Çocuklar Kovid-19’un ‘süper taşıyıcıları’

Çocuklar Kovid-19’un ‘süper taşıyıcıları’
TT

Çocuklar Kovid-19’un ‘süper taşıyıcıları’

Çocuklar Kovid-19’un ‘süper taşıyıcıları’

Science Dergisinin Ekim ayı sayısında yayınlanan bir çalışma, çocukların ve gençlerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından yetişkinlere göre daha az etkilendiği bilinse de, koronavirüsün önde gelen “süper taşıyıcılarından” biri oldukları için ailelerindeki riskli gruplara bulaştırabileceklerini bildirdi. 
“Süper taşıyıcı” terimi, virüsün onlarca veya yüzlerce kişiye hızlı bir şekilde yayılmasına neden olan bir hastayı ifade etmek için kullanılıyor. Bu terim, SARS salgını (2002-2003) ve Ortadoğu Solunum Sendromu'nun (MERS-2012'den itibaren) yayılmasıyla kullanılmaya başlandı. Bahsi geçen grupların hastalığı taşıyarak yaymada bir rolü olduğuna inanıldığı için günümüzde de Kovid-19 salgıyla birlikte tekrar kullanılmaya başlandı. 
Hindistan'da, ABD ve Hindistan'dan araştırmacıların katılımıyla, koronavirüse maruz kalmış yarım milyondan fazla insan üzerinde bir araştırma yapıldı. Çalışma sırasında  sadece düşük bir "süper taşıyıcı" yüzdesinin koronavirüsün yayılmasına yol açtığı ortaya çıktı ve bunların çoğunun çocuklar ve gençler olduğu kaydedildi.
Söz konusu çalışmada, Princeton Çevre Enstitüsü, Johns Hopkins Üniversitesi ve ABD’deki Kaliforniya Üniversitesi'nden araştırmacılar, Hindistan'ın güneydoğusundaki Tamil Nadu ve Andra Pradeş eyaletlerinde halk sağlığı yetkilileriyle birlikte çalıştı. Çalışmada, koronavirüsün yayılım durumu ve 84 bin 965’i koronavirüse maruz kalan 575 bin kişi arasındaki ölüm oranı takip edildi. Yapılan çalışma, enfekte bir kişiyle temas halinde olan kişilerin tespit edilmesi süreci olan ve dünyada herhangi bir hastalık için yürütülen en kapsamlı "temas izleme" çalışması olarak değerlendirildi.
Princeton Çevre Enstitüsü'nde kıdemli araştırma akademisyeni olan Ramanan Laxminarayan, çalışmanın yayınlanmasıyla eşzamanlı olarak Enstitü’nün web sitesinde yayınlanan bir raporda, söz konusu çalışmanın koronavirüsün bulaştığı sadece küçük bir yüzdenin diğer insanlara büyük oranda virüsü bulaştırdığını tespit ettiği için “süper taşıyıcılar” tarafından oynanan rolü ortaya koyan ilk büyük çalışma olduğunu belirtti. Araştırmacılar, enfekte bireylerin yüzde 71'inin onlarla temasta olanların hiçbirine virüsü taşımadığını, enfekte bireylerin sadece yüzde 8'inin yeni vakaların yüzde 60'ından sorumlu olduğunu buldu.
Araştırmacılar, yaşına bakılmaksızın, koronavirüs bulaşmış kişinin virüsü yakın bir kişiye bulaştırma ihtimalinin toplumda yüzde 2,6'dan ailede yüzde 9'a kadar değiştiğini, vakaların üçte birini çocuk ve gençlerin oluşturduğunu ve özellikle koronavirüsün diğer kişilere bulaşmasının temelinin çocuklar ve gençler olduğunu tespit etti. 
Laxminarayan açıklamasında, "Çocuklar son derece etkili ileticilerdir. Bu, önceki çalışmalarda güçlü bir şekilde ispatlanmamış olan bir durumdu. Bildirilen vakaların ve ölümlerin daha genç yetişkinlerin temaslarında daha yoğun olduğunu bulduk. Bu oran, yüksek gelirli ülkelerde elde ettiğimiz çalışmalarda beklediğimiz oranlardan çok daha yüksekti” ifadelerini kullandı. 
ABD’de yapılan bir araştırma, pandeminin başlamasıyla okulları kapatma kararlarının okuldaki çocukların süper taşıyıcılar olmalarını engellediğini gösterdi. ABD merkezli uluslararası tıp dergisi JAMA tarafından 30 Haziran'da yayınlanan bu çalışma, kapatma kararının 26 günlük bir dönemde 1 milyondan fazla vakayı engellemiş olabileceğine dikkat çekti.
ABD Northwestern Üniversitesi'ne bağlı Ann & Robert H. Lurie Çocuk Hastanesi'nden araştırmacılar, Kovid-19 bulaşmış çocuklarda ve yetişkinlerde viral RNA düzeylerini inceledikten sonra bu sonuca ulaştılar. Çalışmada, 5 yaşın altındaki çocukların orta derecede semptomları olmasına rağmen, daha büyük çocuklara (ergenlere) ve yetişkinlere kıyasla geniz akıntılarında daha yüksek miktarda viral RNA'ya sahip olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar bu çalışmadan şu sonuca vardılar: "Viral yükü yüksek olan küçük çocuklar, nüfusun genelinde koronavirüsün önemli ölçüde yayılma nedenleri olabilir."
Bu çalışmanın dezavantajı ise, bazı ülkelerin okulları yeniden açtığı, bazı ülkelerin ise tekrar açmaya hazırlandığı bir dönemde üzerinde araştırma yapılan kişilerin sayısının az olması olarak değerlendirildi. 
Kahire'nin kuzeydoğusundaki Zagazig Üniversitesi’nde yaygın hastalıklar profesörü Muhammed Semir, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Bu çalışmanın sonuçları şüpheli çocukları arkadaşlarına veya ailelerine bulaştırmalarını engelleyip izole etmek için okulların sıkı bir şekilde takip edilmesinin önemini doğruluyor. Okulların tamamen kapatılması konusu gündemde olmalı ve birkaç koronavirüs vakası söz konusu olsa bile ciddi ve dikkatli bir şekilde incelenmeli” dedi.



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
TT

39 yıllık serinin yıldızı: 5 günde izlenme listelerini salladı

Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)
Predator: Vahşi Topraklar'da android Thia'yı canlandıran 27 yaşındaki Amerikalı yıldız Elle Fanning, The Great'teki performansıyla Emmy adaylığı elde etmişti (20th Century Studios)

Dan Trachtenberg'in yönettiği Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands), Hulu'da yönetmenin 2022'de çektiği Prey'den bu yana en büyük film prömiyerine imza atarak platformun yeni bir numarası oldu. Geçen yılın çok konuşulan filmlerinden Vahşi Topraklar, platformdaki ilk 5 gününde dünya genelinde yaklaşık 9 milyon izlenmeye ulaştı.

Geçen sonbaharda vizyona giren film, Kuzey Amerika'da 40 milyon dolar, küreselde ise 80 milyon dolar açılış hasılatıyla serinin rekorunu kırmıştı. 

20th Century ve Disney ortak yapımı bilimkurgu, gişe yolculuğunu da 39 yıllık seri için yine rekor sayılan 184,5 milyon dolarlık küresel hasılatla tamamlamıştı. Predator serisi, toplamda dünya genelinde 925 milyon doların üzerinde gişe geliri elde etti.

Trachtenberg'ün Prey senaristi Patrick Aison'la birlikte geliştirdiği Vahşi Topraklar, 1987'de John McTiernan imzalı Av'la (Predator) başlayan 9 filmlik ikonik seriye yeni bir sayfa açıyor.

Predator: Vahşi Topraklar'da, Dimitrius Schuster-Koloamatangi tarafından canlandırılan yırtıcı Predator Dek, başrolde yer alıyor ve Elle Fanning'in hayat verdiği android Thia'yla bir araya geliyor. 

Hem eleştirmenlerden hem de sinemaseverlerden övgü alan film, klanı tarafından dışlanan Dek'in, Thia'yla beklenmedik bir ittifak kurarak en büyük rakibinin karşısına çıkmasını konu alıyor.

Hulu'nun paylaştığı verilere göre izleyiciler, Disney+ ve Hulu üzerinden Predator serisini dünya genelinde 300 milyon saatin üzerinde izledi. Platform, Disney+ ve Hulu'daki "Predator Creators Collection" seçkisine de 15 yeni video ekledi.

5 Ağustos 2022'de yayına giren Prey, Hulu'ya göre platformun bugüne kadarki "en çok izlenen film prömiyeri" unvanını koruyor. Hulu, filmin ilk hafta sonu performansına ilişkin izlenme verilerini ise açıklamamıştı.

Predator serisi, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor. 

Independent Türkçe, Deadline, The Walt Disney Company