Koronavirüs Avrupa'da hızla yayılmaya devam ederken tam kapanma uyarıları yapıldı

İtalya'nın Milano kentindeki San Paolo Hastanesi'nde bulunan bir test merkezinde Kovid-19 testi yapan iki hemşire (AP)
İtalya'nın Milano kentindeki San Paolo Hastanesi'nde bulunan bir test merkezinde Kovid-19 testi yapan iki hemşire (AP)
TT

Koronavirüs Avrupa'da hızla yayılmaya devam ederken tam kapanma uyarıları yapıldı

İtalya'nın Milano kentindeki San Paolo Hastanesi'nde bulunan bir test merkezinde Kovid-19 testi yapan iki hemşire (AP)
İtalya'nın Milano kentindeki San Paolo Hastanesi'nde bulunan bir test merkezinde Kovid-19 testi yapan iki hemşire (AP)

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu yetkilileri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının neden olduğu sağlık krizini ve bunun yol açtığı ekonomik ve sosyal yansımaları, Avrupa kıtasının barış zamanından beri üç yüzyılı aşkın bir süredir karşı karşıya olduğu en büyük zorluk olarak değerlendirdi. Ayrıca çoğu Avrupa kurumunun, yaklaşımındaki seçenekler ne olursa olsun sonuçları her zaman olumsuz olan bu "ahlaki ikilem" ile başa çıkmada karşılaştığı aşırı zorluğu dile getirdiler.
AB Komisyonu'nun Ekonomik İşlerden Sorumlu Üyesi ve İtalya’nın eski Başbakanı Paolo Gentiloni yaptığı açıklamada, “Kovid-19 krizi, Avrupa kurumları tarafından düzenlenen her toplantıda gündemde. Ayrıca siyasi alanda dahil olmak üzere aldıkları her kararda ya da atılan her adımda yer aldı” dedi. Gentiloni, salgını kontrol altına alacak ve ekonomik yansımalarını ele alacak şekilde AB’ye üye ülkeler arasında önlemleri koordine etmenin ve ortak standartlar belirlemenin zorluğuna dikkati çekti.
Avrupa Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrol Merkezi (ECDC) uzmanları ise, geçmiş ayların deneyimlerinden ders çıkarmanın önemini vurgulayarak, tüm dünyada eşi görülmemiş bir hızla yayılan yeni ve bilinmeyen bir salgınla başa çıkmanın zorluğundan kaynaklanan hataların tekrarlanmaması konusunda uyarıda bulundular. Birçok ülkenin sağlık krizini ilk aşamada yönetmeyi başardığını belirten uzmanlar, bugün zorlu bir salgın durumuyla karşı karşıya kaldıklarını ve bazı ülkelerin bu aşamada koronavirüsü kontrol altına almayı başardığı halde yeni vakaların sayısında önemli bir artışa tanık olduğunu belirtti.
Salgının odak noktası, geçtiğimiz bahar aylarında salgının dışında görünen ancak bugün Avrupa kıtasında krizin odak noktası olan Orta Avrupa ülkeleri oldu.
Çek Cumhuriyeti’nden Sosyolog Dana Hamplova, "Herkesin bizi rol model olarak gördüğü ilk aşamada krizi yönetmedeki başarımızın kurbanı olduk. Bugün dünya çapında nüfusa göre en fazla vaka oranı kaydeden bölge olduk” diye konuştu. Geçtiğimiz hafta sonu Çek sağlık yetkilileri, bir günde 8 bin 684 yeni vaka duyurdu. Yetkililer bu sayının, nüfusu 10 milyonu aşmayan bu ülkede salgının görülmesinden bu yana kaydedilen en yüksek sayı olduğunu belirtti.
Kovid-19 geçen ayın ortasından bu yana tüm Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde alışılmadık bir hızla yayıldı. Bu durum Varşova, Prag, Budapeşte ve Bükreş gibi başkentlerde sıkı önleyici tedbirlerin ve hareket kısıtlamalarının uygulanmasına neden olurken, sağlık yetkilileri hastanelerin maksimum kapasitelerine yaklaştığı konusunda uyarılarda bulundu. Polonya'da ise Sağlık Bakanlığı, başkent hastanelerinde tedavi edilen virüsün bulaştığı kişi sayısının son 10 günde iki katına çıktığını ve yeni enfekte olan kişileri başka şehirlere sevk etmek için bir plan geliştirildiğini bildirdi.
Geçen ayın başında sınırlarını kapatmaya karar veren Macaristan'da, o tarihten bu yana yeni vaka artış oranı yüzde 276'ya ulaştı ve geçen haftanın başından bu yana günlük kaydedilen vakalarda yeni bir rekor kırdı.
Uzmanlar, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerindeki bu salgının artmasının sebebinin, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, öncelikle tedbirlere aşırı güven ve herkesin ilk dalganın son olduğunu düşünerek gösterdiği gevşeklikten kaynaklandığını belirtti. Uzmanlar bu durumun tamamen kapatma önlemlerine ve daha sıkı önleme tedbirlerine neden olacağını söyledi. Ayrıca ekonomileri ciddi şekilde etkilenen bu ülkeler, ilk aşamada fazla baskıya maruz kalmayan sağlık sistemlerinin zayıflığına ek olarak ekonomik faaliyetlerine tek seferde hızlı bir şekilde devam etmek zorunda kaldılar ve bugün ikinci dalga karşısında zorlu bir sınavla karşı karşıya kaldılar.

İkinci dalga daha şiddetli olabilir
Bilim çevreleri, çoğu Avrupa ülkesinde epidemiyolojik durumun hızla kötüleşmesiyle birlikte, ikinci dalganın ilk dalgadan çok daha şiddetli olabileceği konusunda uyardı. Uzmanlar, salgının henüz emekleme döneminde olduğunu ve mevsimsel grip dönemiyle henüz çakışmadığı için hükümetlerin tam kapanma önlemlerine geri dönmemeye kararlı olduklarına dikkati çekti. Ancak uzmanlar, bu durumun ve eğitim gibi hayati olduğunu düşündükleri için bazı temel faaliyetlerin devamının salgının yeniden canlanmasının ana kaynaklarından biri olduğunu vurguladılar. 
Uzmanlar bu duruma örnek olarak, herkesin ilk aşamada krizi yönetmesini takdir ettiği ancak şuan Avrupa kıtasında yeni vaka sayısında görülmemiş bir artışa tanıklık eden İtalya'yı gösterdi. İtalya, pandeminin başlangıcından bu yana yeni vaka sayısında geçen bir ay boyunca en düşük seviyeleri görmüştü. Ancak bu ayın başından bu yana İtalya’nın kuzeyindeki bölgeler, dünya çapında salgının ana odağı olduğu geçen Nisan ayındaki duruma benzer bir şekilde yeni vakalarda artış kaydetti. 
İtalya hükümeti, sokaklarda ve ev içindeki aile toplanmalarında da maske kullanımını zorunlu hale getirmesinin ardından, mağaza, kafe ve restoranların saatleriyle alakalı bir dizi yeni kısıtlama getirdi. Ülke, çok sayıda ölümün ve yoğun bakım ünitelerinde tedavi gerektiren vakanın artmasının ardından bu hafta sonuna kadar açıklanması beklenen yeni bir tedbir paketi için hazırlanıyor. Sağlık Bakanlığı'na göre yeni paket, ana yayılma alanları için kısmi izolasyon önlemlerini içerebilir.
İtalya’da sağlık otoritelerini endişelendiren durum, Sicilya, güney eyaletleri, Toskana ve Roma gibi ilk aşamada salgına neredeyse hiç görülmediği bu bölgelerin bugün salgının ana odağı haline gelmesi oldu.
Ünlü İtalyan epidemiyolog Andrea Crisanti, Noel ve yeni yıla kadar tamamen kapanma kararına sıcak baktığını ve aşının gelecek yılın ortasından önce ortaya çıkmasını beklemediğini ifade etti. Salgının ilk aşamasında İtalya’nın kuzeyindeki Veneto bölgesinde salgını kontrol altına alan başarılı bir koruma planı geliştiren Crisanti, “Gelişimi ve üretimi  hakkında net ve şeffaf bilgilere sahip olduğumuz tek bir aşı var o da Oxford Üniversitesi tarafından geliştirilen aşı. Ancak yine de birden fazla aşıya ihtiyacımız olacak çünkü gelecekte dünyayı Kovid-19 veya başka virüsler olmadan tasavvur edemiyorum” dedi. Crizanti, Kovid-19’dan kurtuluşun yakın zamandaki bir aşıdan değil, antikor tedavisi ile mümkün olacağını düşünüyor.



Hamaney, İran'daki protestoların şiddetlenmesi halinde Beşşar Esed gibi Moskova'ya kaçmayı mı planlıyor?

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)
TT

Hamaney, İran'daki protestoların şiddetlenmesi halinde Beşşar Esed gibi Moskova'ya kaçmayı mı planlıyor?

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)
İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

İngiliz The Times gazetesinin ulaştığı bir istihbarat raporuna göre, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, güvenlik güçleri protestoları bastırmakta başarısız olursa, görevleri ihlal eder veya isyan ederse ülkeden kaçış için bir B planı bulunuyor.

Rapora göre 86 yaşındaki Hamaney, Tahran’dan, en fazla 20 yardımcı ve aile üyesinden oluşan dar bir grupla kaçmayı planlıyor.

Gazeteye konuşan bir istihbarat kaynağı, “B planı Hamaney ve çok yakın çevresi ile ailesi için hazırlanmış durumda. Buna oğlu ve potansiyel halefi Mücteba da dahil” dedi.

İsrail istihbaratında uzun yıllar görev yapmış ve İran Devrimi’nden sekiz yıl sonra ülkeyi terk eden Beni Sabti, Hamaney’in kaçış için Moskova’yı tercih edeceğini söyledi.

Hamaney’in ‘kaçacak başka bir yeri olmadığını’ belirten Sabti, “Hamaney, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hayranı ve İran kültürü de Rus kültürüne yakın” ifadesini kullandı.

Esed'in kaçışından esinlenen bir plan

Kaçış planı, Hamaney’in müttefiki olan eski Suriye lideri Beşşar Esed’in planına dayanıyor. Esed, aralık 2024’te muhalif güçlerin başkenti ele geçirmesinden önce ailesinin yanına Moskova’ya uçarak Şam’dan kaçmıştı.

İstihbarat kaynağı, “Kaçmaları gerektiğini hissettiklerinde Tahran’dan çıkış planı hazırladılar. Bu plan, yurtdışındaki varlıkların ve mülklerin toplanmasını, ayrıca güvenli geçişlerini sağlayacak fonların oluşturulmasını kapsıyor” dedi.

Hamaney’in, bazıları ‘Setad’ adlı güçlü bir kurumun himayesinde olmak üzere geniş bir varlık ağına sahip olduğu biliniyor. Setad, mali açıdan kapalı bir yapıya sahip yarı resmi hayır kurumları sisteminin parçası. Reuters’in 2013 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, Hamaney’in sahip olduğu bu varlıkların toplam değeri yaklaşık 95 milyar dolar ve bunlar arasında gayrimenkuller ile şirketler bulunuyor; hepsi Hamaney’e ait ve onun kontrolünde.

Geçtiğimiz hafta İran’ın Kum dahil birçok şehrinde, ekonomik bozulmayı protesto eden geniş çaplı gösteriler yapıldı. Protestolar daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde büyüdü.

Göstericiler, gösterileri bastırmak için gerçek mermi, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullanan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Besic güçleri, polis ve ordu gibi toplumsal baskı güçlerini suçluyor.

Bu güçler, İran’da en yüksek yetkiye sahip kişi olan Hamaney’in mutlak komutası altında hareket ediyor.

Psikolojik değerlendirme

Hamaney, güvenlik güçlerinin emirlerine uymadığını hissettiğinde kaçış planı devreye girecek. Ancak kaçış veya isyan kolay bir iş değil. Batılı bir istihbarat ajansının psikolojik değerlendirmesine göre Hamaney, sadıklarına zarar gelmemesi ve onların güvenliğinin sağlanmasına büyük önem veriyor.

Aynı değerlendirme, Hamaney’in geçen yıl İsrail ile yaşanan 12 günlük savaştan bu yana hem zihinsel hem de fiziksel olarak ‘zayıfladığını’ da belirtiyor.

Protestoların ilk günlerinde neredeyse gözlerden kaybolan Hamaney, savaş boyunca sığınakta kalarak bazı yüksek rütbeli DMO yetkililerinin akıbetinden kaçınmayı başardı.

v
Ülkedeki kötü ekonomik koşulları protesto etmek için gösterilere katılan protestocular, Tahran (DPA)

Değerlendirme, Hamaney’i ‘paranoya eğilimli bir lider’ olarak nitelendiriyor. Onun bu özelliği, güvenlik güçleri kendisinden ayrılırsa ülkeyi terk etme planının şekillenmesinde etkili oldu. Değerlendirmede şu ifadeler yer aldı: “Bir yandan güçlü bir ideolojiyle hareket ediyor, diğer yandan olaylara pragmatik bir bakış açısına sahip. Taktiksel orta yollarla uzun vadeli daha büyük bir amacı gerçekleştirmeye eğilimli. Uzun vadeli stratejik bir düşünür.”

Hamaney, 1939 yılında Meşhed’de doğdu. İran’ın son Şahı Muhammed Rıza Pehlevi döneminde muhalefete katıldı, birçok kez tutuklandı ve istihbarat teşkilatı SAVAK tarafından işkence gördü. 1981’de bir suikast girişiminden kurtuldu ancak bu saldırı nedeniyle bir elini kullanma yeteneğini kaybetti.

Değerlendirmeye göre, suikast girişimi Hamaney’de, ‘İran’ı yönetme, İsrail ve Batı’ya karşı durma ve rejimi her şeyin üstünde koruma’ yönünde ilahi bir görev duygusunu pekiştirdi. Hamaney kendisini ‘dünyadaki tüm Şiilerin lideri’ olarak görüyor.


Kiev müttefiklerinin Paris'teki toplantısı öncesinde Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği saldırılarda iki kişi öldü

Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)
Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)
TT

Kiev müttefiklerinin Paris'teki toplantısı öncesinde Rusya'nın Ukrayna'ya düzenlediği saldırılarda iki kişi öldü

Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)
Kiev'de yıkılmış bir evin ortasında duran kadın (AFP)

Yerel yetkililere göre, dün gece Rusya'nın saldırıları, Ukrayna'nın müttefiklerinin savaşı sona erdirmek için diplomatik çabaları yeniden başlatmak amacıyla planladıkları toplantının arifesinde Kiev ve çevresinde en az iki kişinin ölümüne neden oldu.

Gece boyunca Ukrayna genelinde sirenler çaldı ve ordu, füze veya İHA saldırıları konusunda uyarıda bulundu.

Bombardıman, başkentin çevresinde birkaç evi ve “hayati tesisleri” hedef aldı. Bölgesel askeri idare başkanı Mykola Kalashnyk’e göre Fastiv kasabasında bir kişi öldü.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kalashnyk, saldırıların elektrik kesintilerine neden olduğunu ve sıcaklıkların sıfırın altında 8 dereceye düşmesi nedeniyle, sakinlere su ve ısıtma sağlamak için acil durum sistemlerinin devreye sokulması gerektiğini belirtti.

Saldırılar, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın en kanlı çatışmasının çözümü için ilerleme kaydetmek amacıyla Kiev'in müttefik ülkeleriyle Paris'te yapılacak toplantının arifesinde gerçekleşti.

Toplantı hazırlıkları kapsamında, 15 ülkenin güvenlik danışmanları cumartesi günü Ukrayna'nın başkentinde bir araya geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın temsilcisi Steve Whitcoff, Rusya ile savaşı sona erdirmek için hazırlanan planın son halinin ayrıntılarına odaklanan görüşmelere uzaktan katıldı

Askeri liderler için bir başka hazırlık toplantısı bugün yapılacak.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy'e göre bu toplantılar “Ukrayna'nın savunma kapasitesine ek katkı sağlamak ve savaşın sona ermesini hızlandırmak” amacıyla düzenleniyor.

Başkent Kiev'de özel bir sağlık tesisi vuruldu ve acil servislerin verdiği bilgiye göre çıkan yangında bir kişi öldü, üç kişi de yaralandı. Acil servisler, cephe kısmı yıkılmış binanın ve sedyelerle tahliye edilen hastaların görüntülerini yayınladı.

Zelenskiy, “Ukrayna her iki olasılığa da hazır olacak: ya bizim aradığımız diplomasi ya da ortaklarımızın uyguladığı baskı yetersiz kalırsa aktif savunmaya devam etmek” dedi.

ABD başkanının başlattığı diplomatik ivme, Moskova'nın Kiev'in 28-29 Aralık gecesi Vladimir Putin'in konutunu 91 insansız hava aracıyla (İHA) hedef aldığı yönündeki suçlamaları nedeniyle yavaşladı.

Kiev, bu suçlamayı kendisine yönelik yeni saldırıların önünü açmak ve diplomatik çabaları baltalamak amacıyla uydurulmuş bir yalan olarak nitelendirdi.

Bu bağlamda Donald Trump dün, Ukrayna'nın Putin'in konutuna saldırdığını düşünmediğini söyledi.

Kremlin saldırıyı doğrulayarak, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan müzakerelerde müzakere pozisyonunu sertleştireceğini ifade etti.


Türkiye, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesini kınadı

İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)
İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)
TT

Türkiye, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesini kınadı

İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)
İstanbul'da dün ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (AP)

Türk siyasetçiler ve Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, Amerikan'ın Venezuela'daki askeri operasyonunu ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşinin yakalanmasını kınayarak, bunu "uluslararası hukukun ihlali" olarak değerlendirdiler.

cdfgt
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022'de Ankara'da Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro ile yaptığı görüşmede (Arşiv- Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik, “Herhangi bir ülkenin egemenliğini hedef almak ve uluslararası hukuku ihlal etmek kesinlikle kabul edilemez. Hükümetlerin meşruiyeti halkın iradesine dayanır ve meşru egemenlik dışarıdan dayatılamaz. Türkiye, Venezuela'daki olayları bu bağlamda değerlendiriyor” dedi.

Türk cumhurbaşkanının kıdemli hukuk danışmanı Mehmet Uçum, X'te yaptığı açıklamada, Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro'ya yönelik askeri müdahaleyi enerji kaynaklarını kontrol altına almayı amaçlayan “bir suç ve emperyalist saldırganlık” olarak nitelendirdi. Uçum, operasyonun uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletleri güçsüz kıldığını, ulus devletlerin artık “haydut emperyalist devletlerin tehdidi altında olduğunu ve anti-emperyalist iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini” belirtti.

Buna karşılık, iktidar partisinin müttefiki olan Milliyetçi Hareket Partisi'nin lideri Devlet Bahçeli, sert bir açıklamada Venezuela'daki gelişmeleri 15 Temmuz 2016'da Türkiye'de gerçekleşen başarısız darbe girişimine benzetti. Bahçeli şunları söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri'nin Maduro'yu yasadışı ve haksız bir şekilde iktidardan uzaklaştırma girişimi, bizim çok iyi bildiğimiz bir komplo.”

c
Dün İstanbul'da ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı düzenlenen gösteriden (EPA)

Adalet ve Kalkınma Partisi ile ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi arasında sert bir tartışma yaşandı. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, 2016'daki başarısız darbe girişimi sırasında ilk destekçisi olan Maduro'nun tutuklanmasına ilişkin “sessizliği” nedeniyle eleştirdi. Özel, Twitter hesabında Maduro ile Erdoğan'ın 2018'de Venezuela'ya yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş bir fotoğrafını paylaşarak, "arkadaşın Trump (...) uluslararası hukuku ihlal etti, kardeşin Maduro ve eşini yatak odalarından sürükleyerek çıkardı, ellerini bağladı, gözlerini bağladı ve götürdü. Ve şimdi, ne yazık ki, bu görüntü karşısında sessiz kalıyorsun" yorumunu yaptı.

Refah Partisi lideri Fatih Erbakan da benzer ifadelerle Erdoğan'ı eleştirdi.

Çelik bu eleştirilere, “Özel ve diğer muhalefet liderleri, deneyim eksikliği ve gelişmeleri çok geç fark etmeleri nedeniyle, küresel olaylar karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı uygunsuz sözler sarf etmekten başka bir şey yapamıyorlar” şeklinde yanıt verdi.

Cumartesi gecesinden Pazar gününe kadar Ankara'daki ABD Büyükelçiliği önünde ve ana meydanlarda siyasi partiler ve sendikalar tarafından düzenlenen gösterilerde ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi kınandı.