Sudan, Biden döneminde ABD ile daha iyi ilişkiler bekliyor

Sudanlı iki yetkili, ABD başkanı seçilen Joe Biden’ı tebrik ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişmeye tanık olacağı yönündeki umutlarını dile getirdi (Getty)
Sudanlı iki yetkili, ABD başkanı seçilen Joe Biden’ı tebrik ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişmeye tanık olacağı yönündeki umutlarını dile getirdi (Getty)
TT

Sudan, Biden döneminde ABD ile daha iyi ilişkiler bekliyor

Sudanlı iki yetkili, ABD başkanı seçilen Joe Biden’ı tebrik ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişmeye tanık olacağı yönündeki umutlarını dile getirdi (Getty)
Sudanlı iki yetkili, ABD başkanı seçilen Joe Biden’ı tebrik ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha fazla gelişmeye tanık olacağı yönündeki umutlarını dile getirdi (Getty)

İsmail Muhammed Ali
ABD seçim yarışının başlamasıyla birlikte Sudan halkı, Nisan 2019’da eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir rejimini deviren halk devriminden bu yana tanık olunan, Washington ile gelecek ilişkilerinin seyrini belirleyecek kader sonuçları beklentisine yoğunlaştı. Terörizme desteği nedeniyle ABD’nin Sudan’a uyguladığı yaptırımlardan dolayı yirmi yılı aşkın bir süredir devam eden uluslararası izolasyon döneminin ardından ABD seçimleri, dikkate değer bir gelişme oldu. ABD yaptırımları, Sudan’ın büyük sarsıntılara maruz kalmış ekonomisini olumsuz yönde etkilemişti.
Sudanlı gözlemciler, Washington’un kurum tarafından yönetildiğine ve dış ilişkilerinin bireysel ruh halinden etkilenmesinin zor olduğuna inanırken, yeni ABD Başkanı Joe Biden hükümetinin, Demokrat Parti’nin bu yönetimi destekleyici tarihine dayanarak, Sudan’daki demokratik dönüşümü destekleyeceğine dair iyimserliklerini dile getirdi. Gözlemciler ayrıca, Sudan’ın teröre sponsorluk yapan devletler listesinden ‘sorunsuz ve hızlı bir şekilde’ çıkarılma prosedürlerinin tamamlanacağını ifade etti.

Ademi merkeziyetçilik ve çeşitlilik
Sudanlı siyasi analist Abdullah Adem Hatir, “Genel olarak ABD halkının, çeşitlilikleri ve devletlerini oluşturan göçleri bakımından, toplumun temel bir özelliği olan çeşitliliğe ek olarak tarihi bir göç ülkesi olan Sudan’a oldukça benzediğini görüyoruz. ABD de İngiliz işgaliyle savaşa girdi ve başlangıçta bir eritme potası bulma girişimleri ortaya koydu. Daha sonra politikasını, çeşitliliği yönetmekle değiştirdi. Bu, Demokrat Parti’ye ek bir değer ve ışık kazandırdı. Söz konusu yaklaşım, İngiliz işgalinden mustarip olan ve 1956 yılında bağımsızlığını kazanana kadar şiddetli savaşlar yürüten Sudan’ın takip ettiği yaklaşımla aynı. Ardından hukukun üstünlüğüne ve kültürel gerçeklikte yaşamaya bağlı olan ABD’de olduğu gibi Sudanlılar da ulusal birlik çerçevesinde, çeşitliliği göz önünde bulundurarak ve vatandaşlığı temel alarak ülkelerinin ademi merkeziyetçi olarak yönetilmesini kabul etti” açıklamasında bulundu.
Adem Hatir, “Yeni ABD Başkanı Joe Biden’ın demokrasi ve özgürlük ilkelerine duyduğu arzunun, Sudan sokaklarının ‘özgürlük, barış ve çeşitliliğe uyum’ arzusuna verdiği desteğin yanı sıra Sudan’ın halk devrimini destekleyeceğine inanıyorum. Ancak aynı zamanda ABD yaptırımlarını kaldırması gerekiyor” dedi.
Siyasi analist, “Eski ABD Başkanı Barack Obama, 2017 yılında Beyaz Saray’dan ayrılmadan 1 hafta önce, Sudan’a uygulanan ekonomik ve ticari yaptırımların kaldırılması için idari bir emir yayınladı. Donald Trump ise bu adımı, Sudan’ı terörizme sponsorluk yapan ülkeler listesinden çıkararak tamamladı. Ancak ne yazık ki bunu bir şantaj temelinde yaptı. Biden döneminde Hartum ve Washington arasında, faaliyetlerde özgürlük ve adalet ilkesine saygı açısından, Trump dönemindekinden daha iyi bir yaklaşıma dayalı normal ilişkiler olacak” ifadelerini kullandı.
Hatir, “Ülkemize çeşitli alanlarda büyük zararlar veren bir kopukluk ve dış izolasyon döneminden sonra uygun bir atmosfer oluşturmak için, geçiş hükümetinin ABD tarafıyla ilişkileri geliştirecek bir girişim ve vizyona sahip olmasını umuyorum. Sudan’ın tarım, sanayi, madencilik, enerji, eğitim ve diğer alanlarda, federal sistem açısından bile kalkınmaya ihtiyacı var. Dolayısıyla özellikle de artık dost bir ülkeye dönüştüğü için Washington’un ulaştığı teknolojiden ve ilerlemeden yararlanmak zorunludur. Aynı zamanda ülkemiz, ABD iş birliği ve ortaklığı için harika bir alan olabilecek pek çok konuda zengindir” dedi.
Genel olarak Biden hükümeti ve özel olarak da Demokrat Parti ile gelecekteki ilişkileri güçlendirme durumunun, ABD’deki Sudanlıların çoğunu Biden lehine oy vermesine olanak tanıdığını söyleyen Sudanlı analist, Biden’ın seçim kampanyası sırasında Sudan toplumu ile yaptığı görüşmede bu durumdan övgüyle söz ettiğini belirtti. Aktarılana göre Biden, Sudan’daki demokratik dönüşümü tüm gücüyle destekleyeceğine söz vermiş, böylece Sudan’ın ABD ile ilişkilerini geliştirmesinin ve güçlendirmesinin yolunun açılacağını kaydetmişti.

En iyiye doğru
Aynı şekilde Sudan Halk Kongresi Partisi’nde dış ilişkiler yetkilisi Fuad Osman, Sudan - ABD ilişkilerinin Biden döneminde olumlu yönde ilerleyeceğine dair umudunu dile getirdi.
Osman, “ABD’nin bireysel kaprisler tarafından yönetilmeyen bir kurumlar devleti olduğu biliniyor. Bu yüzden Sudan’ın adını yükseltme prosedürlerinin sorunsuz ilerlemesini ve Biden hükümetinden herhangi bir aksaklık olmamasını bekliyorum. Çünkü Sudan hükümeti, ABD yönetimine karşı uluslararası toplumla tam iş birliğini, ona desteğini ve hukuka saygısını ispatladı” dedi.
Biden hükümetinin, kuruluşundan hemen sonra, iki ülke arasındaki ilişkilerin gücünü ve gelişimini teyit eden ilk olumlu mesaj olarak Hartum büyükelçisini ataması bekleniyor. Ayrıca yeni ABD yönetiminin, adil ve şeffaf seçimlere ulaşmak için Sudan halkının demokrasi tercihlerine desteğinin yanı sıra Sudan’ın uluslararası toplum ve uluslararası kurumlarla ilişkilerini desteklemek için çalışması umut ediliyor.

Hamduk ve Hamideti
Öte yandan Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ve Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), ABD Başkanı olarak seçilen Joe Biden’ı tebrik etti.
Hamduk, sosyal medya organları aracılığıyla yaptığı açıklamada, “ABD Başkanı olarak seçilen Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i, halkımız adına zaferlerinden dolayı tebrik ediyorum. Halklarımız ve ülkelerimiz arasında dostluk ve iş birliği köprüleri kurmayı sürdürmek için onlarla birlikte çalışmaya sabırsızlanıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre  Hamideti ise Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Joe Biden’ı, ABD başkanlık seçimlerini kazandığı için tebrik ediyorum. Aynı şekilde seçilen Başkan Yardımcısını ve ABD halkını da tebrik ediyorum.. Halkımız, yeni yönetimin altındaki iki ülke ilişkilerinin, bölgede ve dünyada güvenlik, barış ve istikrarı sağlayan daha büyük bir iş birliğine ve etkili ortaklığa sahne olmasını umuyor” dedi.



Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi" kurma niyetini açıkladı

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (AP)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz vugün yaptığı açıklamada, güçlerinin Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri'ne kadar uzanan bir "güvenlik bölgesi"ni kontrol edeceğini duyurdu.

 Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'deki bir askeri komuta merkezini ziyaretinde konuşan Katz, "Hizbullah'ın teröristleri ve silahları geçirmek için kullandığı Litani Nehri üzerindeki beş köprünün tamamı havaya uçuruldu ve İsrail Savunma Kuvvetleri kalan köprüleri ve Litani'ye kadar uzanan güvenlik bölgesini kontrol edecek" dedi.

Bu bölge,İsrail sınırından otuz kilometre boyunca uzanmaktadır.

Katz, yerinden edilmiş sakinlerin "İsrail'in kuzeyindeki sakinlerin güvenliği garanti altına alınana kadar Litani Nehri'nin güneyine geri dönmeyeceklerini" de ifade etti.

İsrail ordusu pazar günü, açıkça bombalayacağına dair tehditlerin ardından Lübnan'ın güneyinde sahil yolundaki el-Kasımiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu, Litani Nehri'nin güneyini Sur kentine bağlayan en önemli ulaşım arterlerinden birini doğrudan etkileyen gerginlik artışı olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, İsrail'in hedeflerini güneydeki altyapı ve konut alanlarını da kapsayacak şekilde genişlettiğini duyurmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşti.

Katz geçen cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya, İsrail bölgelerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için cephe hattındaki köylerde bulunan Lübnan evlerinin yıkımını hızlandırma talimatı verdiklerini ve Litani Nehri üzerindeki tüm köprülerin yıkılacağını söylemişti.


Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti ve pazar gününe kadar ülkeyi terk etmesini istedi

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)
Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı, İran büyükelçisinin akreditasyonunu geri çekti (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamaya göre Lübnan, İran'ın atanmış büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyonunu geri çekti ve kendisinden pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini istedi.

Dışişleri ve Göçmenler Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, İran'ın Lübnan'daki Maslahatgüzarı Tevfik Samadi ve Genel Sekreter Büyükelçi Abdul Settar Isa çağrılmış, kendisiyle görüşmüş ve Lübnan devletinin atanan İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin akreditasyon onayını geri çekme ve onu istenmeyen kişi ilan etme kararını bildirmiştir. Bakanlık, Şeybani'nin en geç 29 Mart 2026 Pazar gününe kadar Lübnan topraklarını terk etmesini talep etmiştir.

Aynı bağlamda, Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Tahran'ın iki ülke arasında uygulanan diplomatik ilişkilerin norm ve ilkelerini ihlal ettiği yönündeki Lübnan devletinin açıklaması üzerine, İran'daki Lübnan Büyükelçisi Ahmed Sveydan'ı istişare için çağırdı.