Lübnan’da siyasi elitler bakanlıkları paylaşamıyor

Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)
Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)
TT

Lübnan’da siyasi elitler bakanlıkları paylaşamıyor

Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)
Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)

Lübnan’da yeni hükümeti kurmakla görevli yetkili Saad Hariri’nin 2 Kasım’da Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yaptığı ziyaret, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile son günlerde yaşadığı krizin ardından hükümet görüşmelerini yeniden canlandırdı.
Söz konusu çıkmaz çerçevesinde Avn’ın kurucusu olduğu (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ve Genel Başkanı Cibran Basil hakkında hükümetin kurulmasını engellediği yönünde suçlamalar yapılmış, ÖYH ise suçlamaları yalanlamıştı. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı da söz konusu suçlamaları yalanlarken, ‘anayasa uyarınca, sadece Avn ve Hariri arasında hükümetin kurulmasına ilişkin istişarelerin devam ettiğini’ belirtti.
Hariri’nin Avn’ı ziyareti, Lübnan siyasi sahnesinde hükümetin yakın bir zamanda ilan edileceği hususunda var olan olumsuz atmosferi ortadan kaldırdı. Ziyareti sırasında Hariri, Avn tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanlığının açıklamasına göre görüşmede, yeni hükümeti ‘işbirliği ve olumlu ilerleme ortamında’ kurma meselesi masaya yatırıldı. Bilgi sahibi kaynaklar, ziyareti başka ziyaretlerin de takip edeceğini dile getirdi.
Hariri’nin ziyareti öncesinde Cumhurbaşkanlığı ofisi, “Hükümetin kurulmasıyla ilgili istişareler devam ediyor. Anayasa uyarınca istişareler, yalnızca Cumhurbaşkanı Avn ve hükümeti kurmakla görevli Hariri arasında gerçekleşiyor ve üçüncü bir taraf mevcut değildir” açıklamasında bulunmuş ve istişarelerin, ‘yüksek ulusal çıkarlar doğrultusunda, hala devam ettiğini’ belirtmişti.
Basil’e yönelik ‘hükümetin kurulmasına müdahale ettiği’ suçlamaları, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Basil, ofisi aracılığıyla yaptığı bir açıklamada kendisine yöneltilen suçlamaları yalanladı. Cibran Basil’in ofisi, “ÖYH Genel Başkanı Basil’in hükümeti kurma sürecine müdahalesi hakkında medyada uydurulan ve dolaşan her şey asılsızdır. Basil’i, fiili engelleri örtmek için hükümetin kurulmasını engellemekten sorumlu tutmayı hedeflemektedir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, “Basil ve ÖYH, anayasal haklarına rağmen hükümet kurma görüşmelerine katılmamıştır” denildi.
Hükümetin kurulması, Şii partilerin elinde olan Maliye Bakanlığı’nın hangi partiye verileceğine dair yaşanan krizin aşılmasının ardından yeni çıkmazlarla karşı karşıya.
Engeller arasında, Dürzilerin hükümette temsilinin nasıl olacağı krizi de yer alıyor. Öyle ki Dürzi lider Talal Arslan liderliğindeki Lübnan Demokrat Partisi (LDP), (Dürzi) rakibi İlerici Sosyalist Parti’yi (İSP) temsil eden diğer bir Dürzi bakanın yanı sıra hükümette temsil talep ediyor. Hükümetin büyüklüğünü 20 bakana genişletmek, Dürzi kesiminin iki bakan tarafından temsil edilmesine olanak tanıyacak ve Katolik toplumu da iki bakan tarafından temsil edilebilecek. Siyasi kaynaklar, Süleyman Franjiye başkanlığındaki ve Hristiyan arenasında ÖYH’nin muhaliflerinden olan Marada Hareketi’nin payında temsil edilen bir Hristiyanlar arasındaki krizin varlığından da bahsediyor.
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Marada’nın Savunma Bakanlığı’nı veya Bütçe Bakanlığı’nı alıp almayacağının tartışıldığını ve şu ana kadar durumun karara bağlanmadığını dile getirdi.

Caca: Anladınız mı?
Olumlu atmosferin dağılmasını yorumlayan (Maruni Falanjist) Lübnan Kuvvetleri Partisi (LKP) Genel Başkanı Samir Caca, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “LKP’nin hükümet meselesinden neden geri durduğunu şimdi anladınız mı? İktidardaki üçlü yönetici olduğu mevcut olduğu sürece kurtuluş umudu yoktur. İktidarın yeniden yapılanmasına kadar, durmaksızın devam edeceğiz” dedi.

ÖYH kendisini savundu
Ortaya çıkan engeller karşısında söz konusu tıkanıklıktan Basil sorumlu tutuldu. Bu bağlamda Basil’in danışmanı Antoine Constantine, ilk aşamada bir kriz olduğunu inkar ederken, “Bir krizin varlığı hakkında elimizde hiçbir bilgi yok” dedi. Constantine, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Başbakan Hariri'nin sunduğu ve reddettiği herhangi bir oluşum var mı? Hariri bizimle iletişime geçti de biz mi onu engelledik?” ifadelerini kullandı. Constantine, “Hariri, Cumhurbaşkanı Avn’a herhangi bir şey sunmadıysa ve bize danışmadıysa, o halde hükümetin kurulmasını engellemekle nasıl suçlanabiliriz?” dedi.
Antoine Constantine, kendileriyle temasa geçilmediğini ve hiçbir şey teklif edilmediğini söylerken, gerçek sorumluları gizleme ve sorumluluğu Özgür Yurtsever Başkanı’na yıkma girişiminin olduğuna dair endişelerini dile getirdi. Constantine, “Kategorik olarak bize karşı olan suçlamalar engellemeyle ilgili” dedi. Ancak kimsenin kendilerine danışmadığını ve bir şey teklif etmediğini söyleyen yetkili, Basil’e karşı suçlamaların, suçlamada bulunmak üzere önceden programlanmış bir orkestra varmış gibi göründüğünü dile getirdi.
Constantine, Maliye Bakanlığı pozisyonunun Şiilerin payından olmasına dikkati çekerek, partisinin ‘anayasanın dışında kutsal kabul edilen herhangi bir geleneği’ reddettiğini doğruladı. Yetkili ayrıca, “Hariri adını vermedik. Başkan ve bakanlarıyla uzmanlardan oluşan bir hükümet bekliyorduk. Şu an bir hükümet kuruyor ve ismini verenlerin görüşlerini karıştırıyor. O halde neden Özgür Yurtsever’in, hükümeti engellediğini varsayalım?” dedi.
Hükümeti kurma savaşına ÖYH adına katıldığı hususunda Cumhurbaşkanına yöneltilen suçlamalar hakkında ise Antoine Constantine, “Kurulma süreci, anayasaya uygun olarak Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında tam bir ortaklık içinde gerçekleşir” değerlendirmesinde bulundu. ‘En çok güven duydukları’ Avn’a yönelik söz konusu suçlamaları reddeden Constantine, “Onlar (hasımlar ve ÖYH’yi ‘engellemekle’ suçlayanlar), Cumhurbaşkanı veya diğer muhalif güçlerle karşı karşıya gelemezlerse, Basil’e yönelik suçlamaların ardındakiler, açık ve bariz bir girişime dönüşür” ifadeleri kullandı.
Aynı şekilde Hizbullah-Emel Şii ittifakına yakın kaynaklar, hükümetin hızlı bir şekilde kurulması çağrısı yaptı. Kaynaklar, “Sağlık, finansal ve yaşamsal krizlerin getirdiği yük, herkesin sorumluluğunu üstlenmesini ve bir hükümet kurulmasından aceleci davranılmasını gerekli kılıyor” diyerek, Maliye Bakanlığı’nın Şii toplumuna verilmesi hususunda sorunların çözüldüğünü kaydetti.



Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
TT

Trump’tan Hamas’a tehdit gibi teklif …Gazze’nin silahsızlandırılmasına ilişkin son teklif neleri içeriyor?

İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birkaç gün önce ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi yürütme organı aracılığıyla Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına ilişkin bir teklif aldıklarını doğruladı.

Gazze dışında yaşayan üst düzey bir Hamas yetkilisi, “Sunulan teklif adeta bir tehdit mesajı gibiydi” dedi. Gazze içinden iki Hamas kaynağı ve bir başka Filistinli grup yetkilisi de teklifin “Gazze Şeridi içindeki tüm silahların istisnasız teslim edilmesini” öngördüğünü aktardı.

Filistinli gruptan bir kaynak, teklifin yalnızca silahlı grupları değil, aşiretleri ve bireysel silahları da kapsadığını belirterek, “İstenen, tüm fraksiyonların, aşiretlerin ve hatta kişisel silahların, üst düzey liderler dâhil olmak üzere, tamamen bırakılmasıdır; bu silahlar kişisel güvenlik amacıyla bile tutulamayacak” dedi.

Reuters, geçen cumartesi günü iki kaynağa dayandırdığı haberinde, “Barış Konseyi”nin Hamas’a silah bırakma sürecine ilişkin yazılı bir teklif sunduğunu aktardı.

Ajans, söz konusu teklifin Kahire’de düzenlenen ve Nikolay Mladenov (Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi) ile ABD’li temsilci Steve Witkoff’un özel yardımcısı Aryeh Lightstone’un katıldığı bir toplantıda ele alındığını belirtti.

grgtbgr
İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri Hamas’a bağlı, Nusayrat Mülteci Kampı, Gazze’nin orta kesimi, Şubat 2025 (EPA)

Hamas’tan üst düzey bir yetkiliye göre, hareket heyeti toplantıda Gazze’deki “direniş gruplarının” varılan anlaşmalara bağlı olduğunu, tüm aşamaları uygulamaya hazır olduklarını ve şu aşamada önceliğin mutabık kalınan aşamalara geçiş olduğunu, silah meselesinin ise daha sonra müzakere edilmesi gerektiğini vurguladı.

İsrail ile Hamas arasında geçen yıl ekim ayında, Trump tarafından sunulan 20 maddelik ve aşamalara bölünmüş bir plan çerçevesinde ateşkes anlaşmasına varılmıştı. Ancak İsrail’in, Gazze’nin yüzde 55’ini oluşturan işgal altındaki bölgelerden çekilmeyi öngören maddeyi hâlâ uygulamadığı, silahsızlanma maddesinin ise daha sonraki aşamalarda yer aldığı ifade ediliyor.

“Teklif değil, tehdit mesajı”

Hamas kaynaklarına göre plan, yeniden inşa sürecini ve Gazze’de yönetim yapısının değiştirilmesini doğrudan silahların teslimine bağlamayı hedefliyor.

Aynı kaynak, teklifin sunulduğu toplantıda ikinci aşamanın uygulanmasını hızlandırmaya yönelik çeşitli başlıkların ele alındığını belirterek, “Sunulan şey, müzakereye açık, rasyonel bir tekliften ziyade, olumlu ve olumsuz yönleri tartışılabilecek bir çerçeve değil; bize ve genel olarak Filistin ulusal yapısına dayatılmak istenen şartlar içeriyor” dedi.

Buna rağmen Hamas kaynakları, teklifin hareket içinde ve Filistinli gruplar arasında değerlendirilmek üzere iletildiğini, ayrıca yanıt için belirli bir süre sınırı konulmadığını aktardı.

Teklifi inceleyen bazı isimlere göre Hamas ve Gazze’deki diğer gruplar arasında hâkim eğilim, silahsızlanmanın yeniden inşa süreciyle ilişkilendirilmesine karşı çıkılması yönünde.

Gazze içindeki bir Hamas yetkilisi ise, “Bu, daha önce sunulan pek çok tekliften yalnızca biri. Hareketin eline ulaşan metin nihai değil ve silah meselesi ile ikinci aşamaya ilişkin diğer konuların tamamını kapsayan net bir çerçeve sunmuyor” dedi.

“Ortak ulusal tutum” arayışı

Gazze’deki en büyük silahlı yapı olan Hamas, teklif konusunda Filistinli gruplarla yürütülecek istişarelere dayanarak özellikle silah meselesinde “ortak ulusal bir tutum” oluşturmayı hedefliyor.

Gazze dışında bulunan Hamaslı üst düzey yetkili, “İlkesel pozisyonlardan taviz verilmemesi ve Filistin meselesinin dünya gündeminde kalmasını sağlayacak bir çerçeve içinde, işgal sona erene kadar, hatta açık bir siyasi süreçle egemen bir Filistin devleti kurulmasını güvence altına alacak bir anlaşmaya varılmasına karşı değiliz” ifadelerini kullandı.

ABD’li yetkililer ise İran destekli Hamas’a, ağır ve hafif silahlar dâhil olmak üzere tüm silahlarını bırakması karşılığında olası bir anlaşma kapsamında af teklif edilebileceğini belirtti.


Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok
TT

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Suriyeli yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Çiya Kobane, 60’ıncı Tümen Komutan yardımcılığına atandı… Orduda kadın birliği planı yok

Cumhurbaşkanlığı ekibinin 29 Ocak tarihli anlaşmanın uygulanmasını takip eden sözcüsü Ahmed el-Hilali, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yapılan anlaşma kapsamında Haci Muhammed Nebo’nun, bilinen adıyla “Ciya Kobanê”nın, Halep ve Haseke illerinde konuşlu 60. Tümen’in komutan yardımcılığına atandığını doğruladı.

Hilali, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Haseke’de eski SDG unsurlarından oluşan üç tugayın 60. Tümen’e bağlanacağını söyledi.

fvfrb
Çiya Kobanê, Suriye Ordusu'ndaki 60. Tümen komutanın yardımcılığına atandı (Arşiv)

Askerî kaynaklara göre Kürt komutan, ABD güçlerine yakın bir isimdi ve Haseke, Deyrizor ve Rakka’da önemli askerî operasyonlara liderlik etti.

Kadın birlikleri tartışması

“Özerk Yönetim”e bağlı Kadın Koruma Birlikleri’nin (YPJ) Suriye ordusuna entegrasyonu konusuna değinen Hilali, SDG’nin etkinliğinin azalmasından önce kadın savaşçı sayısının 15 ila 20 bin arasında olduğunu, ancak bugün Kamışlı, Haseke, Derbesiye ve Amude gibi kuzeydoğu bölgelerinde SDG’nin varlığını sürdürmesine rağmen bu sayının 7 binin altına gerilediğini belirtti.

Suriyeli yetkili, bu kadın kadroların askerî alan dışında da değerlendirilebileceğini, özellikle İçişleri Bakanlığı bünyesinde kadın polis ihtiyacına dikkat çekerek, sorgulama, cezaevleri ve kamu kurumlarında görev alabileceklerini ifade etti.

grbgr
Suriye güvenlik yetkilileri, İçişleri Bakanı Enes Hattab eşliğinde, Şam kırsalındaki Kadın Polis Enstitüsü'nü gezdi (Suriye İçişleri Bakanlığı).

Hilali, Suriye Arap Ordusu’nun yapısında kadınlara özel birliklerin bulunmadığını ve şu aşamada böyle bir planın da olmadığını vurguladı. Bunun gerekçesinin ise ülke yönetiminin önceliğini askerî genişleme yerine istikrar, güvenli alanların oluşturulması, barış ortamının güçlendirilmesi ile yeniden imar ve hizmetlere vermesi olduğunu söyledi.

Bireysel katılım vurgusu

Kadın unsurların İçişleri Bakanlığı bünyesinde güvenlik kurumlarında görev alabileceğini belirten Hilali, “Alan geniş, her ilde gönüllü olunabilir” dedi. Ancak bu katılımın toplu değil bireysel olacağını, ayrıca özel eğitim programlarının düzenleneceğini ifade etti.

Hilali daha önce yaptığı açıklamada, entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla birlikte “Özerk Yönetim” ve “Asayiş” gibi paralel yapıların ortadan kalkacağını belirtmiş, Kürt subay ve unsurları Suriye ordusuna dönmeye çağırmıştı.

“Olumlu işaret” değerlendirmesi

Hilali, SDG Komutanı Mazlum Abdi’nin siyasi ve devrimci gerekçelerle yapılan tutuklamaların durdurulmasına yönelik taahhütlerine bağlı kaldığını ve son dönemde yeni gözaltı vakalarının kaydedilmediğini belirterek bunu “olumlu bir işaret” olarak nitelendirdi.

dcds
YPJ merkez karargahı

Cumhurbaşkanlığı temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş’in de anlaşma kapsamında tüm bileşenlerin haklarının güvence altında olduğunu, SDG dışında kalan Kürtler dâhil herkesin haklarının korunacağını ifade etti.

Öncelikler: Tutuklular ve geri dönüş

Hilali, tutuklular dosyası ve yerinden edilenlerin geri dönüşünün öncelikli konular arasında olduğunu, kayıpların akıbetinin araştırıldığını ve cezaevlerinin devlet kontrolüne devri için koordinasyon yürütüldüğünü söyledi. Resulayn’dan yerinden edilenlerin dönüşünün de gerekli prosedürlerin tamamlanmasının ardından gerçekleşeceğini belirtti.

Öte yandan, Kürt vatandaşların haklarına ilişkin 13 sayılı kararname kapsamında çalışmaların kademeli şekilde sürdüğünü ve bunun olumlu karşılandığını, Cezire bölgesinde yeni projelerle destek sağlandığını ifade etti.

Newroz gerilimi

Kuzey ve Doğu Suriye’de Newroz kutlamaları sırasında Afrin ve Ayn el-Arab (Kobani) bölgelerinde ulusal bayrağın indirilmesiyle yaşanan gerilime de değinen Hilali, devletin Kürt dosyasına açık yaklaşımına rağmen bazı tarafların kışkırtma ve nefret söylemini körüklediğini söyledi.

fvfd
Suriye Kürtleri, 21 Mart'ta Afrin kentinde Newroz'u kutluyor (Reuters)

İç güvenlik güçlerinin olayları kontrol altına almak için sorumlu şekilde hareket ettiğini belirten Hilali, Afrin ve Kobani’de bayrağın indirilmesi ve saldırı olaylarına karışan kişilerin gözaltına alındığını ifade etti.

Kürt siyasi aktörler ve yapılar da bayrağın indirilmesini “bireysel bir davranış” ve “fitne çıkarma girişimi” olarak kınayarak gerilimi düşürmeye çalıştı.

dvf
Suriye'nin kuzeyindeki Afrin'de 21 Mart'ta Newroz kutlamaları sırasında genç bir aile (Reuters)

 


Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
TT

Haşdi Şabi’nin kurnaz lideri Falih el Feyyad Saddam ve ABD saldırılarından nasıl sağ çıktı?

Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)
Arşiv fotoğrafı: Falih el-Feyyad ve Abdülaziz el-Muhammedavi, Haşdi Şabi Başkanı ile Genelkurmay Başkanı (Kurum medyası)

Mütevazı ve sakin görüntüsüne rağmen, Irak’ta Haşdi Şabi lideri Falih el Feyyad, rakipleri dâhil birçok kişi tarafından kurnaz, fırsatları değerlendirmede son derece yetenekli ve düşmanlarına karşı “sert mücadeleler” yürütebilen bir isim olarak görülüyor. Bu özellikleri, kurum içindeki yoğun kutuplaşma ve güç mücadelelerine rağmen, onu 10 yılı aşkın süredir Haşdi Şabi’nin zirvesinde tutmayı başardı.

Salı günü, ABD’ye ait olduğu düşünülen bir hava saldırısının Musul kentindeki “Arap Mahallesi”nde Feyyad’ın kullandığı bir evi hedef aldığı öne sürüldü. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre kaynaklar Feyyad’ın saldırı sırasında evde bulunmadığı ifade ettiler.

Falih el Feyyad kimdir?

Falih el Feyyad, 1956 yılında Bağdat’ta doğdu. 1977’de Musul Üniversitesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Kuzey Bağdat’taki Raşidiye ve Tarmiye bölgelerinde geniş tarım arazilerine sahip olan el-Bu Amir (el-Bu Hamis) aşiretine mensuptur.

fdvdev
Yerel sakinler tarafından kaydedilen görüntüde, bugün Musul’da bombalanan bir noktadan yükselen duman görülüyor. Sakinler, saldırının Haşdi Şabi liderlerinin kullandığı bir evi hedef aldığını belirtti.

Aşiret bağlarının, Saddam Hüseyin döneminde idamdan kurtulmasında etkili olduğu iddia ediliyor. 1980’de yasaklı Dava Partisi’ne üyelik suçlamasıyla idama mahkûm edilen Feyyad’ın cezası, Saddam Hüseyin’in aileyi ziyareti sonrası affedilerek 20 yıl hapse çevrildi.

2003 sonrası erken dönemde siyasete atılan Feyyad, eski başbakan İbrahim Caferi’nin siyasi akımına katıldı. Ancak asıl yükselişini, Ulusal Güvenlik Danışmanlığı ve ardından Haşdi Şabi içindeki görevleriyle elde etti.

2014’te, Ali Sistani’nin DEAŞ’e karşı yayımladığı “cihad-ı kifai” fetvasıyla eş zamanlı olarak Haşdi Şabi Komitesi’nin başına getirildi. 2016’da Irak Parlamentosu’nun “Haşdi Şabi Yasası”nı kabul etmesiyle görevi resmiyet kazandı.

Feyyad, bir dönem Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yaptı ancak 2018’de dönemin başbakanı Haydar el-İbadi tarafından görevden alındı. 2020’de ise eski başbakan Mustafa el-Kazımi tarafından yayımlanan kararnameyle Haşdi Şabi Başkanlığı görevine asaleten yeniden atandı.

Gücünü koruyan isim

Kurum içindeki çekişmeler, özellikle Asaib Ehl el-Hak’ın açık muhalefetine ve 2021’de insan hakları ihlalleri gerekçesiyle ABD yaptırımlarına rağmen, Feyyad görevini korumayı başardı.

Kaynaklara göre Feyyad, siyasi ve güvenlik alanındaki etkisini İran ile yakın ilişkilerinden ve özellikle 2020 başında Bağdat’ta ABD saldırısında öldürülen Kasım Süleymani ile kurduğu bağlardan aldı.

rftbrf

Feyyad’ın, Haşdi Şabi’deki merkezi konumunu kullanarak çeşitli ortaklıklar ve sözleşmeler üzerinden mali kazanımlar elde ettiği de öne sürülüyor. Ayrıca Sünni aşiret güçlerini organize edip sadakatlerini kendi etrafında toplaması, özellikle Ninova ve Musul’da kendisine önemli bir siyasi taban oluşturdu.

Aşiret “seferberliği”

Kaynaklar, genellikle Sünni siyasetçilere bağlı olan aşiret güçlerinin, sağladığı çıkarlar nedeniyle Feyyad’a bağlılık sunduğunu belirtiyor. Bu ilişkiler ağı sayesinde Feyyad, Sünni çoğunluklu bölgelerde, özellikle Ninova’da önemli bir siyasi aktör haline geldi ve yerel mecliste kayda değer bir temsil gücü elde etti.

Buna karşın rakipleri, Feyyad’ı Musul’daki birçok proje ve yatırım üzerinde kontrol kurmakla suçluyor. Ayrıca Haşdi Şabi içinde hassas görevlere kendi aşiretinden kişileri yerleştirdiği iddiaları da dile getiriliyor.