Koronavirüs salgınında Avrupa ülkeleri çareyi karantinada buldu

Fotoğraf (İHA)
Fotoğraf (İHA)
TT

Koronavirüs salgınında Avrupa ülkeleri çareyi karantinada buldu

Fotoğraf (İHA)
Fotoğraf (İHA)

Dünya genelinde hızla yayılmaya devam ederek insanlar için tehdit oluşturan koronavirüsün yayılma haritası çıkarılarak ülke ve bölgelere göre analizi yapılıyor. En çok vaka sayısının ABD ve Avrupa ülkelerinde görüldüğü salgında, önlemleri arttıran Avrupa ülkeleri, çareyi karantina kararında buldu.
Dünya genelinde hızla yayılmaya devam eden yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında, her geçen gün vaka ve can kaybı sayıları artıyor. Şimdiye kadar dünyada 48 milyon 487 bin 470 vakanın tespit edildiği koronavirüs nedeniyle 1 milyon 231 bin 825 kişi de hayatını kaybetti. İnsanlar için yaşamsal tehdit oluşturmaya devam eden koronavirüs dünyanın bazı bölgelerinde etkisini çok daha ağır sürdürüyor. Koronavirüsün yayılımıyla ilgili verileri, ülkelere, bölge ve eyaletlere göre sıralayarak raporlayan uzmanlar, koronavirüsün detaylı bir haritasını çıkardı. 64 ülkede koronavirüs vak'aları hala artmaya devam ederken 46 ülke enfeksiyon zirvesine yaklaşmaya devam ediyor. Her ülkede salgının boyutuna göre enfeksiyonların nerede arttığını veya düştüğünü çizelgelerle belirten uzmanlar, ülkelerin rapor ettiği yeni verilerin 7 günlük ortalamalarını hesaplayarak ülkelerin anlık koronavirüs analizini paylaşıyor ve virüsün yüksek olduğu bölgeleri belirtiyor.
Veriler büyük ölçüde resmi ülke, eyalet, ilçe ve bölge hükumeti ve halk sağlığı departmanı web sitelerinden alınırken, basın konferanslarından ve bültenlerinden, hükumet yetkilileri tarafından doğrulanmış sosyal medya gönderilerinden bilgiler de toplanıyor. Raporda her ülke için toplam enfeksiyon oranları ve ölüm rakamlarına dair veriler yer alıyor. Son 7 günlük verilerin ortalamalarını hesaplayan sisteme göre, her gün en fazla yeni enfeksiyon bildiren ülkelerin başında ABD, Hindistan, Fransa, İtalya ve İngiltere geliyor. Koronavirüs nedeniyle en fazla hayatını kaybeden sayısının ise sırasıyla ABD, Hindistan, Meksika, Brezilya ve İran'da olduğu belirtiliyor.

ABD'de her 100 bin kişiden 186'sında Kovid-19 tespit ediliyor
ABD, koronavirüs pandemisinin yayılmaya başlamasından bu yana en yüksek vaka ve ölüm sayısının tespit edildiği ülke olurken, ülkedeki toplam vaka sayısı 9 milyon 802 bin 234'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin sayısı ise toplamda 239 bin 842’ye ulaştı. ABD'de şu anda her gün ortalama 87 bin 500 yeni enfeksiyon rapor ediliyor. Dünya çapında rapor edilen her 17 enfeksiyondan birinin ABD'de tespit edilirken, ABD'de yaşayan her 100 bin kişiden 186'sında Kovid-19 tespit ediliyor. ABD'de Son 24 saat içinde toplam 102 bin 591 yeni vaka tespit edilirken koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saat içinde 949 olarak kaydedildi.
Koronavirüsün yayılmasını engellemek amacıyla çeşitli önlemler alınan ABD'de, pandeminin yayılmaya başlamasından Temmuz ortasına kadar bazı istisnalar dışında evden çıkmanın yasak olduğu tedbirler uygulandı. Eyaletlere göre sokağa çıkma yasağının uygulandığı ABD'de pandeminin zirve yaptığı dönemde ülke sınırlarını kapatarak uluslararası uçuşları engelledi. Şu anda korona virüste enfeksiyonun zirvesinde olan ABD'de virüsün en fazla görüldüğü eyaletlere Texas, California, Florida ve New York olurken bu bölgelerde enfeksiyonun hala yükselme eğiliminde olduğu belirtiliyor.

Avrupa'da vak'a ve ölümler yükseliyor
Bölgelere göre en yüksek koronavirüs vaka ve ölüm sayılarının hesaplandığı verilere göre Avrupa'nın dünya genelindeki en yüksek sayılara sahip olduğu belirtiliyor. Avrupa'yı takiben Asya ve Orta Doğu bölgesi ikinci en yüksek ölüm ve vak'a bölgesi olarak kaydediliyor. Vaka sıralamasında en yüksek üçüncü bölge Kuzey Amerika, ölümlerdeki en yüksek üçüncü bölge Güney Amerika olarak belirtiliyor. Afrika ve Okyanusya bölgelerinde vaka ve ölüm oranı diğer bölgelere nadiren daha az görülüyor.
Avrupa'da şu ana kadar toplam Kovid-19 vaka sayısı 10 milyon 980 bin 998 olarak kaydedilirken toplamda 279 bin 63 ölüm olduğu bildirildi. Avrupa'da pek çok ülkenin koronavirüs enfeksiyonunda zirvede veya zirveye çok yakın olduğu belirtiliyor. Avrupa'da Rusya'dan sonra en yüksek toplam vaka sayısına ulaşan ülke Fransa olurken, en yüksek toplam ölüm sayısı ise İngiltere'de kaydedildi.

Fransa'da toplam vaka sayısı bir milyon 500'ün üzerinde
Avrupa'daki en yüksek vak'a sayısına ulaşan Fransa'da Kovid-19 enfeksiyonun zirveye ulaştığı ve son 7 gün içinde her 100 bin kişinin 453'ünde enfeksiyon görüldüğü tespit edildi. Fransa'da kaydedilen ortalama günlük vak'a sayısının 43 bin 438 olduğu belirtilirken ülkede toplam vaka sayısı ise 1 milyon 502 bin 763'e ulaştı. Fransa'da pandemi başladığından beri toplam 38 bin 674 koronavirüs bağlantılı ölüm bildirildi.
Pandeminin başından Haziran ayına kadar çalışma alanlarını ve okulları kapatan Fransa'da, koronavirüsün yayılmasını engellemek amacıyla yeniden sokağa çıkma yasağı kararı alındı. Fransa, Avrupa'da en yüksek vaka sayısına sahip ülke olurken dünya sıralamasında ise beşinci. Koronavirüs nedeniyle kaydedilen ölüm sayılarında ise Avrupa'da İngiltere ve İtalya'dan sonra üçüncü konumda Fransa yer alıyor. Fransa'da hükumetin bildirdiği en son günlük verilere göre günde 52 bin 518 yeni koronavirüs vakası olduğu ve koronavirüs kaynaklı 418 ölüm gerçekleştiği belirtiliyor.

İngiltere zirveye yaklaşıyor
İngiltere, Avrupa'da koronavirüsün en fazla görüldüğü ülkelerin başında gelirken, İngiltere'de son 7 günde her 100 bin kişinin 203'ünde Kovid-19 tespit edildiği belirtiliyor. Avrupa'daki en yüksek ölüm sayısının kaydedildiği İngiltere'de günde ortalama 19 bin 538 yeni enfeksiyon bildiriliyor. İngiltere'deki en yüksek günlük vak'a sayısı ise 21 Ekim'de 26 bin 684 olarak kaydedildi.
Koronavirüse karşı alınan önlemler doğrultusunda 23 Mart'tan 15 Haziran'a kadar sokağa çıkma yasağının uygulandığı İngiltere'de 5 Kasım tarihinden itibaren 4 haftalık ikinci bir ulusal sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Pandemi başladığından beri ülkede 1 milyon 99 bin 59 vaka ve 47 bin 742 koronavirüs bağlantılı ölüm bildirildi. İngiltere'de son 24 saatte 25 bin 177 yeni koronavirüs vakası tespit edilirken son 24 saatte hayatını kaybedenlerin sayısı 492 olarak belirtildi.

Almanya
Kovid-19 enfeksiyonun artış gösterdiği Almanya'da pandeminin başlamasından bu yana toplam 593 bin 580 vak'a görülürken 10 bin 999 korona virüs bağlantılı ölüm meydana geldi. Enfeksiyondan zirvenin yüzde 94'ünde olan Almanya'da son 7 günde 100 bin kişi başına 131 enfeksiyon bildirildi. Son 24 saat içinde 16 bin 449 yeni vakanın tespit edildiği Almanya'da günlük ölüm sayısının 116 olduğu belirtildi. Koronavirüs önlemlerini yeniden ağırlaştıran Almanya'da 2 Kasım'dan itibaren bir aylık ulusal kısıtlamalar uygulanmaya başladı. Ülkedeki restoran, bar, spor salonu ve eğlence merkezlerinin kapalı tutulacağı kısıtlamalarda mağazalar, okullar ve diğer iş yerleri açık kalıyor.

Avusturya
Son 7 günde 100 bin kişi başına 380 enfeksiyon bildiren Avusturya, koronavirüs enfeksiyonlarında arış gösteriyor. Avusturya'da her gün bildirilen ortalama yeni enfeksiyon sayısı günde 5 bin 226 olarak tespit edilirken, Avusturya'da şu ana kadar en yüksek günlük ortalama 6 bin 600 olarak kaydedildi. Ülkede pandemi başladığından bu yana toplamda 125 bin 99 vak'a görülürken koronavirüs nedeniyle tespit edilen ölüm sayısı ise bin bin 227 olarak kaydedildi. Avusturya'da son 24 saatte 6 bin 901 yeni vaka kaydedilirken son 24 saatte 35 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Belçika
Belçika'da koronavirüs enfeksiyonu zirvenin yüzde 91'ine ulaşırken, son 7 günde 100 bin kişi başına 989 enfeksiyon tespit edildi. Her gün bildirilen ortalama ölüm sayısının son 3 haftada 130 kişide arttığı kaydedilen Belçika'da her gün ortalama 16 bin 233 yeni vaka kaydediliyor. Belçika'da pandeminin başlamasından bu yana 468 bin 213 vaka ve 12 bin 331 ölüm kaydedildi. Son 24 saatte 5 bin 955 kişide koronavirüs vakasının tespit edildiği Belçika'da 268 yeni ölüm bildirildi. Belçika'da ülke genelinde kısıtlamalar uygulanıyor. Kuaför ve güzellik salonları gibi hizmetler sunan birincil ihtiyaç olmayan işletmelerin Aralık ayı ortasına kadar kapalı kalacağı belirtildi.

Çekya
Çekya koronavirüs pandemisinde zirveye doğru yaklaşırken ülkede son 7 günde 100 bin kişi başına 714 enfeksiyon bildirildi. Çek Cumhuriyeti'nde her gün ortalama 10 bin 892 yeni enfeksiyon bildirdiği ve pandeminin başlamasından bu yana en yüksek günlük ölüm sayısının 250 olduğu belirtildi. Verilere göre ülkede toplam koronavirüs vaka sayısı 378 bin 716 olup, ölüm sayısı ise 4 bin 133 olarak kaydedildi. Çekya son 24 saat içinde 7 bin 300 vaka, ve 176 yeni ölüm tespit edildi.

Polonya
Polonya'da koronavirüs pandemisinde son 7 günde 100 bin kişi başına 369 enfeksiyon bildirildi. Polonya'da günde ortalama 20 bin 69 vakanın tespit edilmesiyle Kovid-19 enfeksiyonları yükselmeye devam ediyor. Enfeksiyonun zirvesinde olan Polonya, pandeminin başlamasından bu yana toplam 439 bin 536 vaka ve 6 bin 472 ölüm kaydetti. Polonya'da. Son 24 saatte 24 bin 692 vaka ve 373 yeni ölüm kaydedildi.

İtalya
Kovid-19 nedeniyle Avrupa'da İngiltere'den sonra en yüksek ölüm sayına ulaşan İtalya'da vakalar gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Son 7 günde 100 bin kişi başına 332 vak'a kaydeden İtalya'da pandeminin başlamasından bu yana toplam 790 bin 377 vak'a kaydedilirken toplam ölüm sayısı ise 39 bin 764'e ulaştı. İtalyada son 24 saatte 30 bin 550 yeni vak'a tespit edilirken yeni ölüm sayısı ise 352 olarak belirtildi.

İspanya
İspanya'da son 24 saatte 25 bin 42 yeni koronavirüs vak'ası tespit edilirken toplam vaka sayısı 1 milyon 356 bin 798'e yükseldi. Son 24 saatte koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı bin 623 olarak tespit edilirken pandeminin yayılmaya başlamasından yana ölüm sayısı toplamda 38 bin 118'e ulaştı. İspanya'da son 7 günde 100 bin kişi başına 302 vaka tespit edildiği bildirildi.

Portekiz
Portekiz'de son 7 günde 100 bin kişi başına 277 enfeksiyon kaydedildiği belirtilirken son 24 saate 7 bin 497 yeni vakanın tespit edilmesiyle toplam vaka sayısı 156 bin 940'a ulaştı. 24 saat içinde 59 kişinin koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetmesi toplam ölüm sayısını 2 bin 694'e yükseltti.

Orta Doğu ve Asya'da koronavirüs
Dünya çapında şu ana kadar bildirilen enfeksiyonların 13 milyon 989 bini ve ölümlerin 248 bininin Orta Doğu ve Asya'da kaydedilen veriler olduğu belirtildi. Verilere göre, bölgede en çok vaka ve ölüm sayısının görüldüğü ülke Hindistan olurken, Hindistan’ı İran, Ürdün ve Endonezya takip ediyor. Orta Doğu ve Asya'da virüsün zirveye ulaştığı ülkeler arasında İran, Azerbaycan, Gürcistan, Ürdün, Ermenistan, Lübnan ve Kıbrıs bulunuyor.
Hindistan Asya ve Orta Doğu'daki en yüksek vaka ve ölüm sayısına sahip ülke olurken dünya genelinde ABD'de sonra en yüksek vaka sayısına sahip ikinci ülke olmaya devam ediyor. Hindistan ayrıca günlük vaka ve ölüm sayılarındaki artışlarla da Asya ve Avrupa'da en yüksek rakamlara sahip olurken dünya genelinde ABD'de sonra geliyor. Hindistan'a son 24 saatte 50 bin 465 yeni koronavirüs vakası tespit edilmesiyle toplam vaka sayısı 8 milyon 364 bin 86’ya yükseldi. Son 24 saat içinde 704 yeni ölümün kaydedildiği Hindistan'a toplam ölüm sayısı 124 bin 354'e yükseldi.
Orta Doğu ve Asya'daki en yüksek ikinci vaka ve ölüm sayısına ulaşan İran'da son 24 saatte 8 bin 452 yeni vakanın kaydedilmesi ile pandeminin başlamasından bu yana toplam vaka sayısı 646 bin 164'e ulaştı. 419 yeni ölümün tespit edildiği İran' da toplam ölüm sayısı ise 36 bin 579 olarak belirtildi.

Aşı çalışmaları devam ediyor
Öte yandan, koronavirüsü kontrol altına almak ve yayılmasını engellemek amacıyla Oxford Üniversitesi aşı denemelerinin sonuçlarını bu yıl sunmayı planladığını duyurdu. Oxford Aşı Deneme Baş Araştırmacısı Andrew Pollard, aşının bu yıl içinde sonuçlanacağını söylerken ancak hayatın normale dönmesinin biraz zaman alacağı konusunda uyardı.



Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
TT

Çekya Başbakanı Babis: Ukrayna'da barışı Boris Johnson engelledi

Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)
Ateşkes görüşmelerine rağmen Ukrayna'nın güneyindeki cephe hattında çatışmalar sürüyor (AFP)

Çekya Başbakanı Andrej Babis, Ukrayna savaşının daha ilk aylarda bitirilmemesinden eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ı sorumlu tuttu. 

Ülkesinin TN.cz adlı internet sitesine cumartesi günü konuşan 71 yaşındaki politikacı, Mart 2022'de İstanbul'da başlatılan müzakereleri işaret etti. 

2019-2022'de Birleşik Krallık Başbakanı olan Boris Johnson'ın meseleye karışmasından önce Rusya ve Ukrayna'nın nihai anlaşmaya varmaya çok yaklaştığını savunarak şöyle dedi:

Aslında Nisan 2022'de anlaşma tamamlanmak üzereydi ama sonra Boris Johnson belirdi. Bu çatışmanın sürmesinden çıkarları vardı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da önceki aylarda verdiği bir röportajda "Dönemin Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson'ın talebi ve Avrupa'nın buna itirazsız bir şekilde rıza göstermesiyle, ki suç ortaklığı da yapmış olabilirler, İstanbul anlaşmaları bozuldu" ifadesini kullanmıştı. 

Babis, Donald Trump yönetiminin arabuluculuk çalışmalarından umutlu olduğunu belirtti:

Müzakereler yoğun. Savaşı bitirip Ukrayna için istikrarlı güvenlik güvenceleri yaratacakları uzun vadeli bir çözüme yaklaşıyorlar gibi görünüyor. Avrupa bunu Donald Trump olmadan beceremez.

2026, Washington, Kremlin ve Kiev arasındaki üçlü görüşmelerin hız kazandığı bir yıl oldu. 

Taraflar, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'de iki tur müzakere gerçekleştirdi. 

Kapalı kapılar ardından gerçekleşen görüşmelere dair ayrıntı vermekten kaçınılıyor. 

İkinci turu perşembe günü düzenlenen görüşmelerde Kiev ve Kremlin, toplamda 314 savaş esirinin takası için anlaşmıştı. Ayrıca Washington ve Moskova arasında "acil askeri iletişim hattının" tekrar açılacağı bildirilmişti. 

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan güvenlik yetkilileri, ABD'nin martta ateşkes imzalanmasını hedeflediğini aktarıyor. 

ABD ve Ukrayna arasında yürütülen temaslarla belirlenen bu takvimin "fazla iddialı" olduğunu vurgulayan kaynaklar özellikle toprak tavizi ve güvenlik garantisi konularında henüz uzlaşı sağlanamadığına dikkat çekiyor. 

Rusya halihazırda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini kontrol ediyor. Bu topraklar arasında Donbas'ın sanayi merkezi Luhansk ve Donetsk'in büyük bir kısmıyla Zaporijya ve Herson'un bazı bölgeleri ve Kırım yer alıyor.

Independent Türkçe, RT, Reuters


ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
TT

ABD’ye güven azalırken Rus tehdidine karşı Avrupa sahada: Orion 26 neyi hedefliyor?

Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)
Fransız Donanması’na ait «Tonnerre» helikopter gemisinin içinde görülen çok amaçlı zırhlı araçlar (Reuters)

Pazar gününden bu yana, 30 Nisan’a kadar sürecek olan “Orion 26” tatbikatları başladı. Tatbikatlara çoğunluğu Avrupa ülkeleri olmak üzere 24 ülkeden birlikler katılıyor. ABD ve Kanada’nın yanı sıra Japonya, Avustralya, Güney Kore, Singapur ve Brezilya gibi ülkeler de yer alıyor. İki Arap ülkesi Fas ve Katar da tatbikata iştirak ediyor.

“Orion 26”, üç yıl önce “Orion 23” adıyla gerçekleştirilen tatbikatın ikinci versiyonu. Her iki tatbikatın ortak özelliği Fransa’nın girişimi ve liderliğinde yapılmaları olsa da, “Orion 26” hem kapsam hem de içinde gerçekleştiği son derece karmaşık jeostratejik ortam bakımından öne çıkıyor. Zira ABD’de Başkan Donald Trump’ın ikinci dönemiyle birlikte, Washington artık NATO’nun Avrupa kanadı için eskisi kadar güvenilir bir müttefik olarak görülmüyor. Bu durum Avrupalıları, savunmalarını güçlendirmeye ve kendi orduları ile kapasitelerine daha fazla dayanma arayışına itiyor.

Avrupa’nın endişelerini artıran bir diğer unsur ise Trump’ın, egemenliği NATO ve AB üyesi Danimarka’ya ait olan Grönland üzerinde kontrol kurma yönündeki söylemleri oldu. Ayrıca Washington’un, Kuzey Kutbu’ndaki yeni deniz geçitlerinde Rusya ve Çin’in emellerine dikkat çekmesi de bu tatbikatların hedeflerinden ayrı düşünülemiyor.

cdf vcfv
Fransız Donanması’na ait Tonnerre helikopter gemisi, Fransa kıyılarında Toulon üssü açıklarında Akdeniz’de gerçekleştirilen bir tatbikat sırasında askerî manevralara katılırken (Reuters)

Ukrayna’daki çatışmalar uzadıkça, Avrupa’da Rusya’nın yeni hedefler belirleyebileceği yönündeki endişeler de güç kazanıyor. Özellikle Almanya ve Fransa’daki askerî planlama birimleri, Moskova’nın Kuzey Avrupa’yı veya 1991’e kadar Sovyetler Birliği’nin parçası olan Baltık ülkelerini hedef almasının ihtimal dâhilinde olduğunu belirtiyor.

Rus saldırısına karşı senaryo

Bu çerçevede, Fransa Genelkurmay Başkanlığı tarafından planlanan “Orion 26”, bir Avrupa ülkesine yönelik hayali bir saldırıya karşı koordineli savunma planını simüle ediyor. Tatbikatta hayali adlandırmalar kullanılsa da, hedefin olası bir Rus saldırısını püskürtmek olduğu açık. Amaç, farklı milletlerden kuvvetler arasında müşterek çalışmaya uyum sağlamak; bu tür tatbikatlara NATO çerçevesinde zaten alışkın olan birliklerin eşgüdümünü pekiştirmek.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve gelişinden bu yana Avrupa Birliği ülkelerini kendi savunma kapasitelerini inşa etmeye teşvik eden Fransa, tatbikatın lideri olarak en büyük kuvvet ve teçhizat katkısını sağlıyor. Kara ve hava tatbikatları Fransa toprakları ve hava sahasında, deniz tatbikatları ise Kuzey Atlantik’te icra ediliyor.

dfrvgf
Akdeniz’de düzenlenen bir tatbikat sırasında, Tonnerre helikopter gemisinin güvenliğini sağlamak üzere bot üzerinde görev yapan Fransız Deniz Kuvvetleri askerleri (Reuters)

Fransa, toplam 12 bin 500 askerin 8 binini, 140 uçak ve helikopter, 1200 insansız hava aracı, 6 hava savunma sistemi, ülke geneline yayılmış 10 hava üssü ve 2500 zırhlı araç ile tatbikata katılıyor. Deniz kuvvetleri kapsamında ise “Charles de Gaulle” uçak gemisi, refakat grubu ve 25 deniz muharebe unsuru görev alıyor. Tatbikat için biri Akdeniz’de, diğeri Atlas Okyanusu kıyısında olmak üzere iki deniz üssü hazırlandı. Operasyonların yönetimi için, katılımcı ülkelerden subayların yer aldığı müşterek bir karargâh kuruldu.

Mevcut bilgiler, tatbikatların amfibi harekâtlar, kara operasyonları, hava indirme, hava üstünlüğü, siber savaş, sızma riski taşıyan bölgelerin korunması ve güvence altına alınması gibi geniş bir yelpazeyi kapsadığını gösteriyor. Tatbikatın hedefleri üç başlıkta toplanıyor:

  • Yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık (hibrit savaş senaryoları dâhil)
  • Katılımcı kuvvetler arasında müşterek çalışabilirliğin test edilmesi
  •  Farklı kuvvetler ve müttefikler arasında müşterek komuta usullerinin ve operasyonel alanlar arası entegrasyonun sınanması.

Kuzey Atlantik’in korunması

Orion 26’nın en dikkat çekici boyutu, özellikle Kuzey Atlantik’teki deniz operasyonları. Askerî raporlar, bu bölgede Rusya’nın farklı biçimlerde artan “düşmanca” faaliyetlerine işaret ediyor. Bu durum, Avrupalıların bölgenin korunması konusunda yeterince çaba göstermediğini savunan ABD baskılarından bağımsız değil. Nitekim Trump, Grönland üzerindeki iddialarını bu argümanla gerekçelendirmişti.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin girişimleriyle Trump’ın, askerî güç kullanımını da içerecek şekilde Grönland’ı kontrol altına alma niyetinden şimdilik geri adım atmış olması, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, Avrupalılar ve NATO’nun ciddiyetle ele alması gereken gerçek bir güvenlik krizi bulunduğu vurgulanıyor.

Bu nedenle başlayan tatbikatlar, Batılıların bu stratejik deniz bölgesinde atacağı adımların bir “ön hazırlığı” olarak görülüyor.

Le Parisien gazetesinin pazar günkü sayısına konuşan ve tatbikatlardan sorumlu isimler arasında yer alan General Goudellier, “bir güç gösterisi” olarak tanımladığı tatbikatın temel hedefinin, “kapasiteleri bizden geri olmayan, hatta eşdeğer bir rakiple yüksek yoğunluklu çatışmalara hazırlık seviyesini yükseltmek” olduğunu söyledi. Goudellier, bu hazırlıkların uzay, siber, elektronik ve bilgi harbi tehditlerinin yanı sıra uydu istihbaratı ve elektromanyetik karıştırma gibi yeni nesil savaş unsurlarını da kapsadığını vurguladı.

General Goudellier, hava üstünlüğünün önemine dikkat çekerek, “Hava-uzay muharebesi kilit bir unsurdur; hatta düşmanın iradesini ve hareket özgürlüğünü kırmanın ön koşuludur” dedi. Bu nedenle, savaş alanının kontrolünün sağlanmasında hava hâkimiyetinin belirleyici olduğunun altını çizdi.


Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
TT

Vance: İran’la müzakerelerde “kırmızı çizgileri” yalnızca Trump belirler

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, bugün Erivan’da düzenlenen basın toplantısında konuşurken (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’la yapılacak herhangi bir müzakerede “kırmızı çizgilerin” belirlenmesine ilişkin kararın münhasıran Başkan Donald Trump’a ait olduğunu söyledi. Vance’in açıklaması, Tahran’ın nükleer kapasitelere yaklaşmasına dair ABD’li yetkililerin söylemlerinin sertleştiği bir dönemde, Washington’da İran dosyasına nasıl yaklaşılması gerektiğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Trump, pazar akşamı yaptığı açıklamada, geçen haziran ayında İran’ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısı gerçekleşmeden önce Tahran’ın “bir ay içinde” nükleer silaha sahip olmanın eşiğine geldiğini söylemişti. Bu ifade, Ortadoğu’daki en önemli jeopolitik dosyalardan biri olan İran meselesinin nasıl yönetileceğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Vance’e, müzakereler çerçevesinde İran’ın sınırlı düzeyde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği ya da bunun “kırmızı çizgi” olup olmadığı sorulduğunda, “Kırmızı çizgilerin nerede çizileceğine ilişkin nihai kararı başkan verecek” dedi. Pazartesi günü Ermenistan ziyareti sırasında gazetecilere konuşan Vance, “Müzakerelerde sınırın tam olarak nerede çekileceğini başkanın netleştirmesine bırakıyorum” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray içinde iki ana kamp bulunuyor: İran’ın nükleer ve füze kapasitelerini zayıflatmak için kesin askeri müdahale çağrısı yapan şahinler ve bölgesel tırmanmayı önleyecek bir anlaşmaya varmak amacıyla diplomatik müzakere yolunu savunan güvercinler.

Bu bölünmeye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert koşullar dayatılması yönündeki baskısı da ekleniyor. Netanyahu, taleplerinin karşılanmaması hâlinde tek taraflı saldırılarla tehdit ediyor.

Çarşamba günü Washington’da yapılması planlanan Trump–Netanyahu görüşmesi öncesinde, gözlemciler anlaşmaların adamı olarak anılan Trump’ın hangi yönde karar alacağını yakından izliyor. Önde gelen ABD’li analistler, bir yanda tırmanma risklerine karşı uyarılarda bulunurken, diğer yanda diplomasiye öncelik verilmesi çağrıları yapıyor.

Şahinler cephesi

ABD yönetimi içindeki şahinler ve en sert kanat, İran’ı dizginlemenin tek yolunun askerî baskı olduğu görüşünde. Bu çizginin başında Savunma Bakanı Pete Hegseth yer alıyor. Hegseth, son açıklamalarında Pentagon’un Tahran’ın müzakereleri reddetmesi hâlinde “tamamen hazır” olduğunu belirterek, güvenlik ve komuta unsurları, balistik füze tesisleri ya da nükleer zenginleştirme programını hedef alabilecek askerî seçeneklere işaret etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndaki (CENTCOM) bazı sertlik yanlısı danışmanlar da Trump’a, İran’ın füze kabiliyetlerini felce uğratmayı hedefleyen “kararlı” önleyici saldırı seçenekleri sundu. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da, füze programı ve bölgesel vekil güçler dosyasını içermeyen müzakerelerin anlamlı olmadığı görüşünü savunarak askerî baskının temel bir araç olduğunu vurguluyor. Bu ekip, yalnızca diplomasinin, özellikle Aralık 2025’ten bu yana 6 bin 400’den fazla göstericinin hayatını kaybettiği protestoların bastırılmasının ardından, İran rejimini “meşrulaştırma” riski taşıdığı görüşünde.

Saldırı senaryoları

Şahinler, esas olarak USS Abraham Lincoln uçak gemisi grubundan ve ABD ya da Avrupa’daki üslerden kalkacak stratejik bombardıman uçaklarından düzenlenecek saldırılara dayanan birden fazla senaryo hazırladı. Bu paketler, hayalet uçaklar, hassas güdümlü mühimmat ve İran hava savunmasını şaşırtmayı amaçlayan eşgüdümlü bombardımanları içeriyor; ABD uçaklarının kayıplarını asgariye indirmeyi hedefliyor.

Pentagon yetkilileri, hipersonik silah teknolojilerindeki ilerlemelerin yanı sıra elektronik ve siber harp alanlarındaki kabiliyet artışının ABD’ye sahada ciddi avantajlar sağlayacağını ifade ediyor. Buna karşılık, İran’ın olası bir askerî senaryoya hazırlık kapsamında kritik altyapısını tahkim ettiği, varlıklarını coğrafi olarak dağıttığı, yedek komuta-kontrol ağları oluşturduğu ve ilk saldırı dalgalarına dirençli geniş yeraltı tesisleri inşa ettiği de kabul ediliyor.

Güvercinler cephesi

Buna karşılık “güvercinler”, askerî tehdidi bir baskı aracı olarak kullanan, ancak ilk seçenek olarak görmeyen “güç yoluyla barış” ilkesine dayalı diplomatik bir hattı savunuyor. Bu yaklaşımın öncülüğünü Özel Temsilci Steve Witkoff yapıyor. Witkoff, geçen cuma Umman’ın Maskat kentinde yürütülen dolaylı müzakere turunu “iyi bir başlangıç” olarak nitelendirdi.

dvfe
Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin özel temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte “Abraham Lincoln” uçak gemisi üzerinde (ABD Donanması–AFP)

Trump’ın damadı Jared Kushner de Witkoff’a, Arap Denizi’nde USS Abraham Lincoln uçak gemisini ziyaretinde eşlik etti. Bu ziyaret, müzakerelerin askerî güç gölgesi altında yürütüldüğü mesajını verirken, görüşmelerin nükleer dosyayla sınırlı bir anlaşmaya odaklandığını gösterdi. Başkan Yardımcısı Vance de bu çizgiyi destekleyerek aceleci saldırıların ters sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Güvercinler, ABD taleplerinin zenginleştirmenin durdurulması, füze programının sınırlandırılması ve bölgesel müttefiklere desteğin sona erdirilmesini içerdiğini; İran’ın ise füzeler ve bölgesel dosyaların “müzakere edilemez” olduğu görüşünde ısrar ettiğini belirtiyor.

Bu ekip, askerî bir saldırının İran’ı en güçlü kozlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya sevk edebileceği uyarısını yapıyor. Günde yaklaşık 21 milyon varil petrolün geçtiği boğaz, küresel arzın yaklaşık yüzde 21’ini oluşturuyor. Böyle bir adımın petrol fiyatlarını varil başına 200 dolar ve üzerine taşıyabileceği, ciddi ekonomik hasara yol açabileceği belirtiliyor. Güvercinler, ABD’nin askerî üstünlüğüne rağmen Tahran’ın herhangi bir Amerikan zaferini son derece maliyetli hâle getirebileceğini savunuyor.

sdfrg
ABD uçak gemisi “Abraham Lincoln” ve taarruz grubu, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) harekât sahasında (AFP)

Beyaz Saray kaynakları, Witkoff ekibinin müzakereler yoluyla rasyonel kararların alınabileceğine inandığını ve İran’ın, kendi ekonomisine vereceği ağır zarar nedeniyle Hürmüz’de seyrüseferi aksatma riskini göze almayacağını düşündüğünü aktarıyor. Witkoff’un ayrıca Mısır, Türkiye ve Katar’dan kıdemli diplomatların önerilerini masaya koyduğu; bu çerçevede İran’ın üç yıl boyunca zenginleştirmeyi durdurması, zenginleştirilmiş stoklarını ülke dışına çıkarması ve balistik füzeleri “kullanmamayı taahhüt etmesi” gibi maddelerin yer aldığı belirtiliyor.

Müzakerelerin anlamı

Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığı analize göre  Trump’ın uzun soluklu müzakerelere sabrının sınırlı olduğunu İran’ın muhtemel tepkilerine karşı bölgedeki ABD kuvvetlerini takviye etmek için zamana ihtiyaç duyuyor. Gazete, Trump’ın diplomasiye bir şans verebileceğini, ancak bunun süresine dair soru işaretleri bulunduğunu kaydetti.

zxvdfgbh
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yer aldığı kolaj fotoğraf (AFP)

Fox News’te ulusal güvenlik analisti olan emekli General Jack Keane ise pazartesi sabahı, İran’la müzakerelerin geçmişte de askerî operasyonlardan önce tekrar eden bir aşama olduğunu belirterek sürecin faydasına şüpheyle yaklaştı. Keane, “İran’ın bu süreçte iki amacı var: Birincisi, olası bir ABD askerî harekâtını geciktirmek için müzakereleri mümkün olduğunca uzatmak; ikincisi ise ekonomisi kötü durumda olduğu için yaptırımların hafifletilmesini sağlayacak bir anlaşma elde etmek” dedi.

1999–2003 yılları arasında ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Keane, tercih edilmesi gereken seçeneğin askerî yol olduğunu savundu. Keane’e göre, bir anlaşma sağlansa bile İran “hile yapmaya ve Orta Doğu’yu istikrarsızlaştırmaya devam edecek”; rejimin ömrünü birkaç yıl daha uzatmak “mantıklı değil”.

Keane, en iyi seçeneğin İran rejiminin çöküşüne zemin hazırlamak olduğunu, İsrail ve ABD’nin ortak bir operasyon yürütmesinin muhtemel bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, İran’ın misillemelerine karşı bölgeye askerî kaynak transferinin sürdürülmesi, operasyonun sınırlı ve kısa süreli değil; rejimin tüm unsurları ve destekçileriyle birlikte askerî, özellikle de füze kapasitelerinin yok edilmesini hedefleyen kapsamlı bir kampanya olması gerektiğini savundu.