Göstericiler arasındaki ihtilaflar, Netanyahu'ya karşı protesto hareketine katılımı azalttı

Korona önlemlerine rağmen Netanyahu karşıtı haftalık gösteriler sürüyor (EPA)
Korona önlemlerine rağmen Netanyahu karşıtı haftalık gösteriler sürüyor (EPA)
TT

Göstericiler arasındaki ihtilaflar, Netanyahu'ya karşı protesto hareketine katılımı azalttı

Korona önlemlerine rağmen Netanyahu karşıtı haftalık gösteriler sürüyor (EPA)
Korona önlemlerine rağmen Netanyahu karşıtı haftalık gösteriler sürüyor (EPA)

İsrail’de Netanyahu karşıtı gösteriler devam ederken gerilim, sağcı bir aktivistin göstericilerin üzerine araba sürmesi boyutlarına ulaştı. Ancak haftalık gösterileri organize eden halk hareketi arasında patlak veren ihtilaflar “siyah bayraklılar” hareketinin düzenlediği eylemlere katılım sayısında keskin bir düşüşe neden oldu.
Haftalık yapılan merkezi gösteriye 20 bin katılım sağlanırken son  gösteride  katılımcı sayısı 5 binin altında kaldı.
Anlaşmazlık, İsrail’in Yahudi bayramı nedeniyle üç hafta boyunca karantina önlemi alması sonrasında yaşandı. Siyah bayraklılar hareketi bu dönemde protestoları durdurmaya karar verdi. Hareketin liderlerinden biri olan Barak Vasman,”biz de halkın yaptığını yapalım, talimatlara uyalım, evlerimize çekilip bayramı kutlayalım. Bu durumda sokağa çıkıp protesto gösterilerine devam edersek halk bunu bir provakasyon olarak görecektir. Bu ilkesel olarak doğru değil ayrıca bu durum protesto hareketinin gelişmesini engeller” açıklamasında bulundu.
Vasman, "Sadece protesto eden bir halk hareketi istemiyoruz, bunun yerine Netanyahu'nun kişisel olarak değil, bir yolsuzluk sembolü olarak düşmesini istiyoruz. Bu konuda mücadele solla sınırlı kalmamalı, yolsuzluğu reddeden geniş sağcı kitleler de dahil olmak üzere mümkün olan tüm güçleri toplamalıyız. Hükümeti devirmek 20.000 kişilik gösterilerle gerçekleştirilemez. 2011 ve 2012'de olduğu gibi yüz binlerce protestocuya ihtiyacımız var. Eğer entelektüel ve duygusal bağlamda halktan uzaksak, bu insanlar protestolara katılmaz. Halk, sorumlu insanlar olduğumuzu anlarsa bize katılacak” ifadelerini kullandı.
“Siyah Bayraklılar Hareketi”nin Netanyahu'ya karşı halk savaşına öncülük eden ve protestoları başlatan ilk hareket olduğu biliniyor. Hareket, Netanyahu hakkında soruşturmalar başladığı andan itibaren faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Rüşvet, güven ihlali ve dolandırıcılık suçlamalarıyla yargılanmasına karar verildiğinde faaliyetleri ikiye katlandı. Hareket, sağ siyasetin içinde yer alan kişileri de içermekte. Netanyahu protestocuları terör ve solculuk yapmakla suçladığında, bir dizi sağcı katılımcı çıkarak Likud ve Netanyahu'ya oy verdiklerini,  sadece yolsuzluk nedeniyle ona karşı olduklarını açıkladı.
Öte yandan, gösterilerin hiçbir şekilde durdurulmamasını hatta karantina kararının da gösterinin nedenlerinden birisi olmasını savunan gruplar da var. Bu gruplar karantinanın Netanyahu’nun duruşmasıyla ilgili olarak alındığı fikrine sahipler.
Geçen hafta Cumartesi günü, Tel Aviv'de karantinaya karşı yaklaşık 200 kişi gösteri yaptı ve gösteride "Karantina korona ile mücadele değil Binyamin davasını kapatmak için “şeklinde slogan attılar. Pazar günü de binlerce dindar Yahudi, hükümetin Cuma gününden itibaren aldığı üç haftalık  karantina kararını protesto etti. Yahudiler karantinanın Yahudi bayramında yapacakları ibadeti engellemeye yönelik olduğunu ifade ederek Netanyahu’yu "din düşmanlarına boyun eğmekle" suçladı. Dindar Yahudiler Netanyahu’yu kendisiyle yaptıkları ittifakı bozmakla tehdit etti. Hareket içindeki anlaşmazlıkların görüldüğü bu ortamda hafta sonunda yapılan gösteriye katılımın sayısı 5 bini geçmedi. 
Bu arada hafta sonu yapılan gösteride aşırı sağcı bir aktivist arabasıyla gösteriye baskın düzenledi ve polis, göstericilerin üzerine arabasını sürmeye çalıştığı şüphesiyle onu durdurdu. Gösterinin liderleri bu kişinin soruşturulmasını ve terör örgütüne üye olup olmadığının araştırılmasını talep etti.
Ayrıca protestocular, göstericiler arasında dolaşan ve biri kamera taşıyan Netanyahu’nun iki danışmanını fark ettiler. Netanyahu’nun danışmanları protestocular tarafından saldırıya uğrayınca kaçtı. Bu danışmanlardan birinin Netanyahu'ya BAE ve Bahreyn’le imzalanan anlaşma nedeniyle gittiği Washington gezisinde eşlik ettiği ve bir hafta karantinada kalması gerektiği ortaya çıktı. Bu durum, göstericiler arasında koronavirüsün yayılması endişesi yarattı.
Netanyahu'ya karşı gösterilerin art arda on dört haftadır devam etmesi dikkat çekici. İlk zamanlar protestolar yolsuzluk dosyaları nedeniyle küçük gruplar tarafından yapılıyordu ve bu gösterilerde "Yolsuzlukla suçlanan devleti yönetemez" sloganıyla Netanyahu’nun istifası istenmişti.
Gösterilere gün geçtikçe yeni gruplar ve hareketler katıldı. Sağcı güçlerin yanı sıra gençlik ve dindar gruplarının da katılımı gerçekleşti. Polis, katılımcıları bastırarak sindirmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Gösterilere katılım sınırlı olsa da, bu protestolar Netanyahu'yu rahatsız ediyor ve her fırsatta onlara saldırıyor.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.