Lübnan'daki merkez hapishanesi, koronavirüsün yayılmasının ardından kontrolden çıktı

Rumiye Hapishanesi’nde koronavirüsün yayılmasından korkan çok sayıda mahkum ayaklandı.

Tutuklu yakınları, Beyrut’taki Adalet Sarayı önünde oturma eylemi düzenlediler. (AFP) 
Tutuklu yakınları, Beyrut’taki Adalet Sarayı önünde oturma eylemi düzenlediler. (AFP) 
TT

Lübnan'daki merkez hapishanesi, koronavirüsün yayılmasının ardından kontrolden çıktı

Tutuklu yakınları, Beyrut’taki Adalet Sarayı önünde oturma eylemi düzenlediler. (AFP) 
Tutuklu yakınları, Beyrut’taki Adalet Sarayı önünde oturma eylemi düzenlediler. (AFP) 

Tony Boulos
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını Lübnan’daki Rumiye Merkez Hapishanesi'nin parmaklıklarından içeri nüfuz ederek tutukluları birer birer etkisi altına almaya başladı. Gerçek bir sağlık felaketinin habercisi olan salgının yayılmaya başladığı Lübnan'ın en kalabalık ve en büyük cezaevinde, 90’ı tek bir binada olmak üzere 100 kişide daha koronavirüs tespit edildi.
Lübnan Doktorlar Sendikası Başkanı Şeref Ebu Şeref, 17 Eylül Perşembe günü yaptığı açıklamada, Rumiye Hapishanesi’nde 200'ün üzerinde kişinin Kovid-19'a yakalandığını belirtti. Salgının patlak vermesi nedeniyle yargı süreçlerinin hızlandırılması çağrısında bulundu. Şeref basına yaptığı açıklamada koronavirüse yakalananlar arasında güvenlik personeli olup olmadığını dair ise bilgi vermedi.
Cezaevi içerisinde yaşananlara yakın bir kaynak "B Tutuklu Binası'ndaki 570 kişiden yaklaşık 140'ının Kovid-19’a yakalandığını, hükümlülerin olduğu bir diğer binada da vakalar olduğunu aktardı. Ancak test (PCR) yaptırmayı kabul etmeyenlerden dolayı diğer binadaki vaka sayısı hakkında bilgi bulunmadığını belirtti.
Kaynaklar, tutukluları muayene edecek sağlık personelinin bulunmaması nedeniyle cezaevi içindeki salgının neredeyse kontrolden çıktığını bildirdi. Mahkumlar arasında salgının görülmesinin ardından cezaevi doktorunun da artık binaya giremediğini aktardı. Kaynaklar ayrıca doktorların, cezaevi dışındaki bir odada hastaları muayene ettiğini ancak cezaevi eczanesinin boş olduğunu ve içinde “adol” dışında ilaç bulunmadığı belirtti.
Tutukluların ailelerinin salgının yayılmasını önlemek için yeterli sağlık koşullarının sağlanmasını talep eden çığlıkları yükselmeye devam ediyor. Avukat ve insan hakları aktivisti Diala Haidar, Lübnan cezaevlerinin salgın yayılmadan önce de kriz yaşadığına dikkat çekti. Tutukluların uzun süredir yargılanmadan içeride tutulduğunu ve bunun gerçek bir sorun teşkil ettiğini belirten Diala Haidar, "Devletin tutukluların yargılanmadan serbest bırakılmasını onaylaması ve salgını kontrol etmek için hücrelerdeki diğer mahkumlar arasında güvenli bir mesafe sağlaması gerek” dedi.

“Durum kontrol altında”
 Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri Genel Müdürlüğü'nün Rumiye Hapishanesi’ndeki tutuklular ve bazı görevliler arasında koronavirüs vakalarının kaydedildiğine ilişkin haberleri dolaşıma sokanların cezalandırıldığını belirttiği açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:
 “Cezaevi içinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra 13'ü tutuklu, 9'u güvenlik güçlerinden olmak üzere toplam 22 koronavirüs vakası tespit edildi. Merkez Hapishanesi’nde Halk Sağlığı Bakanlığı, Uluslararası Kızılhaç ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) iş birliği ile belirlenen bir binada karantinaya alındılar. Ayrıca çeşitli devlet hastanelerinde tedaviye ihtiyacı olanların takibi için de bölümler belirlendi. Rumiye Cezaevi’nde sağlık durumu kontrol altında ve son 24 saat içinde çok sayıda mahkum için kontroller yapıldı. Koronavirüs semptomu olduğunu bildiren veya taşıdığı görülen mahkumların aileleri de bilgilendirilerek telefonda iletişim kurmaları sağlandı ve durumlarından emin oldular."

Kötüleşen cezaevleri
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Sözcüsü Rona el-Halebi, salgının hapishane içinde yayılması, hijyen yetersizliği ve havalandırması olmayan tutukevlerindeki durumun kötüye gitmesinden dolayı duyduğu endişeyi dile getirdi. ICRC'nin vakaların tedavi edilmek üzere hastaneye sevk edilmesi için Lübnan’daki gözaltı ve yargı sistemi yetkilileriyle çabaladıklarını ve Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan hastanelerdeki tutuklu bölümlerinin iyileştirilmesi için sürekli çalışmalar yapıldığını vurguladı.
Halebi açıklamasında, Lübnan'daki Uluslararası Kızıl Haç Komitesi'nin geçen mart ayından bu yana tutukevlerindeki durumu yakından takip ettiğini ve yetkililere koronavirüse karşı hazırlıklı olma ve önleme konusunda teknik destek sağladığını kaydederek, "Rumiye Hapishanesi’nde izolasyon için bir bina hazırlandı" dedi.
 
Elektronik bileklik
Diğer yandan Adalet ve Merhamet Derneği Başkanı Peder Necib Baaklini, söz konusu hapishanede ve belki de diğer hapishanelerde de insani ve sosyal bir felaket yaşandığı konusunda uyarıda bulundu. Geçen mart ayından itibaren yaz başına kadar hapishanedeki her şeyin kontrol altında tutulduğunu belirten Baaklini, "Toplumda bile sosyal mesafe korunamıyor. Peki, ya dört binden fazla tutuklu bulunan merkez cezaevinde bu nasıl mümkün olacak?" diye sordu.
Mevcut durumdan hükümeti, parlamentoyu, cezaevi idaresini ve güvenlik güçlerini sorumlu tutan Baaklani, Adalet ve Merhamet Derneği’nin geçen nisan ayından bu yana aşırı kalabalığa neden olmamak için cezaların azaltılması, alternatif cezaların benimsenmesi, elektronik bilekliklerin kullanılması ve hapishanelerdeki derneklerin desteklenmesi de dahil olmak üzere yaptığı bir dizi öneriyi hatırlattı. Baaklani ayrıca hapishanelerde çalışan derneklerden  mahkumların çıkmasına eşlik edecek atmosferi hazırlamalarını ve hapishane içindeki alanları genişletmelerini talep etti.
 
Hapishanenin içinde bir "bomba"
 Beyrut Barosu Başkanı Melhem Halef ise ilk koronavirüs vakalarını kaydettikten sonra Lübnan'ın en büyük ve en kalabalık hapishanesi olan Rumiye Cezaevi'ndeki salgın durumunu bir "bombaya" benzeterek uyarıda bulundu. Halef açıklamasında, "Cezaevi içindeki koronavirüs kimsenin taşıyamayacağı bir bomba gibi" dedi.
Hapishanede,  kapasitesinin neredeyse üç katı olan dört bin mahkum kaldığı biliniyor.
Halef, Lübnan hükümetini "Vaka belirtileri gösteren mahkumları diğerlerinden ayırmak" gibi acil önlemler almaya çağırdı. Derneklerin endişeleri hafifletmek ve tüm insanları rahatlatmak için de testler yapmak üzere hazırlanılması gerektiğini vurguladı.
Hapishaneden sızan ve sosyal medyada hızla yayılan bir video, çok sayıda mahkumun herhangi bir sosyal mesafe gözetmeden uyuduğu dar bir koridoru gözler önüne sermişti. Videoda ayrıca küçük bir odada en az yedi tutuklunun yerdeki bir yatakta yan yana uyuduğu görülüyordu.
Rumiye Hapishanesi, çok sayıda mahkum tarafından koronavirüs salgınıyla ilgili endişelerin dile getirildiği bir isyana tanık oldu. Aktivistler, hapishanenin içinden mahkumların demir hücrelerin kapılarını vurduğu anları gösteren videoları sosyal medyada paylaştı.
İlerici Sosyalist Partisi (PSP) Başkanı Velid Canbolat, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şu değerlendirmelerde bulundu:
"Salgın, ihmal ve aşırı kalabalık nedeniyle Rumiye Hapishanesi’ni etkisi altına aldı. Af yasasını reddetmek büyük bir suç. Bu yüzden ister siyaset isterse mezhep olsun, bu yasanın her şeyin üstünde tutularak istisnai olarak onaylanmasını talep ediyorum.”
Cezaevlerindeki Tutukluların Aileleri Komitesi, Rumiye Hapishanesi’nde Kovid-19 vakalarının ortaya çıktığının ve mahkumlar arasında yayıldığının duyurulmasından bu yana neredeyse her gün Meclis'ten genel af yasası çıkarmasını talep etmek ve ilgili tarafların harekete geçmemesi halinde bir felaket yaşanacağı uyarısı yapmak için protestolar düzenliyor.
 
“Zorunlu” tutuklama

Lübnan Adalet Bakanı Marie Claude Najm, Lübnan'da ilk kez olarak soruşturma dairelerinde, bu konunun hukuki metinlerde yer almamasına rağmen elektronik sorgulamanın kullanıldığını ve çok sayıda tutuklu ve hükümlüyü çıkarmak için mekanizmalar kurulduğunu duyurdu. Najm, konuyla ilgili şunları söyledi:
"Yüksek Yargı Konseyi ile elektronik sorgulamayı ceza mahkemelerini de kapsayacak şekilde genişletme olasılığını inceliyoruz. Bu önemli bir nokta. Bu konuda büyük bir güçlük vardı. Rumiyeh’deki tutukluların mahkemelere sevkini önlemek için cezaevi içinde mahkeme salonunun açılması kararlaştırıldı."
Adalet Bakanı, duruşmaları hızlandırmak ve sürelere uymakla ilgili yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Görevlerin yerine getirilmesi için Yüksek Yargı Konseyi, Başsavcılık Bürosu ve Yargı Teftişi ile iletişime geçtik. Lübnan'da tutukluların dosyalarındaki zorluk göz önüne alındığında, mümkün olduğu kadar hızlanmaları için gece gündüz çalışmaları konusunda dosyaları olan tüm hakimlere çağrıda bulunduk."
Bakan ayrıca, yargıçları insaflı olmaya ve aşırı bir zorunluluk yoksa tutukluluk kararı vermemeye çağırdı. Aynı zamanda cezasını çekmiş hükümlülerin para cezasından muaf tutulmasını talep ederek Adalet Bakanlığı'nın konuyla ilgili olarak geçen mart ayında Meclis’e sunduğu bir yasal öneri olduğu bilgisini verdi.
 
Filistinli mahkumlar
Filistinli Mahkumlar Davası İzleme Komitesi üyesi Muhammed Hasun, yargılamalarda en azından Filistinli tutuklular hakkındaki bilgilerden dolayı bir hızlanma olduğu iddialarını kabul etmeyerek salgının aşırı kalabalık olan Rumiye Hapishanesi’ne sıçraması  nedeniyle duyduğu endişeyi dile getirdi. Hasun açıklamasında, yıllar önce cezalarının bitmesine rağmen bazı Filistinli mahkumların halen  hapiste olduklarına dikkat çekti.
Hasun ayrıca cezaevi içinden aldığı bilgilerin, durumun çok tehlikeli bir aşamaya geldiğini gösterdiğini belirterek hiçbir Filistinli yetkilinin Filistinli tutukluların dosyasını resmi olarak takip etmediğini vurguladı.



Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
TT

Zeydi: Irak, savaş ve barış kararını tek elde toplamayı hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 25 Eylül 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. oturumunda konuşma yaparken (AP)

Irak Başbakanı Ali Zeydi, yaptığı açıklamada, hükümetinin önceliklerinden birinin savaş ve barış konusunda karar yetkisinin devlete ait olması olduğunu belirterek, silahların anayasal kurumların elinde bulunması gerektiğini vurguladı.

Zeydi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, “Silahların kontrol altına alınması ve savaş ile barış kararının devlete ait olması alanındaki uygulama adımları doğru yönde ilerliyor. Bu, kurumlar devletinin inşasının, egemenliğin korunmasının ve istikrarın tesis edilmesinin temelidir” ifadelerini kullandı.

Başbakan, Irak’taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesinin stratejik ortaklarla ilişkileri yeni bir aşamaya taşıdığını belirterek, askeri iş birliğinden ekonomik ve kalkınma odaklı iş birliğine geçileceğini ifade etti. Zeydi, Irak’ı korumak amacıyla güvenlik ve askeri kapasitenin geliştirilmeye devam edeceğini söyledi.

Irak Başbakanı ayrıca sınırların kontrol altına alınması, açıkların giderilmesi ve aşırılığın gelişebileceği ortamların oluşmasını önlemek için sürekli teyakkuz halinde olunması çağrısında bulundu. Zeydi, Irak’ın diyalog ve diplomasiyi, krizlerin yatıştırılmasını, egemenliğe saygı gösterilmesini, içişlerine müdahale edilmemesini ve iyi komşuluk ilişkilerini destekleyen tutumunu yineledi. Çatışmaların müzakere yoluyla sona erdirilmesi ve savaşların yeniden patlak vermesinin önlenmesi çağrısı yaptı.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, hükümetinin savaş ve barış kararının tek elde toplanmasını hedeflediğini söyledi (AP)

Zeydi, dünyaya Irak’a daha fazla açılma çağrısında bulunarak ülkesinin güvenlik ve istikrara katkı sunabilecek kapasitede olduğunu belirtti. Ayrıca “Kalkınma Yolu” projesinin önemine dikkat çekerek bunu, “Büyük Fav Limanı’nı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayan, ticaret, yatırım ve enerji için stratejik bir koridor” olarak nitelendirdi.

Zeydi, “Irak hiçbir zaman kenarda kalmadı; tarihin kalbi ve bugünün nabzıdır. Geleceğe doğru ortaklık kurmayı hak ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha önce Bağdat’a doğrudan bir uyarıda bulunarak, “Irak’ın Lübnanlaşmasını önlemek için milislerin silahsızlandırılması” gerektiğini vurgulamıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Irak hükümeti üzerindeki silahların devletin kontrolünde toplanması yönündeki baskının arttığı bir dönemde yapıldı.

Rubio, ABD’nin Ali Falih Zeydi hükümetinin devlet otoritesini güçlendirme çabalarına desteğini teyit ederken, silahlı grupların dağıtılması gerektiğini belirtti.

Rubio, güç merkezlerinin çoğalmasının Irak devletinin parçalanmasına ve kurumlarının zayıflamasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydi daha önce, silahlı grupların saldırıları durduracağı 90 günlük bir sürecin başlatılmasını ve silahların devlete devredilmesi sürecinin 30 Haziran 2027’ye kadar tamamlanmasını öngören bir plan sunmuştu.


Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
TT

Yemen genel seferberlik ilan etti

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Alimi, Birleşmiş Milletler’de konuşmasını yaparken (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, halka genel seferberlik ve ulusal teyakkuz çağrısında bulunarak silahlı kuvvetler ve güvenlik güçlerine katılmalarını, Husi milislerine karşı cumhuriyetlerini ve ulusal kurumlarını savunmaya katkı sağlamalarını istedi.

El-Alimi, 26 Eylül Devrimi’nin yıl dönümü dolayısıyla halka hitaben yaptığı konuşmada, kandırılarak Husilerin saflarına katılanların cumhuriyet ve anayasal meşruiyet saflarına güvenli şekilde dönmelerinin önünü açtığını açıkladı. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Alimi, dün itibarıyla Husiler safında savaşmayı veya onlar adına çalışmayı bırakanların anayasa ve yasalar uyarınca aftan yararlanacağını belirtti.

Yemen Cumhurbaşkanı, Yemen ve Kızıldeniz’de güvenlik ve istikrar isteyen ülkelere “halkımızın, hükümetimizin ve silahlı kuvvetlerimizin yanında durmaları ve ülkemizi milislerden kurtarmak amacıyla Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona destek vermeleri” çağrısında bulundu.

El-Alimi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesinin “yalnızca Yemen’in değil, bölgedeki ve dünyadaki bütün ülkelerin çıkarına olduğunu” belirterek, “Husi projesinin topraklarımızı ve kıyılarımızı Yemen’in ve tüm bölgenin güvenliğine yönelik sürekli bir tehdide dönüştürmeyi amaçladığını” söyledi.

Cumhurbaşkanı, devletin hedefinin herkes için açık olduğunu vurgulayarak, bunun “devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, ulusal toprakların tamamında egemenliği yeniden sağlamak ve nihayetinde Sana’ya ulaşmak” olduğunu ifade etti.


İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.