Etiyopya’dan Nahda Barajı’na koruma takviyesi

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, ülkesinin ‘su haklarını’ bir ‘ulusal güvenlik meselesi’ olarak görüyor.

Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlıkları artıran Rönesans Barajı’ndan bir kare (Reuters)
Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlıkları artıran Rönesans Barajı’ndan bir kare (Reuters)
TT

Etiyopya’dan Nahda Barajı’na koruma takviyesi

Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlıkları artıran Rönesans Barajı’ndan bir kare (Reuters)
Mısır ve Etiyopya arasındaki anlaşmazlıkları artıran Rönesans Barajı’ndan bir kare (Reuters)

Etiyopya, Mısır ve Sudan ile arasındaki müzakerelerin çıkmaza girdiği bir dönemde dün Nahda (Rönesans) Barajı’nı faaliyete geçirmeye 12 ay içinde elektrik üretimine başlama niyetinde olduğunu açıkladı. Ayrıca baraja koruma takviyesinde bulunduğunu ve bir ‘güvenlik önlemi’ olarak barajın hava sahasını uçuşa kapattığını duyurdu.
Etiyopya’nın bu yeni duyurusunun, Nil Nehri’nin ana kolu üzerine inşa edilen barajının doldurulması ve işletilmesi ile ilgili kurallara ilişkin nihai bir anlaşmaya varılmadan tek taraflı olarak herhangi bir adımın atılmasına itiraz eden Mısır ve Sudan ile Etiyopya arasındaki gerginliği artırması bekleniyor. Kahire ise barajın Nil Nehri suyunun yüzde 90’ını çekmesinin kendi su hakları üzerindeki etkisini hesaplıyor.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün akşam, ülkesinin ‘su haklarına’ koruma konusundaki kararlılığını vurgulayarak, Mısırlıların, su haklarını bir ‘ulusal güvenlik meselesi’ olarak gördüklerini söyledi.
Mısır, Sudan ve Etiyopya, yaklaşık 10 yıl önce başlayan uzun müzakerelere rağmen, Nil Nehri havzasındaki ülkelerin barajın inşasına yönelik endişelerini ortadan kaldıracak uzlaşmacı bir çözüme varamadılar. Üç ülke geçtiğimiz Temmuz'dan bu yana Afrika Birliği'nin (AfB) himayesinde yeni bir müzakere turu yürütmeye çalıştılar. Ancak müzakereler, yaşanan teknik ve hukuki anlaşmazlıkların ardından geçtiğimiz Ağustos ayı sonlarında askıya alındı. Mısır ve Sudan söz konusu müzakereler sırasında, barajın güvenliğine, kuraklık zamanlarında doldurulmasına, işletilmesine ve anlaşmazlıkları çözme mekanizmasına ilişkin bir takım kurallar öngören bağlayıcı bir yasal anlaşma çağrısında bulundular.
Etiyopya Cumhurbaşkanı Sahle-Work Zewde dün parlamentoya hitaben yaptığı konuşmada, “Bu yıl, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın iki türbinden elektrik üretmeye başlayacağı yıl olacak. Önümüzdeki 12 ay içerisinde barajın ikinci kez doldurulması için çalışmalar devam ediyor” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz Temmuz ayında bölgedeki yağışların etkisiyle barajı birinci dolum aşamasının tamamlandığını duyuran Etiyopya, Sudan sınırına yakın bir noktaya inşa edilen barajın ülkenin ekonomik büyümesi açısından hayati önem taşıdığını sık sık dile getiriyor.
Öte yandan Etiyopya Sivil Havacılık Otoritesi (ECAA) Genel Müdürü Wesenyeleh Hunegnaw, ‘Reporter’ adlı internet sitesine yaptığı açıklamada, Nahda Barajı’nın inşa edildiği Etiyopya'nın kuzeybatısındaki Benishangul-Gumuz Bölge Eyaleti'nin hava sahasının ‘güvenlik gerekçesiyle’ uçuşlara kapatıldığını söyledi. Hunegnaw, hiçbir yolcu veya kargo uçağının barajın üzerinden uçmasına izin verilmeyeceğini, ancak gerekli durumlarda izin alınabileceğini ekledi.
Etiyopya, Mısırlı yetkililerin herhangi bir askeri harekâta başvurmayı reddettiğini onaylamasına ve çatışmayı siyasi yollarla çözmeye çalışmasına rağmen, barajın askeri bir saldırıya maruz kalmasından çekiniyor. Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Yılma Merdassa, geçtiğimiz hafta yerel basına yaptığı açıklamada, Etiyopya’nın barajı her türlü saldırıdan korumaya tamamen hazır olduğunu söylemişti.
Bir diğer gelişmede ise Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta ile Pazar günü Kahire'de bir araya gelen Mısır Cumhurbaşkanı Sisi görüşme sırasında, Mısır’ın ‘Rönesans Barajı'nın doldurulması ve işletilmesi için açık kurallar içeren yasal bir anlaşmaya vararak, Nil Nehri’ndeki su haklarına bağlı kalacaklarını’ bir kez daha vurguladı.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Resmi Sözcüsü Bessam Radi, Facebook’taki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Kenya ve Mısır arasında önümüzdeki dönemde hassas ve hayati bir konu olan iki ülke arasındaki koordinasyonun yoğunlaştırılmasının kararlaştırıldığı Kenyatta-Sisi görüşmesinde, özellikle Rönesans Barajı başta olmak üzere bölgedeki son gelişmelerin ele alındığını aktardı.
Radi’nin açıklamalarına göre Sisi görüşmede, su hakları meselesinin Mısır halkı için son derece önemli bir konu olduğunu, çünkü bunu ‘bir ulusal güvenlik meselesi’ olarak gördüklerini, Mısır'ın Nahda Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi sürecine ilişkin açık kurallar koyan ve tüm tarafların ortak çıkarlarını sağlayan yasal bir anlaşmaya varılmasıyla su haklarını korumakta kararlı olduğunu vurguladı. Sisi, geçtiğimiz ayın sonunda Birleşmiş Milletler'e (BM) gönderdiği yazıda da, su haklarıyla ilgili bir sorunu ‘bir ulusal güvenlik meselesi’ olarak tanımlamış, ülkesinin baraj ile ilgili anlaşmazlıkların devam etmesinden duyduğu endişeyi dile getirmişti.
Gözlemciler, Etiyopya’nın konuyu oldu-bittiye getirmek için müzakerelerdeki çıkmazdan yararlanarak zaman kaybedilmesini hedeflediğini düşünüyorlar.
Öte yandan Mısır’ın eski Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Dr. Muhammed Nasruddin Allam, ülkesini ‘mevcut çıkmazdan kurtulmak için hızlı hareket etmeye’ çağırdı. Allam, Mısır'ın su payından taviz verilmesine, Nil Nehri ve ana kolları üzerinde gelecekte herhangi bir ülkenin herhangi bir projeye girişmesine veya tarihi su kotalarının düşürülmesi talebine karşı uyardı.



Londra'da sağcı akımın yükselişini protesto etmek için düzenlenen gösteri

Londra'daki gösteriden (EPA)
Londra'daki gösteriden (EPA)
TT

Londra'da sağcı akımın yükselişini protesto etmek için düzenlenen gösteri

Londra'daki gösteriden (EPA)
Londra'daki gösteriden (EPA)

On binlerce protestocu dün, «Aşırı Sağ Karşısında Birlikte» adlı yürüyüşe katılmak üzere Londra sokaklarına çıktı. Protestocuların çoğu, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını savunan ve kamuoyu yoklamalarında başı çeken Nigel Farage liderliğindeki sağcı Reform Partisi’ni kınadı.

İngiliz basınında yer alan haberlere göre polis yetkilileri, işçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşlarının desteğini alan “Birlikte İttifakı”nın düzenlediği gösteriye yaklaşık 50 bin kişinin katıldığını belirtti.

Reform Partisi'ne ve göç karşıtı tutumuna karşı sloganlar yazan pankartların yanı sıra, bazı İran bayrakları ile Filistinlileri destekleyen bayrak ve pankartlar da görüldü.

csdv
Londra'daki gösteriden (EPA)

Kamuoyu yoklamaları, Reform Partisi'nin Başbakan Keir Starmer'ın üyesi olduğu İşçi Partisi'nin ve diğer geleneksel İngiliz siyasi partilerinin önünde olduğunu gösteriyor. İşçi Partisi'ne rakip olan Yeşiller Partisi lideri Zak Polanski de yürüyüşe katıldı.

Londra polisi, bu gösteri ve yine dün düzenlenen Filistinlileri destekleyen bir başka protesto kapsamında 25 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.


Kuzey Kore lideri özel kuvvetleri denetledi ve silah testlerini yönetti

Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)
Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)
TT

Kuzey Kore lideri özel kuvvetleri denetledi ve silah testlerini yönetti

Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)
Kim Jong Un, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünde (Reuters)

Kore Merkezi Haber Ajansı (KCNA) bugün Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un, özel harekat kuvvetlerinin eğitim üssünü incelediğini ve savaş alanlarında doğrudan çatışma için geliştirilmiş silahların testlerine katıldığını bildirdi

vcdv
Kuzey Kore lideri, özel harekat kuvvetleri eğitim üssünü ziyaretinde (Reuters)

Kim ayrıca yeni bir ana muharebe tankının testlerini de denetledi. Şarku’l Avsat’ın KCNA’dan aktardığına göre bu tank neredeyse tüm tanksavar silahlarına karşı koyabilecek kapasitede.

sdv cd
Kuzey Kore haber ajansının yayınladığı fotoğrafta özel harekat kuvvetlerinin eğitim üssü görülüyor (Reuters)

Başka bir gelişmede Kim, karbon fiber malzemelerden üretilen katı yakıtlı yüksek itiş gücüne sahip bir roket motorunun yer testine katıldı. KCNA, motorun maksimum itme gücünün 2 bin 500 kilonewton olduğunu ve ülkenin stratejik saldırı kapasitesini modernize etmeye yönelik beş yıllık planın devamı olduğunu belirtti.


İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan ‘sarı hat’ boyunca gerçekleştirdiği eylemler, Mladenov planının gidişatını tehdit ediyor

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)
TT

İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan ‘sarı hat’ boyunca gerçekleştirdiği eylemler, Mladenov planının gidişatını tehdit ediyor

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc’te İsrail ordusu tarafından çizilen sarı hattı temsil eden beton blok (AFP)

İsrail, Gazze Şeridi’nde ‘sarı hat’ olarak bilinen ayrım hattındaki varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Bu durum, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov tarafından önerilen ve İsrail’in kademeli çekilmesini ve Gazze Şeridi’ndeki grupların silahsızlandırılmasını öngören planla çelişiyor.

Uzmanlara göre, sarı hat üzerindeki bu adımlar, Mladenov planının uygulanma sürecini ve arabulucuların Hamas ile silahsızlanma konusunda uzlaşma sağlama çabalarını tehlikeye atıyor. Aynı zamanda Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının hayata geçirilmesini de zorlaştırıyor. Uzmanlar, özellikle İran savaşının devam ettiği mevcut koşullarda İsrail’in bu politikadan geri adım atmasının beklenmediğini belirtiyor.

Sarı hat, Gazze Şeridi içinde yer alan varsayımsal bir çizgi olarak tanımlanıyor. İsrail ordusu, ateşkes anlaşması kapsamında bu hatta geçici olarak çekilmiş, ilerleyen aşamalarda yeni çekilmeler yapmayı taahhüt etmişti. Hat, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgeler ile Filistinlilerin bulunmasına izin verilen alanlar arasında bir sınır oluşturuyor.

Uluslararası Filistin Halkının Haklarını Destekleme Kurumu tarafından dün yayımlanan açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde sahadaki adımlarını hızlandırarak sarı hattı fiili ve kalıcı bir sınır haline getirmeye çalıştığı ifade edildi. Açıklamada, bu süreçte Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısının fiilen ilhak edilmesinin hedeflendiği ve uluslararası toplumun ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın sonuçlarına odaklanmasından yararlanılarak yeni coğrafi ve siyasi gerçeklikler dayatıldığı vurgulandı.

Kuruma göre sahadaki gelişmeler, İsrail güçlerinin bu hattı kalıcı bir sınıra dönüştürmek için sistematik şekilde hareket ettiğini gösteriyor. Bu kapsamda 32 askeri nokta ve konuşlanma alanı kurulduğu, toprak setler ve askeri mühendislik yapıları inşa edildiği belirtiliyor. Bu adımların, uzun vadeli kontrolü pekiştirme ve Gazze Şeridi içindeki coğrafyayı yeniden şekillendirme yönünde açık bir eğilime işaret ettiği ifade ediliyor.

İsrail gazetesi Haaretz de cuma günü yayımladığı haberde, Tel Aviv yönetiminin sarı hattı sahada kalıcı bir ayrım hattına dönüştürdüğünü aktardı. Gazete, yaklaşık 17 kilometre uzunluğunda kara bariyeri inşa edildiğini ve 32 askeri noktanın kurulduğunu belirterek, bunun Gazze Şeridi’ndeki İsrail askeri varlığının temel eksenlerinden biri haline geldiğini yazdı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Heridi ise mevcut durumda ateşkes anlaşmasını ‘dondurulmuş’ olarak nitelendirdi. Heridi, İsrail’in Gazze Şeridi’nde istediği gibi hareket ettiğini ve sarı hattı kalıcı bir ayrım hattına dönüştürmeye çalıştığını ifade etti. Ayrıca İran savaşının sona ermesinin ardından Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ateşkes anlaşması ile Mladenov ve Trump planlarının açık ihlali niteliğinde yeni durumlarla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.

vfb
Yerinden edilmiş iki Filistinli çocuk, Han Yunus’ta şiddetli yağmurların ardından ailelerinin çadırının önündeki su birikintilerini temizliyor. (AFP)

Filistinli siyaset analisti Nizar Nazzal, Washington’un Gazze anlaşmasına verdiği desteğin, Tel Aviv’in imajını iyileştirmek, rehinelerin teslim alınmasını sağlamak ve süreci yalnızca insani ve güvenlik boyutuna indirgemek amacı taşıdığının her geçen gün daha net ortaya çıktığını belirtti. Nazzal, İsrail’in sarı hatta attığı adımların kendi çıkarlarını pekiştirmeye ve kontrol alanını genişletmeye yönelik olduğunu, bu nedenle herhangi bir anlaşmaya aldırış etmediğini ifade etti. Bu çerçevede İsrail’in, özellikle uluslararası toplumun İran savaşıyla meşgul olduğu bir dönemde, ne Trump planı ne de Mladenov planı kapsamında dayatılabilecek bir çekilmeyi kabul etmeyeceğini vurguladı.

Öte yandan, Hamas’ın silahsızlandırılması, Mladenov’un geçen hafta Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıkladığı planın temel maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Reuters tarafından aktarılan belgeye göre plan, Hamas’ın Gazze Şeridi altındaki tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Buna karşılık, ‘Gazze Şeridi’nin tamamen silahsız olduğunun nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesi planlanıyor.

Ancak Uluslararası Filistin Halkının Haklarını Destekleme Kurumu, söz konusu önerinin Filistin tarafında geniş çaplı bir reddiyeyle karşılandığını bildirdi. Kurum, planın ateşkes anlaşmasının içeriğini çarpıttığını, silahsızlanmayı ön koşul olarak dayatırken İsrail’in yükümlülüklerinin göz ardı edildiğini savundu.

Reuters’a konuşan ve müzakerelere yakın bir Filistinli yetkili, Hamas’ın plan üzerinde değişiklik ve iyileştirme talep etmesinin beklendiğini söyledi. Aynı yetkili, planın İsrail’in yükümlülüklerini yerine getireceğine dair yeterli garanti sunmadığını, ayrıca yeniden inşa ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi konuları silahsızlanma gibi siyasi meselelerle ilişkilendirerek savaşın yeniden başlaması riskini artırdığını dile getirdi.

Hüseyin Heridi ise sorunun Hamas’tan ziyade Tel Aviv ve Washington’dan kaynaklandığını belirtti. Heridi, bu iki tarafın Hamas’ın gücünü abartarak Gazze Şeridi’nden kalıcı çekilme yükümlülüğünden kaçınmaya çalıştığını ifade etti. Mevcut durumda Hamas’ın elindeki silahların, iki yılı aşkın süren savaşın ardından büyük ölçüde hafif silahlarla sınırlı olduğunu ve tehdidin kasıtlı olarak büyütüldüğünü söyledi.

Nazzal ise Filistin’de yalnızca Hamas’ın değil, tüm direniş gruplarının, silahlarını tamamen teslim etseler dahi İsrail’in çekilmeyeceğinin farkında olduğunu belirtti. Ekim ayında varılan Gazze anlaşmasının, İsrail’in ihlallerini ve Filistin halkına yönelik saldırılarını durdurmadığını hatırlattı.

Nazzal, Mladenov planının başarısızlığa uğrayacağını ve bunun sorumlusunun Hamas ya da diğer Filistinli gruplar değil, İsrail olacağını savundu. Filistinli tarafların İsrail’in çekilmesine yönelik güvence talep edeceğini ancak bu güvencelerin sağlanmayacağını ifade eden Nazzal, İran savaşının ardından birçok konunun daha netlik kazanacağını sözlerine ekledi.