Erbil’e atılan füzelerle ilgili yeni iddia ve suçlamalar

Erbil yakınlarına düşen bir füzenin oluşturduğu izler (Şarku’l Avsat)
Erbil yakınlarına düşen bir füzenin oluşturduğu izler (Şarku’l Avsat)
TT

Erbil’e atılan füzelerle ilgili yeni iddia ve suçlamalar

Erbil yakınlarına düşen bir füzenin oluşturduğu izler (Şarku’l Avsat)
Erbil yakınlarına düşen bir füzenin oluşturduğu izler (Şarku’l Avsat)

Haşdi Şabi 30. Tugay’dan bir yönetici, Haşdi Şabi gruplarının kontrolündeki Sehl-i Ninova’dan Erbil’e atılan füzelerin arkasında ABD’nin olduğunu söyledi. Füzelerin Sehl-i Ninova’dan atılması, Haşdi Şabi’yi birinci dereceden suçlu konumuna getirdi. Haşdi Şabi içerisinden bir kaynak ise 30. Tugay Eski Komutanı Vad el-Kadu’yu saldırının arkasında olmakla suçladı. Kaynak, Kadu’nun yeni tugay komutanı Ebu Kevser eş-Şebeki’yi zor durumda bırakmak istediğini kaydetti.
Irak Meclisi’nin olayın araştırılması için kurduğu soruşturma komitesi bölgeye ulaşırken, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) uluslararası grupların da soruşturmaya katıldığı duyuruldu. 30. Tugay Operasyonlar Komutanı Ebu Sidra eş-Şebeki, “Füze fırlatma dosyası son derece şüpheli. Bunun amacı, Haşdi Şabi’yi zor duruma sokarak, Sehl-i Ninova’dan uzaklaştırmaktır. Amerikalıların bu eylemin arkasında olmasını ihtimal dahilinde görüyorum” dedi.
30. Tugay Komutanı Ebu Kevser eş-Şebeki, Bakanlar Kurulu’ndan bir soruşturma komitesinin geldiğini açıkladı. Şebeki, 30. Tugay’a yöneltilen suçlamalar karşısında şaşırdığını belirterek, “Tugayın bölgede bulunmasının birinci hedefi, bölgeyi herhangi bir tehlikeye karşı korumaktır. Tugayda görev yapanların hepsi, tüm bileşenleriyle birlikte bölgenin evlatlarından oluşuyor. Füzeler, Haşdi Şabi güçleri ile Peşmerge güçleri arasında kalan bir bölgeden fırlatıldı. Dolayısıyla bu bölgede güvenlik boşluğu bulunuyor” dedi.
Peşmerge Kuvvetleri Genel Sekreteri Cabbar Yaver, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, “IKBY’deki soruşturma komitesi, uluslararası örgütlerin katılımıyla birlikte, olayın nasıl meydana geldiğini inceliyor. Komite, füzelerin fırlatılmasıyla ilgili detaylara ve fırlatma rampalarının kullanıldığı aracı kimin sağladığı bilgisine ulaşmak için uydu görüntülerinden ve bölgedeki kameralardan yardım alıyor” ifadesini kullandı.
Yaver, “Peşmerge Kuvvetleri’nin karşısında, Hanekin’den başlayarak Haşdi Şabi ve Irak Federal Polis’in bulunduğu Sincar ve Rebia bölgesine uzanan bir güvenlik kuşağı var. Bu güvenlik kuşağında çok sayıda güvenlik boşluğu bulunuyor ve farklı gruplar tarafından saldırılar için kullanılıyor” diye konuştu.
Yaver, Haşdi Şabi’ye yakın sosyal medya hesapları tarafından dolaşıma koyulan ve fırlatma rampaları monte edilen aracın IKBY’den gelmiş gibi gösterildiği video hakkında, “Şimdiye kadar, soruşturma devam ettiği ve sonuçları netleşmediği için ne merkezi hükümetten ne de IKBY hükümetinden herhangi bir suçlama yapıldı. Ancak şu an yapılan karşılıklı suçlamalar, sadece resmi olmayan grupların şahsi suçlamalarıdır” dedi.
Siyasi analist ve yazar Saman Nuh, bu saldırıların, Washington’un, Bağdat Büyükelçiliği’ne yapılan saldırıların tekrarlanması nedeniyle elçiliği kapatmayı ve ABD çıkarlarını Erbil’den yönetmeyi ciddi bir şekilde düşündüğünü ifade ederek Irak yönetimine verdiği tehdit mesajlarının ardından geldiğini ifade etti. Nuh, “Bu saldırılar, Haşdi Şabi içindeki velayet gruplarının Amerikalılara yönelik bir tehdit mesajı olarak görülebilir. Bu tehdit mesajında, ‘Haşdi Şabi’nin Irak’ta elinin uzanmadığı yer yok ve velayet gruplarının silahları Erbil Havalimanı’nı ve Harir Askeri Üssü’nü vurabilecek güçte’ denilmek isteniyor. Nitekim Erbil Havalimanı ve Harir Üssü’nde ABD bulunuyor” diye konuştu.
Nuh, “Saldırı Kürt yönetimine de ‘Amerikalıları kucaklamayı ve onlara güvenmeyi düşünmek tehlikeli bir beklenti’ mesajını veriyor. Bağdat’taki Büyükelçiliğin kapatılması tehdidi bütünüyle ağır ve sonuçları olacak bir adım. Bunun akabinde Irak’taki büyük Amerikan yatırımı aynı zamanda baskı altında Erbil’den de çekilebilir.
Nuh’a göre, İran müttefikleri, bu saldırıyla “Kürt liderler İran’ın kendilerine zarar verme gücünü unutmamalı ve en nihayetinde Şii paydaşların çoğunluğunun ABD’nin çekilmesiyle ilgili görüşünün dışına çıkmamaları gerekir” şeklinde dolaylı bir mesaj verdi.
Nuh, “Unutmamalıyız ki Erbil’e yapılan ve ileri kapasiteye sahip füzelerin kullanıldığı bu saldırı, füzelerin fırlatıldığı bölgeyi kontrol eden 30. Tugay Komutanının değiştirilmesi kararının yürürlüğe girmesinden bir gün önce gerçekleştirildi. Halbuki çoğu Haşdi Şabi grubu orta ağırlıklı silahlara sahip ve 30. Tugay velayet liderlerine yakın tugaylar kategorisine dahil ediliyor” ifadesini kullandı.
Sehl-i Ninova’daki Haşdi Şabi güçlerinden bir kaynak, Şarku’l Avsat muhabirine verdiği demeçte, Erbil’e yapılan saldırının arkasında 30. Tugay Eski Komutanı Vad el-Kadu’nun olduğunu söyledi. Hakkında soruşturma açılması endişesiyle isminin gizli kalmasını isteyen kaynak, Kadu’nun bölgede kargaşa ve kaos yaratmak ve yerine geçen şu anki Tugay Komutanı’nı zor duruma düşürmek amacıyla bu saldırıyı gerçekleştirdiğini belirtti.
Kaynak, “Adı yolsuzluk anlaşmalarına ve insan hakları alanındaki suçlara karışan ve 30. Tugay Komutanlığı yaptığı dönemde bölge halkın talepleri ve baskıları sonucu görevden alınan Kadu, Bağdat’taki gruplardan birinin yardımını alarak Tugay Komutanlığı’na geri dönmeye çalışıyor” diye konuştu. Kürdistan Demokrat Partisi yöneticisi ve Irak’ın eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, füze saldırısının arkasında Kadu’nun bulunduğunu söylemişti. Zebari, “Bu tür durumlar bizde tamamen bilinen şeyler. Nitekim El-Kadu, yönetimindeki 30’uncu Tugay’ın kontrol ettiği bölgelerde suç işlediğine dair hakkındaki suçlamalar nedeniyle terör listesinde yer alıyor” dedi.
Kürt Peşmerge kaynakları, Çarşamba günü, Erbil Havalimanı yakınına 3 füze düştüğünü, 4’üncü füzenin de İran’a muhalif bir grubun merkezine yakın alana isabet ettiğini bildirmişti.



İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
TT

İtirazlar ve boş oy pusulaları... Gazze’deki Hamas başkanlık seçimlerinde neler oluyor?

(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)
(Soldan sağa) Hamas’ın liderlik konseyi üyeleri Nizar Avadallah, Halil el-Hayye ve Muhammed Derviş, Şubat 2025’te İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirilen görüşmede. (Hamaney’in internet sitesi – AFP)

Gazze Şeridi’nin içinden ve dışından dört Hamas kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptıkları ayrı açıklamalarda, üç hafta önce gerçekleştirilen ilk turda sonuç alınamamasının ardından, hareketin Gazze Siyasi Büro Başkanı seçimi için planlanan ikinci turun durdurulduğunu açıkladı.

Kaynakların ifadeleri, ilk turun ‘oy hakkına sahip kişilerin boş oy kullanması nedeniyle sonuçlanamadığı’ yönünde birleşti. Bu durumun, geçtiğimiz mayıs ayında Siyasi Büro Genel Başkanı seçimi sırasında yaşanan ve Halid Meşal’e karşı Halil el-Hayye’nin galibiyetiyle sonuçlanan ikinci tur seçimdeki sürecin bir tekrarı olduğu belirtildi.

Gazze ve yurt dışından üç kaynak, Gazze’deki Hamas bürosu liderliği için yapılacak ikinci turun durdurulmasının; yurt dışında ikamet eden Nizar Avadallah ile Gazze’de bulunan Ali el-Amudi (her ikisi de Siyasi Büro üyesi) arasındaki yarışta, Avadallah’ın ikinci turda uygulanan bazı prosedürlere itiraz etmesi üzerine gerçekleştiğini aktardı.

vfbgf
Hamas hareketinin askeri medya birimi tarafından yayınlanan bir videodan alınan ekran görüntüsünde, 7 Ekim 2023’teki saldırı sırasında bir Kassam Tugayları savaşçısı görülüyor. (Reuters)

Gazze dışındaki dördüncü kaynak ise ‘seçimlerin geçici olarak dondurulmasına ve açıklanmayan bazı düzenlemelerin ardından yakın zamanda tamamlanmasına yol açan başka görüş ayrılıklarının da bulunduğunu’ ifade etti. Kaynak, bu durumun ‘hareket içindeki her seçim sürecini düzenleyen yasa ve tüzükler çerçevesinde doğal bir süreç olduğunu’ değerlendirmesinde bulundu.

Bazı kaynaklar, seçimin ertelenmesini kısmen ‘güvenlik durumuna, Gazze Şeridi’nin içinden geçtiği süreç ile savaş sonrası seçim gerçekliğiyle başa çıkma koşullarına’ bağladı. Bir diğer kaynak ise seçimlerin ‘İsrail’in seçimlere veya diğer faaliyetlere katılan kişilere ulaşmayı amaçlayan yoğun istihbarat takibi altında yürütüldüğüne’ dikkat çekerek, tüm bu nedenlerin mevcut duruma yol açan hukuki açıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti.

Beyaz kağıtlar neden geri geldi?

Yine boş oy kullanılmasına ilişkin olarak Gazze içindeki iki kaynak, bu durumun doğal olduğunu, adayların fikir ayrılıklarından ve izleyecekleri yaklaşımın bazı üyelerce mevcut dönem için uygun görülmemesinden kaynaklandığını; nitekim genel seçimlerde de benzer bir tablonun yaşandığını belirtti.

Kaynaklar, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye’nin adaylardan Ali el-Amudi veya Nizar Avadallah’ı destekleyip desteklemediğine dair bilgi vermedi.

Hamas, 7 Ekim 2023’te İsrail’in Gazze sınırındaki mevzilerine ve yerleşim yerlerine yönelik başlattığı ve İsrail’in uzun süreli, kesintisiz bir savaş açmasına yol açan saldırıların ardından, 1987’deki kuruluşundan bu yana en karmaşık süreçten geçiyor.

Ali el-Amudi hakkında ne biliyoruz?

Geçtiğimiz aralık ayında Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, eski bir tutuklu ve Siyasi Büro üyesi olan, savaştan önce de hareketin medya dairesi sorumluluğunu yürüten el-Amudi’nin; Hamas’ın hayatını kaybeden lideri Yahya Sinvar’a yakın ve çoğu Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta ikamet eden bazı isimlerle birlikte Gazze’deki hareketin yönetimiyle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi Siyasi Büro Başkan Vekilliği görevini üstlendiğini aktarmıştı.

2011 yılındaki İsrail askeri Gilad Şalit takas anlaşmasıyla serbest bırakılan el-Amudi, yaklaşık bir yıldır Gazze’nin yönetiminde merkezi ve kilit bir figür haline gelmişti. İsrail hapishanelerindeki tutukluluk süreçlerinde ve serbest kaldıktan sonra Sinvar’a oldukça yakın isimler arasında yer alan el-Amudi, birçok toplantı ve etkinlikte de kendisine eşlik etmişti. Gazze’nin yönetimi için el-Amudi’nin görevlendirilmesi uzlaşı ve istişare yoluyla gerçekleşmiş, ancak o dönemde bazı kaynaklar bu adımı iç tüzüğün etrafından dolaşma olarak değerlendirmişti. Gazze’deki iç seçimlerin yapılması da bu durumla açıklanıyor.

Geçtiğimiz dönemde el-Amudi’nin Gazze’de aldığı kararlar, yaptığı değişiklikler ve bazı yetkilileri görevden alması geniş tartışmalara yol açmış, Gazze’deki yerel lider kadro arasında huzursuzluk yaratmıştı. Bu durum, yurt dışındaki bazı Siyasi Büro üyelerinin müdahale ederek krizleri çözme arayışına girmesine neden olmuştu.

Nizar Avadallah hakkında ne biliyoruz?

Nizar Avadallah, Hamas’ta 2004 sonlarından 2007 başlarına kadar olan dönemde Siyasi Büro yönetimini gizlice yürüten tarihi kuşak liderleri arasında yer alıyor. Avadallah, Şalit takası müzakerelerinin sorumluluğunu üstlenmesinin yanı sıra son savaştaki müzakerelerde aktif ve önemli bir rol oynamış; hareketin 2007’de Gazze Şeridi’nin kontrolünü ele geçirmesinin ardından çeşitli başkentlerde yürütülen Filistin uzlaşma turlarında da kritik görevler üstlenmişti.

Avadallah, Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi ve hareketin birinci kuşak diğer tarihi liderleriyle oldukça yakın bir ilişkiye sahipti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde ikamet eden ve evi daha önceki savaşlarda birkaç kez bombalanan 68 yaşındaki mimar Avadallah’ın yıldızı bu süreçte parladı.

2021 yılında düzenlenen son iç seçimlerde Gazze Şeridi Siyasi Büro liderliği için Yahya Sinvar ile yarışan Avadallah, o dönemde yapılan ikinci tur seçimlerin ardından liderliği Sinvar’a kaybetmişti.


Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
TT

Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)

Fas’ta çarşamba günü gerçekleştirilen parlamento seçimleri, parlamentoda yeni bir siyasi tablo ortaya çıkardı. “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi (PAM) birinci sıraya yükselirken, 2021 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında “Ulusal Bağımsızlar Birliği” (RNI) ve “İstiklal” Partisi geriledi. Buna karşılık “Adalet ve Kalkınma Partisi” (PJD) güçlü bir dönüş yaparak yeniden siyasi gündemin ön sıralarına çıktı.

Sonuçlara göre “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi 97 sandalye kazanırken, onu 66 sandalyeyle “Ulusal Bağımsızlar Birliği”, 65 sandalyeyle “İstiklal” Partisi ve 54 sandalyeyle “Adalet ve Kalkınma Partisi” izledi. Kalan sandalyeler ise “Halk Güçleri Sosyalist Birliği”, “Halk Hareketi”, “İlerleme ve Sosyalizm Partisi” ile “Anayasal Birlik” arasında dağıldı. Seçime katılım oranı yüzde 38,02 olarak gerçekleşti.

Oylama başlamadan önce de “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi içerisinde, bir sonraki hükümetin başbakanlığı konusunda gayri resmi tartışmalarda iki isim öne çıkmıştı: Fouzi Lekjaa ve Fatima ez-Zehra el-Mansuri.


Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri, Taiz cephesindeki Hayfan ve El-Mukatira bölgelerinde Husilerin, Hicet el-Abd yoluna yaklaşmayı amaçlayan girişimlerini püskürttü. Söz konusu girişimlerin, Taiz vilayetini güney bölgelerinden ayırarak, Aden’e uzanan güzergâhı kesmeyi hedeflediği belirtildi.

Hükümet güçleri, stratejik öneme sahip yolun güvenliğinin sağlandığını ve vatandaşlar ile yolcuların ulaşımının yeniden başladığını açıkladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, Taiz ve Tur el-Baha eksenlerindeki birlikler ile “Devler Tugayları”nın, Halk Direnişi’nin desteğiyle sızma girişimlerini püskürttüğünü ve saldıran unsurları geri çekilmeye zorladığını belirtti. En-Nezili, Husilerin insan gücü ve maddi kayıplar verdiğini ifade etti.

Hayfan ilçesinde hükümet güçleri, Husilerin El-Ahkûm bölgesine yönelik saldırısını püskürtürken, El-Mukatira’daki El-Eşbut ve Hicet el-Abd bölgelerinde de yola yaklaşmaya ve yol yakınındaki mevzilere konuşlanmaya çalışan unsurlarla çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümete destek koalisyonu güçleri, dün Husilerin Suudi Arabistan yönüne fırlattığı 6 balistik füzeyi önleyerek imha etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre füzeler, Taif ve Yanbu kentlerini hedef aldı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husileri uyararak, terör operasyonlarını artırılmasına “kararlılıkla karşılık verileceğini” belirtti.

Saldırı girişimiyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Mekke, Cidde, Taif, Yanbu ve Tebük’te erken uyarı sirenlerini devreye soktu. Ardından beş kentteki tehlikenin sona erdiği açıklandı.