Kovid-19 kaynaklı ölü sayısının çeyrek milyonu aşması Avrupa’yı ‘kritik bir aşamaya’ sürüklüyor

Dünya çapında oksijen malzemelerine duyulan ihtiyaç 13 kat arttı

Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)
Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)
TT

Kovid-19 kaynaklı ölü sayısının çeyrek milyonu aşması Avrupa’yı ‘kritik bir aşamaya’ sürüklüyor

Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)
Avrupa ülkelerindeki test merkezleri salgının ikinci dalgası yüzünden gittikçe artan bir baskı ile karşı karşıya (DPA)

İstatistiklere göre Avrupa, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı ölü sayısının 250 bini geçmesiyle dünya sıralamasında Latin Amerika’dan sonra ikinci sıraya yerleşti. Aynı zamanda Avrupa’da son iki haftadır günlük vaka sayılarında rekor sayılar kaydediliyor. Avrupa’da perşembe günü 200 bin yeni vaka tespit edildi. Kıtanın güneyindeki birkaç ülke günlük en yüksek vaka sayılarını kaydettiklerini açıkladı.
Reuters haber ajansının sayımına göre Avrupa, dünya çapında toplam ölü sayısının yaklaşık yüzde 19’unu oluştururken, vaka sayısının da yüzde 22’sini oluşturuyor. Kıtada şu ana kadar ölenlerin neredeyse üçte ikisi İngiltere, İtalya, Fransa, Rusya, Belçika ve İspanya’da kaydedilirken toplam vaka sayısı da 8 milyona ulaştı. İngiltere yaklaşık 45 bin ölü ile ölü sayısı açısından ilk sırada bulunuyor. Bunu sırayla İtalya, İspanya, Fransa ve Rusya takip ediyor.
İngiltere Başbakanı Boris Johnson yaptığı bir açıklamada ülkesinin sadece bir aşıya bel bağlayamayacağını bu yüzden salgının yayılmasını yavaşlatmak için daha fazla önlem alınması gerektiğini söyledi. Reuters haber ajansının verileri dünya çapında 42,12 milyondan fazla insanın Kovid-19’a yakalandığını ortaya koydu.
Avrupa hükümetleri, salgının ilk dalgasındaki vaka ve ölü sayılarını aşan ikinci dalganın gittikçe artan baskısı karşısında mümkün olan her tedbiri alarak ayakta durmaya çalışırken Dünya Sağlık Örgütü (WHO), uyarı çanlarını çalarak tavsiyelerini artırmaya başladı. WHO, ülkelerin yönetimlerine daha fazla kurban verilmesini, okulların kapatılmasını ve sağlık sistemlerinin bir kez daha çökmenin eşiğine getirilmesini engellemek için gerekli tüm önlemleri vakit kaybetmeden almaları çağrısında bulundu.

Oksijen talebi
WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus “Kovid-19 salgını, özellikle Avrupa ve Batı Yarımküre’de oldukça kritik bir aşamaya ulaştı. Önümüzdeki birkaç ay özellikle de epidemiyolojik açıdan oldukça tehlikeli bir yola giren ülkeler için oldukça zorlu geçecek” dedi.

Tedros salgını kontrol altına almayı başaran ülkelere, düşük yayılma oranlarını ve salgını kontrol altında tutmaya devam etmek, kısıtlama çabalarını artırmak, yeni salgın noktalarını sınırlayıp karantina altına almak üzere çabalarını iki katına çıkarmaları çağrısında bulundu. Ayrıca, bugün salgının şiddetli bir dönüşü ile karşı karşıya olan ülkelere, epidemiyolojik durumun üstesinden gelebilecek önlemler alma konusunda zaman kaybetmemeleri ve mümkün olan her yoldan kısıtlayıcı önlemleri hızlandırmaları çağrısında bulundu.
Uluslararası örgütün genel direktörü ülke liderlerine yönelerek vatandaşlara epidemiyolojik durum hakkında açık olma, bununla mücadele etmek için açık tavsiyelerde bulunma ve insanların bunlara herhangi bir sorun veya engel olmaksızın uymasına ve uygulamasına olanak tanıyan koşullar ve araçlar sağlama çağrısında bulundu. Tedros “En kötü tedbirler o veya bu sebepten ötürü uygulanmayanlardır” dedi.
WHO dün bazı yoksul ülkelerin oksijen stoklarının tükenmenin eşiğine geldiğini belirterek tüm hükümetler, ortaklar ve özel sektörle birlikte oksijen malzemelerini artırmaya çalışacaklarına dair taahhütte bulundu. WHO daha önce yaptığı açıklamalarda Kovid-19’a yakalanan hastalar arasında hayat kurtarmaya yardımcı olan en önemli malzemenin oksijen tüpleri olduğunu vurgulamıştı.
WHO uzmanları dünya çapında yeni vaka sayılarının günlük ortalamasının 400 bini aştığını, oksijen talebinin 13 katına çıktığını ve bazı yoksul ülkelerin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 5 ila 20’sini karşılayabildiğini belirtti.
Dünya çapında salgının tekrar merkez üssü olan Avrupa’da virüsün yayılma oranının hızlı ve yoğun bir şekilde artmasının ardından Avrupa hükümetlerinin hepsi salgını kontrol altına alma ve ikinci dalgayla mücadele etme kapsamında aldıkları önlemlerin sağlık salgınından ekonomik bir salgına neden olmaması için çaba harcıyor. Zira böyle bir şeyin etkilerinin oldukça yıkıcı olacağı herkes tarafından biliniyor. Avrupa hükümetlerinin haftalardır aldıkları tedbirler, tecrit olarak adlandırmadan tecrit kararları gibi görünürken, tam bir tecrit kararına ve ekonominin felç edilmesine karşı çıkanlar bir kez daha çalışma hakkının sağlık hakkı gibi anayasal bir hak olduğunu savunuyor. Aynı zamanda sokağa çıkma yasağı getiren ve kafeler ile restoranları kapatan birçok Avrupa şehrinde ve başkentinde haftalardır yaşanan protestolar gibi tecrit önlemlerine isyan edeceklerini söyleyerek tehditlerde bulunuyorlar.

Ekonomik etki
Virüs, sağlık ve özgürlük arasında bir hakem olarak dururken, Avrupa’yı koruyucu önlemler ya da ekonomik çöküş arasında bir ayrıma zorluyor. İspanya’da bazı bölgesel yönetimler merkezi hükümetin ülke genelinde olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesini istiyor. Zira İspanya’da vaka sayıları resmi kaynaklara göre 1 milyonu aşarken Roma’da bulunan Başbakan Pedro Sanchez’in sözlerine göre gerçek vaka sayısı 3 milyonu aştı. Hala kısmi sokağa çıkma yasağına tabi olan İspanya’nın başkentinde 3 ay önce başlayan yeni dalgada bu hafta yeni vaka sayıları rekor bir seviyeye ulaştı. Aynı şekilde Katalonya bölgesi de dün yeni bir rekor kırarak salgının başlangıcından bu yana günlük vaka sayısının ilk kez 6 bini aştığını açıkladı.
İki haftadır vaka sayısı hızla yükselen İtalya’da, Başbakan Giuseppe Conte dün yaptığı açıklamada, okullar ve temel hizmetler alanında çalışanlar istisna olmak kaydıyla “tam bir sokağa çıkma” yasağının getirilebileceğine işaret ederek yeni bir tedbir paketi açıklamaya hazırlandıklarını belirtti.
Conte şu ana dek ismen tam bir sokağa çıkma yasağından söz etmeyi reddetse de  tüm bölgelerde, özellikle de kuzey Lombardiya ve güney Campania’da son zamanlarda görülen vaka sayıları, hastaneler üzerinde gittikçe artan baskı, yoğun bakımda tedavi görmesi gereken vaka sayılarında ve hayatını kaybeden kişilerin sayısındaki artış ve bilim camiasından gelen çağrılar Conte’yi hükümetin bütün üyeleri tarafından desteklenmeyen tutumunu tekrar gözden geçirmeye zorladı.
Günlük vaka sayısı 40 bini aşan Fransa’dan Belçika, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’ne kadar Avrupa ülkelerinin birçoğunda üst üste üç hafta günlük vaka sayılarında rekor sayılar kaydedildi. Diğer taraftan Çek Cumhuriyeti Başbakanı, restoranlardan birinde akşam yemeği yerken görüntülenen Sağlık Bakanı’nın kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle istifa etmesini istedi. Nitekim hükümet, restoranların sadece evlere sipariş götürmesine izin veriyor.
Vaka ve ölü sayıları açısından dünya çapında hala ilk sırada olan ABD’de Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı Dr. Anthony Fauci, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisine yönelttiği eleştirilere cevap vererek “Bu tür yorumları dikkate almıyorum; Bu sadece bir patırtı. Kendimi görevlerime ve işime adadım” dedi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.