İsrail sağı Netanyahu’yu istifaya çağırıyor

Netanyahu’ya yönelik istifa çağrısından en fazla istifade edecek kişi başbakanlığa aday olacak olan Naftali Bennett, Netanyahu’nun koronayla mücadelesindeki acziyeti ve karantina kararına karşı öfke var (EPA)
Netanyahu’ya yönelik istifa çağrısından en fazla istifade edecek kişi başbakanlığa aday olacak olan Naftali Bennett, Netanyahu’nun koronayla mücadelesindeki acziyeti ve karantina kararına karşı öfke var (EPA)
TT

İsrail sağı Netanyahu’yu istifaya çağırıyor

Netanyahu’ya yönelik istifa çağrısından en fazla istifade edecek kişi başbakanlığa aday olacak olan Naftali Bennett, Netanyahu’nun koronayla mücadelesindeki acziyeti ve karantina kararına karşı öfke var (EPA)
Netanyahu’ya yönelik istifa çağrısından en fazla istifade edecek kişi başbakanlığa aday olacak olan Naftali Bennett, Netanyahu’nun koronayla mücadelesindeki acziyeti ve karantina kararına karşı öfke var (EPA)

Tel Aviv’deki siyasi kaynakların verdiği bilgiye göre İsrail’de sağ kanat içinde Binyamin Netanyahu’nun istifasını ve onun yerine başka bir liderin geçmesini isteyen ciddi bir eğilim var. Bu eğilim sağ partilerin çoğuna yayıldığı gibi Netanyahu’nun partisi Likud içinde de var. Ayrıca bu akım; “Yeni Sağ”, “Ulusal Birlik” ve Naftali Bennett’in partisi Yamina’da da bulunuyor.
Bu görüş sahipleri Netanyahu'nun koronavirüs salgınına karşı başarısız olması nedeniyle sağcıların iktidarını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak sağcı partilere gözdağı veriyor. Bu mücadeleyi karmaşa içinde yürüten Netanyahu ve bakanlar çelişki kararlar ile halka verilen talimatlara kendilerinin uymaması nedeniyle güven kaybettiler. Kendileri bunlara uymayıp tazminat ödemeyi taahhüt ediyorlar. Ancak bu tazminat on binlere ulaşmıyor.
Kamuoyu yoklamalarına göre Netanyahu’nun dış politikadaki başarısı, BAE ve Bahreyn ile yapılan normalleşme anlaşmalarına rağmen iç siyasette popülaritesinin giderek azaldı. Bu görüş sahipleri Netanyahu’nun istifa ederek sağ cenahtan yeni bir liderin gelmesini istiyor.
Bir de Netanyahu’nun istifasını başka nedenlerle isteyen gruplar da var. Bunlardan biri, Netanyahu’nun eski sağcı seleflerinin ihanet içeren kararlarına geri döndüğü iddiasına sahip. Bu bakış açışınsa göre Menahem Begin tarafından,  Camp David anlaşmasında Sina son karışına kadar terk edildi, yerleşimci bölgeler zorla tahliye edildi, Filistin halkının hakları tanındı. Yine Ariel Şaron, Likud Partisi’ni böldü, 21 yerleşim birimini kaldırdı, 21 bin yerleşimci tahliye edildi. Şaron’la birlikte Likud Partisi’nden çekilen Ehud Olmert, Batı Şeria’nın yüzde 98’iniden çekilerek burayı Mahmud Abbas’a sundu. Hepsi sağcı ama iktidar koltuğuna oturduklarında sola doğru kaydılar.
Bu tutum gazeteci Clemann Libeskin tarafından dile getirilerek, “şimdi çözüm iddia makamıyla bir anlaşma yaparak Netanyahu’nun siyaseten onurlu bir şekilde ayrılmasını sağlamak” dedi. Gazeteci Likud partisi içinden de adını açıklamadığı bir kişinin benzer tutumla “Netanyahu’nun iktidarını nasıl sonlandırdığını umursamadığını ancak zamanının geldiğine inandığını” söylediğini aktardı.
Gazeteci şu ifadelere yer verdi: “Netanyahu sadece Begin, Şaron ve Olmert'in yolunu yürümekle kalmadı, aynı zamanda her zaman uzlaşmacı çizgide bulunan İşçi Partisinin yolunu izliyor. Netanyahu, askeri bir maceracı değil, diğerlerinden daha pragmatik bir lider. Görevdeki ilk döneminde Oslo Anlaşmalarını kabul etti ve uygulamasını tamamladı, bu yüzden el-Halil’den çekildi. Wye Plantation anlaşmasını imzaladı ve Batı Şeria'nın yüzde 13'ünden çekildi. Şimdi, ilhak planını durduruyor, anlaşmayı donduruyor. Ayrıca BAE’ye gelişmiş uçaklar satma anlaşmasına itiraz etmeme sözü veriyor. Ve iktidarda kalırsa, bedeli Filistinlilerle şu ana kadar ödediğimizden daha yüksek olacak bir anlaşmaya varacak. Bu nedenle vazgeçme vakti gelmiştir.”
Netanyahu'nun Likud'daki yoldaşları, korona ile savaşamama ve yorucu ekonomik koşullar nedeniyle sokakta açık bir hoşnutsuzluk olduğu için, halkın yaklaşan seçimlerde sert bir şekilde hükmünü vermesinden korkuyor. Bugün, yarım milyon işçiye ulaşan muazzam bir işsizlik ordusu var. Ve son anketlerde İsraillilerin yüzde 49'u, korona nedeniyle hükümetin ekonomik kararlarından doğrudan etkilendiklerinden şikayet ediyor.
Yukarıda anlatılanlardan sonra mevcut durumdan en fazla faydalanacak kişinin bir zamanlar Netanyahu'nun genel merkezinde milletvekili Ayelet Şaked ile birlikte yüksek rütbeli bir çalışan olan Naftali Bennett olduğu söylenebilir. Onlar partiden kaçtılar ve Likud'dan daha sağcı ve aşırılıkçı bir parti kurdular. Bugün Knesset'te 6 sandalyeyle temsil edilen aşırı sağ partileri, “Sağ” partileri birliğini yönetiyor ve anketler, gücünün yaklaşık 4 katı, 22 sandalyeye ulaşacaklarını gösteriyor.
Bennett, Netanyahu ile ittifak halinde olsa bile kendisini güçlü bir başbakan adayı olarak görüyor ve Netanyahu'nun Knesset'te 16 sandalyeyle temsil edilen Benny Gantz ile başbakanlık konumunu paylaşmayı kabul ettiğine göre neden 22 sandalyeyle kendisiyle paylaşamayacağını soruyor.
Bennett, partisinin saflarını genişletmek için liberallerden de oy almaya çalışıyor. Bennett, Netanyahu yolsuzluk davası sonuçlanana kadar hükümetin başında kalmak koşuluyla Likud ile Yamina arasında seçimler öncesinde bir ittifak kurmayı teklif ediyor.
Şimdilik Bennett, başarısızlığı nedeniyle Netanyahu’ya saldırırken Likud ise gelecekte gerçekleşecek herhangi bir sağcı koalisyona Bennett’i kabul etmemekle tehdit ediyor. Ancak şu açık ki, istifayla ilgili tüm konuşmalar Netanyahu’yu giderek daha fazla zora sokuyor.



Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
TT

Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)

İsrail medyası dün, Güvenlik Kabinesi'nin şu açıklamayı yaptığını bildirdi: "İran'ın İsrail'e zarar verme girişimlerine kararlı bir güçle karşılık vereceğiz."

Jerusalem Post gazetesinin bilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi İran'a, iki taraf arasında yapılacak görüşmede İran heyetinin "somut öneriler" sunmasını beklediğini bildirdi.

İsrail gazetesi, iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Amerikalıların İran'dan nükleer mesele ve diğer konularda "tavizler" vermesini beklediğini ifade etti.

Gazete, İsrail Güvenlik Kabinesinin İran rejiminin verdiği sözleri tutacağına güvenilemeyeceğine inandığını belirtti.

Jerusalem Post, askeri bir kaynağa atıfta bulunarak, “İran rejimi, verdiği sözlere güvenilemeyeceğini defalarca kanıtladı… Eğer İran egemenliğimize tecavüz etmeye veya vatandaşlarımıza zarar vermeye kalkışırsa, sonuçları ağır olacaktır… Kararlı bir güçle karşılık vereceğiz” ifadelerini aktardı.

Kaynak ayrıca, İsrail'in ABD ve İran arasındaki görüşmelerin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesi ve balistik füze programına kısıtlamalar getirmesi konusunda ısrar ettiğini de belirtti.

Jerusalem Post, güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail askeri yetkililerinin yakın zamanda ABD'ye İran'ın balistik füze programının varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu, gerekirse İsrail'in Tahran'a karşı tek taraflı olarak harekete geçmeye hazır olduğunu bildirdiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Jerusalem Post’tan aktardığına göre bir güvenlik kaynağı, “İran'ın balistik füzeler konusunda belirlediğimiz kırmızı çizgiyi aşması durumunda tek taraflı olarak karşılık vereceğimizi Amerikalılara bildirdik” dedi. Kaynak, İsrail'in henüz bu noktaya ulaşmadığını ancak İran içindeki gelişmeleri yakından izlediğini belirtti.

Cuma sabahı Maskat, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında dolaylı müzakerelerin bir turuna ev sahipliği yaptı ve iki taraf görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer daha sonra belirlenecek.


Meksika, Küba'ya insani yardım malzemeleriyle dolu iki gemi gönderdi

Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)
Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)
TT

Meksika, Küba'ya insani yardım malzemeleriyle dolu iki gemi gönderdi

Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)
Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)

Meksika Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Meksika'nın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun devrilmesinin ardından ABD'nin yoğun baskısıyla karşı karşıya kalan komünist ada ülkesi Küba'ya insani yardım malzemeleriyle dolu iki gemi gönderdiğini duyurdu.

Meksika, ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya petrol tedarik eden herhangi bir ülkeye gümrük vergisi uygulayacağına dair tehdit etmesinin ardından, 814 tonluk bu yardım sevkiyatının, ABD Başkanı Trump'ın yaptırımlarına maruz kalmadan Küba'ya petrol göndermenin yollarını araştırdığı bir dönemde gerçekleştiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı, Küba'ya malzeme taşıyan iki donanma gemisinin dün yola çıktığını ve dört gün içinde adaya varmasının beklendiğini açıkladı.

Yardım paketinin taze ve toz süt, et, tahıl, pirinç ve kişisel hijyen malzemeleri içerdiğini belirten yetkili, bin 500 ton daha gıda yardımının sevk edilmeyi beklediğini ifade etti.

Zaten zor durumda olan Küba ekonomisi, 3 Ocak'ta ABD'nin Karakas'a düzenlediği ve Maduro ile eşi Cilia Flores'in uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmak üzere ABD'ye götürüldüğü baskının ardından Venezuela'dan petrol tedarikinin durması nedeniyle daha da kötüleşti.


Amerika: Cumhuriyetçi kongre üyesi, Epstein bağlantıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nın istifa etmesini istedi

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
TT

Amerika: Cumhuriyetçi kongre üyesi, Epstein bağlantıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nın istifa etmesini istedi

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)

Cumhuriyetçi ABD Temsilcisi Thomas Massie, adı skandallara karışmış cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile olduğu iddia edilen bağlantıları nedeniyle, Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in istifasını istedi. Massie bu çağrının gerekçesini, adı skandallara karışmış finansçıyla ilgili yakın zamanda açıklanan mahkeme belgelerine dayandırdı.

Massie, CNN’de dün yayınlanan röportajında, belgelerin Lutnick'in Epstein'in Karayipler'deki özel adasını ziyaret ettiğini ve Epstein'in 2008'de çocuk cinsel istismarı suçlamalarından suçlu bulunmasından yıllar sonra bile onunla iş ilişkilerini sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Cumhuriyetçi kongre üyesi sözlerine şöyle devam etti: "Hesap vermesi gereken çok şey var ama açıkçası, Başkan Trump'ın işini kolaylaştırmak için istifa etmeli."

Uzun yıllar boyunca genç kızları ve reşit olmayanları kapsayan bir cinsel istismar şebekesi yöneten Epstein, 2019 yılında yargılanmayı beklerken hapishanede intihar etti. Lutnick'in adı, yakın zamanda gizliliği kaldırılan Epstein belgelerinde defalarca geçiyor, ancak kayıtlarda bir ismin bulunması tek başına bir suç işlendiğini göstermez.

Belgelerde yer alan e-postalara atıfta bulunan Amerikan medya kuruluşları, Lutnick ve ailesinin 2012 yılında Epstein'ın adası Little St. James'i ziyaret etmeyi planladığını, takip eden bir e-postanın ise ziyaretin zaten gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdüğünü bildirdi.

Ada daha önce Epstein'ın istismar ağının merkezi olarak tanımlanmıştı.

Şarku’l Avsat’ın New York Times'tan aktardığına göre, New York'ta komşu olan Lutnick ve Epstein aynı özel şirkete yatırım yapmıştı; CBS News ise Epstein'ın cinsel suçlu olarak tanınmasının ardından ikilinin ticari işlemler gerçekleştirdiğini belirtti.

Lutnick geçen yıl bir podcast'te, 2005 yılında Epstein'le bir daha asla aynı odada bulunmamaya karar verdiğini ve onu "iğrenç bir insan" olarak tanımladığını söylemişti.

New York Times'ın haberine göre, Lutnick geçen hafta yaptığı kısa telefon görüşmesinde Epstein ile "hiç vakit geçirmediğini" ifade etti.