Sudanlılar terör kıskacında geçen 27 yılın ardından yeni bir dönem bekliyorlar

Sudan Maliye Bakanı Hibe Muhammed Ali dün, ülkenin isminin Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının faydalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. (AP)
Sudan Maliye Bakanı Hibe Muhammed Ali dün, ülkenin isminin Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının faydalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. (AP)
TT

Sudanlılar terör kıskacında geçen 27 yılın ardından yeni bir dönem bekliyorlar

Sudan Maliye Bakanı Hibe Muhammed Ali dün, ülkenin isminin Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının faydalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. (AP)
Sudan Maliye Bakanı Hibe Muhammed Ali dün, ülkenin isminin Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkarılmasının faydalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. (AP)

Sudanlı yetkililer, ABD’nin Sudan’ı Terörü Destekleyen Ülkeler listesine aldığı 27 yılın ardından yeni bir aşama beklentisi içindeler. ABD Başkanı Donald Trump Sudan’ı terörizmi destekleyen ülkelerden çıkaracağını açıklaması, konuya dair alınacak resmi karara kadarki ilk adımdı. Yapılan açıklamalar kararın İsrail ile ilişkileri normalleştirme dosyasıyla bağlantılı olmadığı yönünde.
ABD Başkanı Donald Trump önceki gün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Sudan'ın ABD'li terör kurbanlarına ve ailelerine 335 milyon dolar tazminat ödemesi halinde ülkeyi "Terörü Destekleyen Ülkeler" listesinden çıkaracağını vurguladı.
Sudanlılar ABD’nin kararını kutlarken, Sudan Dışişleri Bakanı Ömer İsmail Kameruddin, prosedürleri tamamlamak ve uluslararası topluma dönmek için geri kalan adımları hızlandırmaya devam edeceklerini bildirdi. Kameruddin dün başkent Hartum’da düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada yasal açıdan ABD Başkanı’nın Kongre'ye başvurmadan Sudan'ı listeden çıkarma hakkına sahip olduğunu belirterek meselelerin diğer yasalarla bağlantılı olması sebebiyle Sudan'ın terörle ilgili davalarda sorumlu tutulmayacağını vurguladı. Mağdur ailelerinin Sudan hükümetine yeni davalar açmamaları için avukatlardan yasal taahhütler alma aşamasına henüz geçmediklerine dikkat çeken Kameruddin, ülkesinin gelecekte zarar görmemesi adına çalıştıklarını söyledi.
Maliye Bakanı Hibe Muhammed Ali, kararın Sudan ekonomisinde köklü bir değişiklik yapacağını ve vatandaşın karşı karşıya olduğu krizlerin ortadan kalkacağını belirttiği açıklamasında bunun gelecekte tüm ülkelerle normal ilişkiler kurulmasının kapılarını açacağını kaydetti. Döviz kurunun bir önce ayarlanması gerektiğinin altını çizen Bakan, bunun gerçekleşmesi halinde bankacılık sistemi dışındaki finansal transferlerin durumdan etkilenmeyeceğini bildirdi. ABD’nin kararı açıklamasından bu yana Sudan para birimi değer kazanırken dış pazarda yabancı para birimlerinde karışıklık yaşandı. Alım satım işlemleri tamamen durdu.
Ali, Sudan'ın dış borçlardan muaf tutulmasının ve programlama ve yeni kaynaklar elde etmesine izin veren yoksul ülkeler mekanizması aracılığıyla yardımlardan yararlanmasının yanı sıra ABD ve diğer ülkelerden alınacak mali, ayni ve teknik yardım paketlerini açıkladı.
Sudan Merkez Bankası Başkanı Muhammed el-Fatih Zeyn el-Abidin, ülkesinin Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) sonuçları Sudan için önemli olacak bir izleme programına tabi olduğunu bildirdi. Sudan’ın Ağır Borç Yükü Altındaki Yoksul Ülkeler (HIPC) girişimine katılmayı hak ettiğini ve bunun ülkeyi Terörü Destekleyen Ülkeler listesinden çıkarmak başarısı için bir ön şart olduğunu vurguladığı açıklamasında kararın, üretken sektörleri eski haline getirerek ekonomideki yapısal dengesizliği gidermeye yardımcı olan önemli bir başlangıç olduğunu kaydetti.
Zeyn el-Abidin açıklamasında, “Sudan'ın uzun süredir yoksun kaldığı uluslararası ajans ağını yeniden kurmak için uluslararası ve bölgesel gereklilikleri yerine getirecek stratejiler geliştirmeye çalışacağız” ifadesini kullandığı açıklamasında Merkez Bankası’nın döviz kurunun istikrarını sağlamak ve bankacılık sistemi üzerinden havale gerçekleştirmek için sıkı politikalar benimseyeceğine dikkat çekti. Yetkili, finans ve bankacılık transferlerini organize etmek için Sudanlı bankaların yurt dışındaki ajanslarla temaslarını yürütmeye önümüzdeki hafta başlayacaklarını açıkladı.
Sudan Başbakanı’nın Ekonomi Danışmanı Adem Hereika, hükümetin, Sudan'ın terörizm listesinden çıkarılmasının resmi açıklamasının ardından ekonomi için yeni politikalar belirleyeceğini ve ülkeyi farklı bir şekilde yöneteceğini söyledi. Hereika açıklamasında bundan böyle ülkeyi etkileyen ekonomik krizden çıkmak için orta ve uzun vadeli planlar geliştirebileceklerinin altını çizdi.
Sudan,  1993 yılında terörizme destekleyen devletler listesine dahil edilirken 1997'de de terörist gruplarla bağlantıları ve El Kaide lideri Usame bin Ladin'i barındırdığı için ekonomik yaptırımlara maruz kaldı. Sudan'daki geçiş hükümeti, ABD yönetimi ve USS Cole kurbanlarının aileleriyle sürdürülen uzun diyalogun ardından anlaşmaya vararak adının terörizm listesinden çıkarılması kararının  önünü açtı.



UNIFIL, Lübnan'ın güneyinde meydana gelen füze patlaması sonucu bir askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu

UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)
UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)
TT

UNIFIL, Lübnan'ın güneyinde meydana gelen füze patlaması sonucu bir askerinin hayatını kaybettiğini duyurdu

UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)
UNIFIL araçları, Lübnan'ın güneyindeki Nakura bölgesinde bir Lübnan ordusu mevzisinin önünden geçiyor (AFP)

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), yaptığı açıklamada, güney Lübnan'daki mevzilerinde füze patlaması sonucu bir askerinin öldüğünü ve füzenin kaynağının henüz bilinmediğini belirtti.

Güç, dün yaptığı açıklamada, «Dün gece, İsrail ile sınırda bulunan ve yaklaşık bir aydır Lübnan’da Hizbullah ile kanlı bir savaş yürüten Adşit el-Kusayr bölgesi yakınlarındaki UNIFIL üssünde bir mühimmatın patlaması sonucu bir barış gücü askeri trajik şekilde hayatını kaybetti, bir diğer asker ise ağır yaralandı» ifadelerini kullandı.

UNIFIL, “Şu ana kadar merminin kaynağını bilmiyoruz. Olayın ayrıntılarını belirlemek için soruşturma başlattık” açıklamasında bulundu.


Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.