macron’un yaptırımların uygulandığı isimler açıklanmadan Bikfaya’da (Maruni Hristiyan) Lübnan Ketaib Partisi Genel Merkezi’nde görüştüğü bazı milletvekillerinin meclisten istifa ettiklerinin sonradan kendisine iletilmesinin doğru bulmuyorlar.
Bazı milletvekilleri Schenker'in yaptırımların aynı hafta uygulanacağını ve yaptırımların bu kadarla sınırlı kalmayacağını söylediğini aktardılar. Bununla birlikte Schenker'in ABD yönetiminden Şii Emel Hareketi ve Marada Hareketi’ne davranışlarını iyileştirmeleri konusunda baskı yapmak istiyormuş gibi bir takım mesajlar ilettiğini de kaydettiler.
Bu çerçevede, art arda gelecek ve bir kısmı ABD yaptırımları ile uyumlu olmayacak tepkilerle ilgili tutumların takip edilmesi gerekiyor.
Öte yandan Şarku’l Avsat, Lübnan Kamu Güvenliği Genel Direktörü General Abbas İbrahim’in bakan sayısındaki anlaşmazlık çerçevesinde hükümeti kurma konusunda devam eden istişarelere Cumhurbaşkanı Avn’ın temsilcisi olarak katılmak ve Fransa'nın ABD yaptırımlarına ilişkin tutumunu öğrenmek için Paris'e gittiği bilgisine ulaştı.
İbrahim’in Lübnan’da yeni hükümetin normal bir süreç çerçevesinde kurulmasını garanti edecek Fransız girişimiyle uyumlu hareket edilmesi için görevli olan Macron’un yardımcı ekibiyle görüşebileceği tahmin ediliyor. Bununla birlikte İbrahim’in Fransız girişimini güçlendirmek ve ABD yaptırımlarından etkilememesini sağlamanın yanı sıra bir yandan Edib’in 14 bakandan oluşan bir hükümet kurma konusunda ısrarı ile Cumhurbaşkanı'nın bakan sayısını artırma eğilimi çerçevesinde Macron'un belirlediği süre içinde hükümetin kurulması ihtiyacını dile getirmesi bekleniyor.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.