Rusya Hamas ve Fetih’i tek çatı altında buluşturabilecek mi?

Rusya Dışişleri Bakanı uzlaşma dosyasını, Hamas’ın Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) katılma olasılığını ve Ortadoğu Dörtlüsü’nün rolünü tartışıyor

2011 ve 2019 yıllarında Filistin uzlaşma toplantıları Rusya’nın gözetiminde yapıldı ve ayrıca Moskova’da gruplar bir dizi toplantılar düzenledi (Getty Images)
2011 ve 2019 yıllarında Filistin uzlaşma toplantıları Rusya’nın gözetiminde yapıldı ve ayrıca Moskova’da gruplar bir dizi toplantılar düzenledi (Getty Images)
TT

Rusya Hamas ve Fetih’i tek çatı altında buluşturabilecek mi?

2011 ve 2019 yıllarında Filistin uzlaşma toplantıları Rusya’nın gözetiminde yapıldı ve ayrıca Moskova’da gruplar bir dizi toplantılar düzenledi (Getty Images)
2011 ve 2019 yıllarında Filistin uzlaşma toplantıları Rusya’nın gözetiminde yapıldı ve ayrıca Moskova’da gruplar bir dizi toplantılar düzenledi (Getty Images)

İzzeddin Ebu Ayşe
Rusya, Hamas ve Fetih hareketlerini tek bir Filistin çatı yapılanması altında buluşturmak için görüşmelere davet etti.  
Filistinli taraflar arasında son günlerde başlayan siyasi yakınlaşma çerçevesinde ve Filistinli grupların genel sekreterlerinin katıldığı toplantı sürecinin bir parçası olarak Rusya Dışişleri Bakanlığı, Hamas ve Fetih’in ortak bir “Filistin çatı yapılanması”nda buluşma olanaklarını tartışmak ve İsrail ile barış sürecine ilişkin diğer gündem maddelerini müzakere etmek için toplantıya davet etti.
Bu, Moskova tarafından yapılan ilk davet değil. Zira Moskova 2011 yılında Filistin uzlaşma müzakerelerine ev sahipliği yapmıştı ve 2019 yılında da aynı dosyayı tartışmak üzere Filistinli grupları bir araya getirmişti. Ancak görüşmelerde herhangi bir fiili ya da kapalı bir sonuç çıkmamıştı.

Filistin talebi
Ne var ki, Filistin siyasi sahasını gözlemleyen kişiler yapılması beklenen bu görüşmeye karşı iyimser bir görüşe sahipler. Filistin İşleri Araştırmacısı Visam el-Fekaviyy gruplar arasındaki yakınlaşmanın, Rusya görüşmesinde olumlu sonuçlar elde edilmesine yardımcı olabileceğini söyledi. Özellikle de Fetih ve Hamas Ortadoğu Dörtlüsü’nün bir üyesi olduğundan ötürü Rusya’ya yakınlaşmaya çalışıyor. Filistin Yönetimi de barış sürecini ABD yerine Rusya’nın denetlemesini istiyor.
İşin aslı 25 Ağustos’ta Moskova, Hamas’ı dışişleri bakanıyla görüşmek üzere bir toplantıya davet etmişti ancak bu toplantıyı 3 Eylül’de önde gelen Filistin partilerinin ve akımlarının liderlerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya kadar ertelemişti.
Independent Arabia’nın elde ettiği bilgilere göre Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Filistinli grupların temsilcilerinin isteğinden hareketle Hamas ve Fetih’i Moskova’da bir araya getirecek bir görüşme davetini yineledi. FKÖ Siyasi Daire Başkanı Enver Abdulhadi’nin Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’dan 7 Eylül’de bir araya geldikleri sırada genel sekreterler toplantısının sonuçlarından hareketle Filistin uzlaşmasını tartışmak ve iki grup arasında kapsamlı bir diyalog süreci başlatmak şartıyla Hamas ile bir görüşme düzenlemesini talep ettiği bildirildi.
Hamas’ın üst düzey isimlerinden Hüsam Bedran’a göre söz konusu görüşmenin Moskova’da eylül ayının sonunda gerçekleştirilmesi bekleniyor. Bedran Bogdanov’un, Filistin Platformu’nun düzenlenmesiyle ters düşmemesi, iki hareketin çeşitli konulardaki tutumlarını birleştirmesi ve aynı şekilde uzlaşma dosyasını tartışması şartıyla toplantıyı organize etmek için bir dizi Hamas lideriyle temasa geçtiğini söyledi.

Barış sürecine ters düşmemek
Ancak Independent Arabia’nın elde ettiği bilgiler Rusya’nın, Hamas ile görüşerek Ortadoğu Dörtlüsü’nün gözetiminde ABD Başkanı Donald Trump’ın Barış Planı’na ya da Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’na uygun olup olmadığına bakılmaksızın Filistinlilerin bağımsız bir devlet kurmasının yanı sıra kendi ulusal kaderlerini tayin etme konusunda yasal haklarını kapsayan Filistin ve İsrail arasındaki yeni bir barış sürecinde atılacak herhangi bir adıma ters düşmeyecek bir pozisyon elde etmeye çalıştığını gösteriyor.
Masaya yatırılan dosyalar hakkında yorum yapan Fetih Hareketi Sözcüsü Hüseyin Hamayel, Moskova’nın bölünmüşlüğü sona erdirip Hamas’ın FKÖ’ye katılması dahilinde Filistin Forumu’nun düzenlenmesini ve İsrail ile ilişkileri normalleştirme ve barışı sağlama gibi Filistin’de çözüme kavuşturulmayı bekleyen dosyalara ilişkin gruplar arasında kapsamlı bir diyalog başlatma olasılığını tartışacağını söyledi.
Ancak Hamas, Moskova’da bu dosyaların tartışılma ihtimalinden söz etmedi. Hamas Hareketi yöneticilerinden Hamad er-Rakb konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Rusya’nın Filistin uzlaşma dosyası hakkında konuşmak ya da bu konuda gözetmenlik yapmak için ağırlığından vazgeçmesinin pek olası olmadığını ancak toplantıların aralarında buna atıfta bulunmasının mümkün olduğunu ve dosyanın Arap çevreleri ile sınırlı kalacağını söyledi.
Rakb, Moskova’da müzakere masasında İsrail ile barış sürecine ilişkin birtakım dosyalar olduğunu vurgulayarak “Hamas, Moskova toplantısının nihai sonucuna bakmaksızın, uluslararası toplumun büyük bir parçası sayılan ve Hamas’ı terör listesine alan Ortadoğu Dörtlüsü’nün bir üyesi olan Rusya ile iyi bir diplomatik ilişki kurmaya çalışıyor” dedi.
Hamas ve Rusya arasındaki ilişkiye değinen Rakb “Uzun süredir iyi bir ilişkimiz var ve sürekli iletişim halindeyiz. Hamas’tan bilgi elde etmek istiyorlar. Görüşmelerimiz Rus liderlerle gerçekleşti. Ancak bu ilişki Dışişleri Bakanlığı ile sınırlı ve güvenlik birimlerini içermiyor” dedi.

Ortadoğu Dörtlüsü
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre yine de Fetih ve Hamas, uluslararası meşruiyet kararlarına uygun olarak Filistinlilerin haklarını desteklemek için büyük ölçüde Moskova’ya itimat etti. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Rusya’nın barış sürecinin gözetmeni olmasını birçok kez tercih etti ve bunu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi Mihail Bogdanov ile görüştü.
ABD’nin barış süreci için artık uygun olmadığını, bu yüzden Rusya’nın doğrudan ya da parçası olduğu Ortadoğu Dörtlüsü aracılığıyla en uygun seçenek olduğununu düşünen Fetih, Moskova’daki görüşme konusunu farklı bir açıdan ele alıyor.
Moskova’daki toplantıların katılımcısı olan Fetih Hareketi’nden bir kaynağın açıklamalarına göre Filistin liderliği, barış süreci dosyasını uluslararası gözetim altında ve eğer uzlaşma sağlanırsa Rusya gözetiminde görüşülmesine yönelik talimatlar verdi.
Filistin İşleri Araştırmacısı Visam el-Fekaviyy, Moskova’da yapılacak toplantının Ortadoğu Dörtlüsü’nün gözetimi altında Filistinliler ve İsrailliler arasında bu sefer ciddi olacak yeni bir barış sürecinin başlatılmasına zemin hazırlayacağını düşünüyor ve Rusya’nın bunu son zamanlarda Abbas’a önerdiğine dikkat çekti.
Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyesi Izam el-Ahmed’in açıklamalarına göre Ortadoğu Dörtlüsü çatışmayı sona erdirmek üzere yakında Filistin-İsrail müzakerelerine başlanacağını duyurmak için toplanacak. Elde edilen bilgiler, bu toplantının, çatışmayı sona erdirmek ve barışı sağlamak için hiçbir tarafın İsrail ile diyaloğun seyrine karşı çıkmayacağı hususunda bir uzlaşmaya varılmasını tartışmak üzere Moskova’da Hamas ile Fetih’i bir araya getirecek bir toplantı yapılana dek ertelendiğini gösteriyor.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.