Tunus ‘tarihi bir anlaşmaya’ varma umuduyla Libya diyaloguna ev sahipliği yapıyor

Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)
Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)
TT

Tunus ‘tarihi bir anlaşmaya’ varma umuduyla Libya diyaloguna ev sahipliği yapıyor

Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)
Trablus’un güney bölgelerinde Libya Ulusal Ordu kuvvetleri ve Serrac hükümetine bağlı güçler arasında yaşanan çatışmalardan bir görüntü (Reuters)

Tunus, seçim tarihinin belirleneceği tarihi bir anlaşmaya varma umuduyla, bugün Libya krizinin tarafları arasında başlayacak diyaloga ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Birleşmiş Milletler’in (BM) desteğiyle bugün Tunus’ta başlayacak görüşmelere,  Libya’daki farklı siyasi ve sosyal kesimleri temsilen seçilen 75 kişi katılacak.
Tunus Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Velid el-Hacam, “Tunus, Libya diyalog toplantılarının başarısı için lojistik ve güvenlik anlamındaki tüm hazırlıkları tamamladı. Libyalıların krizi sona erdiren ve Tunus diplomasisinin önemli rolünü vurgulayan tarihi bir anlaşmaya varacağını umuyor” dedi.
Libya’nın Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve Trablus merkezli Yüksek Danıştay’ın temsilcileri, Fas’ın Bouznika kasabasında yapılan görüşmenin sonunda Libyalıların siyasi inisiyatif sahibi olduğuna dikkat çekerek, cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine hazırlık olarak ülkedeki üst düzey pozisyon adaylarının kriterleri konusunda bir anlaşmaya varma olasılığından bahsetti.
Bu arada, Libya’nın Sirte kenti, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ve Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) heyetleri arasındaki Ortak Askeri Komite’nin ilk toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Bu bağlamda, Sirte Belediyesi Yürütme Kurulu, 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin toplantısına ev sahipliği yapmak ve karşılaşılan tüm engelleri aşmak için dün akşam bir toplantı düzenledi.
Öte yandan LUO, Sirte’deki mevzilerinden çekilmeme sözünü yineledi.
LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Halid El Mahcub, LUO güçlerinin Türkler ve paralı askerler bölgeden ayrılana kadar cepheyi terk etmeyeceklerini dile getirdi.
Ülkeyle ilgili bir diğer gelişme de, BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Sivil Havacılık Otoritesi’nin Libya’nın güneyindeki tüm havalimanlarına uçuşların yeniden başlatılmasına izin verme kararını memnuniyetle karşıladı.
UNSMIL aynı zamanda, doğudan Trablus’a kadar çok sayıda yolcunun silahlı gruplar tarafından keyfi bir şekilde gözaltına alınmasından endişe duyduklarını belirtti.
Tüm Libya vatandaşlarının dolaşım özgürlüğü hakkını olduğuna vurgu yapan UNSMIL, bu hakkın herhangi bir şekilde ihlalinin, Libya’nın uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerinin ciddi bir ihlali olacağı konusunda uyardı.
UMH’ye bağlı güçler tarafından başlatılan Öfke Volkanı Operasyonu Basın Merkezi, kimliği belirlenemeyen cesetlerin çıkmaya devam ettiği Tarhuna’daki 5 yeni toplu mezara dair acı verici görüntüleri paylaştı.
AFP’ye göre Kayıp Kişilerin Aranması ve Tespiti Kurumu Müdürü Lutfi Tevfik, 3 toplu mezardan 14, diğer 2 toplu mezardan ise 3 ceset çıkardıklarını söyledi.
Diğer yandan UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac, ABD başkanlık seçimlerini kazanan Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i tebrik etti.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed el-Kablavi’ye göre “Serrac, Libya’da sivil demokratik bir devlete ulaşmak için onlarla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyor” şeklinde bir açıklama yaptı.

Serrac hükümeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretine hazırlanıyor
Bu gelişmeler, Serrac hükümetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretine hazırlandığı bir zamanda yaşandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015 yılı sonunda Suheyrat barış anlaşmasının imzalanmasıyla UMH hükümetinin kuruluşundan bu yana ilk kez ülkeyi ziyaret etmiş olacak.
UMH kaynakları, “Türk güvenlik ve istihbarat heyeti, Erdoğan ve bakanların ziyaret edeceği yerleri denetledi” dedi.
İsminin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, “Erdoğan, Mitiga Havalimanı’nda faaliyet gösteren Türk kuvvetleri, Vatiyye Hava Üssü ve Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde başkent Trablus’ta kurduğu eğitim merkezini ziyaret edecek. Erdoğan bu ziyarette şehirdeki meclis üyeleriyle de görüşecek” şeklinde konuştu.
Hafter liderliğindeki LUO ise, bu ziyareti ‘kabul edilemez bir provokasyon’ olarak görüyor.



Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
TT

Türkiye, geçen hafta Libya’yı birleştirmeye yönelik görüşmelere ev sahipliği yaptı

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçler (AFP)

Türkiye, geçen hafta Libya’nın doğusu ve batısındaki yönetimler arasında birliği sağlamak amacıyla görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ancak görüşmelerden herhangi bir anlaşma çıkmadı.

xcdvfgbhj
Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe hükümetine bağlı güçler arasında yer alan silahlı kişiler (AP)

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi üst düzey bir Türk yetkili, çarşamba günü AFP’ye yaptığı açıklamada, müzakerelerin henüz bir sonuç vermediğini belirtti.

Yetkili, “Görüşmeler şimdiye kadar ağırlıklı olarak iki tarafın askerî açıdan birleştirilmesine odaklandı. Siyasi birliğin sağlanması konusunun ise ilerleyen aşamada ele alınması bekleniyor” dedi.


Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Libya deniz sınırlarında Ankara-Atina arasında denge arıyor

Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)
Libyalı ve Yunan parlamenterlerin geçen perşembe Atina’daki görüşmelerinden bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Libya Temsilciler Meclisi, Doğu Akdeniz’de deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin dosyayı, ülkedeki siyasi ve kurumsal bölünmüşlüğün yanı sıra 2011’den bu yana devam eden geçiş süreci nedeniyle “incelemede” tutmaya devam etti. Bu durum, deniz anlaşmalarının sonuçlandırılmasını ertelerken dosyanın hukuki ve teknik boyutların ötesine geçen iç uzlaşılar ve bölgesel hesaplamalara bağlı kalmasına yol açıyor.

Deniz sınırlarının belirlenmesi konusu, Libya parlamentosunun Dışişleri Komisyonu üyelerinin geçen hafta sonu Atina’da Yunan parlamenterlerle yaptığı görüşmeler sırasında yeniden gündeme geldi. Libya tarafı, deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmaların Bingazi’deki Temsilciler Meclisi bünyesinde hâlâ incelendiğini ve sınırları ilgilendiren tüm ülkelerin çıkarlarının ilgili hukuki çerçeveler doğrultusunda dikkate alındığını vurguladı.

Bu tutum, Libya’nın içinde bulunduğu geçiş sürecinin yanı sıra komşu ve Akdeniz ülkeleriyle sınırların belirlenmesine ilişkin meselelerin karmaşıklığı karşısında deniz sınırları dosyasının kurumsal bir süreç içinde tutulmasına yönelik parlamenter yaklaşımı yansıtıyor.

Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkan Yardımcısı Hasan el-Bergusi, meclisin yayımladığı açıklamada bu yaklaşımı şöyle ifade etti: “Bu dosyaların ele alınması, ülkenin bunları sonuçlandırmaya imkân verecek daha istikrarlı bir aşamaya ulaşmasına kadar diyalog ve sükûnet gerektiriyor.”

Çıkarların kesişmesi

Konu, Libya’nın Türkiye, Yunanistan ve Mısır’la kesişen çıkarları nedeniyle özel bir hassasiyet taşıyor. Dosya aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğal gaz rezervleri ile yatırım güzergâhlarıyla da bağlantılı.

Ülke içindeki bölünmüşlük, Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasını daha da zorlaştırıyor. Libya’da yetki, Trablus’ta Abdülhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki geçici Ulusal Birlik Hükümeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükümeti arasında bölünmüş durumda.

Bu çerçevede Temsilciler Meclisi üyesi Abdüsselam Nasıye, deniz sınırları dosyasının sonuçlandırılması ve Libya’nın kaynaklarının korunmasının “öncelikle iç bölünmüşlüğün giderilmesi, devlet kurumlarının ve egemenlik kararının birleştirilmesiyle” başlayacağı görüşünü savunuyor.

rgty
Libya Temsilciler Meclisi’nin önceki oturumundan (Meclis Başkanı Akile Salih’in Basın Merkezi)

Nasıye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Uzun süren geçiş döneminde siyasi, güvenlik ve ekonomik koşulların kırılganlığı, Libya’yı bölgesel güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir sahaya dönüştürdü” dedi.

Nasıye, Libya’nın Doğu Akdeniz konusundaki tutumunun Türkiye veya Yunanistan safında yer almaktan ziyade “Libya’nın yüksek ulusal çıkarları” temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Nasıye’ye göre devlet kurumlarının birleştirilmesi ve sınırları koruyup kaynakları yönetebilecek ulusal kapasitenin oluşturulması, Libya’nın denizcilik alanındaki çıkarlarını uluslararası hukuk çerçevesinde savunmasını ve bölgesel gelişmelerle kendi kararını verebilen bir devlet olarak ilgilenmesini sağlayacak.

Hukuki ve siyasi karmaşıklıklar

Anlaşmazlığın kökeni, Trablus’taki savaşın sürdüğü 2019 yılında Libya’nın eski Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşmaya o dönemde Libya’nın doğusundaki yönetim karşı çıkarken Yunanistan da özellikle Girit olmak üzere Yunan adalarının haklarını etkilediğini savunarak mutabakatı reddetti. Ankara ise anlaşmanın hukuki sonuçlarının geçerli olduğunu savunuyor.

Son iki yılda doğu Libya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyileşmesine paralel olarak deniz sınırlarının nasıl hesaplanacağı konusunda anlaşmazlıklar daha karmaşık bir boyut kazandı. Özellikle Sirte Körfezi ve adaların hukuki statüsünün deniz yetki alanlarına etkisi tartışmaların merkezinde yer aldı.

Bu durum, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde arama sahaları ilan etmesinin ardından Haziran 2025’te gerilimin yükselmesiyle daha belirgin hale geldi. Bu gelişme üzerine Hammad hükümeti itiraz ederek diyalog çağrısında bulundu ve anlaşmaların gözden geçirilmesini talep etti.

Dibeybe hükümeti ise daha önce deniz sınırları dosyasındaki anlaşmazlık noktalarını çözmek amacıyla Yunanistan tarafıyla bir dizi görüşmeye katılmıştı. Libya ve Yunanistan medyasında yer alan haberlerde bu görüşmelerin, müzakerelerin hızlı ilerlemesini engelleyen hukuki ve siyasi karmaşıklıklarla karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

Hukuki açıdan deniz sınırlarının belirlenmesi, Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan anlaşmaya ilişkin nihai bir tutum almadan önce kapsamlı bir hukuki, teknik ve siyasi inceleme yapmasını gerektiren karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Diplomat ve uluslararası hukuk uzmanı Muhammed ez-Zübeydi de bu görüşü destekliyor.

Zübeydi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu karmaşıklıkların çözümünde temel adımın deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin düzenlemelerin uluslararası deniz hukuku kurallarıyla, özellikle de 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’yle uyumunun incelenmesi olduğunu söyledi.

Zübeydi ayrıca anlaşmada yer alan koordinatların ve sınır çizgilerinin gözden geçirilmesi ve uluslararası hukuk ile deniz hukuku alanlarında uzmanlardan yararlanılması gerektiğini belirtti.

Zübeydi, deniz anlaşmalarının parlamentodan geçirilmesi senaryosunun “ülkeyi deniz anlaşmazlıklarına sürükleyebileceği ve bir ülkenin zarar görmesi halinde bu anlaşmazlıkların özellikle Uluslararası Adalet Divanı olmak üzere uluslararası yargı veya tahkim mercilerine taşınabileceği” uyarısında bulundu.

Jeopolitik boyutlar

Meselenin yalnızca hukuki boyutla sınırlı olmadığı görülüyor. Zübeydi’ye göre konu, Libya’nın Akdeniz’in merkezindeki konumu ve denizcilik alanındaki çıkarlarının bölge ülkeleriyle iç içe geçmesi nedeniyle siyasi ve jeopolitik boyutlar da taşıyor.

Özellikle Mısır, Yunanistan, Malta ve Türkiye ile denizcilik alanındaki çıkarların kesiştiğine dikkat çeken Zübeydi, “Libya ile Türkiye arasında yapılacak herhangi bir deniz düzenlemesi, diğer ülkelerin çıkarları üzerinde de etkiler yaratabilir” dedi.

Zübeydi, Türkiye’nin Libya’nın batısındaki askeri nüfuzu nedeniyle deniz mutabakatının parlamentodan geçirilmesi yönünde sürekli baskı bulunduğunu belirtti. Ancak kararın ertelenmesinin dosyanın kapatılması anlamına gelmediğini, aksine Libya’nın ortak bir tutum oluşturmasına imkân verecek daha istikrarlı siyasi koşullar oluşana kadar dosyanın inceleme ve değerlendirme aşamasında tutulması anlamına geldiğini ifade etti.

Zübeydi ve Libyalı diplomatların değerlendirmelerine göre Libya’nın çıkarları, meselenin “günübirlik siyasi hesaplara indirgenmemesini”, hukuki ve teknik unsurların Libya’nın komşu ve Akdeniz ülkeleriyle ilişkileriyle birlikte dengelenmesini gerektiriyor.


Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
TT

Libya'da özel jeti alkollü kullandıkları şüphesiyle iki pilot gözaltına alındı

Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)
Libya’nın başkenti Trablus’taki Misrata Havalimanı’nda uçaklar (Reuters-Arşiv)

İstanbul'dan Libya'ya giden özel jet Misrata Havalimanı’nda iniş sırasında pistten çıkarak alev almıştı. Libya Başsavcılığı, kazadan yara almadan kurtulan pilot ve yardımcı pilotun olay sırasında alkollü olduğunu açıkladı. İki pilotun gözaltına alınmasına karar verildiğini duyuran başsavcılık olayda can kaybının yaşanmadığı bildirildi.

Başsavcılık pilotların kimliklerini açıklamazken, özel Libya el-Ahrar televizyonu, uçağın kaptanının Alman, yardımcısının ise Türk olduğunu bildirdi.

Türkiye merkezli bir şirket tarafından işletilen özel uçağın, pazartesi günü Misrata Havalimanı’na iniş sırasında pistten çıktığı ve ardından alev aldığı bildirildi.

Televizyon kanalı, Türk vatandaşı bir kabin görevlisinin uçaktaki tek yolcu olduğunu aktardı.

Başsavcılık, soruşturmayı yürüten savcının iki pilotun uçağı “alkollü halde kullandıkları” yönündeki tespitiyle şüphelilerin tutuklu yargılanmasına karar verildiğini bildirdi.

gthyju
İtfaiye ekipleri, 14 Eylül 2026'da Misrata Uluslararası Havalimanı’nda düşen uçağın ardından çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. Görüntü sosyal medyadan alınmıştır (Reuters)

Başsavcılık, iki pilotun “kendi can güvenlikleri ve uçağın güvenliği açısından kesin bir tehlike, havalimanı ve kullanıcıları açısından potansiyel bir tehlike oluşturduğunu” ve ayrıca “uçağın geçtiği hava sahasının güvenliğini tehdit ettiğini” kaydetti.

Açıklamada, soruşturmayı yürüten savcının, olayla ilgili incelemeleri “ulusal ve uluslararası ilgili kurallar doğrultusunda” sürdürdüğü belirtildi.

İnternette yayılan görüntülerde, uçağın kokpit bölümü dışında tamamının alevler içinde kaldığı görüldü.