Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki çatışmalar uluslararası alanda endişeye neden oluyor

Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)
Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)
TT

Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki çatışmalar uluslararası alanda endişeye neden oluyor

Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)
Etiyopya’nın kuzeyindeki Gondar şehrinin 6 Kasım’da çekilen görüntüsü. (AFP)

Nobel Barış Ödülü sahibi Etiyopya Başbakan Abiy Ahmed Ali’nin kuzey Tigray bölgesi hükümetine askeri harekat talimatı vermesinden sonra Etiyopya’nın (muhtemelen uzun ve kanlı) bir iç savaşın ortasına gireceğine dair korkular arttı. Etiyopya Başbakanı, ‘hükümet savunma merkezine saldırmak, topçu ve askeri teçhizatı çalmaya çalışmak’ ile suçladığı kuzey bölgesi liderini ve ekibini ‘suç çetesi’ olarak niteleyerek askeri olarak hareket etmeye zorluyor.
Abiy Ahmed, güçlerinin çarşamba gününden bu yana Tigray bölgesinde yürüttüğü askeri operasyonların sınırlı hedefleri olduğunu belirtmesine rağmen harekatın yıkıcı bir savaşa dönüşeceği korkusu, uluslararası toplumu ve özellikle de başta Eritre olmak üzere komşu ülkeleri endişelendiriyor. Eritre, Tigrayanların Addis Abada yönetimini üstlendikleri dönemde Etiyopya ile yıllarda savaş halindeydi. Kuzey bölgesi, 250 bin kişilik bir orduya sahip.
Federal hükümet ve Tigray’ı kontrol eden güçlü grup Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlık, son aylarda şiddetli bir çatışmaya doğru ilerlemeye başladı. TPLF’nin Tigray merkezli Kuzey Askeri Komutanlığı’na saldırısı bardağı taşıran son damla oldu. TPLF saldırıyı yalanlarken Abiy Ahmed’i ‘ordunun konuşlanmasını haklı çıkarmak amacıyla hikaye uydurmakla’ suçladı. Tigrayanlar, Abiy Ahmed 2018 yılında iktidara gelen kadar ülkeyi 27 yıl boyunca demir yumrukla yönetti. Çatışma, Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesi olan Etiyopya’nın değişken bir demokratik geçişin ortasında artan ekonomik ve toplumsal zorluklarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde patlak verdi.
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, 6 Kasım’da kuzey askeri operasyonunu savunmaya çalışırken, Tigray Bölgesi’ndeki bir siyasi partiyi de ‘suç çetesi’ olarak nitelendirdi. Abiy Ahmed, 6 Kasım’da Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Etiyopya’nın kuzeyinde Federal Savunma Kuvvetleri tarafından yürütülen mevcut operasyonların hedefleri açık, sınırlı ve ulaşılabilirdir. Hukukun üstünlüğü, anayasal düzeni yeniden sağlamak ve Etiyopyalıların ülkenin neresinde olurlarsa olsunlar barış içinde yaşama haklarını korumaktır.”
Hükümetinin aylarca sabırla TPLF liderleriyle olan anlaşmazlığı barışçıl şekilde çözmeye çalıştığını, arabuluculuğa, uzlaşmaya ve diyaloga başvurduğunu söyleyen Etiyopya Başbakanı, “Ancak tüm girişimler, TPLF’nin kibri ve uzlaşmazlığı nedeniyle başarısız oldu” dedi.
Diğer yandan Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dina Müfti, ülkesindeki hükümetin uluslararası topluma, ‘kışkırtılarak mevcut duruma itildiğini’ belirttiğine dikkati çekti. Müfti açıklamasında “Onların genel tepkileri, Etiyopya’da barış ve istikrarın hüküm sürmesini ve bu sorunun hızla çözülmesini isteme yönündedir. Tavrımıza sempati duyduklarını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Etiyopya Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Burhan Gula da “Bu kusurlu, boş yere verilen bir savaştır” değerlendirmesinde bulundu.
Gözlemciler, Etiyopya’daki iki güçlü ordu arasındaki herhangi bir savaşın uzun yıllar alabileceği ve kanlı olabileceği uyarısında bulunurken şiddetli bombardıman, kuvvetlerin hareketleri ve bölge üzerinde uçan savaş uçakları hakkında da bilgi verildi. Diplomatik kaynaklar Reuters’a yaptıkları açıklamada, iki Etiyopyalı savaşçının perşembe günü öğleden sonra (Tigray’ın başkenti) Mekelle semalarında uçuş gerçekleştirdiğini aktardılar. Etiyopya Ulusal Savunma Kuvvetleri de uçuşları bir gövde gösterisi olarak niteledi.
Sivil Havacılık Otoritesi yaptığı açıklamada, Etiyopya’nın perşembe günü Tigray üzerindeki hava sahasını kapattığını, uluslararası ve iç hat uçuş rotalarının ülkenin kuzeyindeki hava sahasından geçişini durdurduğunu bildirdi. Etiyopya Federal Polisi de 6 Kasım’da Tigray’daki bazı subayların TPLF güçleri tarafından saldırıya uğradığını belirtti.
Tigray Bölge Başkanı Gebre Mikael, Tigray’ın batısında çatışma meydana geldiğine dikkati çekerken, federal güçlerin komşu Amhara ve Afar bölgelerinin sınırlarında unsurlarını seferber ettiğini kaydetti.
Diplomatik bir kaynak da 6 Kasım’da Tigray ile Amhara’yı birbirine bağlayan ana yolda şiddetli çatışmalar yaşandığını ve topçu bombardımanı sonrasında her iki taraftan da kayıplar olduğunu öne sürdü. Bir yardım çalışanı AFP’ye perşembe günü 25 yaralı askerin Amhara Sağlık Merkezi’ne kaldırıldığını aktarırken askerlerin kiminle çatıştığına ise değinmedi. Aynı şekilde Tigray ile telefon ve internet bağlantıları kesildi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, çatışmanın derhal durdurulması çağrısı yaptı. Guterres, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada ‘tırmanışın derhal azaltılması ve çatışmanın barışçıl bir şekilde çözülmesi’ gerektiğine dikkat çekti. Genel Sekreter, “Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki tavrından son derece endişeliyim. Etiyopya’nın istikrarı, tüm Afrika Boynuzu için önemlidir” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan Uluslararası Kriz Grubu çatışmanın derhal durmaması halinde yalnızca ülke için değil tüm Afrika Boynuzu açısından için yıkıcı etkilere yol açacağını kaydetti. Çatışmanın uzaması hususunda Abiy Ahmed’e yakın olan Isaias Afewerki’nin Cumhurbaşkanı olduğu Eritre gibi, diğer ülkeleri çatışmaya sürükleyeceğine dikkat çekti. Afewerki, Eritre ile savaşa girdiğinde Etiyopya’yı yöneten TPLF’nin düşmanı olarak görülüyordu. Gruba göre asker sayısının 250 bin olduğu tahmin edilen Tigray’ın askeri gücü göz önüne alındığında Afrika’nın en kalabalık ikinci ülkesinde olası bir savaş ‘son derece kanlı’ olabilir. Savaş ayrıca, etnik hatlar üzerinden eyaletlere bölünmüş çok ırklı bir ülkede daha fazla istikrarsızlığa da yol açabilir.
Etiyopya, son yıllarda çok sayıda etnik şiddet olayına tanık oldu. Kriz Grubu, “Daha geniş bir krize girmekten kaçınmak için acil olarak yerel, bölgesel ve uluslararası arabuluculuğa ihtiyaç var” açıklamasında bulundu. TPLF, dönemin hükümetine karşı gerçekleşen gösteriler sonrasında, Abiy Ahmed 2018 yılında iktidara gelmeden önce 30 yıl boyunca Etiyopya’daki siyasi hayata egemendi. Başbakan Abiy döneminde Tigrayanlar, yolsuzluğu hedefleyen yasal tedbirlerin bir parçası olarak, yasa dışı şekilde hedef alınmaktan şikayetçiydiler. Bu çerçevede Uluslararası Kriz Grubu, çatışmanın patlak vermesinin ‘ani ancak haftalarca süren gerginlikten sonra beklenen bir durum’ olduğunu bildirdi. Addis Abada’nın koronavirüs salgını nedeniyle ulusal seçimleri ertelemesi sonrasında Tigray’ın, geçen eylül ayında seçimleri tek taraflı olarak gerçekleştirmesi gerginliği daha da artırdı. Daha sonra her iki taraf da diğerinin hakimiyetini reddederken anlaşmazlık tırmandı. Nihayetinde Tigray Devlet Başkanı geçen pazartesi günü bölge halkına savaşa hazırlanmaları gerektiğini bildirdi. Durum, federal parlamentoyu, TPLF’yi ‘terör grubu’ olarak sınıflandırmaya itti. Addis Abada, Tigray’da 6 ay boyunca olağanüstü hal ilan etti.



Şikago'da düzenlenen silahlı saldırıda en az 12 kişi yaralandı

ABD polisi (Reuters)
ABD polisi (Reuters)
TT

Şikago'da düzenlenen silahlı saldırıda en az 12 kişi yaralandı

ABD polisi (Reuters)
ABD polisi (Reuters)

ABD'nin Chicago kentinde bir caddede toplanan kalabalığa yönelik düzenlenen silahlı saldırıda en az 12 kişi yaralandı.

Polisin açıklamasına göre bir SUV aracın içindeki iki kişi kalabalığa ateş açtı. Saldırının ardından araç, kentin Güney Yakası (South Side) bölgesinden uzaklaştı.

19 Haziran gecesi geç saatlerde meydana gelen saldırıda yaralananlardan ikisinin durumunun ağır olduğu belirtildi. Ağır yaralılardan birinin uyluk bölgesinden vurulduğu kaydedildi.

Yaralanan 8 erkek ve 4 kadının yaşlarının 17 ile 47 arasında değiştiği, tedavilerinin dört farklı hastanede sürdüğü bildirildi.

Amerikan polisi (AP)Amerikan polisi (AP)

Polis ayrıca, yaralanan bir erkeğin tıbbi tedaviyi reddettiğini açıkladı.

İlk ihbarın tek bir kişinin vurulduğu yönünde yapıldığı belirtilirken, olay yerine ulaşan ekipler sırtından iki kurşunla vurulan bir kadın ile sırtında dört yüzeysel kurşun yarası bulunan bir erkek tespit etti. Her iki yaralının da durumunun stabil olduğu ifade edildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.


İsviçre’de kritik görüşmeler yarın başlıyor, İran’dan Hürmüz Boğazı’nı kapatma hamlesi

İsviçre’de kritik görüşmeler yarın başlıyor, İran’dan Hürmüz Boğazı’nı kapatma hamlesi
TT

İsviçre’de kritik görüşmeler yarın başlıyor, İran’dan Hürmüz Boğazı’nı kapatma hamlesi

İsviçre’de kritik görüşmeler yarın başlıyor, İran’dan Hürmüz Boğazı’nı kapatma hamlesi

İran nükleer anlaşmasının geleceği ve “İsviçre süreci”ne ilişkin uluslararası beklentilerin arttığı bir dönemde, bölgedeki diplomatik ve askeri gelişmeler hız kazandı. Lübnan’daki ateşkes süreci ise siyasi ve askeri çekişmelerin gölgesinde yeni bir aşamaya girdi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail’in Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre Başbakan Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz ateşkesin sürdürülmesi, ancak birliklerin mevcut mevzilerinde kalması yönünde talimat verdi. Buna karşılık Hizbullah, ateşkesi ihlal ettiği yönündeki suçlamaları reddederek, bunların ABD ile İran arasında yürütülen anlaşma sürecini sabote etmeyi amaçladığını savundu.

Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı, son çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bini aştığını açıkladı.

Bölgedeki tansiyonu yükselten önemli bir adım da Tahran’dan geldi. İran’ın Mehr Haber Ajansı, Ortak Yüksek Askerî Komutanlığın Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılması yönünde karar aldığını ve bunun “ilk aşama” olduğunu duyurdu.

İranlı yetkililer, Washington ile varılan mutabakatın, ABD’nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde tehlikeye gireceği uyarısında bulundu. Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı ise İsviçre’ye gidecek İran heyetinin, ABD’nin şartlı beş taahhüdünün uygulanmasını ve İsrail’in saldırılarının durdurulmasını talep edeceğini bildirdi.

ABD tarafı ise bölgedeki gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor. Amerikan ordusu, seyrüsefer özgürlüğünü destekleme operasyonlarının devam ettiğini açıklarken, gün içerisinde Hürmüz Boğazı’ndan 55 ticari geminin geçtiğini ve yaklaşık 17 milyon varil petrol taşındığını duyurdu.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance Fox News’e yaptığı açıklamada, boğazın kapatılması kararının etkilerini küçümseyerek, İran’ın tutumunu değiştirmesi halinde Başkan Donald Trump’ın diyaloğa açık olduğunu söyledi. Vance ayrıca Trump’ın, İsrail hükümeti içindeki bazı çevrelerin taleplerine rağmen müzakerelere bir şans verme kararı aldığını ifade etti.

İsviçre’ye gitmesi beklenen Vance, teknik görüşmelere katılabileceğinin sinyalini verdi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı ise ABD ve İran temsilcilerinin yanı sıra Pakistan ve Katarlı arabulucuların katılımıyla “İslamabad Mutabakat Zaptı”nın takibi amacıyla teknik görüşmelerin yarın (Pazar) İsviçre’de başlayacağını açıkladı.


Nükleer tehdit yetmezmiş gibi dünya bir de ‘algoritma savaşının’ eşiğinde

Uzay bir savaş alanına dönüşebilir mi? (Sosyal medya)
Uzay bir savaş alanına dönüşebilir mi? (Sosyal medya)
TT

Nükleer tehdit yetmezmiş gibi dünya bir de ‘algoritma savaşının’ eşiğinde

Uzay bir savaş alanına dönüşebilir mi? (Sosyal medya)
Uzay bir savaş alanına dönüşebilir mi? (Sosyal medya)

Antoine el-Hac

Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasıyla birlikte, dünyanın yeni bir istikrar dönemine girdiği ve büyük güçler arasındaki gerek soğuk gerekse askeri çatışma çağının sona erdiği yönünde bir kanaat hâkim olmuştu. Dönemin siyasetçileri ve uzmanları, askeri harcamalar yerine mali kaynakların ekonomik ve sosyal kalkınmaya, yoksulluk, cahillik ve hastalıklarla mücadeleye aktarılmasına olanak tanıyacak bir barış payından söz ediyordu. Ancak bu umutlar uzun ömürlü olmadı; kısa süre içinde ortaya çıkan yeni jeopolitik sınamalar ve tırmanan bölgesel çatışmalar, askeri rekabeti Soğuk Savaş dönemindekinden çok daha karmaşık bir şekilde yeniden ön plana çıkardı.

Günümüzde dünya yalnızca nükleer caydırıcılık mantığına geri dönmekle kalmıyor, nükleer silahların yanı sıra hipersonik füzeleri, askeri yapay zekayı, siber savaşları ve uzayı da kapsayan çok boyutlu bir silahlanma yarışı ile karşı karşıya bulunuyor. Bazı uzmanlar bu dönüşümü, yazılımların ve yapay zekâ sistemlerinin uluslararası güç dengelerinin temel bir unsuru haline geldiği algoritmalar savaşının başlangıcı olarak nitelendiriyor.

Yapay zekâ, askeri yetenekleri geliştiriyor. (Reuters)Yapay zekâ, askeri yetenekleri geliştiriyor. (Reuters)

Rakamlar da bu dönüşümün boyutunu gözler önüne seriyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, küresel askeri harcamalar 2025 yılında, 2024 yılına kıyasla yüzde 2,9 artış göstererek yaklaşık 2,887 trilyon dolara ulaştı. Küresel askeri harcamaların yarısından fazlasını ABD, Çin ve Rusya’nın gerçekleştirmesi, askeri gücün büyük güçlerin elinde toplanmaya devam ettiğini gösteriyor.

Silahlanma yarışı

Başkan Donald Trump yönetiminin Ukrayna’ya yeni askeri yardımlar sağlamayı durdurması nedeniyle ABD’nin askeri harcamaları 2025 yılında 954 milyar dolara gerilemiş olsa da bu düşüşün geçici olduğu değerlendiriliyor. Washington, askeri üstünlüğünü korumak ve Hint-Pasifik bölgesinde Çin’in artan nüfuzuna karşı koymak amacıyla konvansiyonel ve nükleer kuvvetlerini modernize etmeye yönelik büyük yatırımlarını sürdürdü. Tahminler, ABD’nin savunma harcamalarının önümüzdeki yıllarda yeniden yükselişe geçerek yıllık 1,5 trilyon doları aşacağına işaret ediyor.

Buna karşılık Avrupa, Ukrayna’da devam eden savaş ve Avrupa ülkelerinin Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerine yönelik endişelerinin etkisiyle, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana askeri harcamalarındaki en büyük artışı kaydetti. SIPRI verilerine göre, Avrupa’nın askeri harcamaları 2026 yılında yüzde 14 artarak 864 milyar dolara ulaşırken, Rusya harcamalarını 203 milyar dolara yükseltti. Ukrayna ise gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 40’ını, yani yaklaşık 85 milyar dolarını askeri harcamalara ayırdı; bu durum, savaşın yol açtığı yıpranmanın boyutunu açıkça ortaya koyuyor.

 Colorado’da bir ABD askeri siber gözetim merkezi (Reuters)Colorado’da bir ABD askeri siber gözetim merkezi (Reuters)

Çin ise savunma harcamalarını 336 milyar dolara yükselterek iddialı askeri programını üst üste 31. yılında da sürdürdü. Bu yönelim, Pekin’in askeri kabiliyetlerini güçlendirmeyi, modernize etmeyi ve böylece kendisini ABD’ye rakip küresel bir güç olarak konumlandırmayı amaçlayan uzun vadeli stratejisini yansıtıyor.

Yeni silahlanma yarışının en belirgin tezahürlerinden birini, hipersonik füzelerin geliştirilmesine yönelik rekabet oluşturuyor. Ses hızının beş katını aşan hızlarda uçabilen ve uçuş esnasında manevra yapabilme kabiliyetine sahip olan bu silahlar, geleneksel füzelere kıyasla imha edilmelerinin çok daha zor olması nedeniyle askeri güç dengelerinde niteliksel bir kırılmayı temsil ediyor. Rusya, Çin ve ABD bu yarışta başı çekiyor. Rusya, Avangard ve Kinzhal gibi sistemleri konuşlandırırken, Çin ise deniz unsurlarını ve askeri üsleri yüksek hız ve hassasiyetle hedef almak üzere tasarlanan DF-17 gibi sistemler geliştirdi. ABD ise bu tehditleri tespit edip önleyebilecek yeni savunma kabiliyetleri ve gelişmiş hipersonik silah programları yoluyla rakipleriyle arasındaki teknolojik açığı kapatmayı hedefliyor.

Algoritmalar ve yapay zekâ

Ancak en büyük sınama füzelerin hızında değil, algoritmaların hızında ortaya çıkabiliyor. Yapay zekâ, insan kararından farklı derecelerde bağımsız olarak hedefleri belirleme ve onlara saldırma yeteneğine sahip muharebe sistemlerinin devreye girmesiyle birlikte, askeri gelişimin temel bir unsuru haline gelmiş bulunuyor. Bu sistemler arasında İHA sürüleri, dolanan mühimmatlar (hedefini bulana kadar havada seyredip ardından üzerine dalış yapan silahlar), otonom gözetleme ve muharebe sistemleri yer alıyor. Bu gelişme, öldürücü kararların sorumluluğuna ve bazen felaket boyutunda büyük can kayıplarına yol açabilecek hata risklerine ilişkin derin ahlaki ve hukuki soruları beraberinde getiriyor.

İnsansız hava aracı taşıyan bir Ukrayna askeri (Reuters)İnsansız hava aracı taşıyan bir Ukrayna askeri (Reuters)

Uzmanlar, yapay zekaya dayalı silahların yaygınlaşmasının siyasi açıdan savaşa başvurmayı daha kolay hale getirebileceği uyarısında bulunuyor. Savaş meydanlarında askerlere olan bağımlılık azaldıkça, savaşların doğrudan insani maliyeti ve dolayısıyla iktidarlar üzerindeki toplumsal baskı da azalıyor; bu durumun en önemli geleneksel caydırıcılık unsurlarından birini zayıflatabileceği belirtiliyor. Ayrıca, sivil yapay zekâ araştırmalarının askeri projelere dönüştürülmesinin, Soğuk Savaş döneminde nükleer fizik ve füze alanlarında yaşandığı gibi, uluslararası bilimsel iş birliğini kısıtlayabileceği, araştırmacılar ile akademik kurumlara yönelik sınırlamaları beraberinde getirebileceği ifade ediliyor.

Siber uzay

Bunun yanı sıra siber savaşlar, devletler arasında temel bir çatışma alanı haline gelmiş bulunuyor. Devletler artık sadece tank ve uçak kullanmak yerine, kritik altyapıları, iletişim ağlarını ve enerji sistemlerini felç etmek için kötü amaçlı yazılımlara ve siber saldırılara başvuruyor. İran’ın Natanz nükleer tesisindeki uranyum zenginleştirme santrifüjlerini hedef alan 2009 yılındaki Stuxnet saldırısı, yazılım kodlarının sanayi tesislerinde doğrudan fiziki hasara yol açabileceğini gösterdi. Devlet kurumlarından, askeri oluşumlardan ve büyük şirketlerden veri ile stratejik bilgi çalınması da modern uluslararası çatışmaların temel bir parçası haline geldi.

Aynı zamanda uzay da önemi giderek artan bir askeri rekabet alanına dönüştü. Modern ordular; seyrüsefer, iletişim, keşif ve füze saldırılarına karşı erken uyarı konularında büyük ölçüde uydulara bağımlı hareket ediyor. Bu sistemler olmadan silahlı kuvvetlerin hassas operasyonlar yürütme ve muharebe yönetme kabiliyeti ciddi şekilde sekteye uğruyor. Antoine el Hac Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre bu nedenle birçok ülke uzayda, uydu savar silahlar, siber saldırılar ve gelişmiş sinyal karıştırma sistemlerini içeren taarruz ve savunma kabiliyetleri geliştiriyor. Hatta bazı büyük güçler, uzay operasyonlarını yönetmek ve yörüngedeki stratejik varlıklarını korumak amacıyla uzmanlaşmış askeri komutanlıklar kuruyor.

Kinzhal füzesi taşıyan bir Rus MiG-31 (Reuters)Kinzhal füzesi taşıyan bir Rus MiG-31 (Reuters)

Neden silah sesleri duyuluyor?

Mevcut silahlanma yarışının nedenleri, başta ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabet, Rusya-Ukrayna savaşı, Hint-Pasifik ve Ortadoğu bölgelerinde tırmanan gerilimlerin yanı sıra geçmiş on yıllarda askeri rekabetin kontrol altında tutulmasında önemli rol oynayan silahların sınırlandırılması anlaşmalarının etkinliğini yitirmesi gibi birbiriyle bağlantılı bir dizi faktöre dayanıyor.

Birçok uzman, mevcut durumun Soğuk Savaş döneminden bile daha tehlikeli olabileceği görüşünü paylaşıyor. O dönemde rekabetin esas olarak ABD ile Sovyetler Birliği arasında geçmesi, caydırıcılık kurallarını daha net ve öngörülebilir kılıyordu. Günümüzde ise dünya; ABD, Rusya ve Çin arasında çok kutuplu bir rekabete sahne olurken, gelişmiş teknolojik kabiliyetlere sahip bölgesel güçlerin ve devlet dışı aktörlerin de rolü giderek büyüyor.

Ayrıca, bazı silahların sınırlandırılması anlaşmalarının yürürlükten kalkması ve uluslararası denetim sisteminin aşınması, hatalı hesaplama risklerini artırıyor. Bu duruma yapay zekâ, siber silahlar ve hipersonik füzeler gibi yeni teknolojilerin askeri denkleme dahil olması da eklenince, kriz anlarında karar alma süresi daralıyor ve fevri tırmanma olasılıkları güçleniyor.

Bu tablo karşısında dünyanın, caydırıcılığın yalnızca geleneksel nükleer dengeye değil, aynı zamanda bilgi üstünlüğüne, akıllı sistemler ile dijital ağlardan kaynaklanan riskleri yönetebilme kabiliyetine dayandığı ve algoritmik savaş olarak nitelendirilebilecek yeni bir döneme doğru ilerlediği görülüyor. Gelecekteki çatışmaların kaderini sadece nükleer başlık, tank ya da uçak sayısı değil; devletlerin algoritmalara, verilere, siber alana ve yakın uzaya hükmetme becerisi belirleyecek. Böylece silahlanma yarışı, kontrol ve dizginleme imkanlarının zayıfladığı, çok daha karmaşık ve hızlı gelişen araçlarla yeniden insanlığın gündemine oturuyor.