Uluslararası alandan Riyad Anlaşması’na destek sürüyor

Yemen Parlamentosu Başkanı, ABD'nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ile dün Riyad'da bir araya geldi. (Saba)
Yemen Parlamentosu Başkanı, ABD'nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ile dün Riyad'da bir araya geldi. (Saba)
TT

Uluslararası alandan Riyad Anlaşması’na destek sürüyor

Yemen Parlamentosu Başkanı, ABD'nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ile dün Riyad'da bir araya geldi. (Saba)
Yemen Parlamentosu Başkanı, ABD'nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı ile dün Riyad'da bir araya geldi. (Saba)

Yemenli üst düzey kaynaklar, hükümet ile Güney Geçiş Konseyi (GGK) arasındaki Riyad Anlaşması’nı hızlandırma mekanizmasına uygun olarak, anlaşmanın askeri ve siyasi kısımlarının uygulanmasının tamamlanmasının önümüzdeki birkaç gün içinde gerçekleşeceğine dair "olumlu göstergeler” olduğunu aktardılar.
Söz konusu açıklamalar, anlaşmanın barış süreci açısından temsil ettiği büyük önem göz önüne alındığında, İngiltere'nin Riyad Anlaşması hükümlerinin uygulanmasının hızla tamamlanması yönündeki beklentisini  ifade ettiği bir zamanda geldi. 
Yemen Parlamentosu Başkanı Sultan el-Berkani, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte iki tarafın temmuz ayı sonunda ulaştığı Riyad Anlaşması’nı hızlandırma mekanizmasının uygulanmasında bazı sorunların çözüldüğü bilgisini verdi. "Önümüzdeki günler askeri ve siyasi tarafın tam uygulama sürecine tanıklık edecek" dedi.
GGK, Yemen hükümet güçlerinin artan çatışmalar ve askeri seferberlik operasyonları gibi nedenlerden dolayı geçen ağustos ayı sonunda Riyad Anlaşması’nın uygulanmasına yönelik istişarelere katılımını askıya almıştı.
Ancak GGK Başkanı Aydarus ez-Zubeydi, ABD’de sağlık muayenelerden geçtikten sonra, durumu hakkında bilgi almak için Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından GGK geri çekildi ve eylül ayı başında istişarelere yeniden başlandı.
Berkani şu açıklamalarda bulundu:
"Riyad Anlaşması'nın uygulanması, hükümetin kurulması ve geçici başkentin tekrar Aden olması, nüfusun yaşam koşullarının iyileştirilmesi, güvenliğin, istikrarın ve kurtarılmış bölgelerde hizmetlerin yeniden sağlanması için önemli bir adımdır.”
Yemen Parlamento Başkanı Berkani, Suudi Arabistan'ın Riyad Anlaşması'nın uygulanmasındaki öncü rolüne ve anlaşmanın tüm çabaları birleştirme ve Husi darbecileriyle mücadele ederek kurtarılmış eyaletlerdeki durumu normalleştirmek için grubu kontrol altına alma konusundaki önemine dikkat çekti.
Berkani dün ABD'nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Cathy Westley ile görüştü.
Yemen’in resmi haber ajansı SABA, toplantıda Suudi Arabistan'ın Riyad Anlaşması'nı uygulama çabalarının gündeme geldiğini, vatandaşların ekonomik ve yaşam koşullarının istikrar kazanması ve döviz kurlarındaki bozulma ve etkilerinin durdurulmasına dair  güçlerin meşruiyet çerçevesinde birleşmesi, eşitsizlik ve anlaşmazlığın giderilmesi konularının ele alındığını bildirdi. Ayrıca anlaşmanın, ülke için bir güvenlik ve istikrar faktörü olduğu, tüm devlet kurumlarının Aden'in geçici başkentinden çalışmaya dönmesi ve vatandaşlar ve çıkarlarıyla ilişkili olduğu kaydedildi.
Toplantıda Husilerin uygulamalarına ilişin de açıklamalarda bulanan Berkani, darbeci grubun barış yerine şiddeti ve kan dökülmesini seçtiğini, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in  ülkede süren krizin çözümü için sunduğu önerilerle ciddi bir şekilde ilgilenmediklerini belirtti. Griffiths’in barış süreci ve ekonomik ve insani düzenlemelerin yer aldığı önerileri aynı zamanda  Safer petrol tankerinin birçok açıdan oluşturduğu büyük tehlikeyi de kapsıyor. Ayrıca Suudi Arabistan topraklarına yönelik tekrarlanan saldırıların durdurulması, Husilerin barış, halk ve komşularıyla bir arada yaşama konusundaki isteksizliğine dikkat çekiyor.
Berkani meşru hükümetin Riyad Anlaşması’nın acilen uygulanması ve kapsamlı barış girişimiyle ilgili tüm konuları olumlu ve yapıcı bir yaklaşımla ele aldığını ve Yemen halkının yaşadığı acıların boyutunun farkında olarak üstesinden gelmek için elinden geleni yapacağını kaydetti.
Diğer taraftan ABD'nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Cathy Westley de ülkesinin Suudi Arabistan'ın gösterdiği tüm çabalara tam destek verdiğini ve atacağı tüm adımlarda yanında yer aldığını vurguladı. Ülkesinin Riyad Anlaşması'nı tamamen kabul ettiğini, zira bunun siyasi ve ekonomik sürecin temelini temsil ettiğini ve Yemen'deki insani durumu bir bütün olarak ele aldığını belirtti. Westley, ABD’nin Griffiths'in sunduğu önerileri desteklediğini ifade ettiği açıklamasında Safer tankerinin patlaması durumunda yaşanacak felaketin çevre, ekonomi ve insani durum üzerinde yol açacağı tehlikeye dikkat çekti.
Westley ile Berkani toplantıda uluslararası dörtlü komisyonun Yemen'deki genel durumla ilgili yürütülen istişarelerin sonuçlarını da gözden geçirdi. Açıklamasında ABD'nin Yemen'deki meşruiyetten yana olduğunu ve Yemen’in birliğine, güvenliğine, istikrarına, egemenliğine ve cumhuriyetçi sistemine yönelik önyargıları kabul etmediklerini vurguladı.
Yemen Parlamentosu Başkanı Berkani, İngiltere’nin Yemen Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Simon Smart ile önceki gün yapılan bir başka görüşmede de Temsilciler Meclisi'nin Martin Griffiths'in kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşma ve Safer tankeriile ilgili riskleri ve Yemen ve çevresinde çevresel ve ekonomik anlamda vereceği zararları önleme yönündeki çabalarına verdiği desteği yineledi. Ayrıca uluslararası referanslar ve kararlar doğrultusunda varılacak adil ve kapsamlı bir çözüm çerçevesinde askeri çatışmaları durdurmak, ekonomik ve yaşam koşullarını ele almak ve Yemen halkının acılarını hafifletmek için barış sürecinin gerçekleştirilmesini hızlandırmanın önemini vurguladı.
Berkani açıklamasında İngiltere’nin Yemen halkına yönelik kararlı ve destekleyici rolünü ve Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi ile anayasal meşruiyeti takdir ettiğini aktardı.
Simon Smart ülkesinin Yemen halkını, anayasal meşruiyetini, birliğini, güvenliğini ve istikrarını destekleme konusundaki tutumunu vurgulayarak Griffiths'in kapsamlı bir siyasi çözüm elde etme ve Yemen halkının karşı karşıya olduğu insani ve ekonomik sıkıntıyı sona erdirme çabalarını desteklediğini bildirdi. Riyad Anlaşması'nın hükümlerinin uygulanmasının acil olarak tamamlanmasını dört gözle beklediğini belirten Smart anlaşmanın barış sürecini gerçekleştirmede büyük bir öneme sahip olduğunu kaydetti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.