İsrail Doğu Akdeniz’de Lübnan ile diyalog arayışında

İsrail Doğu Akdeniz’de Lübnan ile diyalog arayışında
TT

İsrail Doğu Akdeniz’de Lübnan ile diyalog arayışında

İsrail Doğu Akdeniz’de Lübnan ile diyalog arayışında

Tel Aviv ve Washington'daki siyasi kaynaklar, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Schenker'in geçtiğimiz birkaç hafta içinde Beyrut ve Batı Kudüs’e yaptığı yoğun ziyaretlerin nedenini açıkladı. Buna göre ziyaretlerin amacı, iki ülkenin gündemine gaz dosyasını taşımak ve kısa süre sonra doğrudan müzakerelerin gerçekleşmesini sağlamak.
Şarku’l Avsat’ın İsrail merkezli Walla sitesi’nden aktardığına göre Schenker, çoğu gizli olmak üzere iki ülke arasında, gaz rezervleri konusunda 30 yıl sonra ilk kez gerçekleşecek doğrudan müzakereler için birkaç aydır mekik diplomasisi gerçekleştiriyor.
Kaynakların bildirdiğine göre müzakereler bu yıl içinde başlayabilir. Geçen hafta, gaz dosyasından sorumlu İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz ve bakanlığının iletişim ortağı olan İsrail Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ile görüşen Schenker, Lübnanlıların dikkat çekici bir esneklik göstermesi üzerine Beyrut’taki son görüşmelerde ciddi bir atılım yakalandığını söyledi. İsrailli ve ABD’li yetkililer, bu ilerlemeyi Beyrut Limanı’ndaki felaketin ardından Lübnan'da meydana gelen değişikliklere bağladı. Lübnan’daki patlamanın her alanda etkisi olduğunu belirten yetkililer, yaşam koşullarının kötüleşmesinin halkta büyük bir hoşnutsuzluk dalgası oluşturduğu ayrıca Hizbullah’a yönelik içerdeki eleştirilerin artmasıyla ABD’nin iki ülke arasındaki müzakereleri canlandırma imkanı yakaladığını vurguladılar.
Lübnan ile İsrail arasındaki kara sınırlarında 13 noktada, deniz sınırlarında ise Doğu Akdeniz’de yer alan 9. Blokta 860 kilometrelik üçgen alanda pek çok ihtilaf olduğu biliniyor. Anlaşmazlık, deniz sahasının sınırlarını çizme konusuna dayanıyor. İsrail sınırına paralel olarak uzanan Blok 9'un bir bölümü, Tel Aviv'in iddiasına göre İsrail karasuları içinde yer alıyor. Lübnan ise bu iddiayı reddediyor. Anlaşmazlık, İsrail ile Kıbrıs arasında denizde büyük doğal gaz yataklarının keşfedildiği 2009 yılından bu yana büyük önem kazandı. Uluslararası uzmanlar, tartışmalı üçgenin 25 trilyon fit gaz içerdiğine inanıyor.
İsrail bu bölgede gaz arama çalışmalarını başlatıp  gaz buldu ve bu yıl içinde ticari düzeyde gaz üretmeye başladı. Ancak Lübnan bu imkandan mahrum kaldı. Bunun nedenlerinden biri, bürokratik diğeri ise İsrail ile çekişmeli bölge üzerinde müzakere yapmayı reddetmesi.
İsrail kaynaklarına göre, ABD 2011'den beri söz konusu çatışmada arabuluculuk yapmaya çalışıyor ve iki tarafa tartışmalı alanı paylaşmaya dayalı bir çözüm projesi sundu. Bu çözümde deniz sahasının yüzde 55'i Lübnan yüzde 45'i İsrail için ayrılıyor. Ancak Hizbullah'ın Lübnan siyasetinde ve iktidarda büyük etkisi var. Lübnan, "Washington'un İsrail lehine önyargılı olduğu" ve "Lübnan'ın İsrail ile doğrudan pazarlık yapmadığını" iddia ederek ilerlemeyi engelliyor. Bu noktada, büyük kârlar getirecek zenginliklerin, Lübnan lehine kullanılmasını engelleyen Hizbullah'a yönelik eleştiriler artmış durumda.
Ancak Beyrut limanında 200'den fazla kişinin ölümüne neden olan büyük patlamanın ardından Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Amerikan arabuluculuğunu kabul etti ve Lübnan Parlamento Başkanı Emel Hareketi lideri, müzakereci Nebih Berri'yi yanına aldı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bile Beyrut'a yaptığı son ziyarette bu konuyla ilgili görüş belirtti.
Dün, Tel Aviv'deki Walla haber sitesinde ismi açıklanmayan bir İsrailli yetkili, "Schenker Lübnan hükümetinin üst düzey üyeleriyle görüşerek onlarla İsrail ile müzakere yapmaya imkan verecek bir formüle ulaştı.  İsrail bakanları Steinitz ve Aşkenazi'yi Lübnan'daki görüşmelerinin içeriği hakkında bilgilendirdi. Onlara, müzakereleri başlatmak için yeni bir taslak sundu. Tel Aviv'deki izlenim, Lübnanlılar tarafında esneklik olduğu ve bugün İsrail ile bu konuda temas kurmaya her zamankinden daha fazla hazır oldukları yönünde" açıklamasında bulundu.



Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 10 kişi öldü

Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)    
Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)   
TT

Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırıda 10 kişi öldü

Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)    
Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde meydana gelen silahlı saldırıda olay yerindeki polis memurları (dolaşımda)   

CBC News'in haberine göre Kanada'nın Britanya Kolombiyası eyaletindeki Tumbler Ridge bölgesinde dün meydana gelen silahlı saldırıda, şüpheli saldırgan da dahil olmak üzere on kişi hayatını kaybetti.

Bir lisede 6 ceset, polis tarafından olayla bağlantılı olduğuna inanılan bir evde ise 2 ceset daha bulundu. CBC News'e göre, bir kişi de hastaneye götürülürken yolda hayatını kaybetti; şüphelinin ölümü daha önce doğrulanmıştı. Polis kaynaklarına dayanan haberde, 25 kişinin de yerel bir tıp merkezinde yaralanmalar nedeniyle tedavi gördüğü belirtildi.


Akın Gürlek Adalet Bakanlığına, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ise İçişleri Bakanlığına atandı

İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)
İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)
TT

Akın Gürlek Adalet Bakanlığına, Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi ise İçişleri Bakanlığına atandı

İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)
İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek, Adalet Bakanı olarak atandı (İstanbul Başsavcılığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Resmi Gazete'de yayımlanan bir kararnameyle İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek'i Adalet Bakanı olarak atadığını duyurdu.

İçişleri Bakanlığına Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin atanmasını da içeren kabine değişikliğinin ardındaki nedenler belirsizliğini koruyor. Resmi Gazete'de, bu görevleri yürüten önceki bakanların istifalarına dikkat çekildi.

Türkiye'nin en büyük şehrinin başsavcısı olan Gürlek, geçen yıl mart ayında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında gözaltı emri çıkarmıştı. Bu hamle, halk arasında geniş çapta tepkilere yol açmış ve siyasi amaçlı olarak değerlendirilmişti.

Erdoğan'a rakip olarak görülen İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2028 cumhurbaşkanlığı seçimleri adayını açıklamasından sadece birkaç gün önce tutuklandı. Gürlek daha önce Adalet Bakan Yardımcılığı görevinde de bulundu ve eleştirenler tarafından Erdoğan'ın rakiplerini hedef almakla suçlanıyor.

Ekim 2024'te İstanbul Başsavcısı olarak atanmasından bu yana, Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) 15'ten fazla belediye başkanı yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandı; bunların çoğu suçlamaları reddediyor. Gürlek ayrıca, rüşvet, terör faaliyetlerine karışma ve cumhurbaşkanına hakaret suçlamalarıyla onlarca CHP üyesi hakkında soruşturma başlatılması emrini verdi.

54 yaşındaki İmamoğlu, Gürlek'in dürüstlüğünü sorgulamak da dahil olmak üzere bir dizi davayla karşı karşıya. Ayrıca, Gürlek'i tehdit ettiği ve hakaret ettiği iddiasıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Özgür Özel hakkında da soruşturma başlatıldı.

Gürlek, mevcut Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un yerine geçerken, daha önce Ali Yerlikaya'nın yürüttüğü İçişleri Bakanlığı görevine ise Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi getirildi.


ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters