Cezayir’de yeni anayasa Meclis’teki İslamcıların koalisyonuna son verdi

Cezayir’in başkentinde bulunan Meclis binası (AFP)
Cezayir’in başkentinde bulunan Meclis binası (AFP)
TT

Cezayir’de yeni anayasa Meclis’teki İslamcıların koalisyonuna son verdi

Cezayir’in başkentinde bulunan Meclis binası (AFP)
Cezayir’in başkentinde bulunan Meclis binası (AFP)

Atıf Kudadere
Cezayir Meclisi’nde kapalı oturumda yeni anayasa belgesiyle ilgili yapılan tartışmalar, 3 İslamcı parti arasında 3 yıldan bu yana devam eden koalisyona son verdi. Adalet ve Kalkınma Cephesi, anayasa belgesinin ‘Cephe’nin seçenekleriyle’ çeliştiği gerekçesiyle Meclis’te yapılan kapalı toplantıyı ve belgenin oylamaya sunulduğu oturumu boykot ederken, koalisyon ortağı ve Meclis Başkanlığı’nı yürüten Ulusal Bina Hareketi ise bu boykota eşlik etmedi.
İslamcı partilerin pozisyonları, belgenin görüşüldüğü ve 3 gün süren (Salı-Perşembe) oturumlarda birbiriyle çelişti. 2017’de Adalet, Kalkınma ve İnşa İçin Birlik ismiyle kurulan koalisyonun içindeki ihtilaf, anayasa belgesiyle gün yüzüne çıktı.
Aralarında 3 İslamcı partinin bulunduğu 5 partinin boykotuna rağmen anayasa belgesi Meclis’te çoğunluğun oylarıyla kabul edildi. Belgeye ‘evet’ oyu veren partiler arasında, meclisteki çoğu sandalyeleri elinde tutan Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Ulusal Demokratik Topluluk Partisi’nin yanı sıra İslamcı partilerden Ulusal Bina Hareketi, Umut için Birlik Partisi, Müstakbel Cephesi ve Ahrar Cephesi yer alıyor.
Belgenin oylandığı oturumu boykot eden partilerin isimleri şöyle: Adalet ve Kalkınma Cephesi, Barış Toplumu Hareketi, Sosyalist Güçler Cephesi, Nahda Hareketi, Kültür ve Demokrasi İçin Birlik Partisi.

Birlik bozuldu
Meclis Hukuk İşleri Komitesi’nin Çarşamba günü yaptığı görüşmelerde, Adalet ve Kalkınma Cephesi’nin de aralarında yer aldığı üç İslami partiyi bir araya getiren Birliğin Başkanı, Başbakan Abdulaziz Cerrad, önünde yaptığı konuşmada anayasa belgesi hakkında olumlu ifadeler kullandıktan sonra, Adalet ve Kalkınma Cephesi Milletvekili Hudr bin Hilaf, belgeyi desteklemediklerine dair sert bir açıklama yaptı. Hilaf, Birlik Başkanı’nın yaptığı açıklamanın Adalet ve Kalkınma Cephesi’ni temsil etmediğini söyleyerek, “Biz Adalet ve Kalkınma Cephesi vekilleri olarak Meclis grubundaki hiçbir milletvekiliyle Hukuk Komitesi’nin anayasa taslağı görüşmeleri düzenlediği toplantıda bizim adımıza konuşması veya bizi temsil etmesi için müzakere etmedik. Bu toplantıda kim bizim adımıza konuşmuşsa bizi kesinlikle temsil etmiyor ve onu böyle bir şeyle görevlendirmedik bilakis bunu yapmaması için onu men ettik. Onun davranışını ve söylediklerini reddediyoruz. Bu açıklamayı halka sunacağız çünkü Cezayir devletinin temel belgesi tartışılmadan veya milletvekillerinin değişiklikleri olmadan geçirildi. Bununla uzaktan ya da yakından ilgilenmiyoruz” dedi.
Hilaf, açıklamasında Meclis Hukuk İşleri Komitesi’nin kapalı toplantılarda belgeyi tartışmasını eleştirerek, bu tartışmaların kamuoyuna açık bir şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Ancak Komite, oy verme işleminin el kaldırarak yapılmasına izin vermiş ve vekiller bu doğrultuda ‘evet’ ya da ‘hayır’ oyları kullanmıştı.
Hilaf, konuşmasında ayrıca Adalet, Kalkınma ve İnşa İçin Birlik Başkanı Tamrat Naci’nin, Cezayir Cumurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un önerdiği belgenin kamu görevleri, özgürlük ve temel haklara ilişkin maddeleri hakkında açıkça sarf ettiği olumlu sözlerin Adalet ve Kalkınma Cephesi’ni temsil etmediğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis’in rolü
Siyasal Bilgiler Profesörü Nureddin Şarşali, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanlığı, Meclis’in makam sahibi olma konusunda karıştığı skandallar sebebiyle sanki kasıtlı bir şekilde Meclis’in anayasayı tartışma rolünü azalttı. Böylece Meclis’in kamuoyu önünde tartışmadan oy kullanmasını sağlayan net bir yasal formül uyguladı. Cumhurbaşkanlığı, dönüm noktası olan halk referandumunun Meclis’in rolünü de tümüyle yerine getireceği görüşünde” dedi.
Şarşali, “Yandaş partiler halen gözü kapalı bir şekilde geleneklerine sadık kalıyorlar. Ancak İslamcı partiler boş sandalye politikasını reddetme kuralına adına yeniden sorular soruyor. Bu akım Meclis’te bulunuyor ve aynı zamanda kendi varlığının meşruiyetine meydan okuyor. Meclis Başkanı ve Ulusal Bina Hareketi Milletvekili Süleyman Şanin de bu akımdan geliyor. Şanin, anayasa belgesini görüşme oturumunun açılış konuşmasında tamamen belgenin lehine sözler kullandı” diye konuştu.

Aktif boykot
Cezayir hükümet sözcüsü ve İletişim Bakanı Ammar Belhimer, 16 Eylül Çarşamba gününden itibaren anayasa belgesi için “halk tartışmasının” önünü açtı. Halk tartışmasından kasıt, halk referandumudur. Zira söz konusu tarihte Cumhurbaşkanı Tebbun’un anayasa belgesinin referanduma sunulması için anayasa referandumu için Kasım ayının başında kurtuluş devriminin yıldönümünde oluşturulan heyete çağrıda bulunması bekleniyor.
Cezayir Cumhurbaşkanlığı, anayasa belgesiyle ilgili partiler, sivil toplum kuruluşları ve ulusal şahsiyetlerden aldığı bir teklif tablosunu yayınladı. Bin 253 sayfa tabloda toplam 5 bin 18 teklif sayısı yer alıyor.
Hükümete yakın kaynaklar, anayasa taslağını sahada tanıtması için binlerce sivil toplum kuruluşuna ruhsat verilmesini beklerken, toplantı izni alamayan partilerin ise "aktif boykota" başvurabileceğini yani referandumda "hayır" oyu verilmesini destekleyebileceklerini belirtiyorlar.

İtiraz kampanyası
Cezayir Cumhurbaşkanı’nın kolektif hareketlerden sorumlu danışmanı Nezih Bermedan, yeni kurallar çerçevesinde sivil toplum kuruluşlarını yeniden aktif hale getirme konusunda bir kampanyaya öncülük ediyor. Gözlemcilere göre bu kampanyanın merkezinde Cumhurbaşkanı Tebbun’un sivil toplum kuruluşlarının başta Ulusal Kurtuluş Cephesi ve Ulusal Demokratik Topluluk Partisi’nin yandaş partilerin yerini alma isteği bulunuyor.
İslamcı partilerin referanduma karşı ‘hayır’ kampanyası mı yürüteceği yoksa boykot mu yapacağı bilinmiyor. Barış Toplumu Hareketi Partisi’nin Meclis’teki tartışma oturumunu boykot kararına rağmen, referanduma destek verme kapısını kapatmadı. Bu konudaki tavrının yapılması beklenen istişare konseyinde netleşmesi bekleniyor. Hareket’ten yapılan açıklamada, anayasa değişikliğini öngören yasa taslağının Ulusal Halk Meclisi’ne sunulduğu oturumun takip edildiği ancak taslağın şekil ve usul konusunda çekincelerin olduğu belirtildi. Ancak Hareket’in taslağın genel oturumda oylanmasıyla ilgilenmediği kaydedildi.
Bu kararın “anayasa belgesi üzerindeki tartışma ve incelemeler için verilen zamanın yeterli olmadığı, anayasanın taşıdığı yüksek önemin anayasanın geçirilme hızıyla uyuşmadığı” gerekçesiyle alındığı belirtilen açıklamada, Hareket’in ilgili kurumlar tarafından verilecek nihai karar doğrultusunda anayasa için yapılacak referandumun tarihiyle ilgili olduğu vurgulandı.
 



Trump’ın başdanışmanı Boulos Şarku’l Avsat’a konuştu: Sudan’da askeri çözüm yok

Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)
Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)
TT

Trump’ın başdanışmanı Boulos Şarku’l Avsat’a konuştu: Sudan’da askeri çözüm yok

Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)
Massad Boulos’un, geçtiğimiz Şubat ayının ortasında Münih Güvenlik Konferansı’na katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos, Sudan’daki sahadaki karmaşık tabloya rağmen Washington’ın gerilimi düşürme sürecinin başarı şansına hâlâ inandığını belirterek, yıllardır süren çatışmada “askeri bir çözüm olmadığını” söyledi. Boulos, çatışan taraflara yönelik dış mali ve askeri desteğin durdurulmasının önemini vurguladı.

Boulos, Şarku’l Avsat’a verdiği özel demeçte Sudan’daki gelişmelerin yanı sıra bölgesel dosyalar ve Etiyopya’nın Hedasi (Rönesans) Barajı anlaşmazlığına da değinerek, “Gerilimin azaltılması ve kalıcı bir çözüme ulaşılması için uygulanabilir bir yol var. Bu süreç, tarafların kendilerine sunulan insani ateşkesi ön koşulsuz kabul etmesiyle başlıyor” dedi.

Sudan’daki tüm tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Boulos, “Düşmanlıkların sona erdirilmesi, insani yardımların tam, güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılması gerekiyor. İnsani yardımlar konusunda hiçbir ön koşul veya siyasallaştırma olmamalı” diye konuştu.

Gerçek bir ateşkes ilerlemesinin neden geciktiğine ilişkin soruya ise Boulos, “Sorumluluk Hem Hızlı Destek Kuvvetleri’nin hem de Sudan ordusunun omuzlarında. Tarafların insani ateşkese ulaşması ve buna bağlı kalması, vahşetin sona ermesi ve Sudan halkının yaşadığı büyük acıların hafifletilmesi için gerekli” yanıtını verdi.

Boulos, Suudi Arabistan, Mısır, ABD ve BAE’den oluşan dörtlü grubun müzakere edilmiş bir çözüm ve uygulanabilir bir siyasi yol konusunda hemfikir olduğunu belirterek, “Herkes Sudan’daki bu vahşetin sona ermesini ve istikrarın sağlanmasını istiyor. Çünkü sürdürülebilir bir askeri çözüm yok” ifadelerini kullandı.

dscfdebfd
Boulos’un, geçtiğimiz Nisan ayının ortasında Berlin’de Sudan’daki insani krizi ele almak üzere düzenlenen konferansa katılımı sırasında (X hesabı üzerinden)

ABD’li yetkili ayrıca, çatışan taraflara sağlanan dış mali ve askeri desteğin kesilmesinin önemini yineleyerek, “Hem Hızlı Destek Kuvvetleri hem de Sudan ordusu çatışmaları durdurmalı, insani yardımların ülkenin tüm bölgelerine engelsiz ulaşmasına izin vermeli, sivilleri korumalı ve kapsayıcı bir diyaloga dayalı kalıcı müzakere edilmiş barış için adım atmalı” dedi.

Hedasi Barajı

Boulos, 20 Nisan’da Kahire’ye giderek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüştü. Görüşmede Etiyopya’nın Hedasi Barajı krizi de ele alındı.

Boulos, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın Ocak 2026’da ABD’nin Mısır ile Etiyopya arasında Hedasi Barajı konusunda “sorumlu ve nihai bir çözüme ulaşılması” için yeniden arabuluculuğa hazır olduğunu dile getirdiğini söyledi.

ervfrbvf
Mısır Cumhurbaşkanı’nın, geçtiğimiz 20 Nisan’da Trump’ın kıdemli danışmanı ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında (Boulos’un X hesabı üzerinden)

ABD’nin Nil Nehri konusunda tüm tarafların ihtiyaçlarını dikkate alan diplomatik bir çözümü desteklediğini belirten Boulos, “Kapsamlı bir anlaşmaya ulaşmanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Bunun müzakere edilmesi ve sonuçlandırılması için destek vermeye hazırız” dedi.

Mısır, 2024 yılında Etiyopya ile yıllardır süren Hedasi Barajı müzakerelerini, Kahire’nin açıklamasına göre “Etiyopya tarafında siyasi irade eksikliği” nedeniyle durdurmuştu. Addis Ababa ise barajın “kalkınma amacı taşıdığını ve aşağı kıyıdaş ülkelere zarar vermeyi hedeflemediğini” savunuyor.

Doğu Kongo krizi

Sudan ve Etiyopya dosyalarının yanı sıra üçüncü yılına giren Doğu Kongo’daki gerilim de gündemde yer aldı. Washington bölgede tansiyonu düşürmek için önemli bir rol oynuyor.

Boulos, “Şiddetli çatışmayı sona erdirme imkânı var” diyerek, Trump’ın Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Ruanda arasında “tarihi bir barış anlaşması” imzalandığını açıkladığını hatırlattı.

“Bu anlaşma, 30 yıldır süren inanılmaz derecede şiddetli çatışmayı sona erdirecek bir barış yolu sunuyor. Hiçbir şey kolay değil” diyen Boulos, Katar’ın ABD ve diğer taraflarla birlikte çatışmanın sona erdirilmesinde oynadığı role teşekkür ettiklerini ifade etti.

Afrika Birliği, Togo ve İsviçre’nin de müzakereleri destekleme konusunda önemli roller üstlendiğini belirten Boulos, ABD’nin Doğu Kongo’daki devam eden şiddetten büyük endişe duyduğunu ve bölgesel ortaklarla ateşkesi güçlendirmek için yakın çalıştığını söyledi.

Boulos, “Ruanda’nın M23 hareketine verdiği desteği sona erdirmesi ve Washington anlaşmaları uyarınca Doğu Kongo’dan çekilmesi gerekiyor” dedi.

Diplomatik çabaların sürdüğünü belirten ABD’li yetkili, “Tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamak için elimizdeki tüm araçları kullanmayı sürdüreceğiz. Devam eden diplomatik görüşmelere ilişkin başka yorumumuz yok” ifadelerini kullandı.

İran savaşı

Trump’ın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Boulos, İran’a yönelik sert eleştirilerde bulunarak Washington’ın tutumunda geri adım olmadığını, özellikle de İran’ın nükleer silah edinmesine karşı olduklarını vurguladı.

Boulos, “İran, dünyada devlet düzeyinde terörizmin bir numaralı destekçisidir. Hizbullah, Hamas, Husiler, Taliban, El Kaide ve diğer terör ağlarını destekliyor” dedi.

İran Devrim Muhafızları’nın ABD ve Avrupa Birliği dâhil birçok ülke tarafından yabancı terör örgütü olarak sınıflandırıldığını belirten Boulos, İran rejimindeki bazı isimlerin de terörist olarak tanımlandığını söyledi.

ABD’nin Tahran konusundaki pozisyonunun değişmediğini ifade eden Boulos, “Amerikan tutumu açık ve nettir: İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin verilemez” diye konuştu.

Şubat ayının sonunda İsrail ve ABD, İran’a karşı savaş başlatmış, ardından Washington 8 Nisan’da yürürlüğe giren bir ateşkes ilan etmişti. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen süreç, dünya ekonomilerini etkileyen çatışmanın tamamen sona erdirilmesini hedefliyor.


İbrahim Akil başta olmak üzere İsrail’in Lübnan’da öldürdüğü Rıdvan Gücü komutanları kimler?

7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)
7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)
TT

İbrahim Akil başta olmak üzere İsrail’in Lübnan’da öldürdüğü Rıdvan Gücü komutanları kimler?

7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)
7 Mayıs 2026 Çarşamba akşamı düzenlenen saldırının ardından, Beyrut’un güney banliyösünde İsrail hava saldırısıyla yıkılan binanın enkazında arama yapan kurtarma ekipleri (AP)

İsrail’in dün (Çarşamba) akşamı Beyrut’un güney banliyösündeki Haret Hreik bölgesine düzenlediği hava saldırısında Ahmed Galib Ballut’un öldürüldüğünü açıklaması, “Aksa Tufanı” savaşının başlamasından bu yana Hizbullah’a bağlı “Rıdvan Gücü” komutanlarını hedef alan suikast zincirini yeniden gündeme taşıdı. Söz konusu saldırılar, örgütün en seçkin askeri biriminin komuta yapısını zayıflatmayı amaçlayan yoğun bir operasyonun parçası olarak değerlendiriliyor.

Çatışmaların ilk aylarından itibaren “Rıdvan Gücü”, gerek Güney Lübnan’da gerekse Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail saldırılarının başlıca hedefi hâline geldi. İsrail, saldırı operasyonlarını yöneten, İHA birliklerini yönlendiren ve karmaşık askeri operasyonları denetleyen saha ve askeri liderleri sistematik biçimde takip etti.

İsrail ordusu sözcüsü Ella Wawiya, dün (Çarşamba) günü yaptığı açıklamada, “İsrail ordusu, Hizbullah’ın elit komando birliği olan Rıdvan Gücü’nde birlik komutanı olarak görev yapan Ahmed Galib Ballut’u Beyrut’un güney banliyösünde düzenlenen saldırıyla etkisiz hâle getirdi” dedi.

İsrail’e göre Ballut, yıllar boyunca Rıdvan Gücü içinde çeşitli görevlerde bulundu. Bunların en önemlisi operasyon komutanlığıydı. Bu görev kapsamında birliğin “İsrail ordusuna karşı savaş hazırlığı ve alarm seviyesinden” sorumlu olduğu belirtildi.

Ella Wawiya, Ballut’un “Rıdvan Gücü’nün kapasitesini yeniden inşa etme çalışmalarında” rol oynadığını ve özellikle İsrail’in uzun süredir ciddi bir tehdit olarak gördüğü “Celile’yi işgal planı” üzerinde çalıştığını öne sürdü.

Son aylarda, bu elit güç içinde kritik roller üstlenen çok sayıda komutanın geçmişi ve faaliyetleri ortaya çıkarken, söz konusu isimler İsrail’in açık suikast savaşının doğrudan hedeflerine dönüştü.

Visam Tavil... İlk büyük hedef

Visam Hasan Tavil, “Aksa Tufanı” sonrası başlayan çatışmalarda İsrail’in öldürdüğünü açıkladığı ilk önemli Rıdvan Gücü komutanı oldu. 1970 yılında Sur kentinde doğan Tavil, genç yaşta Hizbullah’a katıldı ve zamanla örgütün askeri yapılanmasında yükseldi.

İsrail açıklamalarına göre Tavil, dış operasyonlar ve askeri üretim dosyalarının sorumlularından biri olarak biliniyordu. Aynı zamanda Hizbullah’ın merkezi Şura Konseyi üyesiydi ve bu durum onu örgütün askeri yapısı içinde etkili figürlerden biri hâline getiriyordu.

sdrevgf
Hizbullah yetkililerinden Visam Tavil (Hizbullah medyası)

8 Ocak 2024’te İsrail’e ait bir İHA, Güney Lübnan’daki Hirbet beldesinde içinde bulunduğu aracı hedef aldı. Bu operasyon, Rıdvan Gücü komutanlarına yönelik yeni bir suikast aşamasının başlangıcı olarak değerlendirildi.

Muhammed Nasır... Batı sektörünün komutanı

Muhammed Nasır, Güney Lübnan cephesinin batı sektöründen sorumlu olan ve Rıdvan Gücü’ne bağlı “Aziz Birimi”nin önde gelen komutanlarından biri olarak öne çıktı.

1965 yılında Güney Lübnan’daki Haddatha beldesinde doğan Nasır, 1986’da Hizbullah’a katıldı. İsrail işgali döneminde İsrail ordusuna karşı operasyonlara katıldı. Daha sonra askeri rolü genişledi ve 2011-2016 yılları arasında Suriye’de rejim güçleri yanında savaştı.

vfvbggfr
Hizbullah yöneticilerinden İbrahim Akil (Dolaşımda)

2015’te komutan Hasan Muhammed el-Hac’ın Suriye’de öldürülmesinin ardından “Aziz Birimi”nin sorumluluğunu üstlendi. “Aksa Tufanı’na destek” sürecinde İHA, füze ve karma operasyonları yönetti. İsrail, Temmuz 2024’te Sur kentinde aracına düzenlenen saldırıyla Nasır’ın öldürüldüğünü duyurdu.

İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi... En deneyimli halkaya darbe

Saha komutanlarının öldürülmesi Rıdvan Gücü üzerinde operasyonel baskı oluştururken, planlama ve eğitimden sorumlu üst düzey isimlerin hedef alınması Hizbullah açısından daha hassas bir gelişme olarak görüldü. Bu durum, özellikle İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi’nin öldürülmesiyle açık şekilde ortaya çıktı.

Rıdvan Gücü komutanı olan İbrahim Akil, Hizbullah’ın askeri kanadının kurucu isimlerinden biri kabul ediliyordu. 1980’li yıllarda örgüte katılan Akil, zaman içinde Hizbullah’ın en önemli askeri liderlerinden biri hâline geldi.

Adı birçok hassas güvenlik ve askeri dosyayla ilişkilendirildi. ABD, Akil’i 1983 yılında Beyrut’taki ABD Büyükelçiliği’ne düzenlenen saldırı ile aynı yıl ABD Deniz Piyadeleri karargâhına yönelik bombalı saldırıya katılmakla suçluyor. Hizbullah içinde ise “Cihat Konseyi” üyesiydi ve Rıdvan Gücü’nün askeri kapasitesinin geliştirilmesinde önemli rol oynadı. Ayrıca örgütün Suriye savaşına müdahil olmasının ardından operasyonların yönetiminde görev aldı.

İsrail, 20 Eylül 2024’te Beyrut’un güney banliyösündeki Cemus bölgesinde Rıdvan Gücü toplantısını hedef alan hava saldırısında Akil’i öldürdüğünü açıkladı. Saldırıda birimin çok sayıda üst düzey saha komutanı da hayatını kaybetti.

Ahmed Vehbi... Eğitim ve pusuların mimarı

Ahmed Vehbi ise Rıdvan Gücü savaşçılarının hazırlanması ve eğitilmesinin başlıca mimarlarından biri olarak görülüyordu. Hizbullah’ın kuruluş dönemine yakın bir tarihte örgüte katıldı ve İsrail işgaline karşı operasyonlarda yer aldı. 1984’te İsrail tarafından esir alındı.

Vehbi’nin adı daha sonra, 1997 yılında İsrail’in elit deniz komandosu Şayetet 13 birliğini hedef alan “Ensariye Pususu”na katılan isimler arasında öne çıktı. Ardından Hizbullah içinde merkezi eğitimden sorumlu görevler üstlendi.

İsrail ordusuna göre Vehbi, 2012’den itibaren Rıdvan Gücü’nün eğitim faaliyetlerini yönetti ve birliğin insan kaynağı ile askeri kapasitesinin geliştirilmesinde kilit rol oynadı. Ayrıca Visam Tavil’in öldürülmesinin ardından ek sorumluluklar üstlendi.

Vehbi de Eylül 2024’te İbrahim Akil’i öldüren aynı saldırıda hayatını kaybetti. Bu saldırı, Rıdvan Gücü’nün kuruluşundan bu yana aldığı en ağır darbelerden biri olarak nitelendirildi.


SDG’nin entegrasyonundaki tıkanıklığı aşmak için yol haritası

Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)
Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)
TT

SDG’nin entegrasyonundaki tıkanıklığı aşmak için yol haritası

Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)
Haseke'deki uluslararası otoyolda tutukluların aileleri protesto gösterisi düzenledi (ANHA)

Dün Şam’da, Suriye Cumhurbaşkanlığı ile Haseke ili arasında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) entegrasyon sürecindeki tıkanıklığı aşmak amacıyla bir yol haritası üzerinde mutabıka varıldığı açıklandı.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Helali, il genelinde entegrasyon anlaşmasının uygulanma sürecinin Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş ile Vali Nureddin Ahmed ve SDG Komutanı Mazlum Abdi arasındaki görüşmenin ardından daha ileri bir aşamaya taşındığını açıkladı. Helali, Haseke şehrindeki Adalet Sarayı'nın bugün yeniden açılacağını ve hâkimlerin görevlerine başlayacağını belirterek akabinde Kamışlı'daki Adalet Sarayı'nın da aynı yöntemle açılmasıyla sürecin tamamlanacağını kaydetti.

Helali ayrıca, önümüzdeki aşamada yüzlerce tutuklunun serbest bırakılacağını açıkladı. Kürt kaynaklar ise hükümetin bugün ya da yarın tutuklu yaklaşık 300 SDG üyesini serbest bırakmasının beklendiğini belirtti.