Rusya Esed’in ‘bencil’ tavrından rahatsız

Esed ve Lavrov geçen ay Şam’da bir araya geldi (AFP)
Esed ve Lavrov geçen ay Şam’da bir araya geldi (AFP)
TT

Rusya Esed’in ‘bencil’ tavrından rahatsız

Esed ve Lavrov geçen ay Şam’da bir araya geldi (AFP)
Esed ve Lavrov geçen ay Şam’da bir araya geldi (AFP)

Rus kaynaklar, Şam rejimi lideri Beşşar Esed’in Rusya’nın resmi haber ajansı Ria Novosti’ye verdiği demecini “bencillik” “siyasi faturadan ve Suriye içindeki temel önceliklerden kaçma çabası” olarak değerlendirdi.
Esed’in, Suriye’deki savaş sürecinde ve dönüm noktalarında Rusya’nın 2015’teki müdahalesini görmezden gelmesi, İran’ın Suriye’deki varlığına ilişkin ifadeleri ve savaşın Fırat’ın doğusu ile İdlib’e doğru devam edeceğinin işaretini vermesi dikkat çekti. Esed’in bu açıklamaları, Rusya’nın Suriye konusundaki pozisyonuyla açık bir şekilde çelişiyor. Nitekim Esed, Moskova’nın özel önem verdiği Suriye Anayasa Komitesi’nin gidişatını küçümseyen ifadeler kullandı.
Beşşar Esed, Rusya’nın Suriye’deki rolü ve Suriye savaşının en önemli dönüm noktalarına ilişkin soruya, “Bahsedebileceğim bir sürü dönüm noktası var, sadece bir nokta değil. Birinci dönüm noktası 2013’te Suriye’nin orta kesimleri başta olmak üzere çok sayıda bölgeyi kurtarmaya başlamamızla gerçekleşti. Sonraki yıl ABD’nin desteğiyle DEAŞ ortaya çıktı” diye yanıt verdi.
Rusya’nın Suriye savaşına müdahalesine de değinen Esed, “Bir diğer nokta ise Rusların gelişiydi. Rusların Suriye ordusuna destek için gelmesinin ardından o süreçte birlikte çok sayıda bölgeyi kurtarmaya başladık. Bu, Halep’in doğu kısmının kurtarılmasında bir dönüm noktasını temsil ediyor. Suriye'nin diğer bölgelerinin kurtuluşu bu noktadan başlayarak burada başlamıştır” dedi.

Esed: Savaş bitmedi Rusya: Savaş bitti
Beşşar Esed’in, Suriye’deki savaşın bitmesine ilişkin soruya verdiği yanıt, Rusya’nın Suriye’deki gelişmelere bakış açısıyla çelişki oluşturan bir diğer noktayı temsil ediyor. Esed, Suriye’de savaşın bitip bitmediği sorusuna, “Hayır, kesinlikle hayır. Suriye’de bazı bölgeleri işgal eden ve çeşitli suçlar işleyen ve suikastlar düzenleyen teröristler olduğu müddetçe, savaş bitmedi. (Savaş) ağalarının uzun süre devam ettirmeye istekli olduğuna inanıyorum. Bizim düşündüğümüz bu” şeklinde cevap verdi. Esed ayrıca “Türk ve Amerikan işgaliye mücadelede halk direnişinden” bahsetti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, son dönemde “Suriye’de hükümet ile muhalefet arasındaki mücadelenin bittiğini” ve “Suriye’nin kuzeydoğusu ile İdlib’de iki gerilim hattı olduğunu” ifade eden üst düzey Rus yetkililer arasında yer alıyor. Bununla birlikte Lavrov, bu iki gerilim hattı için “askeri çözüm olmadığını” belirtmişti.
Esed, İdlib’deki duruma değinerek, “Rusya-Türkiye anlaşması etkili değil. Zira Ankara ve Moskova anlaşması etkili olsaydı, son zamanlarda Halep ve İdlib’deki pek çok bölgede çatışmalara girmek zorunda kalmazdık. Çünkü Türk rejiminin o bölgedeki teröristleri bölgeyi terk etmeye ikna etmesi ve Suriye ordusu, hükümeti ve kurumlarının bölgeyi kontrol etmesinin önünü açması gerekiyordu. Ancak bunu yapmadılar” ifadelerini kullandı.

“Cenevre siyasi oyun”
Esed’in konuşmasında Rusya tarafı ile bir diğer ihtilaf noktasını ise anayasal reform dosyası oluşturuyor. Nitekim Moskova bu sürece özel önem veriyor. Esed, konuyla ilgili olarak, “2012’de anayasayı değiştirdik. Şimdi de Cenevre görüşmelerinde anayasayı tartışıyoruz (…) En nihayetinde Cenevre müzakereleri siyasi bir oyundan ibaret, Suriyelilerin çoğunun odaklandığı şey değil. Suriye halkı anayasa hakkında düşünmüyor ve kimse onun hakkında konuşmuyor. Halkın endişeleri, yapmamız gereken reformlar ve ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için değiştirmemiz gereken politikalarla ilgili. Şu anda tartıştığımız konu bu” diye konuştu.

“Suriye’de İran güçleri yok”
Esed’in, Suriye’deki İran güçlerinin varlığını reddetmesi ve iki yıl önce İranlıların Suriye’nin güneyinden uzaklaştırılmasını öngören anlaşmayı yalnızca “ABD tarafının Ruslara bildirmesi” şeklinde niteleyerek küçümsemesi, Moskova’nın tutumu ile çeliştiği bir başka noktayı temsil ediyor. Esed, bu konuda “Bizde İran güçleri yok. Onlar Suriye’yi destekliyorlar, askeri uzmanlar gönderiyorlar ve sahadaki güçlerimizle çalışıyorlar ve Suriye ordusuyla birlikteler. İran askerleri olmamasına rağmen, yaklaşık bir yıl önce Amerikalılar Ruslara, İranlıları İsrailliler tarafından işgal edilen Golan Tepeleri ile sınırlardan 80 kilometre uzakta olmaları gerektiğine ikna etmeleri için haber verdiler. Ancak İranlılar çok esnek davrandılar” dedi. Esed, ‘İran varlığı’ meselesinin ABD’liler açısından Suriye topraklarını işgal etmek ve teröristleri destekleme bahanesinden ibaret olduğunu ve bu meseleyi “gerçek amaçlarını gizlemek için” kullandıklarını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Rus kaynaklar, Esed’in açıklamasını, Rus heyetin geçen ay Suriye’deki temasları sırasında sunduğu Rusya’nın vizyonuna ‘pratik bir yanıt’ olarak değerlendirdiler. Kaynaklar, Esed’in açıklamasının “Suriye yönetimin siyasi çözüm sürecini ilerletmeye dönük herhangi bir adım atmaya ve Moskova’nın Suriye’deki işini kolaylaştırmaya hazır olmadığının” kanıtı olduğunu ifade ettiler.
Bir başka Rus kaynak ise, Esed’in ifadelerini “İç krizden kaçma ve pozisyonuna bağlı olduğu hususunda destekçilerine güvence verme çabası” diye nitelendirdi. Kaynak, “Esed’in bazı gerçekleri tersine çevirme çabası güven verici değil. Çünkü bu çaba, Esed’in, ülkesindeki iç sorunun özünü ve büyüklüğünü kabul etmek istemediğini ve siyasi çözüm sürecinde yürümeye hazır olmadığını bir kez daha gösteriyor” ifadesini kullandı.
Esed’in iki gün önce kullandığı “Anayasa Komitesi Türkiye tarafının yarattığı bir sorun” ifadesini hatırlatan kaynak, “Suriye lideri, Rusya’nın pozisyonunun aksine, daima Anayasa Komitesi çalışmalarının ilerletilmesine önem vermediği izlenimi vermeye çalışıyor” dedi.
Kaynak, Rusya’nın, Suriye’deki ekonomik durumu kurtarmak için Komite çalışmalarının ilerletilmesi gerektiğine dair bir pozisyon benimsediğini ve Moskova’yı en son ziyaret eden Suriyeli üst düzey hükümet heyetinin görüşmelerinin merkezinde bu meselenin yer aldığını dile getirdi. Kaynak, “Suriye hükümeti tarafından belirli siyasi adımlar atılmadan ekonomik düzeyde veya diğer düzeylerde elle tutulur sonuçlardan söz etmek mümkün değil” dedi.
Suriye’den üst düzey bir heyet, son iki gün Moskova’daki temasları kapsamında ekonomi ajandasına odaklanarak, Şam’ın ekonomideki kötü gidişat ile mücadelesinde acil ve güçlü bir desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtti. İki heyetin görüşmelerinde, Moskova ve Şam arasında ekonomik işbirliği güçlendirmenin, karşılıklı ticaret hacmini artırmanın ve ABD’nin Ceaser Yasası kapsamında Suriye’ye uyguladığı ekonomik ablukanın yaşam koşulları üzerinde oluşturduğu etkileri hafifletmenin yolları ele alındı. Ancak bu görüşmelerin asıl gündemi, Şam’ın Rusya’dan acil kredi talep etmesidir.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’na yakın diplomatik çevreler, daha önceki açıklamalarında, Şam’ın son iki aydır Moskova’yı acil kredi vermesi konusunda ikna etmeye çalıştığını belirterek, Rusların bunun için uygun zamanı beklediğini çünkü Rusya’nın Suriye’deki ekonomik iklimin iyileştirilmesini ve ülkedeki mevcut durumla mücadeleyi, siyasi sürecin hızlandırılması şartına bağlamayı umduğunu belirtmişlerdi. Yani Rusya, Suriye’nin bu şartı kabul edip etmemesine bağlı olarak bölgesel ve uluslararası aktörleri yardım için seferber etmeyi düşünüyor. Nitekim bu mesele, Rus heyetin geçen ay Şam’da gerçekleştirdiği görüşmelerde de gündeme gelmişti.



Irak'taki yeni hükümetten silahlı grupları ayırma gücünün testi

Nuri el-Maliki, Muhammed es-Sudani, Kays el-Hazali ve Latif Raşid'in Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda bir araya geldiği arşiv fotoğrafı (AFP)
Nuri el-Maliki, Muhammed es-Sudani, Kays el-Hazali ve Latif Raşid'in Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda bir araya geldiği arşiv fotoğrafı (AFP)
TT

Irak'taki yeni hükümetten silahlı grupları ayırma gücünün testi

Nuri el-Maliki, Muhammed es-Sudani, Kays el-Hazali ve Latif Raşid'in Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda bir araya geldiği arşiv fotoğrafı (AFP)
Nuri el-Maliki, Muhammed es-Sudani, Kays el-Hazali ve Latif Raşid'in Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda bir araya geldiği arşiv fotoğrafı (AFP)

Kaynaklar, Washington’ın İran yanlısı silahlı grupları yeni Irak hükümetinden uzaklaştırmak amacıyla Bağdat'taki bazı taraflarla birlikte baskılarını yoğunlaştırdığını bildirdi.

Bağdat'ta gelen ABD heyeti dün Ali ez-Zeydi'nin yeni kabineyi kurmakla görevlendirilmesini memnuniyetle karşılayarak ‘kabinenin Iraklıların özlemleriyle uyumlu biçimde oluşturulması’ çağrısında bulundu.

Kaynaklar, “Zeydi'nin parti liderlerini programının silahlı grupları uzaklaştırmaya dayandığı konusunda bilgilendirdiğini’ belirtirken ‘silahlı gruplardan uzak bir kabine listesinin geçirilmesinin belirleyici bir güç sınavı oluşturduğuna’ dikkat çekti.

Uzmanlar, silahlı grupların devlet kurumlarındaki varlıkları konusunda oyalama taktiğine başvurmasından ya da ABD’lilere karşı saldırıların yeniden başlamasından endişe ediyorlar.

Öte yandan ABD merkezli bir hukuk firması, kısa bir süre önce yürüttüğü bağımsız soruşturmanın Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali el-Zeydi'yi İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) mali faaliyetleriyle ilişkilendiren herhangi bir kanıt ortaya koymadığını açıkladı.


Mali’deki gelişmeler Fransa’yı endişelendiriyor… Fransa, vatandaşlarından bu çalkantılı Afrika ülkesini terk etmelerini istedi

(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
TT

Mali’deki gelişmeler Fransa’yı endişelendiriyor… Fransa, vatandaşlarından bu çalkantılı Afrika ülkesini terk etmelerini istedi

(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)

Mali’de tarih tekerrür ediyor. 14 yıl önce, El-Kaide’ye bağlı silahlı terör örgütü Nusra, ülkenin kuzeyini kontrol altına almayı başarmış ve örgütün militanları başkent Bamako’yu kuşatma amacıyla güney yönüne ilerlemişti. Bugün de benzer bir durum yaşanıyor; aynı örgüt ve merkezi hükümetten ayrılmayı hedefleyen Azavad Kurtuluş Cephesi, Bamako’yu kuşatma amacına ulaşmak için başkente yaklaşmış durumda. Bu durum, Assimi Goita’nın başkanlık ettiği askeri hükümete yönelik baskıları arttırma amacı taşıyor.

ddsdsvs
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 23 Haziran’da Kremlin’de Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita’yı kabul etti. (Reuters)

Azavad Kurtuluş Cephesi Sözcüsü Muhammed Mevlud Ramazan dün AFP’ye yaptığı açıklamada, “Rejim er ya da geç düşecek” dedi. Onun değerlendirmesine göre, 2020 ve 2021’deki askeri darbelerle iktidara gelen mevcut yönetim “ayakta kalmakta zorlanacak”.

Ancak geçmişte yaşananlarla şu anki durum arasında bir fark var. 13 yıl önce, dönemin Mali Cumhurbaşkanı, silahlı grupların başkent Bamako’yu ele geçirmesini engellemek için Fransa’dan yardım istemişti ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın cevabı oldukça hızlı olmuştu. Hollande, ‘Serval’ adı verilen askeri gücü hemen gönderdi ve bu güç, saldırganların başkente doğru ilerleyişini durdurmayı başardı, ardından kuzeydeki şehirleri teker teker geri aldı. 2014’te ise Serval, Barkhane adı altında yeniden yapılandırılarak Mali’de operasyonlarını sürdürdü; bu kuvvet, beş binden fazla asker, hava gücü ve ağır savaş ekipmanlarıyla, her türlü silahlı ve terörist gruba karşı mücadele etti.

gthy
Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita, geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana sahada kaydedilen ilerlemenin ardından Malililere seslendi. (Reuters)

Ancak, darbecilerin başlattığı Fransa karşıtı siyasi seferberlik, nihayetinde Fransız kuvvetlerinin 2022 yılında Mali’den çekilmesine yol açtı. Ardından, Fransa’nın çekildiği bölgeler arasında Nijer, Burkina Faso ve Çad da yer aldı; kısacası Sahel ülkeleri olarak bilinen tüm bölgeyi kapsayan bir çekilme yaşandı. Darbeciler, Fransız kuvvetlerinin yerini Rusya’ya ait başka bir güçle, ‘Wagner’ adı altında gelen bir kuvvetle doldurdular. Ancak, 2023 yazında Wagner’in lideri Evgeny Prigojin’in Moskova’dan St. Petersburg’a giderken uçak kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, bu güç adını ‘Afrika Kolordusu’ olarak değiştirdi.

Rusya’nın çekilmesi

Olayların hızla gelişmesiyle Tuareg isyancıları, Afrika Kolordusu’na bağlı Rus askerlerinin Kidal’den çekilmesi konusunda bir ‘anlaşma’ sağladıklarını açıkladılar. Ramazan, “Hedefimiz, Rusların Azavad’dan ve tüm Mali’den çekilmesidir… Ruslarla girdiğimiz tüm çatışmalarda zafer kazandık. Rusya ile özel bir sorunumuz yok, diğer hiçbir ülke ile de sorun yaşamıyoruz. Sorunumuz, Bamako’daki mevcut yönetimle” ifadelerini kullandı. Ramazan, Rusların ‘şiddetli suçlar işleyen, katliamlar gerçekleştiren, şehirleri ve köyleri yok eden, sağlık merkezlerini, okulları ve su kaynaklarını tahrip edenleri desteklediğini’ belirtti.

hyjuk
Fransız ordusu tarafından paylaşılan bu tarihsiz fotoğrafta, Mali’nin kuzeyindeki Rus paralı askerler görülüyor. (AP)

Rusya Savunma Bakanlığı bu hafta, Mali’deki askeri konseyin desteklenmesi için gönderilen Afrika Kolordusu savaşçılarının Kidal’den çekilmek zorunda kaldığını açıkladı. Rusların güvenli bir geçiş koridoru talep ettiğini belirten Ramazan, “Ruslar kendilerini tehlikede buldular. Çıkış yolu yoktu... Her yandan kuşatıldılar, bizden çözüm bulmamızı istediler. Kuvvetlerimizin ve ateş gücümüzün karşısında dayanamayacaklarını fark ettiklerinde çekilme talebinde bulundular” ifadelerini kullandı. İsyancılar, Kidal’ın ardından Gao, Timbuktu ve Menaka şehirlerini ele geçirmeyi planladıklarını vurguladılar.

Fransızların utancı

Bugün ise Paris, eski sömürgesi olan Mali’deki gelişmeleri uzaktan izliyor. Uzun yıllar boyunca Fransızlar için en yakın ülke olan Mali, şu anda Fransız hükümetinin, kendisini ülkeden çıkaran yönetimi kurtarmaya hazır olmadığı bir durumla karşı karşıya. Bununla birlikte, isyanın, Fransa’ya çok yakın olan Batı Afrika ülkelerine, örneğin Senegal ve Fildişi Sahili’ne sıçraması korkusu, Fransa'yı tedirgin ediyor. Fransızların zor durumda kaldığını gösteren bir diğer nokta ise Paris’in, Azavad Kurtuluş Cephesi savaşçılarının ve teröristlerin 25 Eylül’de stratejik Kidal ve Gao şehirlerini, ülkenin kuzeyindeki geniş bölgeleri ele geçirmesi ve Bamako’ya, hatta başkentteki havalimanına yaklaşması karşısında üç gün boyunca yorum yapmamış olması. Bu açıklama ne resmi bir bildiriyle ne de bir hükümet yetkilisinin açıklamasıyla yapıldı; aksine, bir Fransız diplomatı, Paris’in Mali’deki gelişmelerden ‘endişe duyduğunu’ ve ‘sivil halka karşı işlenen şiddet eylemlerini en sert şekilde kınadığını’ belirterek, ‘Mali halkı ile dayanışma’ ifadelerini kullandı.

fgthy
26 Nisan’da ordu ile Tuareg isyancıları ve militanlardan oluşan ittifak arasında çatışmaların yeniden alevlenmesinin ardından başkent Bamako’da gündelik hayat (AFP)

Söz konusu diplomat, Fransa'nın ‘Mali'de kalıcı bir barış ve istikrar sağlama’ arzusunu dile getirdi, ancak bu açıklamada ne mevcut hükümete ne de askeri konseye dair herhangi bir atıfta bulunulmadı. Aynı çerçevede diplomatik kaynak, Fransa hükümetinin ‘Mali'deki vatandaşlarının güvenliğine de büyük özen gösterdiğini’ belirterek, onları ‘dikkatli olmaya’ çağırdı.

Fransa dün, sahadaki endişe verici gelişmelerin, hatta Bamako’daki durumun bile tehlikeye girmesi üzerine, vatandaşlarına ülkeden ‘en kısa sürede’ ayrılmaları çağrısında bulundu. Fransa vatandaşları, Mali’den ayrılana kadar, evlerinde kalmaları, seyahatlerini sınırlamaları ve yerel yetkililerin talimatlarına uymaları konusunda uyarıldı. Ayrıca, durumları hakkında yakınlarını bilgilendirmeleri istendi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı’na göre Mali’de 4 bin 198 Fransız vatandaşı bulunuyor. Fransa’nın Bamako’daki büyükelçiliği halen açık olmakla birlikte, güvenlik durumunun kötüleşmesiyle Paris’in burada çalışan sayısını azaltması bekleniyor.

sdvf
 Fransız ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Nisan 2022’de Mali’nin kuzeyinde Rus paralı askerlerin bir helikoptere bindiği görülüyor. (Fransız ordusu – AP)

Gerçek şu ki Paris, Bamako’daki gelişmelere karşı bir çaresizlik hissediyor; zira elindeki etki araçları oldukça sınırlı, hatta neredeyse hiç yok. Başlangıçtan itibaren Fransa, Wagner milislerinin 2 binden fazla askerle konuşlandırılmasının, silahlı hareketler ve ayrılıkçı gruplara karşı duramayacağını belirtmişti. Gerçek görevlerinin, halkı korumak değil, rejimi savunmak olduğunu vurgulamıştı. Bugün Paris’te, yaşananların beklenen bir durum olduğu ve Afrika Kolordusu’nun ülkeden ayrılmasının çok uzak bir ihtimal olmadığı görüşü hâkim.

Yeni yöntem arayışı

Mali ve Fransa, Fransız kuvvetlerinin çıkışını takip eden ve büyük bir gerilimle devam eden süreçten sonra, ‘makul’ bir ilişki zemini üzerinde anlaşmayı başardılar. Bu, Fransız istihbarat ekibinin, Fransız büyükelçiliği çerçevesinde Bamako’da kalmasına izin verilmesiyle kendini gösterdi. Bamako da aynı hakkı Paris’teki büyükelçiliğinde elde etti. Paris’teki geniş bilgiye sahip kaynaklar, iki taraf arasındaki ‘istihbarat iş birliğinin’ her iki tarafın da birbirine duyduğu ihtiyaç nedeniyle ‘iyi’ olduğunu belirtiyor.

fdvfdv
Azavad Kurtuluş Cephesi koalisyonuna bağlı Tuareg isyancıları, Kidal’da bir kamyonetin üzerinde (AFP)

 

Ancak, geçen yıl ilişkiler yeniden kötüleşti. Mali yetkilileri, bir Fransız dış istihbarat servisi ajanını, Assimi Goita’yı devirmeyi amaçlayan bir darbe girişimine katılmak ve Mali’nin güvenliğine karşı komplo kurmak suçlamasıyla tutukladı. Paris, bu suçlamaları şiddetle reddetti. Sonuç olarak, söz konusu ajan hapse atıldı ve Bamako, Paris’in defalarca yaptığı, ajanı Fransa’ya iade etme talebini reddetti. Paris, Bamako üzerinde baskı kurmak için arabuluculara başvurdu, bunlar arasında Fas da yer aldı. Ancak bu çabalar başarısız oldu ve birçok kaynak, Mali ile ilişkilerde izlenecek doğru yaklaşım konusunda görüş ayrılıkları olduğunu belirtti.

scd
Azavad Kurtuluş Cephesi koalisyonuna bağlı Tuareg isyancıları, Kidal’da bir kamyonetin üzerinde (AFP)

Fransa, bugün oldukça zor bir durumda: Bir yandan, Mali’deki gelişmeleri göz ardı edemiyor, çünkü bu gelişmelerin Sahel bölgesindeki diğer ülkeler ve Fransa’nın doğrudan güvenlik ve ekonomik çıkarları üzerinde büyük etkileri olabilir. Zira, bu ülkeyi çevreleyen yedi ülke (Moritanya, Senegal, Gine, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Nijer ve özellikle Cezayir) ile birleşen Mali’nin, militanların kontrolüne girmesi, Sahel bölgesindeki etkilerini genişletmek isteyen silahlı grupların ellerine geçtiğinde patlayıcı bir tehdit haline gelebilir. Bu durum, Paris’in çıkarlarının ve büyük iş birliklerinin bulunduğu bölgelerdeki dengeyi altüst edebilir. Öte yandan Paris, olayların seyrini etkilemek için yeni araçlar arayışında. Fransa, daha önce sıkça başvurduğu doğrudan müdahale yöntemlerinin artık etkili olmadığını kabul ediyor. Bunun yerine, Cezayir gibi bölgesel aktörler ve ABD, Rusya ve Çin gibi uluslararası güçler, Fransa'nın geride bıraktığı boşluğu doldurmak için hazır durumda.


Hamas, Siyasi Büro Başkanı seçimi sürecine yeniden ivme kazandırıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

Hamas, Siyasi Büro Başkanı seçimi sürecine yeniden ivme kazandırıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas’a yakın iki kaynak dün, hareketin, tüm büro üyelerinin seçimi tamamlanana kadar, yeni bir Siyasi Büro Başkanı seçme sürecine yeniden başladığını bildirdi.

Bu adım, hareketin başkanlık yarışına yeniden ivme kazandırırken, ocak ve şubat aylarında en az iki kez aksayan süreci canlandırıyor.

Gazze içinden bir kaynak, “Doğrudan seçimlerin yapılmasını engelleyen durumlardan artık kurtulundu ve seçim sürecinin yeniden başlatılması için fırsat doğdu” dedi.

Kaynak, ‘engellenen durumların’ bazılarının, Gazze Şeridi’ndeki iç organizasyonel çatışmalarla ilgili olduğunu belirterek, bu sorunların çözülmesinin ardından seçim sürecinin yeniden başlatılmasına karar verildiğini, ayrıca hareketin yürüttüğü dış siyasi ve güvenlik müzakerelerinin de süreci etkilediğini ifade etti.

Görsel kaldırıldı.
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (EPA)

Hamas, 1987 yılında kurulduğundan bu yana karşılaştığı en büyük krizi yaşıyor. 7 Ekim 2023’teki saldırıdan sonra başlayan İsrail operasyonları, hareketin farklı kanatlarına ve kademelerine ulaşarak, bir dizi örgütsel ve mali krize yol açtı.

Tahminlere göre, Hamas’ın yurt dışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ve Gazze’deki Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, siyasi büro başkanlığına gelme konusunda en güçlü adaylar olarak öne çıkıyor.

İç ve dış Hamas çevrelerinde yapılan değerlendirmelere göre el-Hayye, Gazze’deki hareketin unsurları ve Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından destekleniyor. Öte yandan, Halid Meşal’in ise Batı Şeria ve yurt dışındaki Hamas çevrelerinde destek kazandığı belirtiliyor.

Bir dış kaynak, Şarku’l Avsat’a, “Hamas'ın yeni başkanının seçimi, mevcut koşullar ve imkanlar doğrultusunda Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışında mevcut tüm alanlarda yapılacak ve bu süreç kısa süre içinde netleşecek” şeklinde açıklama yaptı.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işlerini yürüten Liderlik Konseyi, 2023 yılı başında, hareketin kalan siyasi büro dönemi (2025'te sona ermesi bekleniyordu ancak bir yıl uzatıldı) boyunca yeni bir başkan seçme sürecini başlattı. Bu seçim, yıl sonu veya gelecek yılın başında yapılacak genel seçimlere kadar geçici bir başkanlık işlevi görecek.

Hareketin başkanlık seçimi için şubat ayında bir girişim olmuş, ancak o dönemdeki ABD-İsrail-İran savaşının başlaması nedeniyle bu girişim engellenmişti.

Seçimler yalnızca iç ve dış Hamas’ı yönetecek yeni bir siyasi büro başkanının seçilmesiyle sınırlı olacak. Siyasi büro için kapsamlı bir seçim ise yıl sonu ya da 2027’nin başına kadar yapılmayacak.

Mevcut Liderlik Konseyi, Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışındaki Hamas liderleriyle Şura Konseyi Başkanı Muhammed Derviş’in başkanlık yaptığı bir yapıdan oluşuyor. Bu konsey, Hamas’ın iç ve dış meselelerini izleyen ve bu meseleler hakkında üyeler arasında istişarelerde bulunan bir danışma organına dönüştürülecek.