Lübnan’da siyasi elitler bakanlıkları paylaşamıyor

Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)
Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)
TT

Lübnan’da siyasi elitler bakanlıkları paylaşamıyor

Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)
Avn, Hariri’yi karşıladı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı NNA)

Lübnan’da yeni hükümeti kurmakla görevli yetkili Saad Hariri’nin 2 Kasım’da Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yaptığı ziyaret, Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile son günlerde yaşadığı krizin ardından hükümet görüşmelerini yeniden canlandırdı.
Söz konusu çıkmaz çerçevesinde Avn’ın kurucusu olduğu (Maruni Hristiyan) Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) ve Genel Başkanı Cibran Basil hakkında hükümetin kurulmasını engellediği yönünde suçlamalar yapılmış, ÖYH ise suçlamaları yalanlamıştı. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı da söz konusu suçlamaları yalanlarken, ‘anayasa uyarınca, sadece Avn ve Hariri arasında hükümetin kurulmasına ilişkin istişarelerin devam ettiğini’ belirtti.
Hariri’nin Avn’ı ziyareti, Lübnan siyasi sahnesinde hükümetin yakın bir zamanda ilan edileceği hususunda var olan olumsuz atmosferi ortadan kaldırdı. Ziyareti sırasında Hariri, Avn tarafından karşılandı. Cumhurbaşkanlığının açıklamasına göre görüşmede, yeni hükümeti ‘işbirliği ve olumlu ilerleme ortamında’ kurma meselesi masaya yatırıldı. Bilgi sahibi kaynaklar, ziyareti başka ziyaretlerin de takip edeceğini dile getirdi.
Hariri’nin ziyareti öncesinde Cumhurbaşkanlığı ofisi, “Hükümetin kurulmasıyla ilgili istişareler devam ediyor. Anayasa uyarınca istişareler, yalnızca Cumhurbaşkanı Avn ve hükümeti kurmakla görevli Hariri arasında gerçekleşiyor ve üçüncü bir taraf mevcut değildir” açıklamasında bulunmuş ve istişarelerin, ‘yüksek ulusal çıkarlar doğrultusunda, hala devam ettiğini’ belirtmişti.
Basil’e yönelik ‘hükümetin kurulmasına müdahale ettiği’ suçlamaları, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Basil, ofisi aracılığıyla yaptığı bir açıklamada kendisine yöneltilen suçlamaları yalanladı. Cibran Basil’in ofisi, “ÖYH Genel Başkanı Basil’in hükümeti kurma sürecine müdahalesi hakkında medyada uydurulan ve dolaşan her şey asılsızdır. Basil’i, fiili engelleri örtmek için hükümetin kurulmasını engellemekten sorumlu tutmayı hedeflemektedir” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, “Basil ve ÖYH, anayasal haklarına rağmen hükümet kurma görüşmelerine katılmamıştır” denildi.
Hükümetin kurulması, Şii partilerin elinde olan Maliye Bakanlığı’nın hangi partiye verileceğine dair yaşanan krizin aşılmasının ardından yeni çıkmazlarla karşı karşıya.
Engeller arasında, Dürzilerin hükümette temsilinin nasıl olacağı krizi de yer alıyor. Öyle ki Dürzi lider Talal Arslan liderliğindeki Lübnan Demokrat Partisi (LDP), (Dürzi) rakibi İlerici Sosyalist Parti’yi (İSP) temsil eden diğer bir Dürzi bakanın yanı sıra hükümette temsil talep ediyor. Hükümetin büyüklüğünü 20 bakana genişletmek, Dürzi kesiminin iki bakan tarafından temsil edilmesine olanak tanıyacak ve Katolik toplumu da iki bakan tarafından temsil edilebilecek. Siyasi kaynaklar, Süleyman Franjiye başkanlığındaki ve Hristiyan arenasında ÖYH’nin muhaliflerinden olan Marada Hareketi’nin payında temsil edilen bir Hristiyanlar arasındaki krizin varlığından da bahsediyor.
Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Marada’nın Savunma Bakanlığı’nı veya Bütçe Bakanlığı’nı alıp almayacağının tartışıldığını ve şu ana kadar durumun karara bağlanmadığını dile getirdi.

Caca: Anladınız mı?
Olumlu atmosferin dağılmasını yorumlayan (Maruni Falanjist) Lübnan Kuvvetleri Partisi (LKP) Genel Başkanı Samir Caca, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “LKP’nin hükümet meselesinden neden geri durduğunu şimdi anladınız mı? İktidardaki üçlü yönetici olduğu mevcut olduğu sürece kurtuluş umudu yoktur. İktidarın yeniden yapılanmasına kadar, durmaksızın devam edeceğiz” dedi.

ÖYH kendisini savundu
Ortaya çıkan engeller karşısında söz konusu tıkanıklıktan Basil sorumlu tutuldu. Bu bağlamda Basil’in danışmanı Antoine Constantine, ilk aşamada bir kriz olduğunu inkar ederken, “Bir krizin varlığı hakkında elimizde hiçbir bilgi yok” dedi. Constantine, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Başbakan Hariri'nin sunduğu ve reddettiği herhangi bir oluşum var mı? Hariri bizimle iletişime geçti de biz mi onu engelledik?” ifadelerini kullandı. Constantine, “Hariri, Cumhurbaşkanı Avn’a herhangi bir şey sunmadıysa ve bize danışmadıysa, o halde hükümetin kurulmasını engellemekle nasıl suçlanabiliriz?” dedi.
Antoine Constantine, kendileriyle temasa geçilmediğini ve hiçbir şey teklif edilmediğini söylerken, gerçek sorumluları gizleme ve sorumluluğu Özgür Yurtsever Başkanı’na yıkma girişiminin olduğuna dair endişelerini dile getirdi. Constantine, “Kategorik olarak bize karşı olan suçlamalar engellemeyle ilgili” dedi. Ancak kimsenin kendilerine danışmadığını ve bir şey teklif etmediğini söyleyen yetkili, Basil’e karşı suçlamaların, suçlamada bulunmak üzere önceden programlanmış bir orkestra varmış gibi göründüğünü dile getirdi.
Constantine, Maliye Bakanlığı pozisyonunun Şiilerin payından olmasına dikkati çekerek, partisinin ‘anayasanın dışında kutsal kabul edilen herhangi bir geleneği’ reddettiğini doğruladı. Yetkili ayrıca, “Hariri adını vermedik. Başkan ve bakanlarıyla uzmanlardan oluşan bir hükümet bekliyorduk. Şu an bir hükümet kuruyor ve ismini verenlerin görüşlerini karıştırıyor. O halde neden Özgür Yurtsever’in, hükümeti engellediğini varsayalım?” dedi.
Hükümeti kurma savaşına ÖYH adına katıldığı hususunda Cumhurbaşkanına yöneltilen suçlamalar hakkında ise Antoine Constantine, “Kurulma süreci, anayasaya uygun olarak Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında tam bir ortaklık içinde gerçekleşir” değerlendirmesinde bulundu. ‘En çok güven duydukları’ Avn’a yönelik söz konusu suçlamaları reddeden Constantine, “Onlar (hasımlar ve ÖYH’yi ‘engellemekle’ suçlayanlar), Cumhurbaşkanı veya diğer muhalif güçlerle karşı karşıya gelemezlerse, Basil’e yönelik suçlamaların ardındakiler, açık ve bariz bir girişime dönüşür” ifadeleri kullandı.
Aynı şekilde Hizbullah-Emel Şii ittifakına yakın kaynaklar, hükümetin hızlı bir şekilde kurulması çağrısı yaptı. Kaynaklar, “Sağlık, finansal ve yaşamsal krizlerin getirdiği yük, herkesin sorumluluğunu üstlenmesini ve bir hükümet kurulmasından aceleci davranılmasını gerekli kılıyor” diyerek, Maliye Bakanlığı’nın Şii toplumuna verilmesi hususunda sorunların çözüldüğünü kaydetti.



Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
TT

Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)

Fas’ta çarşamba günü gerçekleştirilen parlamento seçimleri, parlamentoda yeni bir siyasi tablo ortaya çıkardı. “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi (PAM) birinci sıraya yükselirken, 2021 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında “Ulusal Bağımsızlar Birliği” (RNI) ve “İstiklal” Partisi geriledi. Buna karşılık “Adalet ve Kalkınma Partisi” (PJD) güçlü bir dönüş yaparak yeniden siyasi gündemin ön sıralarına çıktı.

Sonuçlara göre “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi 97 sandalye kazanırken, onu 66 sandalyeyle “Ulusal Bağımsızlar Birliği”, 65 sandalyeyle “İstiklal” Partisi ve 54 sandalyeyle “Adalet ve Kalkınma Partisi” izledi. Kalan sandalyeler ise “Halk Güçleri Sosyalist Birliği”, “Halk Hareketi”, “İlerleme ve Sosyalizm Partisi” ile “Anayasal Birlik” arasında dağıldı. Seçime katılım oranı yüzde 38,02 olarak gerçekleşti.

Oylama başlamadan önce de “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi içerisinde, bir sonraki hükümetin başbakanlığı konusunda gayri resmi tartışmalarda iki isim öne çıkmıştı: Fouzi Lekjaa ve Fatima ez-Zehra el-Mansuri.


Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri, Taiz cephesindeki Hayfan ve El-Mukatira bölgelerinde Husilerin, Hicet el-Abd yoluna yaklaşmayı amaçlayan girişimlerini püskürttü. Söz konusu girişimlerin, Taiz vilayetini güney bölgelerinden ayırarak, Aden’e uzanan güzergâhı kesmeyi hedeflediği belirtildi.

Hükümet güçleri, stratejik öneme sahip yolun güvenliğinin sağlandığını ve vatandaşlar ile yolcuların ulaşımının yeniden başladığını açıkladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, Taiz ve Tur el-Baha eksenlerindeki birlikler ile “Devler Tugayları”nın, Halk Direnişi’nin desteğiyle sızma girişimlerini püskürttüğünü ve saldıran unsurları geri çekilmeye zorladığını belirtti. En-Nezili, Husilerin insan gücü ve maddi kayıplar verdiğini ifade etti.

Hayfan ilçesinde hükümet güçleri, Husilerin El-Ahkûm bölgesine yönelik saldırısını püskürtürken, El-Mukatira’daki El-Eşbut ve Hicet el-Abd bölgelerinde de yola yaklaşmaya ve yol yakınındaki mevzilere konuşlanmaya çalışan unsurlarla çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümete destek koalisyonu güçleri, dün Husilerin Suudi Arabistan yönüne fırlattığı 6 balistik füzeyi önleyerek imha etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre füzeler, Taif ve Yanbu kentlerini hedef aldı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husileri uyararak, terör operasyonlarını artırılmasına “kararlılıkla karşılık verileceğini” belirtti.

Saldırı girişimiyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Mekke, Cidde, Taif, Yanbu ve Tebük’te erken uyarı sirenlerini devreye soktu. Ardından beş kentteki tehlikenin sona erdiği açıklandı.


Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
TT

Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)

Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre ABD, Ortadoğu’daki savaş sırasında İran yanlısı silahlı gruplar tarafından defalarca hedef alınan Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Müsteşarı ile ABD Maslahatgüzarının dün ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Büyükelçilik Diplomatik Destek Sahası’nın Irak Hükümetine Devri Anlaşması’nı imzaladığını duyurdu.

Açıklamada, söz konusu adımın ‘Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyonun misyonunu ve Irak’taki yabancı askeri varlığını 30 Eylül 2026 olarak belirlenen takvime uygun şekilde sonlandırmaya yönelik prosedürleri tamamlama çabaları kapsamında’ atıldığı belirtildi.

İran ile müttefik olan gruplar, yıllardır Washington liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu bünyesinde Irak’ta konuşlu yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunuyor ve ülkedeki ABD tesisleri ile çıkarlarını hedef alıyordu.

Ortadoğu’daki savaş süresince bu gruplar, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki tesis de dahil olmak üzere ABD mevzilerini 600’den fazla kez hedef aldı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ve diplomatik bir kaynak, bu ayın başlarında AFP’ye yaptıkları açıklamada ABD güçlerinin tesisi tahliye ettiğini bildirdi.

Bağdat ve Washington, radikal örgütün Irak’ın kuzeyi ve batısında geniş alanları ele geçirmesinin ardından 10 yıl önce başlatılan koalisyon misyonunu sonlandırma konusunda 2024 yılında anlaşmaya varmıştı.

Koalisyon güçleri şu anda yalnızca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki havalimanında konuşlanmış durumda.

Koalisyonun varlığı, özellikle DEAŞ’ın 2017 sonlarında mağlup edilmesinden bu yana Irak makamları ile gruplar arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyordu.

Bu yıl göreve gelmesinden bu yana Başbakan Ali ez-Zeydi, silahların devletin elinde toplanması ve grupların cephaneliklerini teslim etmesi sözü verdi.

Yetkililer, koalisyon misyonunun sona ermesinin, söz konusu grupların silahlarını ellerinde tutmak için dayandıkları temel gerekçelerden birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.