Libya krizinin taraflarından Tunus diyalog görüşmelerini destek sözü

Libya diyalog grupları, Nasır Burita başkanlığında Fas’ın Buzinka kentinde düzenlenen toplantıda bir araya geldiler. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Libya diyalog grupları, Nasır Burita başkanlığında Fas’ın Buzinka kentinde düzenlenen toplantıda bir araya geldiler. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
TT

Libya krizinin taraflarından Tunus diyalog görüşmelerini destek sözü

Libya diyalog grupları, Nasır Burita başkanlığında Fas’ın Buzinka kentinde düzenlenen toplantıda bir araya geldiler. (Fas Dışişleri Bakanlığı)
Libya diyalog grupları, Nasır Burita başkanlığında Fas’ın Buzinka kentinde düzenlenen toplantıda bir araya geldiler. (Fas Dışişleri Bakanlığı)

Libya Temsilciler Meclisi ile Libya Devlet Yüksek Konseyi temsilcileri bu ay Tunus’ta yapılması beklenen Libya Siyasi Diyalog görüşmelerinin başarıya ulaşması için 4-5 Kasım’da Fas’ın Buzinka kentinde istişare oturumu düzenledi.
Fas’taki görüşmeye katılanlar arasında yer alan milletvekili İsam el-Cihani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Fas toplantısının sonuçlarına dikkat çekti. En önemli sonuç olarak, katılan iki tarafın “Tunus Forumu’nda karar alma mekanizmaları başta olmak üzere yasal yapılarla ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Misyonu’nu atlamama” noktasında anlaşmasını gösterdi. Cihani tarafların ayrıca iki meclis arasında alınacak herhangi bir kararla ilgili oylama sürecinde 50+1 formülünün esas alınması hususunda uzlaştığını bildirdi.
Libyalı gruplar, daha önce Fas’ta düzenlediği iki oturumda otorite makamlarına yapılacak atamalarda Aralık 2015’te imzalanan Suheyrat Anlaşması’nın 15’inci maddesinin uygulanması konusunda anlaşmaya varmışlardı. Söz konusu makamlar Libya Merkez Bankası Müdürü, Sayıştay Başkanı, İdari Kontrol Birimi Başkanı, Yolsuzlukla Mücadele Heyeti Başkanı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Üyeleri, Yüksek Mahkeme Başkanı ve Başsavcı’nın yanı sıra Libya Yatırım Kurumu ve Ulusal Petrol Kurumu olarak biliniyor.
Tunus, pazartesi günü BM Misyonu’nun himayesinde yapılacak Diyalog Forumu’na tüm siyasi kesimlerden katılacak yaklaşık 74 Libyalı ismi ağırlamaya hazırlanıyor. BM Libya Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams, Diyalog Forumu’nun Libya başkanlık ve meclis seçimlerini düzenleme tarihi konusunda bir yol haritası belirlemeyi amaçladığını söyledi. Williams, Ortak Askeri Komite üyelerinin gösterdiği ulusal sorumluluğu siyasi elitlerden de beklediğini dile getirdi. Nitekim Komite ülke genelinde daimi ateşkes konusunda anlaşmaya varmıştı.
Bu bağlamda, anayasa taslağını hazırlamakla görevlendirilen kurucu heyet üyeleri Tunus Forumu öncesinde yaptıkları açıklamada, daha önce kabul ettikleri taslağa dokunulmasına karşı olduklarını duyurdular. Heyet üyeleri önceki gün başkentteki bir otelde düzenledikleri basın toplantısında “BM Misyonu veya Tunus’ta düzenlenecek Siyasi Diyalogun, halkın seçtiği bir heyet tarafından tamamlanan ve yayınlanan anayasa taslağına alternatif seçenekleri değerlendirecek uzmanlığa sahip olmadığını” vurguladılar.
Üyeler, BM Libya Misyonu’nun BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları uyarınca desteklediği anayasal sürecin sadece mevcut anayasa taslağıyla ilgili olduğunu ayrıca geçici anayasa deklarasyonu ve Yüksek Mahkeme kararları ilkelerinin, referandum yoluyla yetkileri bulunan halktan başka kimsenin mevcut taslağa dokunmasına izin vermediğini kaydettiler.
Fas’ın Buzinka kentinde Fas Dışişleri ve Afrika İşbirliği Bakanı ve yurt dışında yaşayan Faslılardan sorumlu Nasır Burita’nın da katıldığı Libyalı taraflar arasındaki istişare toplantısının kapanış oturumunda ortak açıklama okundu. Açıklamada siyasi diyalogun önemine vurgu yapılarak tarafların diyalog sonuçlarını desteklemeye ve başarı fırsatını artırmaya hazır olduğu belirtildi. Toplantıya katılan iki grubun üyeleri “devlet kurumlarının birleştirilmesi ve yürütme otoritesinin anayasa temelinde başkanlık ve meclis seçimlerini düzenlemeye hazırlanması başta olmak üzere arzu edilen hedeflerin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla siyasi sürecin tamamen Libyalılar tarafından yönetilmesinin ve Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi’nin demokrasi sürecini koruma sorumluluğunu üstlenmesinin önemine” vurgu yaptılar.
Ortak açıklamada, Buzinka’daki istişare toplantısında ayrıca Libya siyasi diyalogun bütünüyle Libyalılar tarafından yönetilmesi, siyasi diyalog kararları alma mekanizması üzerinde anlaşmaya varılması, yürütme otoritesinin üst düzey makamlarına getirilecek kişilerin yasal ve mesleki prosedürlere uygun olarak seçilmesi ve hazırlık aşamasında yürütme otoritesinin önceliklerinin belirlenmesi başta olmak üzere tüm meselelerin görüşüldüğü ifade edildi.
Ortak açıklamadan anlaşılan Libya krizinin taraflarının BM’ye ve BM Destek Misyonu Özel Temsilcisi Vekili Stephanie Williams’a “Libya diyalog sürecini belirleyecek olan biziz” mesajı verdiği. Bu mesaj, iki tarafın da Williams’ın Tunus Forumu’nda kendilerine belirli gündemler dayatmasından endişe ettiklerini gösteriyor. Bu nedenle de diyalogun sadece iki meclisle sınırlı kalmasını ve dış aktörlerden herhangi bir dayatmanın yapılmamasını istiyorlar.
Bu çerçevede Fas Dışişleri Bakanı Burita, Buzinka’daki Libya diyalog oturumlarının olumlu bir dinamik başlattığını ve Libya krizinde çözüme ulaşma hususunda Libyalılar ve uluslararası toplumda büyük bir iyimserlik oluşturduğunu dile getirdi. Burita, istişare toplantısının kapanış oturumunda yaptığı konuşmada Buzinka’daki Libya diyalog oturumlarının olumlu bir dinamik açtığını ve ondan sonraki diğer toplantılarda etkisini gösteren güzel bir işaret oluşturduğunu belirterek tüm bu gelişmelerin Libya dosyasının kara bir iklimden umut iklimine dönüştüren olumlu sonuçlar olduğunu söyledi.
Libya’daki krize çözüm bulma konusunda “bugün uluslararası toplumda ve Libyalılarda büyük bir iyimserlik hakim olduğunu” kaydeden Burita, diyalog görüşmelerini sürdüren katılımcı iki meclisin gösterdiği “olumlu ruh ve kararlı isteğe” işaret ederek benzersiz bir yaklaşıma dayanan görüşmelerin Libyalılara “Libyalılar tarafından, Libyalılar aracılığıyla ve Libyalılar için” diyalog kurmasına olanak sağladığını belirtti.
Burita, Fas Kralı 6’ıncı Muhammed’in talimatı doğrultusunda Fas’ın esas aldığı yaklaşımın bu olduğunu ve bu yaklaşımın başkalarına ‘Libyalıların ülkesinin çıkarını gözeterek sorumlu davranma ve kendi başlarına sorunlarını çözme gücüne sahip oldukları’ konusunda ders verdiğini ifade etti.
Bakan Burita, Fas’ın Libya dosyasıyla ilgili herhangi bir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını bir kez daha vurgulayarak ülkesinin tek isteğinin “Libyalı tüm grupların ve siyasi kesimlerin yanında durarak her türlü müdahale ve etkiden uzak bir şekilde aralarında diyalog kurmalarını kolaylaştırmak” olduğunu dile getirdi.
Burita, Fas’ın Libya krizinin çözümünde ülke topraklarında söz sahibi iki meşru kurum olan Libya Temsilciler Meclisi ve Libya Devlet Yüksek Konseyi’ni görmezden gelmenin veya bunları atlamanın mümkün olmadığına dair ‘güçlü bir kanaati’ bulunduğuna dikkat çekti. Etrafında çözümün şekilleneceği ve sayesinde uzlaşmaların sahada uygulanacağı bu iki kurumun ‘sert çekirdeği’ oluşturduğunu söyledi.
Burita, Fas’ın, Suheyrat’taki siyasi anlaşma, BMGK kararları ve Libyalıların üzerinde uzlaştığı girişimler başta olmak üzere açık referansların yer aldığı BM şemsiyesinin Libya krizinin çözümü için gerekliliğini halen koruduğuna inandığını bir kez daha vurguladı.
“Libya diyalogunun, önümüzdeki süreçte de çalışmaları sürdürecek ve tüm Libyalıların arzu ettiği çözüme giden mesafeleri kısaltacak anlaşmalarla sonuçlanmasından mutluyuz” diyen Burita, Fas’ın Libyalı iki meclise temel rol üstlendikleri tüm meselelerde bu diyalogu sürdürmeleri için bütün koşulları sağlamaya daima hazır olduğunun altını çizdi. Ülkesinin uluslararası mercilerde ve BM şemsiyesi altında her türlü çözüme ulaşmanın esas unsuru olan bu diyalogun tanınması için tüm çabalarını seferber edeceğini kaydetti.
Libya Devlet Yüksek Konseyi heyeti adına konuşan İbrahim Sahd, Buzinka’daki diyalog oturumlarının, “daha düne kadar ulaşılmaz olan birçok anlaşmayı gerçekleştirme imkanı verdiğini” söyledi. Sahd açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Biz Fas için gelmedik, dostlarımızdan ve kardeşlerimiz tarafından hayal kırıklığına uğramış şekilde geldik. Ancak Fas’ta bizi saran sıcak bir kucaklaşma gördük. Bu, Libya davasının seyrinde Fas için yabancı bir durum değil. Fas yanımızda durdu, çabalarımızı destekledi ve Libyalılara karşı beklenti içindeydi. Bu beklentinin hakkını vermeyi umuyoruz. (Tunus’taki) siyasi diyaloga gittiğimizde burada anlaştıklarımızı somutlaştırmayı umuyoruz. İlk somutlaştıracağımız şey de siyasi diyalogu Libyalılara has kılmaktır. Siyasi diyalogun BM himayesinde ancak Libyalıların kontrolünde olması hususunda kardeş Fas Krallığı’nın yardımına ihtiyacımız var.”.
Libya Temsilciler Meclisi heyeti adına konuşan Ayşe el-Mehdi Şelebi de yaptığı açıklamada “Fas Kralı, hükümeti ve halkı adına Fas’a çok teşekkür ediyorum. Krallığın halkımıza yardım için gösterdiği çabaları ve barış mesajı krizimizde yanımızda durmasını gönülden takdir ediyorum. Tarih bunu yazacak ve evlatlarımız okuyacaktır” dedi.
Söz konusu istişare oturumu, Libya diyalog görüşmeleri kapsamında Buzinka’da 6-10 Eylül ile 2-6 Ekim tarihlerinde düzenlenen iki ayrı oturumun ardından geldi. Geçtiğimiz toplantılarda, Libyalı tarafların Aralık 2015’te imzaladığı Suheyrat Anlaşması’nda yer alan madde uyarınca Libya’daki otorite makamlarına yapılacak atamaların prosedürleri görüşüldü ve bu konuda nihai anlaşmalar yapıldı.
Söz konusu istişare oturumu ayrıca Fas Dışişleri Bakanı’nın Libya’da Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile 21 Ekim’de ve Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile 24 Ekim’de yaptığı toplantılardan iki hafta sonra geldi.
Muammer el-Kaddafi rejiminin son sözcüsü Musa İbrahim, Libya sahasında yaşanan gelişmelerin yansımaları hakkında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:
“Birbiriyle savaşan Libyalıları bir araya getiren şey, onları şu veya bu yabancıya bağlı gruplar olarak ayıran şeyden daha asil ve kendilerine daha yakındır. Onları bir araya getiren yalnızca ulusal ilke ve değerler değil bilakis Libyalı vatandaşın doğrudan çıkarı, Libyaların birbirleriyle ve diğerleri ile tarihi, siyasi ve toplumsal uzlaşı kurmasında yatıyor. Libya'nın iç barışçıl seçeneği, haklardan vazgeçmek değildir. Bilakis Libya'daki uluslararası çatışmanın bağlamlarının yeniden anlaşılması ve dış dünyanın gündemlerinden, vekalet savaşlarından ve yıllarca Libyalıların kanını dökmekten bağımsız bir Libya inşa etme konusunda ciddi bir istek olmasıdır. Dolayısıyla mesele, gerçek çıkar meselesidir. Sadece slogandan ibaret değildir.”



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.