Libya'da Hafter ve Muaytik petrol konusunda uzlaştı UMH’den itirazlar yükseldi

ABD ve BM’nin sessizliği ortasında… Sirte ve Misrata’ya askeri takviyeler yapılıyor

Halife Hafter, Bingazi’deki ofisinde Libya petrol üretimine yeniden başlandığını duyurdu (AFP)
Halife Hafter, Bingazi’deki ofisinde Libya petrol üretimine yeniden başlandığını duyurdu (AFP)
TT

Libya'da Hafter ve Muaytik petrol konusunda uzlaştı UMH’den itirazlar yükseldi

Halife Hafter, Bingazi’deki ofisinde Libya petrol üretimine yeniden başlandığını duyurdu (AFP)
Halife Hafter, Bingazi’deki ofisinde Libya petrol üretimine yeniden başlandığını duyurdu (AFP)

ABD’nin Trablus Büyükelçiliği ve Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) sessizliği arasında Libya petrolüne uygulanan ablukayı kaldırmak üzere Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakan Yardımcısı Ahmed Muaytik ve Libya Ulusal Ordusu (LUO) Komutanı Halife Hafter arasında uzlaşma sağlandığına ilişkin yapılan sürpriz bir açıklamanın şokunun ardından UMH merkezi oldukça sessiz görünüyordu.
Öte yandan UNSMIL, Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Hükümeti’ne, petrol üretimi ve ihracatının yeniden başladığına ilişkin duyuruyu “olumlu bir şekilde karşılama” çağrısı yaptı. Temsilciler Meclisi Hükümeti Dışişleri Bakanlığı da petrol üretimi ve ihracatının yeniden başlatılmasını desteklediklerine dair açıklama yaptı. Aynı şekilde Rusya da Libya’nın petrol ihracatı ve gelirlerinin dağıtımına ilişkin anlaşmasını memnuniyetle karşıladı.
UMH hükümetine bağlı milislerden herhangi bir tepki gelmesine karşı önlem olarak LUO güçleri Misrata’nın doğusundaki merkezlere askeri takviyeler yaparak mevzilerini güçlendirdiler. Zira video kesitleri LUO’ya bağlı 9. Tugay’dan stratejik sahil kenti Sirte’ye benzer takviyeler yapıldığını gösteriyor. UMH yanlısı Batı Bölgesi Komutanı Tümgeneral Usame el-Cuveyli, Halife Hafter ve Başbakan Yardımcısı Ahmed Muaytik’in ülkede petrol üretimi ve ihracatına yeniden başlanması konusundaki anlaşmasını reddettiğini açıkladı. Cuveyli bir televizyon kanalına iki akşam önce yaptığı açıklamada “Ülke içine ve dışarıya açıkça ilan ediyoruz, bu saçmalıklar geçmeyecek ve duyurulmayan herhangi bir anlaşmanın akıbeti başarısızlık olacaktır. Başkanlık Konseyi üyeleri ve Tobruk Temsilciler Meclisi milletvekillerinden sözde anlaşma ile ilgili bir tutum sergilemelerini bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Cuveyli üstü kapalı bir şekilde Halife Hafter’e işaret ederek “Libya’nın birliğini isteyenler, gelecekteki uluslararası diyaloglarda tavizlerini göstermeli ve kişisel çıkarlarından kaçınmalıdır” dedi.
LUO yanlısı Tobruk Hükümeti Dışişleri Bakanı Abdulhadi el-Huveyc, Cuveyli’nin tutumunun UMH’ye bağlı silahlı milislerin siyasetinin bir parçası olduğunu söyledi. Huveyc dün televizyonda yaptığı açıklamalarda Türkiye de dahil olmak üzere yabancı tarafların, uluslararası toplumun destek ve memnuniyetle istediği anlaşmayı reddeden tarafların üzerinde tahakküm kurduğunu belirtti.
Serrac bu konuda sessizliğini sürdürürken kıdemli yardımcılarından biri ABD merkezli Bloomberg medya kuruluşuna dün verdiği demeçte “Kendisi anlaşmayı kabul etmedi ki bu da üretimin yakında yeniden başlayacağı konusunda daha fazla şüphe uyandırıyor” dedi.
Ahmed Muaytik bir dizi tacize uğradığı için iki gün önce Misrata kentindeki otellerden birinde yapmak üzere olduğu basın açıklaması iptal edildi. Video görüntülerinde Muaytik’in geri çekilmesinden önce bazı kişilerin oteli bastığı görülüyor. Muaytik daha sonra yerel televizyon kanalının anlaşma hakkında çektiği röportajı yayınlamamasını istedi.
Yerel medya kuruluşlarının Misrata’daki kaynaklardan edindikleri bilgilere göre Muaytik’i taciz eden kişiler UMH İçişleri Bakanı Fethi Başağa ve Es-Sumud Tugayı komutanı ve aynı zamanda ‘savaş suçları’ işlemekle suçlanarak uluslararası düzeyde aranan Salah Badi ile bağlantılı.
Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar “Yaşanan sürtüşmeler, Muaytik’in LUO heyeti ile birlikte söz konusu anlaşmanın maddelerini açıklacağı düşünülen konferansı düzenlemekten vazgeçmesine sebep oldu” dedi. Kaynaklar Muaytik’in anlaşmaya öfkeli olan bazı gençlerle yan diyaloğa girdiğini, UMH hükümetinin karargahı olan Trablus’ta değil de Misrata’da göründüğünü ve diyalog sırasında gençlere bu adımının Serrac ve hükümetin bilgisi olmadan atıldığını söylediğini açıkladı.
Rusya’nın Soçi kentinde geçen hafta LUO heyeti ile birlikte anlaşmayı imzalayan Muaytik’in Sirte kentini ziyaret etmesi bekleniyordu, ancak hükümetinin diğer üyeleri kendisini engelledi. Muaytik iki akşam önce yaptığı açıklamada Serrac’ın anlaşmayı kabul edeceğini düşündüğünü ve paralı askerlerin ülkeden çıkarılmasını istediğini söyledi ancak konunun görüşmelerde gündeme getirilmediğini belirtti. Muaytik, Serrac’ın yeni anlaşmayı destekleyeceğine inandığını vurguladı, ancak aynı zamanda Ulusal Petrol Şirketi’nin (NOC) anlaşmaya varılmasına katkı sağlayan görüşmelerin bir parçası olmadığını kabul etti.
Buna karşılık Halife Hafter anlaşmanın ötesini hedefledi ve Sözcüsü Ahmed el-Mismari, ülkenin batı bölgesini temsil etme konusunda Muaytik’i desteklediklerini vurguladı ve yaptığı bir basın açıklamasında petrol gelirlerini adil bir şekilde dağıtmak için ortak bir teknik komite kurulduğunu söyledi. Mismari “Batı bölgesini temsil etme konusunda Ahmed Muaytik’e verdiğimiz destek, Libyalılar ile savaşmadığımızın bir göstergesi” dedi.
Mismari, Muaytik’in önümüzdeki saatlerde başkent Trablus’taki silahlı milisler tarafından tehditler ya da sert bir tepki alacağını düşünüyor. Mismari “Ordu liderliği, uzlaşmacı bir çözüme ulaşmak için Muaytik’in ortak teknik komiteye başkanlık etmesinde ‘bir sakınca görmüyor’” dedi.
Mismari “Muaytik’in katılımıyla Libyalı kabilelerin ve çeşitli bölgelerin temsilcileriyle bir diyaloğa girdik ve petrol alanlarının yeniden açılması konusunda mutabakat sağladık” dedi ve bazı milislerin sert tepkiler vereceği ve Merkez Bankası’na baskı yapacakları konusunda uyarıda bulundu.
Libya Merkez Bankası anlaşmadan uzak durdu ve iki gece önce yaptığı resmi açıklamada, Libya petrol gelirlerinin dağıtımına ilişkin herhangi bir anlaşmaya kendi adının ve Başkan Sıddık el-Kebir'in dahil edilmesine karşı çıktı. Ancak, petrolün derhal yeniden üretilmesi ve ihraç edilmesi gerektiğine ilişkin talebini yineledi ve blokaj yüzünden kötüleşen olumsuz etkiler konusunda uyarıda bulundu.
Yerel medya kuruluşlarının UMH’ye yakın olan kaynaklardan edindikleri bilgilere göre Türkiye anlaşmaya karşı çıktı ve Sıddık el-Kebir’in mali kaynakları denetlemesine sınırlama getirilmesini ve yetkilerinin kısıtlanmasını reddetti.
NOC’a bağlı petrol şirketlerindeki yetkililer “NOC Başkanı Mustafa Sanallah’ın kendi tabiriyle (kaos ve gayri resmi görüşmeler) altında petrol tesislerinden (fors majör) durumunu kaldırmaya izin verilmesini reddetmesinin ardından Trablus’taki merkezden izne ilişkin herhangi bir sinyal” almadıklarını söylediler.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.