Siyasi-seçim tabanlı ittifaklar Bağdat ile Erbil arasındaki ilişkileri yeniden belirliyor

Irak Başbakanı Kazımi, geçtiğimiz ay düzenlediği ziyaret sırasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı ile bir araya geldi (AFP)
Irak Başbakanı Kazımi, geçtiğimiz ay düzenlediği ziyaret sırasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı ile bir araya geldi (AFP)
TT

Siyasi-seçim tabanlı ittifaklar Bağdat ile Erbil arasındaki ilişkileri yeniden belirliyor

Irak Başbakanı Kazımi, geçtiğimiz ay düzenlediği ziyaret sırasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı ile bir araya geldi (AFP)
Irak Başbakanı Kazımi, geçtiğimiz ay düzenlediği ziyaret sırasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı ile bir araya geldi (AFP)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, Bağdat’taki federal hükümet ile ilişkileri güçlendirmenin önemini vurgulayarak federal hükümeti bölgenin stratejik derinliği olarak nitelendirdi. Talabani bölgesel yönetim ile merkezi yönetim arasında çözüme kavuşturulmayı bekleyen sorunların çözülüp daimi anlaşmalar yapılması için içeriden ve dışarıdan baskılar yapıldığına dikkat çekti.
Talabani’nin Bağdat ile ilişkileri güçlendirip anayasa çatısı altında çözümler bulmaya yönelik açıklamaları, Irak Hükümet Sözcüsü’nün yaptığı açıklamalar ile aynı zamana denk geldi. Sözcü, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi’nin haftalar önce Erbil’e düzenlediği bir ziyaret esnasında IKBY ile aralarındaki problemleri çözmek için uzlaşı ve çözümler ortaya koyduğunu söyledi.
Talabani, hükümetin kurulduktan yaklaşık bir yıl sonra performansını değerlendirmek üzere bu haftanın başlarında toplanan IKBY Parlamentosu’na katıldığı sırada “Bağdat, bölgenin stratejik derinliğidir. Özellikle problemleri çözmek için iç ve dış baskılar olduğu göz önüne alındığında sorunları iki tarafı memnun olacak şekilde anayasaya ve kanuna göre çözmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Ancak Kazımi hükümetine yakın olan kaynaklar, ülkenin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve etkileri karşısında karşı karşıya olduğu finansal krizin ışığında Irak sokaklarındaki baskılar nedeniyle IKBY ile başta mali konular olmak üzere mutabakat oluşturma ve kalıcı anlaşmalar imzalama sürecinde zorluklar yaşandığına işaret ediyor.
Talabani Sözcüsü Samir Havrami, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Ülkelerin büyükelçileri ve diplomatik misyonlar, IKBY ve Bağdat’ta yaptıkları görüşmelerde bölgesel hükümet ile merkezi hükümetin uzlaşması gerektiğini defalarca vurguladılar ve görüşmeleri sırasında iki tarafın görüşlerini birbirine yaklaştırma konusunda büyük rol oynadılar” dedi.
Havrami “İki taraf arasında anlaşmazlık noktalarının tümünü çözme isteği ve bir ön anlaşma bulunuyor. Merkezi hükümet ile bölgesel hükümet arasında 2021, 2022 ve 2023 yılları için bir mali strateji geliştirmek üzere IKBY Maliye ve Planlama bakanlıkları ile merkezi hükümetteki mevkidaşları arasında ortak bir heyet oluşturuldu. Bu konuda tartışmalar devam ediyor. Ancak anlaşmaya varmak, birtakım teknik konuları çözmek için daha çok tartışma ve toplantı yapılmasını gerektiriyor” dedi.
Irak Hükümeti Sözcüsü Ahmed Molla Talal yaptığı bir basın açıklamasında “Başbakanın Kürdistan bölgesine yaptığı ziyaret, sorunları çözmeyi ve uzlaşmayı güçlendirmeyi hedefliyordu” dedi. Talal, Kazımi ve IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin görüşme sırasında tüm konular ve haklar için anlaşmazlıkların ve sorunların çözümünde başlangıç noktası sayılan 2021 bütçesini ele aldıklarını belirtti. Talal “Görüşmelerde sınır kapıları, petrol meselesi, IKBY’nin payı ve bunun Bağdat’a teslim edilmesine ilişkin konular ele alındı. Sonuçlar 2021 bütçesine yansıyacak” dedi.
Kazımi ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Başkanı Mesud Barzani arasında, IKBY’nin petrolünü Bağdat’a teslim etme sorununu çözmek için IKBY’nin petrol şirketlerine olan borçları da dahil olmak üzere yıllardır iki taraf arasında varolan karmaşık ve çözülememiş noktaların çözüme kavuşturulması karşılığında siyasi ittifaklar kurmaya yönelik ön anlaşma hakkındaki bilgiler ortalıkta dolaşmaya başladı. Bilgilere göre Kazimi, Federal Mali Denetim Dairesi ve IKBY Dairesi’nden bir komitenin bu borçları gözden geçirmesi şartıyla, ilk adım olarak bu borçları incelemeyi kabul etti. Bu adımın, Bağdat’ın bu borcu veya borcun bir kısmını üstlenme olasılığına ilişkin bir hazırlık olarak yorumlanabileceğine dikkat çekildi.
Mesud Barzani’nin ofisindeki Medya Danışmanı Kifah Mahmud, “Siyasi ittifaklar, özel bloklar kurma, seçim yasası sorununun karşı karşıya olduğu tüm siyasi faaliyetler ve şu ana kadar çözülemeyen bağımsız seçim komisyonunun kuruluşu hakkında konuşmak için henüz çok erken. Ancak doğal olarak adaylığından bugüne kadar Kazımi’nin yanında yer alan herkes, Kazımi ve IKBY arasında siyasi bir yakınlaşma sahnesine teşvik edecek” ifadelerini kullandı.
Mahmud “Kazımi, IKBY liderleriyle olan iyi ilişkileri ve Kürt meselesini, bağlantılarını ve arka planını iyi bir şekilde bilmesinden ötürü kısa bir süredir çalışmasına rağmen, IKBY ile merkezi hükümet arasındaki ilişkilerin gidişatında olumlu bir değişime katkı sağladı. İlişkinin genel olarak olumlu yöne evrildiğini ve bunun çalışanların maaşları, sınır kapıları ve enerji dosyası gibi bazı sorunlar karşısında birtakım çözümlerin ve kısmi anlaşmaların geliştirilmesine yardımcı olduğuna” dikkat çekti.
Kazımi’ye yakın kaynaklar IKBY ile anlaşmaya varılmasının zor olduğunu özellikle de bu anlaşmanın Irak’ın şu an içerisinden geçtiği krizin ışığında merkezi hükümete büyük mali yükler bindireceğini söyledi. Zira kaynaklara göre bu, Kazımi’yi, son olarak maaşların yaklaşık iki haftalığına ertelenmesine sebep olan ekonomik krizden muzdarip olan Irak halkı ile karşı karşıya bırakabilir.
Başbakanın ofisine yakın olan medya kaynakları, Başbakan, IKBY’nin ürettiği tüm petrolü teslim edeceğinin garantisini veren kapsamlı bir anlaşma olmadan ve bu petrol sözleşmelerini gözden geçirmeden şirket borçlarını ödeyemez.
Diğer taraftan cumhurbaşkanlığından üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Cumhurbaşkanı Berhem Salih, IKBY Başkanı ve hükümet ile koordinasyon sağlayarak sorunların çözümüne yönelik anlaşmalar yapmak üzere başbakan ile koordineli olarak çalışıyor. İki tarafın görüşlerinde bir yakınlaşma var. İki taraf, on yıldan fazla bir süredir çözülememiş tüm konuları halletme ve yasal ve anayasal haklara uygun olarak her iki tarafı da tatmin edecek bir çözüme ulaşma konusunda ciddi” ifadelerini kullandı.
Eski Başbakan Adil Abdulmehdi’nin hükümeti sırasında Bağdat ile Erbil arasındaki ilişkiler nispeten daha sakindi çünkü bu hükümetin kurulmasına önderlik eden siyasi ittifaklar, Şii güçlerin IKBY’ye yönelik eleştirilerini geri püskürtmüştü. Bunların arasında en öne çıkan isim, IKBY’nin eski başkanı Mesud Barzani ile oldukça yakın bir ilişki içerisinde olan Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih koalisyonu olmuştu.



Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
TT

Somali’deki Mısır barış gücü… Beklenen konuşlandırma zorluklarla karşı karşıya

Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)
Mısır Ordu Sözcüsü’nün Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan güçlerle ilgili paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü (Mısır Ordu Sözcüsü’nün Facebook sayfası)

Mısır barış gücü birlikleri, Somali’de görev almaya hazırlık sürecinde yeni bir aşamaya geçti. Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un katılımıyla düzenlenen askerî tören, bu sürecin son adımı olarak değerlendirildi.

Mısır’ın Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılması, uzmanlara göre çeşitli zorluklar barındırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, başta radikal Eş-Şebab örgütünün olası tepkisi olmak üzere, Kahire ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle Mısır’ın Somali’deki varlığına açık itirazlarda bulunan Etiyopya’nın tutumuna dikkat çekti.

Mısır ordusundan dün yapılan açıklamada, Somali Cumhurbaşkanı’nın Afrika Birliği’nin (AfB) Somali’nin birliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü destekleme misyonu kapsamında görev alacak Mısır birliklerinin askerî geçit törenine katıldığı bildirildi. Açıklamada bunun, Mısır’ın uluslararası barışı koruma çabalarına ve Afrika kıtasında güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesine verdiği öncü desteğin bir parçası olduğu vurgulandı.

Açıklamaya göre göreve katılacak birlikler, kendilerine tevdi edilen görevleri farklı koşullar altında etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilecek düzeyde, üst seviyede profesyonel eğitimle tam hazırlık durumuna ulaştı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, pazar günü Kahire’de Somali Cumhurbaşkanı ile düzenlediği ortak basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: “Görüşmelerimizde Mısır’ın AUSSOM’a katılımını ele aldık. Mısır’ın, Afrika kıtasına yönelik taahhütleri çerçevesinde ve Somali’nin tüm bölgelerinde güvenlik ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığı doğrultusunda, birliklerini misyon kapsamında konuşlandırmayı sürdüreceğini teyit ettim.”

Mısır Yüksek Stratejik ve Askerî Araştırmalar Akademisi danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde ise Mısır’ın yaklaşan katılımının Somali’nin talebi ve AfB ile Birleşmiş Milletler’in (BM) onayıyla gerçekleştiğini belirtti. El-Umde, Mısır kuvvetlerinin kendilerine verilen görevi yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti.

scdfrthyg
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni’ye göre, Mısır birliklerinin Somali’de görevlendirilmesine ilişkin veriler uzun süredir gündemdeydi ve bu adım ‘ani bir fikir’ olarak doğmadı. Kelni, bu seçeneğin ciddi şekilde tartışıldığını, ancak Kahire ile Mogadişu yönetimlerinin onayını beklediğini belirterek birliklerin yakında konuşlandırılmasının beklendiğini söyledi.

Söz konusu adım, İsrail’in 26 Aralık’ta Somaliland bölgesini ‘bağımsız ve egemen bir devlet’ olarak tanıdığını açıklamasının ardından yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Bu dönemde Somali’de çatışmalar ve Eş-Şebab’ın saldırıları yaşandı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de Aralık 2024’te, ülkesinin AUSSOM’da görev alacağını duyurmuştu.

Mısır’ın katılımı ilan edildikten sonra bazı zorluklarla karşılaşıldı. 2025 Temmuz’unda Mısır Cumhurbaşkanlığı, barış gücünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve görevini etkin şekilde yerine getirmesine yardımcı olmak için uluslararası toplumdan ‘yeterli finansman’ sağlanması çağrısında bulundu.

Bu çağrı, 2025 Nisan ayında Uganda’da düzenlenen bir barış gücü toplantısında AfB Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf’un, Somali’deki AfB misyonuna ‘190 milyon dolarlık finansman sağlanması’ gerektiğine vurgu yapmasının ardından geldi.

xscdfrgt
Afrika Birliği Destek ve İstikrar Misyonu’na (AUSSOM) katılan Mısırlı güçler, 11 Şubat 2026 (Mısır Ordu Sözcüsü’nün paylaştığı videodan alınan ekran görüntüsü)

El-Umde’ye göre en önemli zorluk, birliğe verilen görevin niteliğinden kaynaklanıyor. Bu görevin, başta Eş-Şebab olmak üzere terör unsurları ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadeleyi kapsadığını belirten el-Umde, Etiyopya’dan Mısır güçlerine yönelik doğrudan bir meydan okuma beklemediğini ifade etti. El-Umde, “Mısır güçlü bir devlettir ve belirlenen prosedürler ile görev çerçevesine bağlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kelni ise Mısır güçlerinin Somali’ye ulaşma ihtimalinin, bölgedeki hassas güç dengelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi. Kelni, bu adımın başta Etiyopya olmak üzere bazı komşu ülkelerde kaygı yaratabileceğini; zira Kahire ile Addis Ababa arasında, başta Rönesans Barajı krizi olmak üzere, çözüme kavuşmamış dosyalar bulunduğunu hatırlattı.

Kelni, söz konusu gelişmenin Mısır’ın Eritre, Sudan ve Somali ile olan güvenlik düzenlemeleri ve çok katmanlı ilişkileriyle kesiştiğine işaret ederek, Etiyopya’nın bilgi sahibi olduğu ve bazı süreçlerin kolaylaştırılmasına katkı sunmuş olabileceği öne sürülen dolaylı İsrail rolleriyle ilgili iddiaların da gündemde olduğunu kaydetti.

Askerî ve siyasi hareketliliğin işaretleri net olmakla birlikte, Mısır güçlerinin Somali’ye konuşlandırılmasının etkisinin boyutunu değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirten Kelni, Afrika Boynuzu’ndaki bazı ülkelerin tepkilerinin farklı senaryolara açık olduğunu ifade etti. Kelni, özellikle Somali ordusunun eğitim ve silahlanma kapasitesinin artmasına yönelik açık kaygıların sürdüğüne dikkat çekti.


Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
TT

Gazzeli gruplar “işbirlikçileri” peşine düşerek suikastlara hazırlanıyor

Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)
Çarşamba günü Gazze şehrinde iki Filistinli çocuk çöp yığınlarının yakınlarında yürürken (Reuters)

Gazze'deki silahlı Filistinli gruplar, Hamas ve İslami Cihat'ın saha komutanlarını ve üyelerini hedef alan İsrail'in suikast kampanyasının devam edeceği öngörüsüyle alarm durumuna geçti.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynakları, söz konusu grupların ‘işgalci İsrail ile iş birliği yapanlar’ olarak tanımlanan kişilerin peşine düşülmesi de dahil bazı önlemlerin son günlerde ve haftalarda bir dizi suikastı engellediğini doğruladı.

Saha kaynakları, talimatların, yerin tespit edilmesinden kaçınmak için cep telefonu veya teknolojik cihaz taşımadan bir yerden başka bir yere güvenli bir şekilde hareket etmeyi içerdiğini belirttiler. Başka bir saha kaynağı, bazı önlemlerin Hamas güvenlik güçleri ile İzzettin el-Kassam Tugayları ve Saraya el-Kudüs’ün saha unsurları tarafından kontrol noktalarının kurulmasını içerdiğini ve bunun İsrail ile iletişim kuranların ve silahlı çetelerle çalışan unsurların hareketlerini azaltmaya katkıda bulunduğunu söyledi. Kaynak, bunlardan birçoğunun yakalanıp sorgulandığını ve takip edilen kişiler hakkında bilgi elde edildiğini belirtti. Bu bilgiler daha sonra hedef kişilere iletilerek yerlerini değiştirmeleri sağlandı.


Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
TT

Lübnan, önümüzdeki hafta Litani Nehri'nin kuzeyinde silahları toplama planını tamamlayacak

Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)
Lübnan ordusuna ait askeri araçlar, Başbakan Nevvaf Selam’ın İsrail’in bombardımanları sonucu ağır hasar gören güneydeki Kefer Killa köyünü ziyareti sırasında sokağa çıkan vatandaşların güvenliğini sağlarken (AFP)

Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Morcos dün yaptığı açıklamada, hükümetin önümüzdeki hafta, Litani Nehri'nin kuzeyine kadar uzanan devlet otoritesini ve silah kontrolünü genişletme planının ikinci aşamasını nasıl sürdüreceğine karar vereceğini açıkladı.

Marqus, Arap ülkelerinden bakanlar toplantısına katılmak için bulunduğu Kuveyt'te, kararın bu konudaki silahlı kuvvetlerin yetenek ve ihtiyaçlarını özetleyen Genelkurmay Başkanı’nın sunumuna dayalı olacağını da sözlerine ekledi.

Lübnan ordusu, geçtiğimiz ocak ayında Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgede operasyonel kontrolü ele geçirdiğini duyurdu. Bu ayın başlarında ise Bakanlar Kurulu, ordudan Lübnan'ın diğer bölgelerinde silahsızlandırma sürecinin nasıl ilerleyeceği konusunda bilgi vermesini istedi.

Marqus yaptığı açıklamada, “Litani Nehri'nin güneyindeki ilk aşamayı tamamladık ve önümüzdeki hafta hükümet, ordu komutanının bildirdiği ihtiyaçlar ve imkanlar ışığında ikinci aşama hakkında bir karar verecek... Bu açıklamayı dikkate alarak bu konuda bir karar vereceğiz” dedi.

ABD'nin arabuluculuğunda 2024 yılının kasım ayında Lübnan, İsrail ile İran destekli grup Hizbullah arasındaki savaşı sona erdiren ateşkes anlaşması uyarınca, tüm silahları devlet kontrolü altına almayı hedefliyor. Marqus, bugün Lübnan ordusu ile Hizbullah arasında bir çatışma olasılığını reddetti. Hedefin devlet otoritesini genişletmek ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayan Marqus, bu hedeflerin birlikte gerçekleştirilebildiği ölçüde ilerleyeceklerini belirtti.

İsrail, Hizbullah ile savaşın sona ermesinden bu yana Lübnan'da düzenli baskınlar düzenliyor. Lübnan güvenlik kaynakları, bu saldırılarda yaklaşık 400 kişinin öldüğünü açıkladı.

İsrail, Hizbullah'ı Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasını ihlal ederek yeniden silahlanmaya çalıştığıyla suçlarken Hizbullah, Lübnan'ın güneyinde ateşkes anlaşmasına bağlı olduğunu vurguluyor.