Libyalı tarafların görüşmeleri uluslararası bir ivme kazanırken anlaşmalar henüz tamamlanamadı

Kaynaklar, ‘çetrefilli dosyaları’ ortadan kaldırmaya yönelik çabaların yoğunlaştırıldığını ve Trablus’taki bölünmelerin, Mısır’da yeniden başlayan görüşmeleri etkilemesinden endişe edildiğini söylediler

Libyalı tarafların görüşmeleri uluslararası bir ivme kazanırken anlaşmalar henüz tamamlanamadı
TT

Libyalı tarafların görüşmeleri uluslararası bir ivme kazanırken anlaşmalar henüz tamamlanamadı

Libyalı tarafların görüşmeleri uluslararası bir ivme kazanırken anlaşmalar henüz tamamlanamadı

Ahmed Abdulhakim
Libya’daki çatışmaya çözüm arayışı ile Kahire’den Berlin’e ve Cenevre’den Bouznika’ya kadar çeşitli ülkelerin şehirlerinde yapılan yoğun uluslararası çabalara rağmen yerel ve uluslararası tarafların yıllarca süren müzakerelerde karmaşık ve iç içe geçmiş Libya krizine bir çözüm bulmaya yaklaşıldığı sırada en ufak bir yumuşama göstermesi, Libya'daki çatışmaya nihai çözüm istasyonuna ulaşan ‘siyasi müzakere treninin’ önünde yeniden engellerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Son günlerde ve haftalarda gerek Mısır’da gerek Fas’ta yapılan müzakerelere katılanların açıklamalarına göre Libyalı taraflar arasındaki görüşmelere ‘olumlu ve yapıcı bir hava’ hakim oldu. Söz konusu müzakereleri yakından takip eden Mısırlı ve Libyalı kaynaklar yaptıkları açıklamada siyasi müzakere treninin Libya'daki çatışmaya nihai çözüm istasyonuna ulaştığını söylediler. Ancak kaynaklara göre, varılan bu uzlaşılardan kısa süre sonra, derin iç bölünmelerin getirdiği zorlukların yanı sıra siyasi, güvenlik ve ekonomik dosyaların iç içe geçmesiyle bazı yabancı tarafların çatışmanın devam etmesinin kendilerine sağladığı çıkarlar arasında bir dalgalanma yaşadı.
Libya Devlet Yüksek Konseyi ve Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) heyetlerinin ikinci Libya Diyalogu turu, iki gün önce Fas'ın Bouznika kentinde gerçekleşirken görüşmelerde özellikle üst düzey kurumların dağılımı konusu ele alındı. Pazartesi günü ise BM 75’inci Genel Kurulu'nun oturum aralarında birincisi 19 Ocak’ta yapılan Libya konulu Berlin Konferansı’nın ikincisi düzenlendi.
Bununla birlikte Mısırlı kaynaklar, geçtiğimiz hafta Hurhada kentinde düzenlenen askeri ve güvenlik görüşmelerin bu hafta da devam edeceğini söyledi.

Libya uzlaşıları nereye vardı?
Mısırlı, Libyalı ve Avrupalı kaynaklarımıza göre çeşitli ülkelerin şehrinin ev sahipliği yaptığı mevcut görüşmelerde Libya kriziyle ilgili çetrefilli dosyaların ele alınması sırasında karşılaşılan zorluklar, Libya’da çatışan taraflar arasındaki temel bölünmelerin artmasına neden oluyor. Kaynaklar, bu görüşmelere ev sahipliği yapan ülkelerin, istenilen sonuçlara ulaştırmayıp bir de son yıllarda anlaşmazlığı daha da derinleştiren önceki çözüm girişimlerinin hatalarını tekrarlamama konusunda temkinli olduklarını söylediler.
Libyalı kaynak, üst düzey kurumların dağılımı, petrolün yönetimi, ortak askeri teşkilatın yapısı, silahlı grupların rolü ve ülkenin gelecekteki yönetim biçimi gibi bir dizi ‘çetrefilli’ dosyayı sıralarken, ‘Libya'daki krizin çözümünün siyasi olması gerektiğini ve diğer hiçbir yöntemin işe yaramadığını’ vurguladı.
Güvenilir bir Avrupalı ​​kaynak, şu anda Libyalı taraflar arasında çeşitli ülkelerin şehrinin ev sahipliği yaptığı görüşmelerin uluslararası toplumun siyasi bir çözüm arayışı yolunda ilerleme arzusunu yansıttığını söyledi. Kaynak, “Bouznika, Kahire ve Hurgada görüşmelerinin yanı sıra Cenevre görüşmeleri ve Libya konulu ikinci Berlin Konferansı için daha önce yapılan düzenlemeler bazı temel atılımlar sağladı.  Ancak karmaşık ve iç içe geçmiş Libya krizinin tarafları, bazı ayrıntılarda uzlaşamadılar.  Bu beklenen bir durumdu. Meseleye dâhil olan ülkeler şu anda kapsamlı çözüm müzakerelerine hazırlık yapmak amacıyla bu engelleri aşmaya çalışıyorlar. Ana eksenlerin oluşum ve gelişme aşaması sayılabilecek itidalli bir iyimserlik aşamasındayız” ifadelerini kullandı.
Almanya pazartesi günü, Berlin Konferansı başlamadan önce konferansın çatışmanın tarafları arasında ‘ateşkes sağlama çabalarını hızlandırmasını’ umduğunu belirtti. Almanya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Yardımcısı Günter Sutter, yaptığı açıklamada, ‘görüşmelerin hassas bir zamanda gerçekleştiğini ve son zamanlarda Libya'da cesaret verici gelişmeler kaydettiklerini’ söyledi. Sutter konferansın ‘güçlü bir mesaj’ vereceğini umduğunu da dile getirdi.
Üst düzey bir Mısırlı kaynak ise ülkesinin Libya’daki krizi çözmeye yönelik çabalarına ilişkin olarak son günlerde, yani nihai müzakerelere yaklaşma aşamasından biraz geri çekildiğini, bununda Libyalı tarafların krizin çözümü önünde engel oluşturan karmaşık dosyaları ortadan kaldırmak için halen istişarelere ve tartışmalara devam ettiği anlamına geldiğini’ söyledi. Kaynağa göre gerek Bouznika’da gerek Kahire ve Hurgada’da gerekse Cenevre’de olsun tüm uluslararası çabaların nihai çıktılarının, siyasi yolun niteliğinin ve şeklinin yanı sıra bu siyasi sürece katılacak Libyalı tarafların belirlenmesine karar verecek olan Kapsamlı Ulusal Diyalog Komitesi’ne sunulması bekleniyor.
Mısırlı kaynak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Libyalı taraflar arasındaki görüşmeler devam ederken bazılarının durumun karmaşıklığının devam etmesi ve uluslararası toplumun kabul ettiği ilkelere olan bağlılığın zayıflığı nedeniyle nihai çözümlerin dışında kalabileceklerini hissetmelerinin ardından taraflar arasında bir tür rekabet olduğunu gördük. Siyasi çözümü destekleyenlerin yanı sıra onu baltalamak isteyenler olduğu ortaya çıktı. Şu anda gerçekleşen bu tartışmaların çoğunda öne çıkan başlıca meselelerden biri de (Muammer Kaddafi’nin oğlu) Seyfulislam Kaddafi'nin yapılan müzakerelere katılımıdır.”

Askeri ve güvenlik alanındaki uzlaşılarda yaşanan ikilem
Bununla birlikte Mısırlı kaynağın bize yaptığı açıklamalara göre Libya’daki üst düzey kurumların dağılımıyla ilgili Fas’ın Bouznika kentinde yapılan diyalog turunun ikincisinin yanı sıra birincisi 19 Ocak’ta yapılan Berlin Konferansı’nın çıktılarını takip eden Libya konulu ikinci Berlin Konferansı’nın başlamasıyla Libya’ya barış getirmek için çizilen yol haritasında Muammer Kaddafi rejiminin düşmesinden bu yana uygulanan silah ambargosuna uyulmasının yanı sıra çatışan taraflara dışarıdan verilen askeri desteğin kesilmesi ve kalıcı ateşkes kabul etmeye zorlanmaları da dahil olmak üzere 55 noktada uzlaşıya varıldı. Yine kaynağımıza göre bu hafta sonu, Libya’nın doğusu ve batısı arasındaki askeri görüşmeler Mısır'ın Hurgada kentinde yeniden başlayacak.
Mısırlı kaynağa göre Libyalı tarafların Hurgada’da yüksek rütbeli askerlerin katılımıyla yapılan askeri görüşmelerinin yanı sıra Mısır'ın yakında Ulusal Mutabakat Hükümeti'nden (UMH) 5 isim ve Libya Ulusal Ordusu’ndan (LUO) 5 isim olmak üzere 5 + 5 formatındaki ortak askeri komite tarafından yürütülen sürecin tamamlanması için özel toplantılar yapması bekleniyor. Mısır’daki yeni askeri ve güvenlik toplantılarına, gelecekte Libya'daki güvenlik ve askeri dosyalara ilişkin ayrıntılı senaryolar geliştirmek için her iki taraftan üst düzey askeri yetkililerin katılacağı kararlaştırıldı.
Kaynak şöyle devam etti:
“Mısır'daki yeni askeri ve güvenlik toplantılarına, Libya'da önümüzdeki süreçte güvenlik ve askeri dosyalara ilişkin ortaya çıkabilecek durumlara dair ayrıntılı senaryolar geliştirmek için her iki taraftan üst düzey askeri yetkililerin katılmasına karar verildi.”
Söz konusu yeni toplantıların ne zaman yapılacağının henüz netleştirilmediğini söyleyen kaynak, ancak, Mısır’da geçtiğimiz hafta Hurgada’da alınan kararların bu hafta yenileriyle tamamlanması konusunda bir kararlılık olduğunu kaydetti. Kaynağın aktardığı bilgilere göre toplantıda, 21 Ağustos’ta ilan edilen ateşkesi kalıcı hale getirmenin, iki tarafında ateşkese uymasının, petrol sahaları ve tesislerinin, petrol ihracatının, devlet kurumlarının ve altyapının güvenliğini sağlamanın ve gerginliği yatıştırmanın yolları tartışılırken tüm bunların, ülkede kapsamlı bir çözüme ulaşılmasının ve istikrarı sağlamayı amaçlayan kapsamlı siyasi ve ekonomik diyalogların başlatılmasının başlangıcı olması beklentisi dile getirildi.
Hurgada’da geçtiğimiz hafta yapılan toplantılarda ayrıca görüşmelerde, 5+5 formatındaki Ortak Askeri Komite toplantılarının yenilerinin önümüzdeki hafta yapılması ve kimliği nedeniyle gözaltına alınanların hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın serbest bırakılması tavsiye edildi. Ayrıca arasında askeri operasyonlar kapsamında tutukluların ilgili taraflardan uzman komisyonlar oluşturularak bu ay bitmeden takas edilmeleri için acil önlemler alınması tavsiyesinde bulunuldu.
Bu arada Birleşmiş Milletler (BM), Hurgada görüşmelerinden çıkan sonuçlara övgüde bulunarak, kendi himayesinde gerçekleşen görüşmelere ‘sorumluluk, şeffaflık ve karşılıklı güven ruhunun’ hakim olduğunu söyledi.  BM’nin açıklamasına göre görüşmelerde, bir dizi acil güvenlik ve askeri konu ele alındı. Bu konular arasında 5 + 5 formatındaki Ortak Askeri Komite toplantıları çerçevesinde bir sonraki aşamada belirlenecek güven artırıcı önlemler ve bölgedeki güvenlik düzenlemelerinin yanı sıra petrol sahaları ve tesislerinin korunmasıyla ilgili sorumlulukların ve görevlerin tartışılması yer aldı. Bu arada 5+5 formatındaki Ortak Askeri Komite’nin kurulmasına, 19 Ocak'ta yapılan Libya konulu Berlin Konferansı’nda karar verildiğini hatırlatmakta fayda var.
İlk turu Eylül ayı başlarında yapılan Fas’ın tatil beldesi Bouznika’daki görüşmelerin ikinci turu, Trablus’taki Devlet Yüksek Konseyi’nden ve Tobruk Temsilciler Meclisi’nden 5’er temsilcinin katılımıyla gerçekleşti. Gözlemcilere göre üst düzey kurumların dağılımına ilişkin anlaşmazlıklar özellikle ülkenin batısını yöneten UMH’de bölünmelere yol açtı. Devlet Yüksek Konseyi ve Temsilciler Meclisi heyetlerinin görüşmelerin ardından yaptıkları ortak açıklamada, Bouznika görüşmelerinin, ‘Suheyrat Anlaşması’nın 15’inci maddesine ilişkin anlaşmazlıkta uzlaşmaya varılması amacıyla’ devam ettiği belirtildi. Fas’ta 2015 yılında imzalanan Suheyrat Anlaşması’nın 15’inci maddesine göre söz konusu üst düzey kurumlar, Libya Merkez Bankası Müdürü, Sayıştay Başkanı, İdari Kontrol Birimi Başkanı, Yolsuzlukla Mücadele Heyeti Başkanı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Üyeleri, Yüksek Mahkeme Başkanı ve Başsavcı’dan oluşuyor. Öte yandan gözlemciler, UMH içinde Libya’da yakında varılması beklenen ‘siyasi çözüm’ çerçevesinde makamların paylaşılmasına ilişkin anlaşmazlıklar olduğuna dair işaretlerin yer aldığı raporlardan ötürü endişeli olduklarını söylediler.

Yakında bir atılım olmasına dair iyimser bir hava var mı?
Libya’daki gelişmeleri yakından takip eden gözlemcilere ve uzmanlara göre Libya kriziyle ilgili mevcut gelişmeler, zaman zaman bu gelişmelerin hızını düşürebilecek bazı yavaşlamalara rağmen büyük bir iyimserliğe işaret ediyor.
Mısır Düşünce ve Araştırmalar Merkezi’nden (ECSS) Libya uzmanı Ahmed Uleybe, uluslararası tarafların şu anda Libya krizinde önemli bir rol oynadıklarını ve bu rolün Libya’da bir çözüme varılması beklentisini artırdığını söyledi. Uleybe’ye göre bu rol, 2011’de Kaddafi rejiminin düşüşünden bu yana devam eden bu çatışma için bir dönüm noktası olabilir.
Libya krizinin çözümünde rol alan uluslararası taraflar arasında Mısır’ın, yalnızca bir komşu ülke olarak Libya krizinin kendi ulusal güvenliğine getirdiği zorluklar ve riskler açısından değil, önemli bir bölgesel aktör olarak rol oynadığını vurgulayan Uleybe, son haftalarda Mısır’da özellikle Libya’nın batısından gelen heyetlerin sık sık ağırlandığına ve Mısır’ın tüm Libyalı taraflarla aynı mesafede durarak çabalarını yoğunlaştırdığına dikkati çekti. Libya dosyasındaki gelişmelerle ilgili olarak ise Uleybe, “Bir sıçramayla karşı karşıyayız. Krize yönelik nihai çözümler netleşiyor” dedi. Uleybe ayrıca Libyalı taraflara ev sahipliği yapan ülkeleri, önceki çözüm girişimlerinde yapılan hataları tekrarlamaktan kaçınmaya çağırdı.
Diğer yandan Libyalı siyaset analisti ve uluslararası hukuk profesörü olan Muhammed ez-Zubeydi Kahire'nin askeri ve güvenlik alanındaki sorunları çözmede ilerleme kaydetmesi halinde, ateşkesin kalıcı hale geleceğini ve böylece Libya'daki çatışmayı sona erdirecek gerçek bir başlangıç ​​yapılabileceğini düşünüyor. Zubeydi, “Askeri toplantılar, şu anda en yararlı görüşmeler ve sahadaki sorunları çözülmesini sağlayabilirler” dedi.
Zubeydi’ye göre uluslararası toplumun şu anda ülkenin doğusu ile batısı arasında ortak bir hükümet kurulması yönünde bir arzusu var. Ancak Zubeydi, bu hükümeti kimin temsil edeceği, merkezinin nerede olacağı ve kimin koruyacağının seçilmesi konusundaki anlaşmazlıkların yanı sıra bu konuda uzlaşıya varılması halinde uygulamaya koyulması için gerçek ve etkili garantilere ihtiyaç olduğunu da söyledi. Tüm çabalarda en ön plana çıkan noktanın, Libya'daki çatışmayı çözme çabaları olduğunu söyleyen Zubeydi, ister Bouznika, ister Hurgada isterse Cenevre'de olsun diyalog masasına yeniden oturmanın Libyalı tarafların görevi olduğunu vurguladı.
Bazı çevreler, mevcut uluslararası çabalar ve Washington'ın uluslararası sahneye dönmesi çerçevesinde siyasi anlaşmanın tamamlanabileceğini öne sürerken Zubeydi, Ankara ile Kahire arasındaki anlaşmazlıklara atıfta bulunarak uluslararası taraflar arasındaki gerilimin gölgesinde ‘nihai anlaşmalardan bahsetmenin erken olduğunu, çünkü tarafların görüşlerinin halen bir birinden çok uzak olduğunu’ düşünüyor.
Petrol zengini olan Libya, 2011 yılından bu yana siyaset ve güvenlik alanındaki karışıklıkları ve iktidarı ele geçirmek için yapılan silahlı çatışmalara tanık oluyor. Bölgesel ve uluslararası güçlerin, Trablus'taki Ulusal Mutabakat Hükümeti ile ülkenin doğusunda Halife Hafter liderliğindeki LUO’ya verdikleri destek, şiddeti artırırken 21 Ağustos ilan edilen ateşkesle ülkede göreceli bir sakinlik hâkim oldu. Bu sakinlik ise Libya - Libya Diyalogu’nun temelini oluşturdu.

 


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.