Pompeo, İran’a uygulanan BM silah ambargosunun ihlal edilmesine karşı uyardı

İran, silah ambargosunun ‘otomatik olarak bittiğini’ duyurdu

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
TT

Pompeo, İran’a uygulanan BM silah ambargosunun ihlal edilmesine karşı uyardı

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran ile yapılacak herhangi bir silah anlaşmasının yaptırımlarla sonuçlanacağı konusundaki uyarısını dün bir kez daha yineledi.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı, Nükleer programıyla ilgili anlaşmayı onaylayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2231 sayılı kararı uyarınca Birleşmiş Milletler’in (BM) konvansiyonel silah satın alma ve satma yasağı ile askeri komutanlara yönelik seyahat yasağının dün itibarıyla ‘otomatik olarak sona erdiğini’ duyururken BMGK’dan veya nükleer anlaşmanın taraflarından, bu konuda herhangi bir açıklama talep etmedi.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından yapılan açıklamada, “ABD, İran'a gelişmiş silahlar tedarik edilmesine, satışına ve transferine somut olarak katkıda bulunan herhangi bir kişi veya kuruluşa yaptırımlar uygulamak için ulusal makamlarını kullanmaya hazırdır” ifadeleri yer aldı. Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı’ndan (AFP) aktardığı haberine göre Pompeo açıklamasında ayrıca, “Ortadoğu'da barış ve istikrar isteyen ve terörizmle mücadeleye destek veren tüm ülkeler, İran'la silah kaçakçılığı yapmaktan kaçınmalıdır” dedi.
Pompeo sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkeler, son on yıldır, BM’nin çeşitli kararları çerçevesinde İran'a silah satmaktan kaçındı. Bu yasağa uymayan her ülke, barışı ve güvenliği teşvik etmek yerine açıkça çatışmaları ve gerilimleri körüklemeyi seçiyor demektir.”
Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı’ndan Pompeo’nun yukarıdaki açıklamaları öncesinde yapılan açıklamada, silah satın alma ve hem siyasi hem de askeri yetkililere uygulanan seyahat yasağının kaldırılmasının ‘BMGK’dan herhangi bir yeni açıklama veya herhangi bir yeni adım gerektirmediği’ belirtildi.
AFP’nin haberine göre İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İran’a silah satışı ve İran'dan silah satın alınması ile ilgili faaliyetlere ve mali hizmetlere ilişkin tüm kısıtlamalar ve bir dizi İran vatandaşı ve askeri yetkiliye uygulanan BM üyesi ülkelerin topraklarına giriş veya geçişlerine yönelik tüm yasaklar otomatik olarak kaldırılmıştır” ifadelerine yer verdi.
Reuters’ın aktardığı, Tahran’dan yapılan açıklamada ise Tahran’ın ‘savunma konusunda kendine güvendiği ve BM’nin konvansiyonel silah yasağının sona ermesiyle silah satın almak için acele etmeye gerek görmediği’ vurgulandı. BMGK’nın 2231 sayılı kararı ile onaylanan nükleer anlaşma kapsamındaki silah ambargosunun kaldırılmasına yönelik madde uyarınca 18 Ekim 2020 tarihi itibarıyla nükleer anlaşmanın imzalanmasından beş yıl sonra ambargonun kaldırılması kararlaştırılmıştı.
ABD, Mayıs 2018'de İran’ın balistik füze programını kontrol altına almayı, bölgesel davranışını değiştirmeyi ve nükleer anlaşmaya yeni kısıtlamalar getirmeyi amaçlayan 12 koşul belirleyerek tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekildiğini duyurdu.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, BM silah ambargosunun uzatılması için girişimde bulundu. Ancak, BMGK üyelerinin çoğunluğu ambargonun uzatılmasına karşı çıktı. Bu durum ABD'yi geçtiğimiz ay, ‘snapback’ mekanizmasını etkinleştirdikten ve diğer ülkeleri yaptırımları görmezden gelmemeleri konusunda uyardıktan sonra BM yaptırımlarını eski haline getirerek azami baskı stratejisinin seviyesini yükseltmeye itti.
İran Dışişleri Bakanı Zarif Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “ABD'nin tüm kötü niyetli girişimlerine karşı çıkıp BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararı ve (Viyana'da imzalanan nükleer anlaşmanın resmi adı olan) Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) koruyan uluslararası toplum için çok önemli bir gündür” ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise Washington'a ‘BMGK’nın 2231 sayılı kararına yönelik yıkıcı yaklaşımından vazgeçmesi, BM’nin meşruiyeti altındaki yükümlülüklerini yeniden tam olarak uygulaması, uluslararası hukuku ihlal etmeyi bırakması, uluslararası düzeni görmezden gelmeye ve Batı Asya bölgesini istikrarsızlaştırmaya bir son vermesi’ çağırısı yapıldı.
İran, ABD yaptırımlarına yanıt olarak başlangıçta anlaşmadan kademeli olarak geri çekilme olarak nitelediği ve izlediği yol çerçevesinde, geçtiğimiz yıl içinde altı aşamada nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerinin bir kısmını askıya aldı. Buna karşın İran’a mali taleplerinin karşılanması ve yaptırımların kaldırılması için nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerini yeniden uygulamaya başlaması şart koşuldu.
Tahran’dan yapılan açıklamada, ambargonun kaldırılmasına karşı herhangi bir adım atılmaması konusunda uyarıda bulunuldu. Açıklamada, aksi takdirde bunun ‘BMGK’nın 2231 sayılı kararına ve KOEP’e yönelik önemli bir ihlal’ olacağı ve böyle bir durumda İran’ın ulusal çıkarlarını korumak için gerekli karşı önlemleri alma hakkını saklı tuttuğu’ vurgulandı.
BM’nin İran’a uyguladığı ve 2007'de başlayan silah ambargosunun kaldırılması, İran'ın tanklar, zırhlı araçlar, savaş uçakları, saldırı helikopterleri ve ağır toplar dahil olmak üzere konvansiyonel silahları alıp satmasının önünü açacak.
Dışişleri Bakanı Zarif açıklamasında, “İran bugünden itibaren herhangi bir yasak ve engel olmadan kendi savunma ihtiyaçları doğrultusunda silah satın alabilecek ve yine kendi politikasına uygun olarak savunma silahları satabilecektir” ifadelerini kullandı.
AFP’nin haberine göre Zarif, Twitter'da Arapça paylaştığı mesajında ise şunları söyledi:
“BMGK’nın 2231 sayılı kararı uyarınca ülkemize uygulanan silah ambargosu bugün (dün) otomatik olarak sona eriyor. Ayrım gözetmeksizin silahlanmalara karşı çıkmamız garip değil. Çünkü İran'da silahlar savunma amaçlı olmuştur. Diğer ülkelerdeki gibi, ne savaş başlatmıştır ne de yolsuzluğa yol açmıştır. Güvenliğin halkımızın iradesi ve kendi kendine yeterliliği ile sağlandığına inanıyoruz. Hedeflerimiz her zaman barışçıl ve savunma amaçlıdır” dedi.
Zarif, İran'ın savunma gücünü sürdürmeye yönelik tüm hamlelerinin arka planındaki başlıca nedenin bu olduğunu ve bu olmaya devam edeceğini söyleyerek, İranlı yetkililerin ülkenin ‘savunma doktrini’ hakkında ileri sürdükleri iddiaları bir kez daha tekrarladı. Zarif tweetinde, “İran'ın savunma doktrininde geleneksel olmayan silahlara, kitle imha silahlarına ve konvansiyonel silah satın alımında aşırılığa yer yoktur” yazdı.
Reuters ise haberinde Batılı askeri analistlerin, Washington'ın nükleer anlaşmadan çekilmesine katkıda bulunan uzun menzilli balistik füze programı hakkındaki endişelere rağmen, İran'ın silahlarıyla ilgili konuşmalarda genellikle abartılı bir tutum sergilediğini söylediklerini aktardı.
Reuters’ın haberine göre Zarif dünkü açıklamasında ayrıca, “İran'ın dünya ile savunma iş birliğinin normalleşmesi, bölgemizde çoğulculuk, barış ve güvenlik davası için bir zaferdir” dedi.
Moskova’da ise Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, TASS Haber Ajansı’nın aktardığı açıklamasında, Rusya’nın alıştığı için artık ABD yaptırımlarından korkmadığını söyledi. Ryabkov, ülkesinin, İran ile çok taraflı iş birliğini geliştirmeye çalıştığını, askeri-teknik alanda iş birliğinin de, tarafların ihtiyaçları ve bu iş birliğine karşılıklı olarak hazır olma durumuna göre sakin bir şekilde devam edeceğini belirtti.
Rusya'nın Tahran Büyükelçisi Levan Jagaryan ise dün Rus Interfax Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, BM silah ambargosunun kaldırılmasının, ülkesinin Tahran ile askeri iş birliği alanındaki etkileşimini ‘kolaylaştıracağını’ söyledi. Bu alanda ‘belirli ufukların açılmasını’ beklediğini kaydeden Büyükelçi Jagaryan, “Rusya'nın uluslararası hukuk ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olarak hareket ettiği ve yükümlülüklerini sıkı bir şekilde yerine getirdiği vurgulanmalıdır” diye konuştu. ABD'nin bu alandaki yaptırımlarıyla ilgili olarak ise Jagaryan, Washington'ın ‘bu tür tehditlerle Rusya’yı korkutamayacağını’ belirtti.
Bölgedeki mevcut gerilimi, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına ve askeri ittifaklarına bağlayan Jagaryan, mevcut İran yönetiminin ‘ABD’nin düşmanca yaklaşımı’ konusundaki ciddi endişeleri olduğuna işaret etti. Jagaryan, bu ay BMGK dönem başkanlığı yapacak olan ülkesinin görev yaptığı süre boyunca bölgedeki aktörler arasında yapıcı bir diyalog oluşturma girişimlerini harekete geçirme niyetinde olduğuna işaret ederek, “Ortadoğu ülkelerinin iyi niyetlerinin küresel güçlerin olumlu katkısıyla bir araya geleceğine inanıyoruz. Böylece dünyanın bu değişken bölgesinde durumun istikrara kavuşturulması sürecinde önemli ilerlemeler kaydedilebilecektir” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İran’ın nükleer anlaşmayı imzalayan ülkelerde ve diğer Avrupa ülkelerindeki büyükelçilerinin, dün silah ambargosunun sona ermesini desteklemeye yönelik ortak çabaları dikkat çekti. Konuya ilişkin basında yer alan açıklamalarda büyükelçiler, ‘tek taraflı politikalara karşı duruş’ ifadesini sık sık dile getirdiler.
İran'ın Paris Büyükelçisi Behram Kasımi, yaptığı açıklamada, İran'ın ‘uluslararası barışı, istikrarı ve güvenliği savunmak için çalışacağını ve haklarını tanınmış uluslararası mekanizmalar yoluyla koruyacağını’ söyledi.
Büyükelçi Kasımi, ABD’nin İran’a uygulanan silah ambargosunu uzatmaya yönelik girişimlerini yoğunlaştırmasını ‘mantıksız, yasadışı ve BMGK’da tek taraflı politikaları geliştirmeye çalışma’ olarak değerlendirdi. Kasımi, ABD’nin bu girişimlerinin ‘dünyadaki çoğu ülkenin gerçekçi vizyonu karşısında başarısız olduğunu’ kaydetti.
İran'ın Londra Büyükelçisi Hamid Baeidinejad ise açıklamasında ülkesinin ‘politikasına ve savunma ihtiyaçlarına göre’ silah ihracatı ve ithalatı yapmaya başlayacağını söyledi. Bir yılı aşkın bir süre önce ABD'nin silah ambargosunun sona ermesini engellemek için ülkelere karşı adımlar atmaya ve baskı uygulamaya yöneldiğini belirten Büyükelçi Baeidinejad,  ancak, uluslararası toplumun desteği ve BMGK üyelerinin muhalefeti ile ABD'nin bu çabalarının başarısız olduğunu kaydetti.
Son olarak İran Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, Twitter hesabından Rusça olarak paylaştığı mesajda, “Tek taraflı eylemden rahatsız olan uluslararası toplum, uluslararası anlaşmaların uygulanmasında  kararlı” ifadelerini kullandı. Büyükelçi Celali, İran'a yönelik silah ambargosunun kaldırılmasını ‘tek taraflılığa karşı diplomatik bir zafer’ olarak değerlendirdi.



İngiltere, İsrail'in E1 yerleşim projesi için ihale açmasını kınadı

İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki E1 bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki E1 bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
TT

İngiltere, İsrail'in E1 yerleşim projesi için ihale açmasını kınadı

İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki E1 bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki E1 bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail'in bu hafta “E1” yerleşim projesi için ihale açma girişimini kınadı ve İsrail'in maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırdı.

Foto İngiliz Dışişleri Bakanı Ed Miliband, salı günü Londra'da Burnham hükümetinin ilk toplantısı için 10 Downing Street'e geldi (AP)

İsrail'in E1 yerleşim planı, Filistinlilerin devlet kurmayı hedeflediği toprakları parçalayabileceği gerekçesiyle geniş çapta tepki çekiyor.

Miliband, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'a da "İsrail hükümetinin 'E1' planını derhal durdurması, ihaleyi geri çekmesi ve tüm yerleşim genişletme faaliyetlerini sonlandırması gerektiğini" açıkça belirttiğini ifade etti.


Çin, Rusya ile Japonya arasındaki tartışmaya müdahil olarak Tokyo’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hatırlattı

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi (ortada), Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 81. yıldönümü münasebetiyle Japonya’nın güneybatısındaki Barış Parkı’nda düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyor. (EPA)
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi (ortada), Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 81. yıldönümü münasebetiyle Japonya’nın güneybatısındaki Barış Parkı’nda düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyor. (EPA)
TT

Çin, Rusya ile Japonya arasındaki tartışmaya müdahil olarak Tokyo’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarını hatırlattı

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi (ortada), Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 81. yıldönümü münasebetiyle Japonya’nın güneybatısındaki Barış Parkı’nda düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyor. (EPA)
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi (ortada), Nagazaki’ye atom bombası atılmasının 81. yıldönümü münasebetiyle Japonya’nın güneybatısındaki Barış Parkı’nda düzenlenen anma töreninde bir dakikalık saygı duruşunda bulunuyor. (EPA)

Pekin, Moskova ile Tokyo arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in egemenlik ihtilafına konu Kuril Adaları’nı ziyaret etmesinin ardından tırmanan gerilime güçlü bir şekilde müdahil oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı, Kremlin’e destek veren bir tutum sergilerken Japonya’ya, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarından doğan uluslararası hukuk düzenine bağlı kalma çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ülkesinin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Tokyo’nun Birleşmiş Milletler’e (BM) katılırken imzaladığı BM Şartı’nın hükümlerine uyması gerektiğine ilişkin açıklamasını desteklediğini belirtti.

fdthyj
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz perşembe günü Kuril Adaları’na yaptığı ziyaret sırasında yerel halkla sohbet etti. (AP)

Bu tutum, Putin’in birkaç gün önce ihtilaflı bölgeyi ziyaret etmesinin ardından yaşanan sıcak tartışmaların kapsamını daha da genişletti. Söz konusu ziyaret Japonya’da geniş tepkiyle karşılanırken Moskova’dan da sert açıklamalar geldi. İki ülke karşılıklı olarak büyükelçilerini Dışişleri bakanlıklarına çağırarak sert ifadeler içeren protesto notaları iletti. Yaşananlar, Ukrayna savaşının başlamasından ve Japonya’nın bu çatışmada Kiev’e güçlü destek veren bir tutum benimsemesinden bu yana Moskova ile Tokyo arasındaki ilişkilerdeki en ciddi gerilemeye işaret ediyor.

dfrgthy
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’daki bir İHA üretim tesisinde (Reuters)

Putin geçen hafta, iktidara gelmesinden bu yana 26 yıl içinde ilk kez gösterişli bir ziyaret gerçekleştirerek İturup Adası’na gitti. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda eski Sovyetler Birliği’nin kontrolüne geçen dört Japon adasından biri olan İturup konusunda iki ülke, onlarca yıl boyunca siyasi bir uzlaşıya vararak nüfuz paylaşımını düzenlemeyi başaramadı. Tokyo ise ziyarete karşı öfkeli bir siyasi kampanya başlatarak iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkilerin daha da gerilmesine yol açtı.

Lavrov, bu haftanın başında Japonya’ya tutumunu gözden geçirme çağrısında bulundu. Rus Bakan, Japonya’nın BM’ye katılmasından ve BM Şartı’nı onaylamasından bu yana BM Şartı’nın tüm ilkelerini ve bunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu kabul ettiğini hatırlattı. Lavrov, BM Şartı’nın 107. maddesinin, İkinci Dünya Savaşı sırasında BM Şartı’nı imzalayan devletlerden herhangi birinin düşmanı konumunda bulunan bir devlete karşı ilgili hükümetler tarafından alınan tedbirlerin hukuki geçerliliğini teyit ettiğine işaret etti. Lavrov, Japonların Putin’in İturup Adası ziyaretine ilişkin açıklamalarında ‘nezaket sınırlarını aştığını’ savundu. Çin de bu tutumu yakından takip ederek dün Rusya’nın pozisyonuna destek verdi.

ty67jk8
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, 28 Ekim 2025’te Tokyo’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir ortaklık belgesi imzaladı. (EPA)

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Lavrov’un açıklamasına ilişkin değerlendirmesinde, “Çin tarafı, Dışişleri Bakanı Lavrov’un ilgili açıklamalarını destekliyor” dedi. Jian, ‘düşman devletlere’ ilişkin hükümlerin BM Şartı’nın önemli bir bölümünü oluşturduğunu belirterek, ilgili hükümlerin anlamının tekrar tekrar açıklanmasının ve bağlayıcılığının vurgulanmasının, Çin halkının Japon saldırganlığına karşı direniş savaşında ve dünya çapındaki Nazi karşıtı savaşta elde ettiği zaferin sonuçlarını korumak ve Japon militarizminin yeniden canlanmasını önlemek açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Jian, Japonya’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçları üzerine kurulu mevcut uluslararası düzene bağlı kalma çağrısında bulundu. Tokyo ile Moskova, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin ardından 1956’da ateşkes anlaşması imzalamış, ancak iki ülke adaların egemenliği konusundaki anlaşmazlık nedeniyle kalıcı bir barış anlaşmasına hiçbir zaman varamamıştı.

vfgbhefrgth
Ukrayna askerleri, 8 Ağustos’ta Donetsk’in doğusundaki Pokrovsk’ta Rus mevzilerine top ateşi açtı. (AFP)

Japonya tarafı, barışın sağlanmasını Moskova’nın Sovyetler Birliği tarafından kendi topraklarına kattığı dört Kuril Adası’nı geri vermesi şartına bağlıyor. Tokyo, bu talebini 1855 tarihli Rus-Japon Ticaret ve Sınır Anlaşması’na dayandırırken Moskova’nın tutumu ise adalar üzerindeki Rus egemenliğinin hukuka uygun olduğu yönünde. Bununla birlikte iki ülke, adalar üzerindeki nüfuzun paylaşımına ilişkin onlarca yıl boyunca müzakereler yürüttü. Ancak Ukrayna savaşının başlamasının ardından ilişkiler daha da kötüleşti ve taraflar arasındaki tüm iletişim kanalları kesildi.

frg
Ukraynalı askerler, Rus mevzilerine yönelik operasyonlarda kullanılan bir saldırı İHA’sını hazırlıyor. (AP)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Japonya’nın tutumunu destekleyen Batılı ülkelerin açıklamalarını eleştirmişti. Zaharova, ABD’nin Tokyo Büyükelçisi’nin Kuril Adaları’na ilişkin açıklamalarının ‘Japonya’daki rövanşist eğilimleri teşvik ettiğini’ savunarak Moskova’nın adalar üzerindeki egemenliğinin ‘tartışmasız’ olduğunu vurgulamıştı.

Esir değişimi ve karşılıklı saldırılar

Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna ile esir takasının tamamlandığını açıkladı. Operasyon kapsamında 103 Rus askerinin ülkesine geri döndüğü, buna karşılık 103 Ukrayna askerinin Kiev’e teslim edildiği bildirildi. Bakanlık, takasın ‘bu anlaşmaya varılmasını ve esirlerin tahliye edilmesini kolaylaştırmaya yönelik insani nitelikteki arabuluculuk çabaları sayesinde başarıyla gerçekleştirildiğini’ belirtti.

cdfgthyju
St. Petersburg yakınlarındaki bir Rus e-ticaret şirketinin deposuna yapılan saldırının ardından yükselen duman (AFP)

Rusya Savunma Bakanlığı, serbest bırakılan Rus askerlerinin şu anda Belarus topraklarında bulunduğunu bildirdi. Askerlerin karşılanması ve onlarla doğrudan yürütülecek çalışmaların Rusya İnsan Hakları Komiseri Yana Lantaurova’nın gözetiminde gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık, serbest bırakılan askerlere gerekli ilk tıbbi müdahale ve psikolojik desteğin sağlanmasının ardından Rusya topraklarına nakledileceklerini, burada Savunma Bakanlığı’na bağlı uzman sağlık kuruluşlarında tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin tamamlanacağını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, savaşın seyrine ilişkin günlük raporunda ise Ukrayna’ya ait 453 İHA’nın dün gece ülkenin güneybatısındaki bölgelerde düşürüldüğünü duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre İHA’lar Belgorod, Bryansk, Kursk, Voronej, Kaluga, Vladimir, Nijniy Novgorod, Vologda, Oryol, Tula, Lipetsk, Ryazan, Yaroslavl, Volgograd, Rostov, Saratov, Samara, Ulyanovsk ve Moskova bölgeleri ile Krasnodar Krayı, Kırım ve Başkurdistan cumhuriyetleri ile Karadeniz’i hedef aldı.

rthj
Acil durum ekipleri, Ukrayna İHA’larının yarımadaya saldırmasının ardından Kırım’da yangın söndürme çalışmaları yürütüyor. (Arşiv – AP)

Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin Başkanı Radiy Habirov, başkent Ufa’da bir sanayi tesisinde yangın çıktığını ve Ukrayna’nın İHA saldırısı sonucu bir kişinin yaralandığını açıkladı.

Habirov, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Toplam 6 İHA vardı, bunlardan 4’ünü düşürdük. İHA’lardan biri sanayi bölgesine düştü ve yangın çıktı. Yangını söndürmek için çalışmalarımız sürüyor” ifadelerini kullandı.

Habirov daha sonra yaptığı açıklamada ise İHA saldırısı sırasında petrol rafinerisinde bakım ve onarım çalışmaları yürütülen tesisin hafif hasar gördüğünü bildirdi.

cdfvghyju
 Ukrayna’nın başkenti Kiev’e düzenlenen Rus bombardımanı sonucu hasar gören bir bölgedeki itfaiyeciler (AFP)

Kiev güçleri, İHA ve füzelerle Rusya’nın iç kesimlerindeki bölgeleri neredeyse her gün hedef almaya devam ederken Rus ordusu da Ukrayna güçlerini, Moskova’nın tek taraflı olarak ilhak ettiği bölgeler dahil olmak üzere Rus topraklarından uzaklaştırmak amacıyla askeri operasyonun kapsamını genişletiyor. Rusya, Ukrayna güçlerinin saldırılarında kullandığı Batı menşeli füzeler ve silahların menzilini de dikkate alıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı ayrıca, ayrı bir açıklama yayımlayarak Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı’ndaki yakıt tankları ile Karadeniz’deki bir yük gemisinin hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, “18 Ağustos akşamı, Odesa kentinin güneydoğusundaki Karadeniz sularında, askeri amaçlarla kullanılabilecek malzeme ve ekipman taşıyan bir yük gemisi hedef alındı. (...) 19 Ağustos’ta ise Rus güçleri, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne yakıt ikmali amacıyla kullanılan Çornomorsk Limanı’ndaki yakıt ve madeni yağ depolama tanklarını hedef alan yeni bir saldırı düzenledi” ifadelerine yer verildi.

gthyju
Eski Ukrayna Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov, İsveç’te düzenlenen bir basın toplantısında konuşuyor. (Arşiv – Reuters)

Bakanlık, saldırının silah ve askeri teçhizat taşıyan bir yük gemisini hedef aldığını belirterek söz konusu operasyonların ‘Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin yararlandığı deniz araçları ve liman altyapısına yönelik saldırıların sürdürülmesi2 kapsamında gerçekleştirildiğini bildirdi.

Söz konusu operasyonlar, Ukrayna’nın Batılı müttefiklerinden temin ettiği silah ve askeri malzemeleri taşıdığı deniz ikmal hatlarını sekteye uğratmayı amaçlayan Rus stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya silah taşıyan her türlü sevkiyatın meşru hedef olacağını defalarca açıklarken, Batı’dan Kiev’e silah akışının sürmesine izin vermeyeceğini vurguluyor.


Trump'ın görevden alınmasını isteyen ve eleştirilerini yineleyen ABD Hava Kuvvetleri subayı ikinci kez gözaltına alındı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Müşterek Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerlerken 89. Hava İkmal Kanadı Komutanı Albay Christopher M. Robinson ile sohbet ediyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Müşterek Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerlerken 89. Hava İkmal Kanadı Komutanı Albay Christopher M. Robinson ile sohbet ediyor (AFP)
TT

Trump'ın görevden alınmasını isteyen ve eleştirilerini yineleyen ABD Hava Kuvvetleri subayı ikinci kez gözaltına alındı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Müşterek Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerlerken 89. Hava İkmal Kanadı Komutanı Albay Christopher M. Robinson ile sohbet ediyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Müşterek Üssü'nde başkanlık uçağına binmek üzere ilerlerken 89. Hava İkmal Kanadı Komutanı Albay Christopher M. Robinson ile sohbet ediyor (AFP)

Haftalar içinde ikinci kez gözaltına alınan ABD Hava Kuvvetleri binbaşısı Jason Watson, Başkan Donald Trump karşıtı kamuya açık açıklamalarının ordu içinde tartışma yaratmasının ardından yeniden gözaltına alındı. Yeni gözaltı kararı, CNN'e verdiği özel röportajdan yalnızca birkaç gün sonra geldi. Watson bu röportajda Trump'ı sert biçimde eleştirerek, görevden alınması çağrısını yineledi.

Watson ilk olarak 1 Temmuz'da, Başkan Trump ile Başkan Yardımcısı JD Vance'in görevden alınması çağrısında bulunduğu konuşmasını yaptıktan sonra ABD Kongre Binası'nın merdivenlerinde gözaltına alınmıştı. Salı günü yeniden gözaltına alınması ise açıklamaları ve başkan hakkındaki tutumuyla ilgili askeri soruşturmanın sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

ABD Hava Kuvvetleri Sözcüsü CNN'e yaptığı açıklamada, Binbaşı Watson'ın salı günü “gözaltına alınmasına karar verildiğini” söyledi. Çarşamba akşamı itibarıyla Watson hakkında henüz resmi bir suçlama yöneltilmemişti. Sözcü, soruşturmanın sürdüğünü vurguladı.

Watson, Maryland eyaletindeki bir ilçede gözaltı merkezinde tutuluyor ve askeri gözaltı prosedürlerine tabi bulunuyor. Merkezin basın sorumlusuna göre Watson'a yöneltilmesi muhtemel suçlamaların niteliği henüz netleşmiş değil.

Watson'ın avukatı Chris Motimer, müvekkilinin CNN'e hafta başında verdiği röportajın ertesi günü, görevini yerine getirirken gözaltına alındığını söyledi. Motimer, gözaltı kararının nedenleri arasında Watson'ın askeri üniformasını giymeyi reddetmesinin de bulunduğunu belirtti.

Avukat, “Watson görev sırasında avukatı aracılığıyla komutanlığına artık üniformasını giymeyeceğini bildirdi. Kısa süre sonra kendisinden üniformasını giymesi istendi. Anladığım kadarıyla yaklaşık 20 dakika içinde, saat 15.30 civarında gözaltına alındı ve ilçe cezaevine götürüldü” dedi.

Motimer çarşamba akşamı CNN'e, savunma ekibinin Watson hakkında Askeri Adaletin Tek Tip Kanunu'nun (UCMJ) 88. maddesi kapsamında bir üst düzey yetkiliye hakaret veya 92. madde kapsamında emre itaatsizlik suçlamalarının yöneltilmesini beklediğini söyledi. Bu maddelerin, Watson'ın üniforma giymeyi reddetmesiyle bağlantılı olarak uygulanabileceği belirtildi.

Avukat, Watson'ın gözaltına alınacağını önceden tahmin ettiğini belirterek, “Bunu bekliyordu. Gözaltına alınacağını tahmin etmişti” ifadelerini kullandı.

Hava Kuvvetleri Sözcüsü yaptığı açıklamada, “Askeri personelin Tek Tip Askeri Adalet Kanunu'na ve yürürlükteki tüm düzenlemelere uyması gerekir” dedi. Sözcü ayrıca, “Devam eden görevi kötüye kullanma iddialarını destekleyen yeterli kanıt bulunması üzerine Binbaşı Watson'ın 18 Ağustos 2026'da gözaltına alınmasına karar verildi” dedi.

Watson pazartesi günü CNN'e verdiği röportajda Trump'ı sert biçimde eleştirerek görevden alınması yönündeki çağrısını yinelemişti.

Watson, “Başkan Trump'la yaşananlar normal değil. Bizi hayal kırıklığına uğrattı. O yalnızca başkan olarak başarısız olmakla kalmıyor; aynı zamanda Anayasa'yı açıkça ihlal ediyor, yasaları çiğniyor, yaygın bir yolsuzluğa karışıyor ve Amerikalıları öldürüyor. Bu benim için kabul edilemez ve hepimiz için kabul edilemez olmalı” demişti.

Görevdeki askerler arasında başkana yönelik açık muhalefet nadir görülüyor. Bunun temel nedenlerinden biri, askeri personelin Tek Tip Askeri Adalet Kanunu kapsamında yasal emirlere uymakla yükümlü olması. Kanunun 88. maddesi, başkan, başkan yardımcısı, Kongre üyeleri ve diğer üst düzey yetkililere yönelik aşağılayıcı ifadelerin kullanılmasını suç sayıyor.

Hava Kuvvetleri Sözcüsü de çarşamba günü yayımlanan açıklamasında, “Binbaşı Watson'ın kişisel açıklamalarının Bakanlığın görüşlerini veya politikalarını yansıtmadığını” vurguladı.

Son gözaltı, Watson'ın ilk kez 1 Temmuz'da ABD Kongre Binası'nın merdivenlerinde gözaltına alınmasından haftalar sonra geldi. Watson, o tarihte yaptığı konuşmada Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu. Bu olay, görevdeki bir askerin başkana karşı bu denli net ve kamuya açık bir şekilde muhalefet ettiği nadir örneklerden biri oldu.