Putin ile Esed’den mülteci konferansına destek amacıyla ‘sanal zirve’

Kremlin, konferansın başarı şansına dair oluşan şüphelere rağmen destekleyici bir tutum sergiledi.

Putin dün Esed ile görüntülü bir görüşme gerçekleştirdi. (AFP)
Putin dün Esed ile görüntülü bir görüşme gerçekleştirdi. (AFP)
TT

Putin ile Esed’den mülteci konferansına destek amacıyla ‘sanal zirve’

Putin dün Esed ile görüntülü bir görüşme gerçekleştirdi. (AFP)
Putin dün Esed ile görüntülü bir görüşme gerçekleştirdi. (AFP)

Kremlin dün, Suriye’de mülteci konulu bir konferans düzenlenmesine yönelik planın karşılaştığı zorluklara ve Rusya’nın diplomatik çevrelerinde konferansın başarı şansına dair ortaya çıkan şüphelere rağmen 11-12 Kasım tarihlerinde Şam'da Suriyeli mülteciler için konferans düzenlenmesini destekleyen bir tutum sergiledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriyeli mevkidaşı Beşşar Esed ile telekonferans aracılığıyla görüşme gerçekleştirirken ülkesinin konferansa ‘aktif olarak katılacağını’ bildirdi. Putin, söz konusu konferansın Suriye’deki ‘savaş sonrası’ dönem için yapılan düzenlemelerin başlangıcı olduğu görüşünde.
Putin ve Esed’in gerçekleştirdikleri görüntülü görüşmenin basına açık olan 10 dakikalık kısmında Rusya lideri, ‘ortaya konan çabalar sonucunda Suriye’deki uluslararası terör yuvasının neredeyse yok edildiğini’ belirtti. Suriyeli mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilenlerin toplu olarak geri dönüşlerini kolaylaştırma çerçevesinde Suriye'nin birliğini ve egemenliğini sağlamaya ve Suriye'de siyasi çözüm sürecini ilerletmeye yönelik atılacak önemli adımların önünü açtı.
Rusya'nın Türkiye ve İran'la birlikte Astana Süreci çerçevesinde yürüttüğü çözüme dönük çalışmaların ‘etkili olduğunu’ belirten Putin, söz konusu çabalar sonucunda uluslararası terör yuvasının neredeyse yok edildiğini vurguladı. Rusya’nın Suriye'de uzun vadeli çözüme katkı sunulması, ülkenin egemenliğini, bağımsızlığını, birliğini ve toprak bütünlüğünü yeniden sağlanması için aktif çaba göstermeye devam edeceğini söyledi. Suriye'deki şiddetin belirgin bir şekilde azalması ve hayatın yavaş yavaş barışçıl bir rotaya girmesinin, ‘mültecilerin topluca dönüşü için uygun koşulları yaratmanın’ temelini oluşturduğunu belirten Putin, mültecilerin geri dönüş sürecinin ‘doğal bir şekilde ve zorlama olmadan’ ilerlemesinin önemine dikkat çekti. ‘Her bir Suriyelinin anavatanındaki son duruma ilişkin güvenilir bilgiler aldıktan sonra kendi kararını vermesi’ gerektiğini vurguladı. Putin ayrıca bu kararın ‘Esed ve Suriye yönetimi tarafından barışçıl bir yaşam kurmak için atılan adımlara’ bağlı olduğuna dikkat çekti.
Suriye dışında halen 6,5 milyondan fazla mültecinin olduğunu belirten Putin, söz konusu mültecilerin büyük çoğunluğunun çalışabileceğini ve anavatanlarını yeniden inşa etme sürecine katılabileceklerini,  katılmalarının da gerektiğini’ söyledi. Mültecilerin geri dönmelerinin ‘Suriye'nin ve omuzlarına büyük yük bindiren komşularının çıkarları ile uyumlu’ olduğunu ifade eden Putin’in mülteci gençlerin çoğunun ‘aşırılık yanlısı propagandanın etkisi altına girebileceği ve bunun da ev sahibi ülkeler için tehdit oluşturabileceği’ konusundaki uyarısı dikkat çekti.
Rusya’nın Şam’da Suriyeli mültecilerle ilgili bir konferans düzenlenmesini desteklediğini kaydeden Putin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Rus heyeti, 35 kurumdan temsilcilerin katılımıyla konferansa katılan en büyük heyetlerden biri olacak. Şam'da bulundukları süre boyunca konuyla ilişkili kurumlarla görüşmeler yapacaklar.”
Diğer yandan Putin’in konuşması sırasında Batılı ve bölgesel tarafları ve ülkeleri içeren ‘Küçük Grup’ tarafından konferansın düzenlenmesine yapılan itirazları görmezden geldiği ise dikkatlerden kaçmadı. Ayrıca Birleşmiş Milletler’in (BM) herhangi bir şekilde konferansa destek vermemesini de görmezden geldi. Putin, yalnızca Uluslararası Kızıl Haç temsilcilerinin konferans çalışmalarına katılacağını belirtti.
Mültecilerin geri dönüşlerinin önündeki en büyük engelin Batılı ülkelerin Suriye’ye uyguladığı abluka olduğuna dikkat çeken Putin, mültecilerin çoğunun, geri dönüş prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından Suriye'ye dönmek istediğini vurguladı.
Rusya’nın Şam Büyükelçisi Aleksandr Yefimov da yaptığı açıklamada Moskova’da Suriye’ye maddi destek için yeni tedbirler geliştirme çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.
Aynı zamanda Rusya’nın Suriye ile ilişkilerin geliştirilmesi için özel temsilci görevini de yürüten Yefimov, Moskova’nın mevcut tutumlarıyla aynı fikirde olan yeterli sayıda tarafın yanı sıra konferans hazırlıklarının duyurulduğu andan itibaren çalışmaları baltalamaya veya mümkün olan her şekilde itibarını sarsmaya çalışanların da olduğuna dikkat çekti.
Rusya-Suriye Ortak Komitesi’nin ticari, ekonomik, bilimsel ve teknik iş birliği amacıyla Şam’daki yeni toplantısı için kapsamlı ve doğru bir şekilde yapılan hazırlıkların da sürdüğünü belirten Büyükelçi Yefimov “Moskova'da Suriye'ye maddi destek için çeşitli yeni tedbirler geliştirme çalışmaları da devam ediyor” dedi. Yefimov ayrıca ‘bu konudaki nihai kararın yakında alınmasını umduğunu’ dile getirdi.
Rusya’da bazı çevrelerin söz konusu konferans için uygun koşulların şu an mevcut olmadığına inandıklarına dikkat çekiliyor. Konferansın başarı şansı konusundaki karamsarlığa ve yapılan uyarılara rağmen Kremlin’in konferansı destekleyen tutumu dikkat çekti.



ABD yetkilileri Bingazi saldırısının kilit isimlerinden birini gözaltına aldı

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
TT

ABD yetkilileri Bingazi saldırısının kilit isimlerinden birini gözaltına aldı

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, FBI Direktörü Kash Patel ve Columbia Bölgesi ABD Başsavcısı Jeanine Pirro ile birlikte (AP)

ABD Başsavcısı Pam Bondi, FBI'ın 2012'deki Bingazi'deki ABD konsolosluğuna yapılan saldırının kilit isimlerinden birinin gözaltında alındığını duyurdu.

Bondi, Zubeyr al-Bakouş'un ABD'ye iade edildiğini ve cinayet, kundaklama ve terörle ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalacağını açıkladı. Bondi, " Bingazi' saldırısına karışan kilit isimlerden biri yakalandı. Zubeyr el-Bakouş bugün sabah saat 3:00'te Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'ne getirildi ve şu anda gözaltında" dedi.

FBI Direktörü Kash Patel, şüphelinin "on yıldan fazla süren bir takibin ardından Virginia'ya getirildiğini, şu anda gözaltında olduğunu ve bugün mahkemeye çıkarılacağını" söyledi.

Columbiya Bölgesi Başsavcısı Jeanine Pirro, el-Bakouş'un birinci derece cinayet, cinayete teşebbüs, kundaklama ve teröristleri destekleme de dahil olmak üzere sekiz suçlamayla karşı karşıya olduğunu belirtti.

11 Eylül 2012 saldırısında Amerikan misyonunun dört üyesi öldürüldü; saldırının daha sonra Libyalı aşırılıkçılar tarafından gerçekleştirilen kasıtlı bir eylem olduğu belirlendi ve bu aşırılıkçılardan bazılarının el Kaide ile bağlantılı gruplarla ilişkisi olduğu ortaya çıktı.

El-Bakouş, saldırıyla ilgili suçlamalarla karşı karşıya kalan üçüncü kişi. Diğer ikisi, Ahmed Abu Hattala ve Mustafa el-Imam, uzun hapis cezalarını çekiyor; bir diğer şüpheli Ali el-Avni el-Harzi ise 2015 yılında Irak'ta bir hava saldırısında öldürüldü.

ABD konsolosluğuna yapılan saldırıda Büyükelçi Chris Stevens de dahil olmak üzere dört Amerikalı hayatını kaybetti ve bu olay, Ekim 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesi ve öldürülmesinin ardından Libya'yı saran kaosun ortasında gerçekleşti.

Saldırı, Bingazi'deki ve genel olarak Libya'daki kaosun sembolü haline geldi. Bu olay, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir dizi soruşturmaya yol açtı ve bu soruşturmalar sırasında Kongre'deki Cumhuriyetçiler, 2016 başkanlık kampanyası öncesinde Demokrat aday Hillary Clinton ile çatıştı.


Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.