UMH cephesinde siyasi diyalog nedeniyle yeni bir bölünme

UMH güçleri Türk askerlerinin gözetiminde eğitim yapıyor (Öfke Volkanı Operasyonu sayfası)
UMH güçleri Türk askerlerinin gözetiminde eğitim yapıyor (Öfke Volkanı Operasyonu sayfası)
TT

UMH cephesinde siyasi diyalog nedeniyle yeni bir bölünme

UMH güçleri Türk askerlerinin gözetiminde eğitim yapıyor (Öfke Volkanı Operasyonu sayfası)
UMH güçleri Türk askerlerinin gözetiminde eğitim yapıyor (Öfke Volkanı Operasyonu sayfası)

Libya’da Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) cephesinde dün, UMH komutanlarının mevcut siyasi diyalog görüşmelerine katılmayı talep etmesi nedeniyle yeni bir bölünme meydana geldi. Bununla eş zamanlı olarak, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu, Tunus’ta düzenlenmesi beklenen Diyalog Forum’una katılım şartlarını açıklarken, Cenevre’deki askeri görüşmelerin yeni turu için hazırlıkların yapıldığını bildirdi.
UMH’nin başlattığı Öfke Volkanı Operasyonu’nun tugay ve cephe komutanlarından oluşan bir grup, diyalog görüşmelerine katılması ve askeri güçlerin yaptığı fedakarlıklara yakışır bir şekilde temsil edilmesi için siyasi bir ekip kurduğunu duyurdu. Grup ayrıca parlamento ve başkanlık seçimlerinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kararlarını esas alan kurallar belirlenmesini talep etti.
Söz konusu grup, önceki akşam yayınladığı açıklamada, UMH’ye bağlı Ortak Operasyonlar Odası Komutanı ile Sağlık ve Maliye bakanlıklarını, geçen yıl Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) başkent Trablus’a düzenlediği saldırının püskürtülmesine destek veren UMH savaşçılarının haklarını gözardı etmekle suçladı.
UMH’ye bağlı Sirte-Cufra Operasyon Odası Komutanı İbrahim Beytü’l Mal, UMH Başbakanı Serrac’dan temsilcilerinin siyasi diyaloğa katılmasını talep ederek, Serrac’ın kendileriyle koordinasyon kurmadığı gerekçesiyle Libya Yüksek Devlet Konseyi ile Temsilciler Meclisi’nin Fas’ta yürüttüğü diyalog görüşmelerini reddettiklerini belirtti.
Öfke Volkanı Operasyonu, Terhune kenti sakinlerinin, Adalet Bakanı başkanlığındaki UMH heyetinin önceki gün kente yaptığı ziyaretten rahatsızlık duyduklarını belirtti. Terhune sakinleri sayıları 250’ye ulaşan kayıp kişilerin akıbetine dair belirsizliğin ortadan kaldırılmasını ve kaçırma olaylarında parmağı bulunanların yargılanmasını talep etmişlerdi.
Öfke Volkanı Operasyonu, yaptığı açıklamada, önceki gün ortaya çıkarılan 3 toplu mezardan aralarında kadınların da bulunduğu 9 cesede ulaştığını bildirdi. Açıklamada, Kayıp Arama ve Kimlik Tespit Heyeti’nin birinci mezardan 3 ceset çıkardığını, böylece son iki günde çıkarılan ceset sayısının 12’ye ulaştığı bilgisine yer verildi.
BM Libya Misyonu’na vekaleten başkanlık eden Stephanie Williams, Tunus’ta gelecek ayın başlarında düzenlenecek olan diyalog toplantısına davet edilen katılımcılara, şahsi makam ve mevki elde etmek için toplantıya katılmayacağını beyan eden bir taahhütnameyi imzalamalarını şart koştu. Katılımcıların, Tunus’a yoluculuk ve ikamet işlemlerinin tamamlanmasından önce taahhütnameyi imzalı bir şekilde göndermeleri gerekiyor.
Sosyal medyada dolaşan taahhütname metninde, Tunus’taki Forum’a katılacak olan isimlerin ‘aday olmama veya cumhurbaşkanlığı makamını, Başkanlık Konseyi üyeliğini, Başbakan veya hükümet üyeliğini ve otorite makamlarını kabul etmemesi” gerektiği ifade ediliyor.
Williams, önceki akşam, Libyalılar arasındaki 5+5 Ortak Askeri Komitesi çalışmalarının yeniden başlatılması için süren hazırlıklar ve bu ayki Siyasi Diyalog Konferansı hazırlıkları hakkında ABD’nin Trablus Büyükelçisi Richard B. Norland’a bilgi verdiği bildirildi.
BM Libya Destek Misyonu’ndan yapılan açıklamaya göre, Williams ve Norland yönetici pozisyonunda bulunan Libyalıları, halkın seçim yapma beklentisine yanıt vermek ve her şeyden önce tüm Libyalıların saygınlığını, barışı ve birliğini korumak için bu fırsatı değerlendirmeye teşvik etti.
ABD Büyükelçisi Norland, ülkesinin Libyalı tarafların, çatışmayı sonlandırılabilmek adına egemenlik çözümünü barışçıl bir şekilde gerçekleştirmek, Libya ekonomik kaynaklarının yönetimini daha şeffaf hale getirmek ve ulusal seçimler üzerinde son rötuşları yapmak için bir araya geleceği Libya Siyasi Diyalog Forumu’na tam desteğini yineledi.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.