İran, UAEA üyelerini Natanz saldırını kınamaya çağırdı

UAEA Başkanı, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhsin Baharvend ve İran’ın uluslararası kurumlar nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garipabadi’yi Viyana’da kabul etti. (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu)
UAEA Başkanı, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhsin Baharvend ve İran’ın uluslararası kurumlar nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garipabadi’yi Viyana’da kabul etti. (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu)
TT

İran, UAEA üyelerini Natanz saldırını kınamaya çağırdı

UAEA Başkanı, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhsin Baharvend ve İran’ın uluslararası kurumlar nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garipabadi’yi Viyana’da kabul etti. (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu)
UAEA Başkanı, İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhsin Baharvend ve İran’ın uluslararası kurumlar nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garipabadi’yi Viyana’da kabul etti. (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu)

İran’ın uluslararası kurumlar nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garipabadi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) üyelerini uranyum zenginleştirme tesisi Natanz’da meydana gelen sabotaj eylemini kınamaya çağırdı. Ülkesinin “düşmana vereceği cevap hakkını saklı tuttuğunu” bildirdi.
İran haber ajansı dün, UAEA'nın Yönetim Kurulu Toplantısı'na katılan Garipabadi’nin uranyum zenginleştirme tesisi Natanz’da meydana gelen son patlamanın “ bir sabotaj eylemi” olduğunu ilettiğini aktardı. Bu olayın UAEA ve ajans üyeleri tarafından kınanması çağrısında bulunan Garipabadi “Bu ve benzeri maceralara karşı uyarıyoruz” dedi. Patlamanın arkasında bulunanları düşman olarak nitelendiren Garipabadi İran’ın tehditlere karşı cevap verme hakkını saklı tuttuğunu vurguladı. IRNA tarafından temmuz ayında yayınlanan bir makalede söz konusu eylem, İsrail ve ABD gibi düşmanların olası saldırısı olarak nitelendirilmiş ancak her iki devlet de doğrudan suçlanmamıştı.
Ajansın tüm dünyadaki denetimlerinin yüzde 22’sinin İran’da gerçekleştirildiğini belirten Garipabadi, İran’ın UAEA içindekilere kıyasla en şeffaf programa sahip ülke olduğunu ve ayrıca UAEA’nın talebini gönüllü olarak kabul ettiğini söyledi.
Garipabadi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi ve İran’lı üst düzey yetkililerin, nükleer anlaşmanın imzalanması sırasında bildirilmemiş iki nükleer bölgeden numune alma talebi üzerine aylarca süren anlaşmazlıklar sonrasında imzaladıkları anlaşmaya atıfta bulundu.
Ajans, geçen şubat ayından bu yana müfettişlerin İran’daki iki gizli tesise giriş talebi için 1 yıldan fazla süredir Tahran'la görüşmeler yapıyordu. Grossi’nin İran’ın iş birliği yapmamasına ilişkin sunduğu raporun ardından, Ajans'ın yönetim kurulunun haziran ayında aldığı kararla İran bir an önce iş birliği yapmaya çağrıldı.
UAEA, anlaşmada öngörülen nükleer faaliyetlerin doğrulanması sürecinde İran’ın UAEA ile iş birliği yapmaması durumunda Güvenlik Konseyi'ne rapor sunabileceğini bildirdi.
Ek Protokol kapsamında daha önce İran’ın müfettişlere izin vermediği iki yerden birine UAEA yetkililerinin girerek analiz için örnekler aldığını belirten Grossi, önümüzdeki günlerde diğer tesise de ziyaret düzenleneceği bilgisini verdi.
Grossi’nin son raporuna değinen Garipabadi, İran ve ajansın kabul edilebilir çözüm yolları yolunda adımlar attığının belirtildiğini söyledi. İran ve ajans arasındaki mevcut iş birliğinin kolay sağlanmadığını ve kolaylıkla diğerleri tarafından zayıflatılmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Garipabadi, ajansın soru ve taleplerinin ikna edici deliller, bilgiler ve ajansın bağımsız değerlendirmelerine dayalı olması gerektiğini vurguladı.
Garipabadi’nin Ajans'ın İran’da yeni tesislere girmekle ilgili taleplerinin engellenmesi noktasında İranlı yetkililerin önceki pozisyonlarını tekrarlamaya dönük tavrı ise dikkat çekiciydi.
Yetkili bu bağlamda yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Ajans'ın şu ana kadar mevcut tüm bilgileri incelediğini ve analiz ettiğini göz önünde bulundurduğumuzda, başka hiçbir sorusunun ve isteğinin olmayacağı, başka yerlere giriş izni istemeyeceği doğrulanmış oluyor.”



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe