Husiler, "Mevlid Kandili" bahanesiyle esnaftan haraç alıyor

Sana'da aktarlar çarşısı (EPA)
Sana'da aktarlar çarşısı (EPA)
TT

Husiler, "Mevlid Kandili" bahanesiyle esnaftan haraç alıyor

Sana'da aktarlar çarşısı (EPA)
Sana'da aktarlar çarşısı (EPA)

Yemen’deki Husi milisleri, Sana'da ve işgal altındaki diğer bölgelerde, tüccarlar ve iş insanları üzerindeki maddi baskılarını artırarak ve halkı, Hz. Peygamber'in varisi olduğu iddiasıyla Abdulmelik el-Husi’yi ve grubu yüceltmek için kutlamalar düzenlemeye zorlayarak “Mevlid Kandili”ni karşıladı.  
Sana'daki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, grubun zorunlu para toplama kampanyasıyla, liderleri tarafından düzenlenen kutlamalara harcamak ve dini kutlamalar bahanesiyle savaşlarını finanse etmek için bir hafta içinde 300 milyon riyal (yaklaşık 500 bin dolar) topladığını belirtti. 
Yemenliler, yüzyıllardır siyasetten uzak manevi bir atmosferde camilerde zikir ve sohbet meclisleri kurarak bu manevi günü kutlamaya alışmışlardı. Ancak darbeci grubun hükümeti devirmesinden bu yana Husi milisleri, dini olayları para ve savaşçı toplama aracına dönüştürmekle birlikte, Yemen toplumunun kültürüne yabancı olan tüm İran ritüellerini de topluma yerleştirmeye çalışıyor.
Söz konusu kaynaklar, milislerin şirket, kurum, okul, hastane, restoran ve banka sahiplerine, grubu yücelten pankartlar asmaları, dükkan ve evlerin önündeki sokakları yeşil kumaşlar ve yeşil ışıklarla süslemesi için baskı yaptığını belirtti. 
Ayrıca kaynaklar, Husi grubunun şirketlere, mağazalara, bankalara, hastanelere, döviz bürolarına, özel okullara, devlet kurumlarına ve halka açık parklara kutlamalara uymalarını gerektiren katı yönergelerin olduğu emirler dağıttığını ve bunları uygulamayan herkesi ceza ve para cezalarıyla tehdit ettiğini ifade etti.
Grup, başkentin duvarlarının çoğunu ve kamu ve özel kurumlarını yeşile boyarken, Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, dün milislerin kontrolündeki alanlarda kutlama ve toplanmanın önemini vurgulayan bir vaazla göründü.
Şarku’l Avsat’a konuşan bazı vatandaşlar ve tüccarlar, milislerin vergiler, zekat, ‘savaş çabası’ olarak niteledikleri eylemi desteklemek ve “Mevlid Kandili” kutlamaları dahil olmak üzere kendilerinden zorla para topladıklarını ve bunun bir sonucu olarak Husilerin büyük mali kayıplara neden olduklarını belirtti.
Kendilerinin ve milyonlarca vatandaşın şiddetli yoksulluktan muzdarip olduğunu vurgulayan kaynaklar, Husi baskı mekanizmasının her türlü araç sahiplerini silah zoruyla ve gözdağı vererek araçlarını yeşile ve beyaza boyamaya zorlama noktasına geldiğine dikkati çektiler. Ayrıca grubun, bu olayı kullanma ve ondan kar sağlama amacıyla, vatandaşların araçlarını süslemesi için çok sayıda takipçisini istihdam ettiğini ve tek bir arabayı yeşil ve beyaz boyayla süslemenin 10 dolara mal olduğunu belirttiler.
Sana'da bir taksi şoförü olan ve sadece ismini açıklayan Ammar, Sana sokaklarına yayılan Husi kontrol noktalarında her gün maruz kaldığı baskılardan şikayet ederken, grup üyeleri tarafından arabasını yeşile boyamadığı için kötü muameleye maruz kaldığından bahsetti.
Taksi şoförü Ammar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Aylar önce Sana'daki özel bir şirketteki işimden, gelirlerdeki düşüş ve buna yönelik devam eden keyfi Husi politikaları nedeniyle kovuldum. Çocuklarımın geçimini sağlamak için taksi şoförlüğüne başladım. Bugün, tüm bunlara rağmen sırf politik olarak istismar edebilecekleri bir faaliyet nedeniyle arabamı boyamamı ve süslemek için ürün satın almamı istiyorlar.”
Grubun liderleri, "Mevlid Kandili’ni kutlamak için hazırlıklar" olarak nitelendirdikleri durumu görüşmek üzere bu ayın başlarında Sana'da bir toplantı düzenlediler. Sana'daki gruba yakın kaynaklar Husilerin, görevi vergi ücretlerini toplamak olan “mali tahsilat” komiteleri oluşturmanın yanı sıra, etkinliğe hazırlanmak ve kutlamalar için başkent, valilikler, müdürlükler ve ofis düzeylerinde merkezi, denetleme ve yan komiteler oluşturduklarını kaydetti.
Kaynaklar, grubun bu yılki kutlamaları için kontrolündeki  şehirlerde, ilçelerde, köylerde ve kamu ve özel kuruluşlarda yaklaşık 10 bin kutlama etkinliği kurulması için 55 milyar riyallik bir mali bütçe (dolar yaklaşık 600 riyal) ayırdığını belirtti. Kaynaklara göre, grubun Yemen toplumunu etkisi altına almak ve kendi tarafına çekmek için yürüttüğü bu faaliyetler arasında halka açık etkinlikler, konferanslar, seminerler, şiir akşamları, festivaller, toplantılar, atölyeler ve diğer etkinlikler yer alıyor.
Bunun yanı sıra kaynaklar, Husilerin düzenlediği toplantıda, Husilerin kontrolündeki başkentte kadınları ve genç kızları hedef alan 600'den fazla çeşitli aktivitenin düzenlenmesinin yanı sıra, yaklaşık 400 aktivite yoluyla okul öğrencilerini Husi fikirlerini benimsemeye ve ardından onları savaş cephelerine katılmaları için harekete geçirmeye teşvik etmeye karar verdiklerini belirtti.
İran destekli milisler geçtiğimiz günlerde vatandaşlara, şirketlere ve çeşitli dükkan sahiplerine savaş çabalarını desteklemek ve Mevlid Kandili’ni kutlamak için yardım ve destek adı altında ağır vergiler uyguladılar.
Grup, yeni mali harçların ödenmesini talep etmek için yaklaşık bir hafta önce başkentin farklı bölgelerindeki bir dizi market, mağaza ve sokak satıcısını etkileyen bir saha soruşturması yaptı. Daha önce yerel kaynaklar, Husi milislerinin kampanyaları aracılığıyla başkent içinde hedeflenen bölgelerdeki her bir ticari mağazayı, satışlarına bağlı olarak 5 bin riyalden 50 bin riyale kadar ödeme yapmaya zorladıklarını bildirdi.
Kaynakların doğruladığı bilgiye göre Husi milisleri, kampanyanın ilk üç günü boyunca emirlerine uymayı reddeden ve kendilerine dayatılan ücreti ödemeyen bir dizi satıcı ve tüccarı tutukladı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.