Bulgaristan: Hizbullahçı 2 teröriste müebbet cezası

Soruşturmalar, “lojistik ve mali” olarak saldırının arkasında Hizbullah’ın bulunduğunu ortaya koydu

Temmuz 2012’de, Bulgaristan’da bir İsrail otobüsüne düzenlenen bombalı saldırının zanlılarına müebbet hapis cezasının verildiği Başkent Sofya’daki mahkeme salonu (Reuters)
Temmuz 2012’de, Bulgaristan’da bir İsrail otobüsüne düzenlenen bombalı saldırının zanlılarına müebbet hapis cezasının verildiği Başkent Sofya’daki mahkeme salonu (Reuters)
TT

Bulgaristan: Hizbullahçı 2 teröriste müebbet cezası

Temmuz 2012’de, Bulgaristan’da bir İsrail otobüsüne düzenlenen bombalı saldırının zanlılarına müebbet hapis cezasının verildiği Başkent Sofya’daki mahkeme salonu (Reuters)
Temmuz 2012’de, Bulgaristan’da bir İsrail otobüsüne düzenlenen bombalı saldırının zanlılarına müebbet hapis cezasının verildiği Başkent Sofya’daki mahkeme salonu (Reuters)

Bulgaristan yargısı, Burgaz Havalimanı’nda İsrailli turistleri taşıyan bir otobüsü hedef alan bombalı terör saldırısıyla ilgili olarak gıyaben yargılanan Lübnan asıllı iki kişiyi müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Temmuz 2012’de meydana gelen kanlı saldırı, bombayı infilak ettiren Lübnan ve Fransa çifte vatandaşlığına sahip saldırganın yanı sıra, aralarında hamile bir kadın ve otobüs şoförünün de yer aldığı 5 İsraillinin hayatının kaybetmesine, 35 kişinin de yaralanmasına neden olmuştu. Burgaz Havaalanı saldırısı, 2004 yılından beri İsraillilere yönelik yurtdışındaki en kanlı saldırılardan biri olarak kabul ediliyor.
Bulgaristanlı ve İsrailli yetkililer, kanlı saldırıdan Lübnan Hizbullah’ını sorumlu tuttu. Bu husus, bombalı saldırının hemen ardından Avrupa Birliği’nin Hizbullah’ın askeri kanadının terör örgütleri listesine alma kararında önemli rol oynadı.
Hizbullah’la da bağlantılı olduğuna inanılan saldırgan, saldırıda kullandığı bombayı sırt çantasında taşıyordu. Saldırgan, otobüsün kalkmasını bekleyen İsrailli grubun bulunduğu araca baskın yaptı ve bombayı patlattı. Yargıç Adelina Ivanova, Bulgaristan’dan kaçan ve davada gıyabi yargılanan iki kişi hakkında “şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapis” cezası verdi.
Saldırı sırasında 31 yaşında olan Milad Farah adlı Lübnan-Avustralya vatandaşıyla, yine saldırı sırasında 24 yaşında olan Hasan Hac Hasan adlı Lübnan-Kanada vatandaşı, 2016 yılının ortalarında bombalı eylemde parmakları olmakla suçlandılar.
Yapılan DNA testlerine göre, saldırı gerçekleştiren şahsın 23 yaşında Lübnan-Fransız vatandaşı olan Muhammed Hasan el-Hüseyni olduğu tespit edildi.
Havaalanı güvenlik kameraları tarafından çekilen video görüntüleri, saldırganın havaalanı binasının hemen dışındaki otobüsü hedef almadan kısa bir süre önce sırtında bir çanta taşıdığını ve gelen yolcular salonunda dolaştığını ortaya çıkardı. İsrailli turistleri taşıyan otobüs, Bulgaristan’ın Karadeniz kıyısındaki popüler bir tatil mekanı olan Sunny Beach’e gidiyordu. Görgü tanıkları, patlamanın yaşandığı sırada, saldırganın İsraillilerle dolu olan otobüsün bagaj bölümüne çantasını koyduğunu bildirdi.
42 yaşındaki hamile bir kadın dışında, patlama sırasında hayatını kaybedenlerin tamamı 20’li yaşlardaydı. Savcılar, saldırıda kullanılan bombayı, bombacının mı yoksa bombanın montajına da yardım eden zanlılardan birinin uzaktan bir kumandayla patlatıp patlatmadığını tespit edemedi.
Savcı Evgenia Shtarkelova geçen hafta gazetecilere verdiği demeçte, “saldırganlar hakkında en ağır cezayı talep ettim. Çünkü bu terör eyleminin mümkün olan en katı cezayla cezalandırılmayı hak ettiğini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi. Gıyabi sanıkların davası Ocak 2018’de başladı, ancak duruşmaların takibi yapılamadı. Yapılan tahkikatlar neticesinde, zanlıların Haziran 2012’de Romanya’dan Bulgaristan’a geldikleri ve saldırının gerçekleştiği günün akşamında Bulgaristan’dan ayrıldıkları tespit edildi.
Hasan’ı savunmak üzere tayin edilen Kamu Avukatı Janet Zhelyazkova, müvekkilinin saldırıya karıştığını gösteren delillerle karşılaştığını ve bunların sadece sonuçlar olduğunu belirtti.
Ancak Savcı Shtarkelova, patlayıcıların niteliği ve Lübnan asıllı olan iki adamın kullandığı sahte ABD sürücü belgelerinin ve yakın aile bağlarının “şüphelilerin terör örgütü Hizbullah ile irtibatların” ortaya çıkardığını ifade etti. Saldırıyla ilgili yürütülen soruşturmada, sahte sürücü belgelerinin, Lübnan’daki bir üniversitede kullanılan bir baskı makinesi tarafından üretildiğin ortaya koydu. Ayrıca, zanlıların Hizbullah ile bağlantılı kişilerden yüksek meblağlarla para aldığı da belirtildi. Bulgar savcısı Ivan Geshev davayla ilgili yaptığı son açıklamalarında, “lojistik ve mali olarak” kanlı saldırının arkasında Hizbullah’ın olduğunu vurguladı. Savcılık makamı, iki zanlının şu anda nerede olduğu konusunda hiçbir bilgiye ulaşılamadığını, Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (Interpol) tarafından yayınlanan kırmızı bültenle hala arandıklarını ileri sürdü. Öte yandan, mahkemenin verdiği müebbet kararı daha yüksek bir mahkemede temyize götürülebilir.



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.