Şin Bet: Batı Şeria'daki ekonomik çöküş şiddet dalgasına yol açabilir

Filistinliler İsrail’de çalışmak için sınırdan kaçak olarak geçiyor (EPA)
Filistinliler İsrail’de çalışmak için sınırdan kaçak olarak geçiyor (EPA)
TT

Şin Bet: Batı Şeria'daki ekonomik çöküş şiddet dalgasına yol açabilir

Filistinliler İsrail’de çalışmak için sınırdan kaçak olarak geçiyor (EPA)
Filistinliler İsrail’de çalışmak için sınırdan kaçak olarak geçiyor (EPA)

Filistin’de Hamas ile Fetih Hareketi’nin yakınlaşması ve Batı Şeria ve Gazze’de giderek kötüleşen ekonomik durum gibi yeni gelişmeler hakkında Şin Bet (Şabak) uyarıda bulundu. İsrailli yetkilileri yeni bir şiddet dalgası karşısında uyaran istihbarat servisi, Netanyahu’ya bir rapor vererek bu konuda yeni bir yaklaşım sergilemenin gereğine vurgu yaptı.
Yetkililer, iki taraf arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmenin, güvenlik koordinasyonunu sürdürmenin ve Ramallah'taki Filistin hükümetinin izolasyon hissini hafifletmenin bir yolunu bulmayı önerdi. Netanyahu'ya yakın siyasi kaynaklar, Filistin hükümetinin İsrail'in tutuklulara ve şehit ailelerine maaş ödemesini engellemesi ve virüsle mücadele için planlanan karantinayı protesto amacıyla İsrail'den aldığı vergi ve gümrük paralarını almayı reddetmesi nedeniyle ekonomik krizin şiddetlendiğini söyledi. Filistin Merkez İstatistik Bürosu verilerine göre, Batı Şeria'da yaklaşık yarım milyon Filistinli işsiz kaldı ve borç batağına batmış durumda.
İsrailli istihbarat liderlerine göre, Batı Şeria’da tarihinde eşi görülmemiş şekilde yaşanan kriz, ciddi bir endişe kaynağına dönüşüyor. Eğer durum bu şekilde devam ederse İsrail'e karşı bir şiddet dalgası başlatabilir. BAE ve Bahreyn ile yapılan barış anlaşmaları bölgede istikrar için yeni ufuklar açtıysa da Filistin’in ekonomik durumu istikrarı engelleyen güvenlik çöküşünün işaretlerini taşıyor.
İstihbarat raporlarından iktibas edilen bilgilere göre Batı Şeria ekonomisinde son yıllarda yaşanan gelişme İsrail’i rahatlattı. Zira Filistinliler, hayat standartları yükseldikçe hassas olayların ardından bile İsrail ile çatışmaktan kaçındılar. Örneğin, İsrail sınırdaki geri dönüş eylemlerini bastırdığında, Amerika, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdığında, Amerika “Yüzyılın Anlaşması”nı açıkladığında, Netanyahu yeni ilhak planı sunduğunda ve İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında normalleşme anlaşmaları imzalandığında çatışmaya girmediler.
Kaynaklar Filistinlilerin sokağa çıkmaktan canları sıkıldıkları ya da bıktıkları için kaçınmadıklarını belirtiyor. Zira ücret ve emeklilik sözleşmelerini, yüksek giderleri protesto etmek için sokağa döküldüler. Son zamanlardaki ekonomik kriz nedeniyle Filistinliler hem hükümet hem de İsrail aleyhine sokaklara çıkabilir. Bu nedenle bu tehlikeli durum için acil önlem alınması gerekir.

Abbas İhvan’a yakınlaşıyor
İstihbarat liderleri, son zamanlarda gelişen siyasi olaylar nedeniyle de böyle bir patlamanın yaşanabileceği konusunda uyarılarına devam ettiler. Mahmud Abbas, hala İsrail için güvenlik açısından ideal bir lider olsa da BAE ve Bahreyn ile yapılan anlaşmalara verdiği öfke dolu tepkilerle onun giderek İhvan-ı Müslimin’e yaklaştığı görülmekte. Bu yüzden Hamas ile bir uzlaşma içine girmekte, Recep Tayyip Erdoğan’ı uzlaşmanın başarılı olması için yardım etmeye çağırmaktadır. Bununla ilgili olarak yapılan görüşmelere Fetih Hareketi Genel Sekreteri Cibril Racub’u gönderdi. Arap liginde dönüşümlü başkanlık makamından feragat etti. Tüm bunlar uzlaşmanın başarılı olacağı anlamına gelmiyor zira taraflar arasında çok fark var güven de bulunmuyor. Ancak bu barış bir kez sağlandığında Hamas, İslami Cihad hatta Fetih unsurlarından şiddet operasyonlarına dönüşebilecek ret politikalarına ivme kazandırabilir.
İsrail istihbaratı Abbas’ı “Yüzyılın Anlaşması”nın ayrıntıları açıklandığından beri kestiği güvenlik anlaşmaları için yeniden masaya oturmaya çağırdı. Yetkililer, güvenlik koordinasyonuyla, Batı Şeria'daki ekonomik durumun kötüleşmesine etki eden birkaç sorunun derhal çözülebileceğini vurguladılar. Bunlar arasında “İsrail'de çalışan Filistinli işçilere izinlerinin yeniden verilmesi, iki taraf arasındaki ticaretin canlandırılması ve İsrail'in vergi ve gümrük vergilerinin hükümete devredilmesi için bir çözüm bulunması. Bunu yaparken aidatlardan tutuklu ve şehit ailelerinin maaşları konusunda esnek davranılması” bulunuyor.
Şin Bet raporları kuzey cephesine odaklanan ama Batı Şeria’da olan olayları önemsemediği için İsrail ordusuna üstü kapalı eleştiriler de yöneltiyor. Haaretz gazetesinin Şin Bet Başkanı Nadav Argaman’dan edindiği bilgiye göre istihbarat,  İsrail Genelkurmay Başkanı Aviv Kochavi’nin Batı Şeria’daki ekonomik durumu öncelikli olarak ele almamasını eleştiriyor ve onun bu işin doğasında yer alan tehlikeleri görmediğini düşünüyor.
 



Düşürülen Amerikan F-15E savaş uçağı hakkında ne biliyoruz ve İran semalarında ne yapıyordu??

Füzelere karşı kendisini nasıl savunuyor?
Füzelere karşı kendisini nasıl savunuyor?
TT

Düşürülen Amerikan F-15E savaş uçağı hakkında ne biliyoruz ve İran semalarında ne yapıyordu??

Füzelere karşı kendisini nasıl savunuyor?
Füzelere karşı kendisini nasıl savunuyor?

ABD’li bir yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, bir Amerikan savaş uçağının İran’da düşürüldüğünü bildirdi.

ABD basınında yer alan haberlere göre, düşen savaş uçağındaki iki pilottan biri Amerikan güçleri tarafından kurtarılırken, diğer pilotu arama çalışmaları sürüyor.

The New York Times ve The Wall Street Journal gazetelerine göre söz konusu uçağın tipi F-15E olup, ön koltukta pilot, arka koltukta ise silah sistemleri subayı bulunuyor.

Öte yandan CNN, İran medyasında yayımlanan enkaz görüntülerinin analizinin, uçağın bazı İranlı kaynakların öne sürdüğü gibi F-35 hayalet uçak değil, F-15 olduğunu gösterdiğini belirtti.

F-15E uçakları hakkında ne biliyoruz? İran semalarında ne yapıyorlar? 

Şarku’l Avsat’ın The Wall Street Journal’dan aktardığına göre, F-15E Strike Eagle tipi savaş uçakları hem hava hedeflerini vurabilen hem de kara hedeflerini bombalayabilen çok amaçlı platformlar olup, savaşın başlangıcından bu yana İran hava sahasında görev yapıyor.

McDonnell Douglas tarafından geliştirilen ve 1997 yılında Boeing ile birleşen şirket bünyesinde üretilen bu uçaklar, yaklaşık 10 bin 500 kilogram mühimmat taşıyabiliyor. Bu kapasite, aynı görevde birden fazla hedefin vurulmasına imkân tanıyor.

F-15E’ler, 1980’lerin sonlarında ABD Hava Kuvvetleri envanterine girdi. Suudi Arabistan, Güney Kore, Singapur ve İsrail de bu uçakları satın alan ülkeler arasında yer alıyor.

ABD Hava Kuvvetleri son F-15E uçağını 2004 yılında Boeing’den teslim alırken, halihazırda daha gelişmiş elektronik sistemlere ve yaklaşık 13 bin 400 kilogram taşıma kapasitesine sahip yeni nesil F-15EX modelini tedarik ediyor.

F-15E, ön koltukta bulunan bir pilot ve arka koltukta yer alan, silah sistemleri subayı (WSO) tarafından kullanılıyor.

F-15E tipi bir savaş uçağının düşürülmesi, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonlarında İran’a yönelik hava saldırılarına başlamasından bu yana yaşanan ikinci olay olarak kayıtlara geçti.

The Wall Street Journal’ın daha önceki haberine göre, savaşın ilk günlerinde Kuveyt’e ait bir F/A-18 savaş uçağı, yanlışlıkla üç ABD F-15E uçağını düşürdü.

F-15E uçakları kendilerini nasıl savunur?

F-15E Strike Eagle tipi savaş uçakları, kendilerini hedef alan füzelere karşı kaçınma amacıyla çeşitli karşı tedbir sistemleri kullanıyor. Bu sistemler arasında, radarları yanıltmak veya devre dışı bırakmak için kullanılan ince metal şeritler ile hem radar güdümlü hem de ısı güdümlü füzeleri saptırmaya yönelik aydınlatma fişekleri bulunuyor.

ABD Hava Kuvvetleri, uçağın elektronik koruma sistemlerini ‘EPAWSS’ (Eagle Passive/Active Warning and Survivability System) adı verilen yeni bir yapıya yükseltiyor. Bu teknoloji, BAE Systems tarafından üretiliyor.

Pentagon’un 2020 yılında yayımladığı bir test raporunda, EPAWSS sisteminin F-15 uçaklarının mürettebatına hem karadan hem havadan, radyo frekanslarıyla çalışan tehditler hakkında kapsamlı bilgi sağlamayı amaçlayan bir savunma sistemi olduğu ve bu tehditlere karşı önlemler sunduğu belirtildi.

Öte yandan, dün düşürülen F-15E uçağının EPAWSS sistemiyle donatılmış olup olmadığı henüz doğrulanamadı.


Trump, İran'da kayıp pilotun zarar görmesi durumunda Amerika'nın ne yapacağı konusunda açıklama yapmayı reddediyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (AFP)
TT

Trump, İran'da kayıp pilotun zarar görmesi durumunda Amerika'nın ne yapacağı konusunda açıklama yapmayı reddediyor

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (AFP)

ABD güçleri, İran üzerinde düşürüldükten sonra fırlatma koltuğunu kullanmak zorunda kalan F-15E savaş uçağının mürettebatını ararken, Başkan Donald Trump, kayıp mürettebatın zarar görmesi durumunda ABD'nin yapacaklarına dair açıklama yapmaya isteksiz görünüyor.

The Independent ile dün yaptığı kısa telefon görüşmesinde Trump, pilotların İranlılar tarafından yakalanması veya zarar görmesi durumunda ne yapacağı sorusuna, "Bunun hakkında yorum yapamam çünkü umarız böyle bir şey olmaz" şeklinde yanıt verdi.

NBC News, Trump'ın Amerikan savaş uçağının düşürülmesinin, bir aydan fazla süredir devam eden savaşı sona erdirmek için İran'la yapılan müzakereleri etkilemeyeceğini söylediğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın ABD medyasında dün yer alan haberlerden aktardığına göre İran'da düşen savaş uçağının iki pilotundan biri Amerikan kuvvetleri tarafından kurtarıldı, diğer pilot için ise arama çalışmaları ise devam ediyor.

İran devlet televizyonunun AFP’ye dayandırdığı haberine göre İran medyası enkazın görüntülerini yayınlarken, yetkililer Amerikalı pilot veya pilotların yakalanması için maddi ödül teklif etti.

Axios ve CBS News isimsiz kaynaklara dayanarak, pilotlardan birinin ABD özel kuvvetleri tarafından kurtarıldığını, diğerinin ise aranmaya devam edildiğini bildirdi.

New York Times ve Wall Street Journal'a göre uçak bir F-15E; arka koltukta bir pilot ve bir silah sistemleri subayı bulunan savaş uçağı.


Dünya Sağlık Örgütü, İran'da sağlık sektörüne yönelik saldırılar konusunda uyarıda bulundu

İran Sağlık Bakanlığı sözcüsü tarafından yayınlanan fotoğrafta, Pasteur Enstitüsü'nün hedef alınmasının ardından çekilmiş görüntü yer alıyor.
İran Sağlık Bakanlığı sözcüsü tarafından yayınlanan fotoğrafta, Pasteur Enstitüsü'nün hedef alınmasının ardından çekilmiş görüntü yer alıyor.
TT

Dünya Sağlık Örgütü, İran'da sağlık sektörüne yönelik saldırılar konusunda uyarıda bulundu

İran Sağlık Bakanlığı sözcüsü tarafından yayınlanan fotoğrafta, Pasteur Enstitüsü'nün hedef alınmasının ardından çekilmiş görüntü yer alıyor.
İran Sağlık Bakanlığı sözcüsü tarafından yayınlanan fotoğrafta, Pasteur Enstitüsü'nün hedef alınmasının ardından çekilmiş görüntü yer alıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dün İran'da son birkaç günde "sağlık sektörüne yönelik çeşitli saldırılar" konusunda uyarıda bulundu ve başkent Tahran'daki Pasteur Enstitüsü'nün hava saldırısı sonucu hasar görmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Ortadoğu'daki çatışmaların tırmanmasıyla birlikte, son günlerde İran'ın başkenti Tahran'da sağlık sektörüne yönelik çeşitli saldırılar olduğuna dair haberler var” diyerek, Pasteur Tıp Enstitüsü'nün "önemli hasar gördüğünü ve artık sağlık hizmeti veremez durumda olduğunu" ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre enstitü, Dünya Sağlık Örgütü'nün hedef alındığını doğruladığı 20 tesisten biriydi.

İran Sağlık Bakanlığı sözcüsü Hüseyin Kirmanpur, ağır hasar görmüş ve bazı bölümleri enkaz haline gelmiş binanın fotoğraflarını paylaştı.

Buna karşılık, İran Öğrenci Haber Ajansı (ISNA), "Pasteur Enstitüsü'nün İran'daki hizmetlerinin bu saldırılar sonucunda aksamadığını" bildirerek, aşı ve serum üretiminin devam ettiğini ve personelin hiçbirinin zarar görmediğini vurguladı.

Paris'teki Pasteur Enstitüsü ile resmi bir bağlantısı olmayan Enstitü, 1920 yılında kurulmuş olup İran'ın en eski araştırma ve halk sağlığı merkezlerinden biridir.

Tedros, merkezin "acil durumlar da dahil olmak üzere, nüfusun sağlığını koruma ve geliştirme konusunda hayati bir rol oynadığını" vurguladı.

Görsel kaldırıldı.WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus (Reuters)

DSÖ Genel Direktörü İran'a ilave olarak, savaş nedeniyle yaklaşık 4 milyon insanın "kitlesel olarak yerinden edildiğini", savaşta 3 binden fazla kişinin öldüğünü ve 30 binden fazla kişinin yaralandığını belirterek, Irak, Ürdün, Lübnan ve Suriye'deki etkilenen sağlık sistemlerine acil destek çağrısında bulundu.

Açıklamasında, Mart-Ağustos ayları için ayrılan ve toplamda 30,3 milyon dolar tutarındaki fon çağrısının, temel sağlık hizmetleri ve travma bakımının yanı sıra epidemiyolojik gözetim ve erken uyarı sistemleri, kitlesel yaralanma yönetimi ve potansiyel kimyasal, biyolojik, radyolojik veya nükleer acil durumlarla başa çıkmaya yönelik hazırlıkları desteklemeyi amaçladığını belirtti.

Örgüt, etkilenen ülkelerdeki sağlık tesislerine yönelik 116 saldırıyı belgeleyerek, “kötüleşen krizin bulaşıcı hastalık salgınları riskini önemli ölçüde artırdığı” ve “yağmurla birleşen petrol depoları, beyaz fosfor bombaları ve diğer silahların yol açtığı çevresel tehlikelerin kimyasal yanıklar ve ciddi solunum yolu yaralanmaları gibi önemli tehditler oluşturduğu” konusunda uyarıda bulundu.

Görünüşe göre Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, savaşın ilk haftalarında saldırıların odak noktası olan askeri, güvenlik ve idari altyapının ötesine geçerek hedeflerini genişletiyor.

Son günlerde sağlık ve eğitim altyapısı, en son olarak da ulaşım sektörü hedef alındı.

 Mehr Haber Ajansı, İran Kızılayı'na atıfta bulunarak, dün Tahran'daki Şehid Beheshti Üniversitesi'nde bulunan bir lazer ve plazma araştırma merkezine yönelik saldırı düzenlendiğini bildirdi.

Üniversite, "merkezin büyük bir bölümünün tahrip edildiğini" duyurarak, saldırının "entelektüelliği, araştırmayı ve düşünce özgürlüğünü" hedef aldığını belirtti.

İsrail ayrıca, askeri araştırma için kullanıldıkları gerekçesiyle İmam Hüseyin Üniversitesi ve Malek Aştar Üniversitesi'ni de hedef aldı.

Salı günü yapılan saldırılar, İran hükümetine göre anestezi ve kanser tedavileri için ilaç üreten İran'ın en büyük ilaç şirketlerinden biri olan Tofigh Darou'yu da vurdu.

Tedros, geçen pazar günü Delaram Sina Psikiyatri Hastanesi'nin ağır hasar gördüğünü söyledi.

Tahran'ın kuzeybatısındaki lüks Gandhi özel hastanesinin pencereleri savaşın ilk günlerinde yıkıldı ve bu hafta başlarında WHO’nun Tahran'daki ofisi hasar gördü.

ABD Başkanı Donald Trump, uluslararası hukuk sivil altyapıyı hedef almayı yasaklasa da İran'ı "taş devrine döndürmek" için bombalamakla tehdit etti.

Sağlık tesisleri, II. Dünya Savaşı'nın vahşetinden sonra imzalanan Cenevre Sözleşmeleri uyarınca koruma altına alınmış alanlar olarak kabul edilmektedir.

İran Kızılayı'nın son istatistiklerine göre savaş sırasında 307 sağlık, tıp ve acil durum tesisi hasar gördü.

İsrail, Ekim 2023'te başlayan iki yıllık bombardımanı sırasında Gazze'deki hastanelere defalarca saldırı düzenledi ve bunların Hamas militanları tarafından kullanıldığını iddia etti.

28 Şubat'ta ABD ve İsrail, İran'ın nükleer silah geliştirmeye çalıştığı iddiasıyla İran'a saldırılar düzenledi; Tahran bu iddiayı reddetti.