İzmir'de 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)
İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)
TT

İzmir'de 6.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)
İzmir'deki kurtarma çalışmaları esnasında (AFP)

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yapılan açıklamada, İzmir depreminde 64 vatandaşın hayatını kaybettiği, 946 vatandaşın yaralandığı belirtilirken, 220 kişinin tedavisinin devam ettiği bilgisi verildi.
AFAD depreme ilişkin son bilgileri paylaştı. Yapılan açıklamaya göre bölgede devam eden müdahale ve iyileştirme çalışmaları için AFAD, JAK, STK'lar ve belediyelerden toplamda 6 bin 478 personel, 21 arama kurtarma köpeği ile bin 46 araç görevlendirildi. Ege Bölgesi genelinde hissedilen deprem sonrasında İzmir başta olmak depremden etkilenen tüm illerde alan tarama çalışmaları devam ediyor. Jandarma, Emniyet ve TSK tarafından JİKU, helikopter ve İHA desteğiyle havadan tarama ve görüntü aktarma çalışmaları yürütülüyor.
Deprem sonrasında tüm bakanlık ve İl Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezleri teyakkuza geçirildi. 41 AFAD İl/Birlik Müdürlüğünden arama kurtarma personeli bölgeye sevk edildi. Genelkurmay Başkanlığına ait 7 adet kargo uçağı ile personel ve araçların sevkiyatı 19 sorti ile gerçekleştirildi. JAK ve sivil toplum kuruluşlarının arama kurtarma ekipleri bölgeye sevk edildi. Sahil Güvenlik Komutanlığı, yürütülen arama kurtarma çalışmalarına 186 personel, 15 sahil güvenlik botu, 3 helikopter ve 1 dalış timi ile katılıyor. Sahil Güvenlik Komutanlığından alınan bilgiye göre meydana gelen deprem sonrası 19 tekne battı, 23 tekne ve 1 kara aracı Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarıldı, 43 tekne karaya oturdu. Sahil Güvenlik Komutanlığınca kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Bölgede barınma ve beslenme ihtiyaçları karşılanıyor
Acil barınma ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla bölgeye AFAD tarafından bin 244 çadır, 100 genel maksat çadırı, 5 bin 232 battaniye, 4 bin 88 yatak, 3 bin 100 uyku seti, 4 duş-wc konteyner; Türk Kızılay tarafından 2 bin 49 çadır, 51 genel maksat çadırı, 6 bin 888 yatak, 16 bin 50 battaniye ve 2 bin 657 mutfak seti sevk edildiği belirtildi. Ayrıca Kızılay tarafından 323 personel, 281 gönüllü, 40 araç, 60 bin 655 öğün kapasiteli mobil beslenme üniteleri ve 99 bin 364 malzeme (ikram ve içecek) bölgeye gönderildiğini aktarıldı.
Barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Bornova Jimnastik Spor Salonu ve Bornova Öğütcan Spor Salonu tahsis edildiği hatırlatılan açıklamada, “Toplam 288 yatak ve battaniye sevk edilmiş ve 288 vatandaşımızın ibate ihtiyaçları karşılanmaktadır. Aşık Veysel Rekreasyon Alanına 360 çadır kurulumu yapılmış olup ayrıca 2 bin 592 yatak ve 2 bin 572 battaniye sevk edilmiştir. Ege Üniversitesi kampüs alanına 120 çadır kurulumu yapılmış olup ayrıca 864 yatak, 800 battaniye ve bin 920 yastık-çarşaf seti sevk edilmiştir. İzmir Bornova Eskişehir Stadına 250 çadır, bin 8 yatak, bin battaniye ve 980 yastık-çarşaf seti sevk edilmiştir. İzmir Buca Hipodromu'na 100 çadır, bin 440 yatak, 2 bin 400 battaniye ve 960 yastık-çarşaf seti sevk edilmiştir” denildi.
Bölgede hasar tespit çalışmaları için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan 354 ve Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan 166 personel olmak üzere toplam 520 personel görevlendirildiği bildirilirken, psikososyal çalışma grubundan 167 personel 25 araç ile sahada çalışmalara katılım olduğu, 278 hanede 713 kişi ile görüşüldüğü kaydedildi. Ayrıca 2 mobil sosyal hizmet merkezi aracının bölgeye sevk edildiği aktarıldı.
Güvenlik ve trafik çalışma grubundan 260 çevik kuvvet, 32 trafik personeli olmak üzere 292 personel olay yerine yönlendirildiği aktarılırken, şu ifadelere yer verildi:
“Teknik destek ve ikmal kapsamında toplam 192 iş makinesi ve 224 personel görev yapmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bölgede yürütülen çalışmalara katılmak üzere 102 araç görevlendirilmiştir. Orman Bölge Müdürlüğü merkezinde 400 kişiye yemek servisi verilmektedir. UMKE ve 112 Acil Yardım ekiplerinden 234 araç ve 835 personel bölgede görevlendirilmiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre İzmir'de toplam 17 sahada enerji kesintisi bulunmakta olup kesintilerin giderilmesi için ekipler çalışmaktadır. Bölgeye toplam 35 mobil baz istasyonu sevk edilmiş olup, ihtiyaç duyulan 27 istasyonun kurulumu tamamlanmıştır. Sahil Güvenlik Komutanlığı'ndan alınan bilgiye göre meydana gelen deprem sonrası 19 tekne batmış, 23 tekne ve 1 kara aracı Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarılmış, 43 tekne karaya oturmuştur. Sahil Güvenlik Komutanlığınca kurtarma çalışmaları devam etmektedir.”

Deprem bölgesine toplam 24 milyon TL kaynak gönderildi
Ayrıca, çalışmalarda kullanılmak üzere AFAD Başkanlığı tarafından 13.000.000 TL, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 5.000.000 TL, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 6.000.000 TL'lik kaynak aktarıldığı bildirildi.
Türkiye Afet Müdahale Planı'na göre, arama-kurtarma, sağlık, destek çalışmalarının kesintisiz olarak yürütülmesi amacıyla, İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) koordinasyonunda, tüm çalışma grupları, 7 gün 24 saat çalışma esasına göre faaliyete geçirildiği bilgisi verildi.  

Ege'deki deprem Marmara bölgesinde de hissedildi
İzmir'de yaşanan deprem Çanakkale, Balıkesir, Bursa ve Yalova'da da hissedildi.
Seferhisar açıklarında 16 kilometre derinlikte yaşanan 6,6 büyüklüğündeki deprem Marmara bölgesindeki vatandaşları da sokağa döktü
Özellikle Çanakkale, Balıkesir, Bursa ve Yalova'da vatandaşlar deprem sonrası soluğu sokaklarda aldılar

Deprem sonrası İzmir'den görüntü (İHA)
Deprem Aydın ve Muğla'da da hissedildi

Ege'de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem, Aydın ve Muğla'da da hissedildi.
Depremden sonra vatandaşlar binalardan dışarı çıktı. Bazı binalarda çatlaklar olduğu belirtildi.

AFAD'dan yapılan açıklamada vatandaşlara şu uyarılarda bulunuldu:
"Afet bölgesindeki hasarlı yapılara kesinlikle girilmemesi gerekmektedir. Yollar acil yardım araçları için boş bırakılmalıdır. Depremden sonra evler terk edilirken, ortamda herhangi bir doğalgaz kokusu olmaması halinde doğalgaz ve su vanaları ile elektrik şalterleri kapatılmalıdır. Vatandaşlarımız, acil yardıma ihtiyaç duymadıkları sürece telefonlarını kullanmamalıdır. Yardıma ihtiyaç duyabilecek bebek, çocuk, yaşlı ve engellilere destek olunmalıdır. Gelişmeler ve bölgedeki deprem aktivitesi, İçişleri Bakanlığı AFAD tarafından 7/24 takip edilmektedir."

TBMM Başkanı Şentop: "(İzmir'deki deprem) "Devletimizin bütün birimleri müteyakkız haldedir ve meseleyi yakından takip etmektedir"
TBMM Başkanı Şentop, İzmir'de yaşanan depremle ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İzmir'de 6.6 büyüklüğünde bir deprem yaşandığını ve bazı binaların yıkıldığını üzüntüyle öğrendim. Devletimizin bütün birimleri müteyakkız haldedir ve meseleyi yakından takip etmektedir. İzmirli hemşehrilerimize geçmiş olsun temennilerimi iletiyorum" dedi.

Bakan Karaismailoğlu: "İzmir depremiyle ilgili ulaşım ve iletişimde sorun yok"
Bakan Karaismailoğlu, İzmir'deki depremle ilgili ulaşım ve iletişim açısından herhangi bir sorunun olmadığını belirterek, “İzmir'de üzücü bir olay meydana geldi ve onunla ilgili her türlü irtibatları sağladık. Gerekli bilgileri alıyoruz ve yakından takip ediyoruz. Ulaşım ve iletişim açısından herhangi bir sıkıntı yok. İnşallah en az hasarla atlatacağımız bir deprem olur. Biz bakanlığımız ve diğer bakanlıklar olarak konunun tamamen üzerindeyiz. Sürekli takip ve müdahale ediyoruz” diye konuştu.

Bakan Soylu'dan ilk açıklama
Bakan Soylu: "Şu ana kadar İzmir Bornova ve Bayraklı'da 6 bina yıkılma ihbarı geldi. Uşak, Denizli, Manisa, Balikesir, Aydın ve Muğla'da ufak çatlaklar dışında ve can kaybı ile ilgili herhangi bir ihbar gelmemiştir. Ekiplerimiz sahada tarama ve müdahalelerine devam etmektedir. Geçmiş olsun"

Bahçeli: Devlet-millet dayanışmasıyla zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyorum
MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Şiddetli depremden etkilenen İzmirli vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Yaralılarımıza şifa diliyorum. Devlet-millet dayanışmasıyla zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyorum. Niyazım odur ki, Allah milletimizi doğal afetlerden korusun, her türlü musibetten esirgesin" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından İzmir depremine ilişkin paylaşımda bulundu. Bahçeli şu ifadelere yer verdi:
"Merkez üssü İzmir Seferihisar açıkları olarak tespit edilen, Ege ve Marmara Bölgesi’nin geniş bir alanında hissedilen 6,6 şiddetindeki deprem milletimizi haklı olarak endişelendirmiştir. Bayraklı ve Bornova ilçelerimizde bazı binaların yıkıldığı da anlaşılmaktadır.
Deprem enkazı altında kalan vatandaşlarımızın yaralı olarak kurtarıldıkları yapılan açıklamalarla sabittir. Tesellimiz şu ana kadar can kaybına dair herhangi bir bilginin kamuoyuyla paylaşılmamasıdır. Dileğimiz hiçbir kardeşimizin hayatını kaybetmemesidir.
Şiddetli depremden etkilenen İzmirli vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Yaralılarımıza şifa diliyorum. Devlet-millet dayanışmasıyla zorlukların üstesinden gelineceğine inanıyorum. Niyazım odur ki, Allah milletimizi doğal afetlerden korusun, her türlü musibetten esirgesin."

'Devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla aziz milletimizin yanındadır'
İletişim Başkanı Fahretin Altun Twitter'dan yaptığı açıklamada "İzmir'de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Hasar tespit çalışmaları ve yıkılan binaların enkaz kaldırma işlemleri hızla başlamıştır. Devletimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla aziz milletimizin yanındadır." ifadelerini kıllandı.

Erdoğan İzmir Belediye Başkanı Soyer ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir’de meydana gelen depremle ilgili, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, İzmir halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek, deprem ve arama kurtarma çalışmaları hakkında bilgi aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaraların en kısa sürede sarılması için devletin bütün imkanlarıyla İzmirlilerin yanında olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i telefonla aradı
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de meydana gelen depremin ardından, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i telefonla aradı. Depremin meydana getirdiği hasar hakkında bilgi alan CHP lideri Kılıçdaroğlu, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Bakanlıktan 5 milyon liralık kaynak
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, depremden etkilenen vatandaşların acil ihtiyaçlarının karşılanması için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları'na (SYDV) 5 milyon lira kaynak aktardıklarını ifade etti. AFAD'dan yapılan açıklamada ise "Bölgede yürütülen çalışmalarda kullanılmak üzere AFAD Başkanlığı tarafından 3 milyon TL, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 5 milyon TL acil yardım ödenekleri gönderilmiştir" denildi.

Manisa Valiliği: "Depremde Manisa'da 10 binada duvar yıkığı meydana geldi"
Manisa Valiliği merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesi olan 6.7 büyüklüğündeki depremde il genelinde 10 binada duvar yıkığı şeklinde hafif hasar meydana geldiğini duyurdu.
Manisa Valiliği merkez üssü İzmir'in Seferihisar ilçesi olan 6.7 büyüklüğündeki depremle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, "30.10.2020 tarihinde saat 14.51’de merkez üssü İzmir’in Seferihisar ilçesinde meydana gelen ve ilimizde de hissedilen 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Deprem sebebiyle ilimizde 10 binada duvar yıkığı şeklinde hafif hasar meydana gelmiş olup, bunun dışında herhangi bir can veya mal kaybı yaşanmamıştır." denildi.

Bakan Selçuk: "Uzman ekiplerimiz ile depremden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız”
Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ”İzmir'de meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Uzman ekiplerimiz ile depremden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun" dedi.
Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, İzmir Seferihisar açıklarında 6.6 büyüklüğünde meydana gelen depreme ilişkin Twitter hesabından paylaşım yaptı. Selçuk paylaşımında, "İzmir'de meydana gelen ve çevre illerden de hissedilen depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Uzman ekiplerimiz ile depremden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun" dedi.

Muğla’dan İzmir’e ekipman desteği
Muğla Büyükşehir Belediyesi İzmir merkezli 6,6 şiddetindeki depremin ardından İzmir’e teknik destek amacıyla 3 AKS aracı, yeraltı sismik arama akustik dinleme ve görüntüleme cihazı, telefon ve internet kesilmesine karşı bir iletişim (Role) aracı ve 19 itfaiye personeli gönderdi.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, ihtiyaç duyulması durumunda bölgeye ekipman ve insan gücü olarak destek vermeye hazır olduklarını açıkladı.

Diyanet İşler Başkanı Erbaş: ”Dualarımız, can kaybının olmaması için”
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, ”Dualarımız, can kaybının olmaması için. Yüce Rabbimiz milletimizi, ülkemizi ve tüm insanlığı her türlü afetten muhafaza eylesin” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İzmir’de meydana gelen deprem sonrası Twitter hesabından paylaşımda bulundu. Erbaş paylaşımında, "İzmir’de meydana gelen ve çevre illerde hissedilen depremden etkilenen tüm kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Dualarımız, can kaybının olmaması için. Yüce Rabbimiz milletimizi, ülkemizi ve tüm insanlığı her türlü afetten muhafaza eylesin” dedi.

İzmir'de meydana gelen deprem güvenlik kamerasında

İzmir'de yaşanan deprem İstanbul'da da hissedildi... İşte o anlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan deprem sonrası ilk açıklama

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum: "5 bina yıkıldı, enkaz altında vatandaşlarımız var"

AFAD, uyardı: SMS ve internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları tercih edin



Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
TT

Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)

Çekya Başbakanı Andrej Babis, Ukrayna savaşının daha ilk aylarda bitirilmemesinden eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ı sorumlu tuttu. 

Ülkesinin TN.cz adlı internet sitesine cumartesi günü konuşan 71 yaşındaki politikacı, Mart 2022'de İstanbul'da başlatılan müzakereleri işaret etti. 

2019-2022'de Birleşik Krallık Başbakanı olan Boris Johnson'ın meseleye karışmasından önce Rusya ve Ukrayna'nın nihai anlaşmaya varmaya çok yaklaştığını savunarak şöyle dedi:

Aslında Nisan 2022'de anlaşma tamamlanmak üzereydi ama sonra Boris Johnson belirdi. Bu çatışmanın sürmesinden çıkarları vardı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da önceki aylarda verdiği bir röportajda "Dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın talebi ve Avrupa'nın buna itirazsız bir şekilde rıza göstermesiyle, ki suç ortaklığı da yapmış olabilirler, İstanbul anlaşmaları bozuldu" ifadesini kullanmıştı. 

Babis, Donald Trump yönetiminin arabuluculuk çalışmalarından umutlu olduğunu belirtti:

Müzakereler yoğun. Savaşı bitirip Ukrayna için istikrarlı güvenlik güvenceleri yaratacakları uzun vadeli bir çözüme yaklaşıyorlar gibi görünüyor. Avrupa bunu Donald Trump olmadan beceremez.

2026, Washington, Kremlin ve Kiev arasındaki üçlü görüşmelerin hız kazandığı bir yıl oldu. 

Taraflar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de iki tur müzakere gerçekleştirdi. 

Kapalı kapılar ardından gerçekleşen görüşmelere dair ayrıntı vermekten kaçınılıyor. 

İkinci turu perşembe günü düzenlenen görüşmelerde Kiev ve Kremlin, toplamda 314 savaş esirinin takası için anlaşmıştı. Ayrıca Washington ve Moskova arasında "acil askeri iletişim hattının" tekrar açılacağı bildirilmişti. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan güvenlik yetkilileri, ABD'nin martta ateşkes imzalanmasını hedeflediğini aktarıyor. 

ABD ve Ukrayna arasında yürütülen temaslarla belirlenen bu takvimin "fazla iddialı" olduğunu vurgulayan kaynaklar özellikle toprak tavizi ve güvenlik garantisi konularında henüz uzlaşı sağlanamadığına dikkat çekiyor. 

Rusya halihazırda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor. Bu topraklar arasında Donbas'ın sanayi merkezi Luhansk ve Donetsk'in büyük bir kısmıyla Zaporijya ve Herson'un bazı bölgeleri ve Kırım yer alıyor.

Independent Türkçe, RT, Reuters


ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
TT

ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)

Pazar gününden bu yana, 30 Nisan’a kadar sürecek olan “Orion 26” tatbikatları başladı. Tatbikatlara çoğunluğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 24 ülkeden birlikler katılıyor. ABD ve Kanada’nın yanı sıra Japonya, Avustralya, Güney Kore, Singapur ve Brezilya gibi ülkeler de yer alıyor. İki Arap ülkesi Fas ve Katar da tatbikata iştirak ediyor.

“Orion 26”, üç yıl önce “Orion 23” adıyla gerçekleştirilen tatbikatın ikinci versiyonu. Her iki tatbikatın ortak özelliği Fransa’nın girişimi ve liderliğinde yapılmaları olsa da, “Orion 26” hem kapsam hem de içinde gerçekleştiği son derece karmaşık jeostratejik ortam bakımından öne çıkıyor. Zira ABD’de Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte, Washington artık NATO’nun Avrupa kanadı için eskisi kadar güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Bu durum Avrupalıları, savunmalarını güçlendirmeye ve kendi orduları ile kapasitelerine daha fazla dayanma arayışına itiyor.

Avrupa’nın endişelerini artıran bir diğer unsur ise Trump’ın, egemenliği NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait olan Grönland üzerinde kontrol kurma yönündeki söylemleri oldu. Ayrıca Washington’un, Kuzey Kutbu’ndaki yeni deniz geçitlerinde Rusya ve Çin’in emellerine dikkat çekmesi de bu tatbikatların hedeflerinden ayrı düşünülemiyor.

cdf vcfv
Fransız Donanması’na ait Tonnerre helikopter gemisi, Fransa kıyılarında Toulon üssü açıklarında Akdeniz’de gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında askerî manevralara katılırken (Reuters)

Ukrayna’daki çatışmalar uzadıkça, Avrupa’da Rusya’nın yeni hedefler belirleyebileceği yönündeki endişeler de güç kazanıyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki askerî planlama birimleri, Moskova’nın Kuzey Avrupa’yı veya 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin parçası olan Baltık ülkelerini hedef almasının ihtimal dâhilinde olduğunu belirtiyor.

Rus saldırısına karşı senaryo

Bu çerçevede, Fransa Genelkurmay Başkanlığı tarafından planlanan “Orion 26”, bir Avrupa ülkesine yönelik hayali bir saldırıya karşı koordineli savunma planını simüle ediyor. Tatbikatta hayali adlandırmalar kullanılsa da, hedefin olası bir Rus saldırısını püskürtmek olduğu açık. Amaç, farklı milletlerden kuvvetler arasında müşterek çalışmaya uyum sağlamak; bu tür tatbikatlara NATO çerçevesinde zaten alışkın olan birliklerin eşgüdümünü pekiştirmek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve gelişinden bu yana Avrupa Birliği ülkelerini kendi savunma kapasitelerini inşa etmeye teşvik eden Fransa, tatbikatın lideri olarak en büyük kuvvet ve teçhizat katkısını sağlıyor. Kara ve hava tatbikatları Fransa toprakları ve hava sahasında, deniz tatbikatları ise Kuzey Atlantik’te icra ediliyor.

dfrvgf
Akdeniz’de düzenlenen bir tatbikat sırasında, Tonnerre helikopter gemisinin güvenliğini sağlamak üzere bot üzerinde görev yapan Fransız Deniz Kuvvetleri askerleri (Reuters)

Fransa, toplam 12 bin 500 askerin 8 binini, 140 uçak ve helikopter, 1200 insansız hava aracı, 6 hava savunma sistemi, ülke geneline yayılmış 10 hava üssü ve 2500 zırhlı araç ile tatbikata katılıyor. Deniz kuvvetleri kapsamında ise “Charles de Gaulle” uçak gemisi, refakat grubu ve 25 deniz muharebe unsuru görev alıyor. Tatbikat için biri Akdeniz’de, diğeri Atlas Okyanusu kıyısında olmak üzere iki deniz üssü hazırlandı. Operasyonların yönetimi için, katılımcı ülkelerden subayların yer aldığı müşterek bir karargâh kuruldu.

Mevcut bilgiler, tatbikatların amfibi harekâtlar, kara operasyonları, hava indirme, hava üstünlüğü, siber savaş, sızma riski taşıyan bölgelerin korunması ve güvence altına alınması gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını gösteriyor. Tatbikatın hedefleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık (hibrit savaş senaryoları dâhil)
  • Katılımcı kuvvetler arasında müşterek çalışabilirliğin test edilmesi
  •  Farklı kuvvetler ve müttefikler arasında müşterek komuta usullerinin ve operasyonel alanlar arası entegrasyonun sınanması.

Kuzey Atlantik’in korunması

Orion 26’nın en dikkat çekici boyutu, özellikle Kuzey Atlantik’teki deniz operasyonları. Askerî raporlar, bu bölgede Rusya’nın farklı biçimlerde artan “düşmanca” faaliyetlerine işaret ediyor. Bu durum, Avrupalıların bölgenin korunması konusunda yeterince çaba göstermediğini savunan ABD baskılarından bağımsız değil. Nitekim Trump, Grönland üzerindeki iddialarını bu argümanla gerekçelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin girişimleriyle Trump’ın, askerî güç kullanımını da içerecek şekilde Grönland’ı kontrol altına alma niyetinden şimdilik geri adım atmış olması, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, Avrupalılar ve NATO’nun ciddiyetle ele alması gereken gerçek bir güvenlik krizi bulunduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle başlayan tatbikatlar, Batılıların bu stratejik deniz bölgesinde atacağı adımların bir “ön hazırlığı” olarak görülüyor.

Le Parisien gazetesinin pazar günkü sayısına konuşan ve tatbikatlardan sorumlu isimler arasında yer alan General Goudellier, “bir güç gösterisi” olarak tanımladığı tatbikatın temel hedefinin, “kapasiteleri bizden geri olmayan, hatta eşdeğer bir rakiple yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık seviyesini yükseltmek” olduğunu söyledi. Goudellier, bu hazırlıkların uzay, siber, elektronik ve bilgi harbi tehditlerinin yanı sıra uydu istihbaratı ve elektromanyetik karıştırma gibi yeni nesil savaş unsurlarını da kapsadığını vurguladı.

General Goudellier, hava üstünlüğünün önemine dikkat çekerek, “Hava-uzay muharebesi kilit bir unsurdur; hatta düşmanın iradesini ve hareket özgürlüğünü kırmanın ön koşuludur” dedi. Bu nedenle, savaş alanının kontrolünün sağlanmasında hava hâkimiyetinin belirleyici olduğunun altını çizdi.


Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
TT

Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la yapılacak herhangi bir müzakerede “kırmızı çizgilerin” belirlenmesine ilişkin kararın münhasıran Başkan Donald Trump’a ait olduğunu söyledi. Vance’in açıklaması, Tahran’ın nükleer kapasitelere yaklaşmasına dair ABD’li yetkililerin söylemlerinin sertleştiği bir dönemde, Washington’da İran dosyasına nasıl yaklaşılması gerektiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Trump, pazar akşamı yaptığı açıklamada, geçen haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısı gerçekleşmeden önce Tahran’ın “bir ay içinde” nükleer silaha sahip olmanın eşiğine geldiğini söylemişti. Bu ifade, Ortadoğu’daki en önemli jeopolitik dosyalardan biri olan İran meselesinin nasıl yönetileceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Vance’e, müzakereler çerçevesinde İran’ın sınırlı düzeyde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği ya da bunun “kırmızı çizgi” olup olmadığı sorulduğunda, “Kırmızı çizgilerin nerede çizileceğine ilişkin nihai kararı başkan verecek” dedi. Pazartesi günü Ermenistan ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Vance, “Müzakerelerde sınırın tam olarak nerede çekileceğini başkanın netleştirmesine bırakıyorum” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray içinde iki ana kamp bulunuyor: İran’ın nükleer ve füze kapasitelerini zayıflatmak için kesin askeri müdahale çağrısı yapan şahinler ve bölgesel tırmanmayı önleyecek bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik müzakere yolunu savunan güvercinler.

Bu bölünmeye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert koşullar dayatılması yönündeki baskısı da ekleniyor. Netanyahu, taleplerinin karşılanmaması hâlinde tek taraflı saldırılarla tehdit ediyor.

Çarşamba günü Washington’da yapılması planlanan Trump–Netanyahu görüşmesi öncesinde, gözlemciler anlaşmaların adamı olarak anılan Trump’ın hangi yönde karar alacağını yakından izliyor. Önde gelen ABD’li analistler, bir yanda tırmanma risklerine karşı uyarılarda bulunurken, diğer yanda diplomasiye öncelik verilmesi çağrıları yapıyor.

Şahinler cephesi

ABD yönetimi içindeki şahinler ve en sert kanat, İran’ı dizginlemenin tek yolunun askerî baskı olduğu görüşünde. Bu çizginin başında Savunma Bakanı Pete Hegseth yer alıyor. Hegseth, son açıklamalarında Pentagon’un Tahran’ın müzakereleri reddetmesi hâlinde “tamamen hazır” olduğunu belirterek, güvenlik ve komuta unsurları, balistik füze tesisleri ya da nükleer zenginleştirme programını hedef alabilecek askerî seçeneklere işaret etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki (CENTCOM) bazı sertlik yanlısı danışmanlar da Trump’a, İran’ın füze kabiliyetlerini felce uğratmayı hedefleyen “kararlı” önleyici saldırı seçenekleri sundu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, füze programı ve bölgesel vekil güçler dosyasını içermeyen müzakerelerin anlamlı olmadığı görüşünü savunarak askerî baskının temel bir araç olduğunu vurguluyor. Bu ekip, yalnızca diplomasinin, özellikle Aralık 2025’ten bu yana 6 bin 400’den fazla göstericinin hayatını kaybettiği protestoların bastırılmasının ardından, İran rejimini “meşrulaştırma” riski taşıdığı görüşünde.

Saldırı senaryoları

Şahinler, esas olarak USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubundan ve ABD ya da Avrupa’daki üslerden kalkacak stratejik bombardıman uçaklarından düzenlenecek saldırılara dayanan birden fazla senaryo hazırladı. Bu paketler, hayalet uçaklar, hassas güdümlü mühimmat ve İran hava savunmasını şaşırtmayı amaçlayan eşgüdümlü bombardımanları içeriyor; ABD uçaklarının kayıplarını asgariye indirmeyi hedefliyor.

Pentagon yetkilileri, hipersonik silah teknolojilerindeki ilerlemelerin yanı sıra elektronik ve siber harp alanlarındaki kabiliyet artışının ABD’ye sahada ciddi avantajlar sağlayacağını ifade ediyor. Buna karşılık, İran’ın olası bir askerî senaryoya hazırlık kapsamında kritik altyapısını tahkim ettiği, varlıklarını coğrafi olarak dağıttığı, yedek komuta-kontrol ağları oluşturduğu ve ilk saldırı dalgalarına dirençli geniş yeraltı tesisleri inşa ettiği de kabul ediliyor.

Güvercinler cephesi

Buna karşılık “güvercinler”, askerî tehdidi bir baskı aracı olarak kullanan, ancak ilk seçenek olarak görmeyen “güç yoluyla barış” ilkesine dayalı diplomatik bir hattı savunuyor. Bu yaklaşımın öncülüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff yapıyor. Witkoff, geçen cuma Umman’ın Maskat kentinde yürütülen dolaylı müzakere turunu “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirdi.

dvfe
Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte “Abraham Lincoln” uçak gemisi üzerinde (ABD Donanması–AFP)

Trump’ın damadı Jared Kushner de Witkoff’a, Arap Denizi’nde USS Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaretinde eşlik etti. Bu ziyaret, müzakerelerin askerî güç gölgesi altında yürütüldüğü mesajını verirken, görüşmelerin nükleer dosyayla sınırlı bir anlaşmaya odaklandığını gösterdi. Başkan Yardımcısı Vance de bu çizgiyi destekleyerek aceleci saldırıların ters sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Güvercinler, ABD taleplerinin zenginleştirmenin durdurulması, füze programının sınırlandırılması ve bölgesel müttefiklere desteğin sona erdirilmesini içerdiğini; İran’ın ise füzeler ve bölgesel dosyaların “müzakere edilemez” olduğu görüşünde ısrar ettiğini belirtiyor.

Bu ekip, askerî bir saldırının İran’ı en güçlü kozlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya sevk edebileceği uyarısını yapıyor. Günde yaklaşık 21 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, küresel arzın yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor. Böyle bir adımın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolar ve üzerine taşıyabileceği, ciddi ekonomik hasara yol açabileceği belirtiliyor. Güvercinler, ABD’nin askerî üstünlüğüne rağmen Tahran’ın herhangi bir Amerikan zaferini son derece maliyetli hâle getirebileceğini savunuyor.

sdfrg
ABD uçak gemisi “Abraham Lincoln” ve taarruz grubu, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) harekât sahasında (AFP)

Beyaz Saray kaynakları, Witkoff ekibinin müzakereler yoluyla rasyonel kararların alınabileceğine inandığını ve İran’ın, kendi ekonomisine vereceği ağır zarar nedeniyle Hürmüz’de seyrüseferi aksatma riskini göze almayacağını düşündüğünü aktarıyor. Witkoff’un ayrıca Mısır, Türkiye ve Katar’dan kıdemli diplomatların önerilerini masaya koyduğu; bu çerçevede İran’ın üç yıl boyunca zenginleştirmeyi durdurması, zenginleştirilmiş stoklarını ülke dışına çıkarması ve balistik füzeleri “kullanmamayı taahhüt etmesi” gibi maddelerin yer aldığı belirtiliyor.

Müzakerelerin anlamı

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığı analize göre  Trump’ın uzun soluklu müzakerelere sabrının sınırlı olduğunu İran’ın muhtemel tepkilerine karşı bölgedeki ABD kuvvetlerini takviye etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Gazete, Trump’ın diplomasiye bir şans verebileceğini, ancak bunun süresine dair soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.

zxvdfgbh
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı kolaj fotoğraf (AFP)

Fox News’te ulusal güvenlik analisti olan emekli General Jack Keane ise pazartesi sabahı, İran’la müzakerelerin geçmişte de askerî operasyonlardan önce tekrar eden bir aşama olduğunu belirterek sürecin faydasına şüpheyle yaklaştı. Keane, “İran’ın bu süreçte iki amacı var: Birincisi, olası bir ABD askerî harekâtını geciktirmek için müzakereleri mümkün olduğunca uzatmak; ikincisi ise ekonomisi kötü durumda olduğu için yaptırımların hafifletilmesini sağlayacak bir anlaşma elde etmek” dedi.

1999–2003 yılları arasında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Keane, tercih edilmesi gereken seçeneğin askerî yol olduğunu savundu. Keane’e göre, bir anlaşma sağlansa bile İran “hile yapmaya ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edecek”; rejimin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak “mantıklı değil”.

Keane, en iyi seçeneğin İran rejiminin çöküşüne zemin hazırlamak olduğunu, İsrail ve ABD’nin ortak bir operasyon yürütmesinin muhtemel bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, İran’ın misillemelerine karşı bölgeye askerî kaynak transferinin sürdürülmesi, operasyonun sınırlı ve kısa süreli değil; rejimin tüm unsurları ve destekçileriyle birlikte askerî, özellikle de füze kapasitelerinin yok edilmesini hedefleyen kapsamlı bir kampanya olması gerektiğini savundu.