İran'daki koronavirüs salgınında rekor artışlar yaşanıyor

İranlı bir sağlık yetkilisi ölü sayısının resmi verilerin 3-4 kat üzerinde olduğunu bildirdi.

Tahran’daki bir anaokulunda maske takan çocuklar. (TASNIM)
Tahran’daki bir anaokulunda maske takan çocuklar. (TASNIM)
TT

İran'daki koronavirüs salgınında rekor artışlar yaşanıyor

Tahran’daki bir anaokulunda maske takan çocuklar. (TASNIM)
Tahran’daki bir anaokulunda maske takan çocuklar. (TASNIM)

İran’da son 72 saat içinde Kovid-19 salgınında 6 binden fazla vaka ile yeni bir artıa tanık oldu. Günlük en yüksek vaka rekoru kırıldı. 27 eyalette “kırmızı durum” devam ederken yetkililer salgının yukarı yönlü bir seyir takip etmesi nedeniyle bugünden geçerli olmak üzere durumun kritik olduğu 43 ilçede yeni kısıtlamalar getirileceğini duyurdular.
Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Sima Sadat Lari düzenlediği basın toplantısında, ilk kez cuma günü 6 bin 134 yeni vaka ile 6 bin barajının aşılmasından sonra teşhis edilen 6 bin 191 yeni bulaşın yeni bir rekora işaret ettiğini, toplam vaka sayısını 568 bin 896’ya yükseldiğini bildirdi.
 Bir günde kaydedilen 296 ölüm vakasıyla günlük vefat 300’e yaklaşırken yaşamını yitirenlerin sayısı da toplam 32 bin 616’ya yükseldi. Bu veriler İran’ı Ortadoğu bölgesinde koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülke haline getiriyor.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2 bin 41 kişi tedavi görmek üzere hastanelere başvururken yoğun bakım ünitelerindeki kritik vaka sayısı 4 bin 969’a ulaştı. Yine İran Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre şu ana kadar toplam 4 milyon 719 bin test yapıldı. 455 bin kişi virüsü yenerek sağlığına kavuştu.
Ülkedeki 31 eyaletin 27’si halen kırmızı kategoride yer alıyor. Başkent Tahran durumu ciddi olan şehirler listesinin başında yer almayı sürdürüyor. Kırmızı kategoriyi kuzeydeki 4 eyaleti kapsayan “turuncu alarm durumu” takip ediyor. Sarı ve beyaz kategoride ise herhangi bir şehir bulunmuyor.
ISNA ajansı, Sağlık Bakanlığı sözcüsü Lari’nin ülke genelindeki 43 ilçenin salgın sebebiyle kriz durumunda bulunduğu ifadelerine yer verdi. Sözcü, çalışma kategorilerinin 4 gruba ayrıldığına, pazartesi gününden itibaren kısıtlamaların sıkılaştırılacağına ve ikinci, üçüncü ve dördüncü gruplara bir hafta süreyle karantina tedbirleri uygulanmaya başlanacağına dikkat çekti. Hükümetten yapılan açıklamalar söz konusu talimatlara uyulmaması halinde yüksek para cezaları kesileceği ve uzun süreli kapatma tedbirlerinin uygulanacağı yönünde.
Sosyal medya, Sağlık Bakanı Said Nemeki’nin Koronavirüsle Mücadele Ulusal Kurulu’nun ibadethanelerin kapatılması konusunda henüz bir karar almadığı, Sağlık Bakanlığı uzmanlarının buralarda daha iyi sağlık protokollerinin uygulanmasına yönelik çalışmalar yürüttüğü ifadelerine yer verdi.
İran Sağlık Bakan Yardımcısı Kasım Can Babai ise artık ülkedeki asıl endişenin salgın semptomları göstermeyen veya hafif semptom gösterenler olduğunu kaydetti. Babai, bu durumda olanların test yaptırmaları için sağlık merkezlerine gitmelerini istedi.
Mehr ajansı, Sağlık Sistemi Kurumu Yüksek Kurulu Üyesi Hüseyin Kışlaki’nin İran’daki koronavirüs vakalarının sayısının Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan resmi verilerin 3 ila 4 kat üzerinde olduğu yönündeki açıklamasına yer verdi. Resmi istatistiklerin güvenilirliğini sorgulamak için sağlık personelinin saha raporlarına işaret eden Kışlaki, açıklananın diğer ülkelerin verilerinden “daha az göründüğüne” dikkat çekti. Kışlaki ayrıca sağlık kadroları tarafından koronavirüs nedeniyle öldüğü teyit edilmesine rağmen bazı vefatların Kovid-19 olarak kayıt altına alınmadığını vurguladı.
Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Mesud Merdani geçen hafta gerçek ölü sayısının resmi istatistiklerde belirtilen rakamların iki buçuk katı olduğunu söyledi. Sağlık Bakan Yardımcısı İrec Herirçi de daha önce yaptığı bir açıklamada gerçek ölü sayısının resmi istatistiklerin 2,5 katı olduğunu bildirmişti.
ILNA ajansı bundan yaklaşık 10 gün önce, İran Meclisi’ndeki Sağlık Komisyon Üyesi Muhammed Ali Muhsini Bendebi’nin, “Ölüm istatistiklerinin, koronavirüs enfeksiyonu sebebiyle evlerinde yaşamını yitirenleri kapsamadığı” açıklamasını aktarmıştı. Bendebi açıklamasında ayrıca, “Sağlık Bakanlığı vaka sayılarında hastanelere kabul edilen ve test sonucu pozitif çıkan veya hastanelerde ölenleri istatistiklere dahil ediyor” ifadelerini aktardı.
Sağlık Bakanı Said Nemeki geçen çarşamba günü resmi verilerle ilgili şüphe uyandıran bazı mercileri eleştirerek ülkesindeki istatistiklerin “dünyanın en şeffaf” ve “en savunulabilir” veriler olduğunu ileri sürmüştü.
ILNA ajansı, İran Meclisi Eğitim ve Araştırma Komisyonu Başkan Yardımcısı Muhammed Vahidi’nin “3,5 milyon öğrencinin internet üzerinden başlatılan eğitim programına erişemediğini ve bu öğrencilerin yaşadıkları bölgelerde internet imkanı bulunmadığı” açıklamasına yer verdi.



ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters

 


Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
TT

Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)

Wall Street Journal'ın (WSJ) bugün yayımladığı özel habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) birlikte çalıştığı savunma şirketlerine yönelik baskısını artırdı.

Bu endüstrideki şirketlere önceki günlerde gönderilen mesajda, kontratlarındaki hükümleri yerine getirip getirmediklerinin dikkatli bir şekilde inceleneceği ve detaylı performans değerlendirmelerinin yapılacağı bildirildi. 

Donald Trump ocak ayında yayımladığı başkanlık emrinde, beklenenden daha düşük performans sergileyen savunma şirketlerinin kontratlarını iptal edebileceği tehdidini savurmuştu. 

Pentagon'un belirleyeceği şirketlere üretimdeki gecikmelere dair düzeltme planlarını göndermek için 15 gün tanınacağı da başkanlık emrinde belirtilmişti. 

Silah alımından sorumlu Pentagon müsteşarı Michael Duffey'nin 6 Şubat'ta gönderdiği e-postada şu ifadeler kullanıldı:

Bu başkanlık emri gereğince şirket performansını değerlendirmeye yönelik ilk incelemeleri tamamladık ve uyumsuzluk belirlemeleri yapacağımız kapsamlı soruşturma dönemine giriyoruz. Önümüzdeki karar döneminde belirlenen şirketlerle düzeltme planlarını başlatmak için temasa geçeceğiz.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell da The Hill'e yaptığı açıklamada bu şirketlerin üretim kapasitelerine yatırım yapıp yapmadıklarının denetlendiğini duyurdu. Trump yönetiminin bu hamlesi sonrasında şirketlerin performanslarını geliştirmeye başladığını öne sürdü. 

WSJ, savunma şirketlerinin Pentagon'un silah üretimini hızlandırma talebiyle, yatırımcıların temettü beklentisini aynı anda karşılamaya çalıştığını vurguladı.

Independent Türkçe, WSJ, The Hill


Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
TT

Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)

Japonya'da düzenlenen erken genel seçimde Başbakan Takaiçi Sanae'nin zafer elde etmesi Çin'le ilişkilerde gerginliği artırabilir. 

Sanae liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP), 8 Ocak'ta düzenlen seçimde Parlamento'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'ndeki 465 sandalyeden 352'sini kazanarak büyük bir başarıya imza attı.

Seçim öncesi 198 olan sandalye sayısını ciddi oranda artıran iktidar partisi, "nitelikli çoğunluk" kabul edilen 310 sandalye eşiğini de aşmış oldu. LDP, böylelikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Parlamento'da bu oranda bir temsil gücüne ulaşan ilk siyasi parti unvanını elde etti. 

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim zaferini kutladığı Takaiçi'nin, özellikle Tayvan meselesi nedeniyle Çin'le yaşanan gerginliği tırmandırmasından endişeleniliyor. 

Tayvan'ın fiili Japonya Büyükelçisi Lee Yi-yang, Facebook'taki paylaşımında Takaiçi'yi tebrik ederek, zaferinin Japonya'nın Çin'in "tehdit ve baskılarından" korkmadığını gösterdiğini savundu.

Japonya merkezli düşünce kuruluşu Sasakawa Barış Vakfı'ndan Shingo Yamagami de X'teki paylaşımında seçimin "gizli gündeminin" Çin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

Saldırgan eylemler ve ekonomik baskı karşısında Japonya boyun mu eğmeli yoksa dik mi durmalı? Japon halkı açıkça ikincisini seçti.

Reuters'ın analizinde, Japonya'nın ilk kadın başbakanının savunma harcamalarını daha da artırabileceğine dikkat çekiliyor. Takaiçi, bu harcamaları hızlandırıp mart sonuna kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2'sine çıkarmayı düşünüyor. 

Tokyo yönetimi, muhtemelen yıl sonuna kadar askeri harcamaları daha da artıracak yeni bir ulusal güvenlik stratejisi oluşturmayı hedefliyor. Böylelikle sözkonusu harcamalar GSYH'nin yüzde 3'üne ulaşabilir. 

Analizde, Takaiçi hükümetinin Anayasa'da değişikliğe giderek Japon Öz Savunma Kuvvetleri'ni resmi ordu olarak kabul edebileceğine de dikkat çekiliyor. Japonya Anayasası'nın 9. maddesi gereğince ülke hukuki olarak resmi bir silahlı kuvvetlere sahip değil. 

Takaiçi, ülkesinin II. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetinin ardından ABD'nin kontrolü altında hazırlanan maddeyle ilgili değişikliğe gitmesi halinde, Parlamento'nun üst kanadı Senato'nun üçte ikisinin oyunu ve referandumla halkın onayını alması gerekiyor. LDP, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde tutsa da Senato'da durum böyle değil. 

Tokyo-Pekin çekişmesi

Pekin ve Tokyo'yu karşı karşıya getiren gerginlik, Takaiçi'nin Parlamento'da 7 Kasım'da düzenlenen oturumda yaptığı açıklamayla patlak vermişti. 

Takaiçi, Tayvan Boğazı'na yönelik muhtemel müdahaleyi "ülkesini tehdit eden bir hareket" olarak göreceğini, böyle bir durumda askeri güç kullanılabileceğini belirtmişti. Böylelikle ilk kez bir Japon başbakanı, Tayvan'ın işgali halinde ülkenin askeri müdahalede bulunacağını açıkça söylemişti. 

Pekin yönetimiyse Takaiçi'den sözlerini geri almasını istemiş, başbakan bunu reddedince Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Kenji Kanasugi'yi çağırarak Tokyo'ya protesto notası vermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, Takaiçi'ye tekrar sözlerini geri alması çağrısı yaptı. 

Açıklamada, Japonya'yı "militarizmin hatalarını tekrarlamak yerine barışçıl kalkınma yolunu izlemeye çağırıyoruz" dendi.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times