Macron'dan Fransız halkına: Terör nedeniyle korkuya teslim olmayın

Fransa Cumhurbaşkanı, dün Nice'teki terör saldırısının olduğu yerde Fransız askerleriyle görüştü (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı, dün Nice'teki terör saldırısının olduğu yerde Fransız askerleriyle görüştü (Reuters)
TT

Macron'dan Fransız halkına: Terör nedeniyle korkuya teslim olmayın

Fransa Cumhurbaşkanı, dün Nice'teki terör saldırısının olduğu yerde Fransız askerleriyle görüştü (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı, dün Nice'teki terör saldırısının olduğu yerde Fransız askerleriyle görüştü (Reuters)

14 Temmuz 2016 gecesi saat 22.00 sularında Tunus asıllı Fransız vatandaşı Muhammed Lahouaiej Bouhlel, gasp ettiği kamyonu İngiliz Kordonu'ndaki kutlamalara katılanların üzerine sürmüştü. Fransa’nın en güzel şehirlerinden biri olan Nice’de dört dakika süren saldırıda, aralarında çok sayıda çocuğun da bulunduğu 86 kişi hayatını kaybetmişti. Fransız Ulusal Günü münasebetiyle havai fişekleri izleyen yüzlerce kişi de yaralanmıştı.  Dün sabah saatlerinde olayın gerçekleştiği yere sadece on metre uzaklıkta bulunan katedrali hedef alan terör saldırısı, terör kılıcının hala Fransızların başlarında asılı olduğunu yeniden hatırlattı. Özellikle iki hafta önce meydana gelen Çeçen asıllı Rus vatandaşın gerçekleştirdiği terör eyleminden sonra dün meydana gelen Nice olayıyla korku daha da yerleşti. İki hafta önce gerçekleşen terör eyleminde Samuel Paty adlı bir öğretmenin başı kesilmişti. Eylemin gerekçesi öğretmenin derste “düşünce ve ifade özgürlüğü” maddesini anlatırken Charlie Hebdo dergisindeki Hz. Muhammed’e yönelik çirkin karikatürleri öğrencilerine göstermesiydi.
Dün henüz Nice sakinleri uykularından uyanmadan bir kez daha dehşete düşmüştü. Güvenlik servislerinden sızdırılan bilgilere göre, kısa süre önce İtalya'nın Lampedusa adası üzerinden Fransa'ya gelen Tunus vatandaşı İbrahim adlı 21 yaşındaki bir adam, elinde bıçakla Katedrale gitti ve Katedralin temizlik görevlisini öldürdü.  Ardından iki kadına saldırdı. Onlardan birinin boğazını kesti, diğerini ise ağır yaraladı. Bu kadın kaçmayı başardı ancak sığındığı kafede hayatını kaybetti. Öğleden sonraya kadar kimlikleri belirlenemeyen yaralılar da vardı. Bir vatandaşın haber vermesiyle polis olaya çok hızlı bir şekilde müdahale etti. Fransız Haber Kanalı LCI, polisin baskınını ve yaralı failin ele geçirilmesiyle ilgili bir video yayınladı. Saldırgan yaralı halde Pastör Hastanesi’ne kaldırıldı. Belediye Başkanı’nı “terörist yakalandıktan sonra tekbir getirmeye devam etmesinin bu eylemin İslamcı terör eylemi olduğuna dair bir kanıt olduğunu” vurguladı. Nice Belediye Başkanı Christian Estrosi, "Bugün, İslami faşizme yeni kurbanlar vererek çok daha ağır bedeller ödemekteyiz. Buna şüphe yok Sürekli 'Allahu Ekber' diye tekrar tekrar bağırdı" dedi.
Belediye Başkanı yaptığı açıklamada,  “Yeter artık! Şimdi Fransa'nın, topraklarımızdaki İslamcı faşizmi kalıcı olarak ortadan kaldırmak için Fransa'yı barış yasalarından muaf tutma zamanı” dedi ve şehrin güvenliğini sağlamak ve sakinlerini rahatlatmak için ek güvenlik gücü talebinde bulundu. Bu olayla ilgili olarak terör olaylarında uzmanlaşmış Cumhuriyet savcılığı “terörist eylemler yapmak, suikast girişiminde bulunmak, suç örgütü oluşturmak “Suçlarından tahkikat başlattı. Nice operasyonu, güvenlik güçlerinin endişesini ve Fransızların kızdıran tek saldırı değildi, birkaç saat sonra, ülkenin güneyinde polis memurları, yoldan geçenlere “Allahu Ekber” diyerek bıçakla saldıran bir adamı vurdu.
Polis kaynaklarından alınan bilgiye göre, devriye saldırgandan emirlere uymasını ve bıçağını bırakmasını istedi, ancak o bunu reddetti. Bu nedenle polis, önce plastik mermi sonra da mermi kullandı ve saldırgan öldürüldü. Her iki olayda da güvenlik güçleri, özellikle katedrale giden yolların kapalı olduğu Nice'de, birçok restoran, kafe, sebze, balık ve çiçek pazarlarının bulunduğu şehrin en işlek caddelerinden Jacques Medicine de dahil olmak üzere kapattı. Söz konusu cadde, çok sayıda yerli ve yabancı turistin uğrak yeri.
Öte yandan kentteki dini yetkililerin, terör saldırıları olasılığına karşı güvenlik yetkililerinden uyarı aldıklarının ortaya çıkması dikkat çekiciydi. Şehirde görevli rahip Gil Florini, kilisenin "yaklaşan Azizler Günü nedeniyle saldırılar konusunda iki veya üç gün önce" uyarı aldığını söyledi. Rahip, “kilise yetkililerinin tetikte olduklarını, ancak saldırının bu şekilde olmasını beklemediklerini" belirtti.
Olaylara karşı tepki gecikmedi. Macron'un önümüzdeki Aralık ayına kadar tüm Fransız topraklarına karantina uygulama planını onaylamak için toplanan milletvekilleri, çalışmalarını durdurdu ve kurbanlar için yas tutup bir dakikalık saygı duruşunda bulundular. Daha sonra Başbakan Jean Castex, İçişleri Bakanlığı'nda Cumhurbaşkanı Macron başkanlığındaki İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ve güvenlik görevlilerinin bulunduğu kriz toplantısından döndükten sonra, “hükümetin güvenlik durumunu maksimum düzeye çıkarmaya karar verdiğini ve terörist operasyona vereceği tepkinin "katı, sert ve acil olacağını" söyledi. . Nice operasyonunu "korkak bir saldırı" olarak nitelendiren Başbakan, Yüksek Savunma Konseyi toplantısının bu sabah Elysee Sarayı'nda yapılacağını da sözlerine ekledi.
Her terörist saldırıda olduğu gibi Macron, İçişleri, Adalet bakanları ve Katolik Kilisesi'nden yetkililer eşliğinde Nice'i ziyaret etti. Fransa Cumhurbaşkanı'nın kaza mahalline gelişi üzerine, Conflans-Saint-Honorine operasyonu hakkındaki yorumunda kullandığı ifadenin aynısını hatırlatan "İslamcı terör saldırısını" kınayan bir açıklama yaptı. Macron, ülkesinin değerlerini savunması nedeniyle saldırıya uğradığını göz önünde bulundurarak, Fransa'nın "inanç özgürlüğü veya inanmama özgürlüğü" nden bahsetti ve kaşlarını belirgin bir şekilde çatarak, "değerlerinden ödün vermeyeceğini" sözlerine ekledi. Her seferinde olduğu gibi, Macron Fransızları, kendilerini hedef alan tekrarlanan terörist operasyonlar yüzünden birlik olmaya çağırdı. Yaklaşan Noel nedeniyle ibadethaneler için yeterli koruma sağlanması amacıyla çalışan askeri personel sayısının 3 binden 7 bine çıkarıldığı ortaya çıktı.
Siyasi düzeyde de olay, tepkilere yol açtı. Aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi'nin (FN) lideri Marine Le Pen, Fransa'da tekrarlanan terörist operasyonların önüne geçmek için geleneksel yasaların kabul edilmesi çağrısında bulundu. Merkez sağ çizgideki Cumhuriyetçi Parti milletvekili Eric Ciotti ise, "Hükümetin terörizmle mücadeleye yaklaşımını ve yasal çerçevesini değiştirme zamanı" diyerek, güvenlik teşkilatlarının tanıdığı tehlikeli kişilerin ihraç edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Cioti, İslamcı radikallerin bulunduğu güvenlik tehdidi içeren kişilerin bulunduğu listeye atıfta bulunuyordu. Conflans-Saint-Honorine operasyonunun ardından İçişleri Bakanı bunlardan 261'inin sınır dışı edileceğini söyledi. Ayrıca statüsü gözden geçirilecek 51 dernek var. “Baraka City” ve “Şeyh Yasin” dernekleri de bu süreçte radikal İslamcı nitelendirilmesiyle tasfiye edilme emri aldı. Terör operasyonları nedeniyle kendilerini tehlikede hisseden Müslümanların da terör olaylarına tepkisi gecikmedi. Fransız Diyanet Konseyi Başkanı Muhammed Musevi “Nice'deki Notre Dame Katedrali yakınlarında meydana gelen terörist saldırıyı şiddetle kınıyorum. Kurbanlar ve yakınları ile olan üzüntü ve dayanışmamızın bir ifadesi olarak Fransa Müslümanlarını Peygamberimizin doğum günü kutlamalarını iptal etmeye çağırıyorum” dedi.



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.