Avn bakanlıklarda mezhep dağılımının kaldırılmasını önerdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn dün gerçekleştirilen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn dün gerçekleştirilen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. (DPA)
TT

Avn bakanlıklarda mezhep dağılımının kaldırılmasını önerdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn dün gerçekleştirilen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn dün gerçekleştirilen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn dün Emel Hareketi ve Hizbullah’dan oluşan Şii İkilisi'nin Maliye Bakanlığı'nı koruma ve yaklaşan hükümette kendilerinden isim verme ısrarı nedeniyle meydana gelen krizden çıkış yoluna dair görüşlerini açıkladı. Avn “egemenlik adı verilen bakanlıkların mezhep dağılımını ortadan kaldırmaya ve bakanlıkları belirli mezheplere tahsis etmemeye” yönelik bir girişim ortaya koydu. Diğer yandan hükümeti kurmaktan sorumlu Başbakan Mustafa Edib de Fransız girişiminin başarılı olmasının ve çöküşü durdurabilecek uzmanlardan oluşan bir hükümet kurulmasının kolaylaştırılması çağrısı yaptı.
Lübnan'da dışişleri, içişler, maliye ve savunma bakanlıkları tartışmalarda ön plana çıkıyor. Maruniler, Ortadokslar, Sünniler ve Şiiler ise bu portföyleri aralarında eşit olarak paylaşıyorlar. Şiiler, cumhurbaşkanının ve başbakanın yanı sıra Maliye Bakanı’nın da harcama gerektiren kararnamelere ve kararlara imza atması nedeniyle yürütme erkine katılımlarını güvence altına almak için Maliye Bakanlığı'nı istiyor.
Tartışmalar ülkede hükümet kurma sürecinde kriz yaşanmasına neden oluyor.
Avn konuya dair şunları söyledi:
“Bugün bir hükümet kurma kriziyle karşı karşıyayız. Böyle olmaması gerekiyordu. Zira Lübnan’ın boşa harcayacak tek bir dakikası bile yok. Yakın zamanda bir çözüm yolu görünmüyor. Ortaya atılan çözümler de krize yenik düşüyor.” 
Hükümetin kurulamaması durumunda Lübnan'ın “cehenneme” doğru gidebileceği uyarısında bulunan Avn sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hükümet kurmak için makul ve ılımlı çözümler önerdik. Ancak bunlar her iki taraftan da kabul görmedi. Anayasa metinlerine dönmek ve bunlara saygı duymak, kazananın veya kaybedenin olmadığı bir çözüm olmaya devam ediyor.”
Edib’in 4 kez ziyarette bulunduğunu ancak kendisine herhangi bir görüş, grup, dağılım ya da isim sunmadığını belirten açıklamasında hükümet kurma sürecinde parllamento bloklarının dışlanamayacağını vurguladı:
“Blok başkanlarının bakanlıkların dağılımı ve isim sunulması hakkındaki görüşlerini dikkate almak istemeyen Edib, kapsamlı bir dönemsel dönüşüm öneriyor. Bu konuda eski başbakanlar ile bir araya geliyor. Ulusal bir mutabakat olmadığı sürece hükümet kurmayı kabul etmiyor. Hükümet kurma sürecinde parlamento blokları dışlanamaz. Zira parlamentoya güven verecek ya da buna mani olacak olan bu bloklardır. Sorumlu başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki imza yeterliyse, bir taraftan bakanların ve bakanlıkların, özellikle de meclis çoğunluğuna sahip olmadığı göz önüne alınırsa diğerlerine dayatılmasına izin verilemez.”
Anayasanın hiçbir bakanlığın herhangi bir mezhebe veya gruba tahsis edilmesini öngörmediğini vurgulayan Avn, hiçbir bakana da anayasada belirtilmeyen bir yetkinin verilemeyeceğini kaydetti. Avn sözlerini şöyle sürdürdü:
“İki pozisyonun da zorlaştırılması, bizi daha fazla krizden başka bir sonuca ulaştırmayacaktır. Nitekim krizler birbiri ardına gelirken Lübnan'ın ayağa kalkarak sorunlarla yüzleşebilmesi için en çok ihtiyaç duyduğu şey çözüm ve dayanışmadır.”
Avn, egemenlik adı verilen bakanlıkların mezhep dağılımına bir son verme, bakanlıkları belirli mezheplere tahsis etmmeme, açık hale getirme, yani bakanları mezheplere göre değil, getireceği başarıya bakılarak seçme önerisinde bulundu. “Bu adımı atlayıp kurtarma sürecine mi geçeceğiz yoksa mezhep meselesinde takılı mı kalacağız? Ne birbirimize ne de dışarıda zorbalık yapmak fayda sağlamaz. Bizi istikrar ve toparlanmaya yalnızca anayasa ve dengeye dayalı anlayışımız götürecektir” dedi.

Zaman kaybetmek
Başbakan Mustafa Edib, bir süre önce yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
“Lübnan, benzeri görülmemiş mali, nakdi, ekonomik, toplumsal ve sağlık krizleriyle boğuşurken zaman kaybetme lüksüne sahip değil. Lübnanlıların hem ülke çapında hem de denizde meydana gelen ölüm yolculuklarında çektikleri sancılar, tarafların belirli bir misyon ve programa sahip bir hükümetin kurulumunu kolaylaştırmak için iş birliğinde bulunmasını gerektiriyor. Taraflar, uzmanlardan oluşan ve çöküşü durdurabilecek, ülkeyi krizlerden çıkaracak çalışmalara başlamayı sağlayacak, vatandaşın ülkeye ve kurumlarına güvenini yeniden tesis edecek destek sözü vermişti.”
Söz konusu hedefe ulaşmak için Cumhurbaşkanı Avn ile iş birliği içerisinde, hiçbir çabadan kaçınmayacağını vurgulayan Edib tüm tarafların Fransız girişiminin başarılı olması için bir an önce çalışmaya başlamasını istedi. Aynı zamanda fazladan bir gecikmenin krizi körükleyeceğini, insanları daha fazla yoksulluğa, devleti de daha fazla acziyete sürükleyeceğini belirten Edib “Kimsenin zaten acı içerisinde kıvranan bu insanları daha fazla aç bırakmanın sorumluluğunu vicdanen üstlenebileceğini sanmıyorum” dedi.
Şii tarafın talebi ise Başbakan ve Lübnan Kuvvetleri Partisi gibi birçok kesim tarafından reddediliyor. Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca dün yaptığı açıklamada, hükümetin kurulmasıyla ilgili yaşananların Şiileri hedef aldığı görüşüne karşı çıktı. Caca konuya dair şunları söyledi:
“Aylar, hatta yıllardır yaşadığımız trajediden kurtulmak istiyoruz. Bu trajedinin temel nedeni yürütme erki düzeyinde gerçekleşen ve devlet içinde devletlerin ortaya çıkmasına, hükümet ve kurumlarının felcine ve hüküm süren yolsuzluğa neden olan kotalardı. (Hizbullah) ve Emel Hareketi, bir yandan bakanlarına isim vermekte, diğer yandan da Maliye Bakanlığı'nı sürdürmekte ısrar etmekteler. Bu tutum, diğer tarafları bulundukları bakanlıklara tutunmaya, dolayısıyla öncekiler gibi hükümeti yeniden yapılandırmaya itecektir. Bu da ülkeyi kurtarma ve halkı dinleme sürecine geçişi sağlayacak yeni, farklı ve ciddi bir hükümet kurmamızı engelleyecektir.”



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.