Suudi Arabistan’ın 2021 yılı tahmini bütçesi 264 milyar dolar olarak açıklandı

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı: Ekonomik faaliyetler geliştikçe ve salgın geriledikçe ikinci yarı için iyimser görünüm söz konusu

Suudi Arabistan, bu yılın ikinci yarısı için iyimser görünümü ekonomik göstergelerle teyit etti (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, bu yılın ikinci yarısı için iyimser görünümü ekonomik göstergelerle teyit etti (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan’ın 2021 yılı tahmini bütçesi 264 milyar dolar olarak açıklandı

Suudi Arabistan, bu yılın ikinci yarısı için iyimser görünümü ekonomik göstergelerle teyit etti (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, bu yılın ikinci yarısı için iyimser görünümü ekonomik göstergelerle teyit etti (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan dün, 2021 mali yıl için bütçe tahminlerini duyurdu. Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı, 2021 yılı için gelirlerin 846 milyar riyal (225,53 milyar dolar), harcamaların ise 990 milyar riyal (263,92 milyar dolar) olacağı ve buna göre 145 milyar riyal (38,65 milyar dolar) bütçe açığı beklendiğini açıkladı.
Öte yandan Suudi Arabistan hükümeti, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılma hızı geriledikçe yılın ikinci yarısında ülke ekonomisinde iyimser bir görünüm çizdi.  Maliye Bakanlığı’ndan dün yapılan ön açıklamada, mevcut cari yıl gelirlerinin 770 milyar riyale (205,27 milyar dolar), harcamaların ise 1 trilyon 68 milyar riyale (284,71 milyar dolar) ulaşması olacağı ve buna göre 298 milyar riyal (79,44 milyar dolar) bütçe açığı beklendiğini belirtildi. Açıklamada ayrıca 2021 cari yılı bütçesinin ‘Vizyon 2030’ programlarını destekleyen ekonomik ve mali reformların uygulanmasını sağlayacağı da vurgulandı.
Maliye Bakanlığı, 2021 yılı bütçesinin, ‘Vizyon 2030’ yönlerini destekleyen ekonomik ve mali reformların uygulanmasını sağlayacağını ve istenen getirilerin elde edilmesine katkıda bulunmak, vizyona ve ona bağlı girişimlere ulaşmak için çeşitli ekonomik programların uygulanmasına devam edileceğini kaydetti.
Maliye Bakanlığı ayrıca, hükümetin, vatandaşlara sağlanan hizmetlerin yanı sıra destek ve sosyal yardım sistemini güçlendirme çabalarına dikkat ettiğini, bununla birlikte kamu sektöründeki mali yönetimi, stratejik hedeflere ulaşılmasında aktif bir rol oynaması için iyileştirmeye özel önem verdiğini vurguladı.
Aşağıdaki raporda konuya ilişkin daha fazla detay yer almaktadır:

Küresel etkilenme
Suudi Arabistan’ın 2021 yılı genel bütçesinin ön açıklamasına göre Kovid-19 salgını nedeniyle alınan ihtiyati tedbirlerin gevşetilmesi ve normal şartlara dönülmesiyle birlikte gelecekteki büyüme beklentilerine ilişkin temkinli bir iyimserliğin izlendiği bir dönemde, küresel ekonominin bu yıl bir daralma yaşaması bekleniyor. Çünkü küresel sağlık krizine bağlı olarak olumsuz ekonomik etkiler artarken küresel ekonomik büyümede yavaşlama söz konusu.
Açıklamada, Suudi Arabistan’ın, ekonomik ilişkileri ve küresel konumu nedeniyle krizin kamu gelirleri ve ekonomi üzerindeki etkilerinden kaçamadığı belirtildi. Açıklamaya göre bunun nedeni, küresel ekonomik durgunluğun ve petrol taleplerinin düşmesinin olumsuz etkilerinin yanı sıra salgının özellikle fiyatlarda eşi benzeri görülmemiş sert düşüşlere neden olduğu petrol piyasalarının yerel ekonomik faaliyetlerle birlikte küresel olayları ve koşulları etkilemesi ve bunlardan etkilenmesidir.

İyimser bakış
Salgının, Suudi Arabistan'da petrol dışı ekonominin büyüme beklentileri üzerindeki olumsuz etkisine, bu yıl petrol dışı gelirlere bağlı olarak planlanan bütçeden verilen bütçe açığının artmasına ve hükümetin, yerel ekonomik faaliyetleri desteklemek ve ‘Vizyon 2030’ programlarını uygulamak için harcama seviyelerine bağlılığı kalmasına rağmen ekonomik görünüm, özellikle ekonomik faaliyetlere kademeli olarak dönüş, salgının gerilemesi ve yüksek iyileşme oranlarının ardından, bu yılın ilk yarısında beklenenden daha az sertlik gösteriyor.

Yerel üretim
Suudi Arabistan dün, resmi hükümet verileri aracılığıyla, ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7 azaldığını açıkladı. Söz konusu çeyrek, ülkenin salgınla mücadelede en ağır önlemleri alarak, sokağa çıkma yasakları getirerek ve ekonomiyi kapatarak savaştığı ve salgının etkilerinin dünyanın dört bir yanını sardığı bir zaman dilimiydi.
Suudi Arabistan İstatistik Kurumu, GSYİH’deki düşüşü, petrol dışı sektörün katkısında yüzde 8,2, petrol gelirlerinin katkısında ise 5,3 gibi önemli bir düşüşe bağlarken özel sektörün yüzde 10.1, hükümetin ise yüzde 3,5 gerileme kaydettiğine dikkati çekti.
Buna karşın Maliye Bakanlığı, yılın ikinci yarısında ekonomik performansta iyileşme ile reel GSYİH'nın bu yıl sonunda yüzde 3,8'lik bir düşüş kaydedeceğini tahmin ediyor. İç talebin temel göstergelerinin de işaret ettiği üzere, özellikle özel tüketim göstergeleri ile bazı üretim ve ekonomik faaliyet performansı göstergelerinde görülen bu iyileşmeye, salgının sürekli olarak gerilemesinin yanı sıra hükümetin aldığı tedbirlerde katkı sağlıyor.

 2021 yılı tahminleri
Maliye Bakanlığı, devam eden olumlu gelişmelerin önümüzdeki yıl ile ilgili tahminleri de etkilediğini ve ön tahminlere göre 2021'de yüzde 3,2'lik reel GSYİH büyümesine işaret edildiğini belirtti. Bakanlık ayrıca, orta vadeli büyüme oranları tahminlerinin, yerel ve küresel finansal ve ekonomik gelişmeler ışığında revize edildiğine dikkati çekti.

Harcama seviyeleri
Maliye Bakanlığı açıklamasına göre 2021 yılı harcama seviyeleri, Suudi Arabistan tarafından Vizyon 2030 hedeflerini desteklemek için önceden planlanmış harcamalara devam etmek üzere izlenen mali politikaları yansıtıyor. Bu seviyeler, 2021 yılında eğer hızlı finansal değişiklikler yaşanırsa bu değişikliklerle başa çıkmada ve seviyelerin gereklerine göre salgınla mücadelede çabalarına harcama yapılmaya devam edilmesinde yeterli esnekliği sağlıyor.
Özel sektör ve özel fonların, altyapı geliştirme projelerine daha fazla katılımda bulunmaları için fırsatlar olduğuna dikkati çeken Bakanlık, önümüzdeki yıl için belirlenen harcamaları yaklaşık 990 milyar riyal (263,92 milyar dolar) olmasının beklendiğini açıkladı. Bakanlık ayrıca hükümetin, 2023 harcamalarının 941 milyar riyale (250,86 milyar dolar) ulaşmasını beklendiğine dikkati çekti.

Mali istikrar
Maliye Bakanlığı dün, finansal istikrarın, mali disiplini koruyarak ve harcama verimliliğini artırarak sürdürülebileceğini vurgularken Kovid-19 krizinin, mevcut cari yıl için kamu bütçe açığının GSYİH'nin yaklaşık yüzde 12'sine ulaşmasını, 2021'de ise GSYİH'nin yaklaşık yüzde 5,1'ine gerilemesini bekliyor.
Bakanlık tarafından yapılan ön açıklamada, bunun, destek ve sosyal yardım sistemindeki girişimlere ve maddelere yapılan harcamaların etkinliğinin ve sürekliliğinin artırılması ve orta vadede 2030 vizyonuna ulaşmak için proje ve programların uygulamaya devam edilmesi dikkate alınarak içinde bulunulan sürecin gereklerine yanıt olarak geldiği belirtildi. Açıklamada bütçe açığının kademeli olarak düşmeye devam ederek 2023'te GSYİH'nin yaklaşık yüzde 0,4'üne gerilemesinin beklendiğine işaret edildi.

Kamu borcu
Ön rapora göre 2020 yılı toplam kamu borcunun, GSYİH’nin yüzde 34,4'üne denk gelen 854 milyar riyale (227,66 milyar dolar) ulaşması bekleniyor. Raporda ayrıca, GSYİH'nin yüzde 14'üne denk gelen 346 milyar riyal (92,24 milyar dolar) olan devlet rezerv dengesinin de yıl sonunda onaylanan bütçeye göre korunmasının beklendiği belirtildi. Bununla birlikte raporda, Suudi Arabistan hükümetinin, daha önce bu orana orta vadede ulaşılmasının beklenmediği bir dönemde, kamu borcunun GSYİH'ye oranının tavanını yüzde 30'dan yüzde 50'ye çıkardığı aktarıldı.

Yılın ikinci çeyreğine ait veriler
Suudi Arabistan İstatistik Kurumu dün, ikinci çeyrek istatistiklerinin ayrıntılarını yayınladı. Suudi Arabistan GSYİH’si geçen yılın aynı çeyreğinde kaydedilen 642,7 milyar riyale (171,33 milyar dolar) kıyasla bu yıl 597,8 milyar riyale (159,36 milyar dolar) olarak kaydedildi. Bu yılın ilk çeyreğinde ise GSYİH 654 milyar riyal (174,35 milyar dolar) olarak kaydedilmişti.
Petrol sektörünün GSYİH’si, geçen yılın aynı çeyreğinde 270,31 milyar riyal (72,06 milyar dolar) iken, yılın ikinci çeyreğinde 256 milyar riyale (68,25 milyar dolar) olarak kaydedildi. Bu yılın ilk çeyreğinde ise bu rakam 263,1 milyar riyal (70,14 milyar dolar) olarak kaydedilmişti.
Petrol dışı sektörün GSYİH’si ise geçen yılın aynı çeyreğinde 368,3 milyar riyal (98 milyar dolar) iken yılın ikinci çeyreğinde 338,1 milyar riyale (90 milyar dolar) olarak kaydedildi. Bu rakam 2020’nin ilk çeyreğinde 387,2 milyar riyal (103 milyar dolar) olarak kaydedilmişti.
Petrol dışı sektördeki bu gerileme, özel sektör üretim artışının 2019’un ikinci çeyreğinde kaydedilen 261,84 milyar riyale (70 milyar dolar) kıyasla 235,4 milyar riyale (62,75 milyar dolar) gerilemesi sonucunda ortaya çıkarken, bu yılın ilk çeyreğinde 268 milyar riyal (71,44 milyar dolar) olarak kaydedildi.
Yine açıklanan verilere göre Suudi Arabistan hükümet sektörünün GSYİH'si, 2020'nin ilk çeyreğinde 106,51 milyar riyal (28,39 milyar dolar), ikinci çeyreğinde 102,74 milyar riyal (27,39 milyar dolar) olarak kaydedilirken mevcut cari yılın ilk çeyreğinde 119,2 milyar riyale (29,11 milyar dolar) ulaştı.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times