Irak ile Ürdün ortak sanayi ve ticaret kenti kurmaya hazırlanıyor

Daha fazla iş fırsatı sağlama konusundaki iyimser beklentiye karşın, projenin ekonomik uygulanabilirliğine dair endişeler bulunuyor.

2018 yılında yeniden açılan El-Kerame geçişi, Irak ile Ürdün arasında önemli bir ekonomik arter olarak biliniyor. (AFP)
2018 yılında yeniden açılan El-Kerame geçişi, Irak ile Ürdün arasında önemli bir ekonomik arter olarak biliniyor. (AFP)
TT

Irak ile Ürdün ortak sanayi ve ticaret kenti kurmaya hazırlanıyor

2018 yılında yeniden açılan El-Kerame geçişi, Irak ile Ürdün arasında önemli bir ekonomik arter olarak biliniyor. (AFP)
2018 yılında yeniden açılan El-Kerame geçişi, Irak ile Ürdün arasında önemli bir ekonomik arter olarak biliniyor. (AFP)

Müyed Et-Tarfi/Iraklı
Irak’ın eski Başbakanı Adil Abdulmehdi ile Ürdünlü eski mevkidaşı Ömer er-Rezzaz, 2019 yılının şubat ayında iki ülke arasındaki ortak sınıra yakın bir bölgede bir zirve düzenledi. Görüşme, söz konusu dönemde atılan geçici bir adım olarak kalmamış aksine iki ülke liderleri arasında daha sonra atılacak adımların da ilk örneği olmuştu. Söz konusu zirvenin sonunda ekonomik ve ticari iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan ortak bir sanayi ve ticaret bölgesi kurulması amacıyla bir anlaşma yapılmıştı.
Abdulmehdi ve Er-Razaz görevlerinden ayrılsalar da Bağdat ve Amman ortak çöl sınırı bölgesinde bu hayati projeyi uygulamaya kararlı. Bağdat’ın, komşusu ile hayata geçireceği bu proje Irak’ın 1920'lerde kurulmasından bu yana türünün ilk örneği olacak.
Projenin önemi kendini, Irak-Ürdün sınırına yakın bölgelerden bir dizi orta ve güney illere uzanan uluslararası karayolunun yakınında hayata geçirilecek olmasında gösteriyor. Proje, Ürdün'deki Akabe Limanı’na kadar uzanacak olan Irak petrol boru hattının geçeceği bölgeye yakın bir yerde olacak. Irak Petrol Bakanı İhsan Abdulcebbar'ın açıklamalarına göre Irak petrol boru hattı önümüzdeki yılın başlarında işlerlik kazanacak.
Görünüşe göre proje, ekonomik faydasının yanı sıra siyasi açıdan da yarar sağlayacak. Irak hükümetinin komşu ülkelerle ilişkilerini ortak ticari ilişkiler üzerinden iyileştirmeye yönelik bir eğilimi var. Böylelikle ekonomik çıkarlar her iki taraf arasındaki ilişkilerde de karar verici bir unsur olarak ön plana çıkacak.

Tesisler kurulacak
Irak Temsilciler Konseyi Ekonomi Komitesi’nde söz konusu projeye yönelik iyimserlik artıyor. Bunun nedeni; bahse konu projenin işgücünün ciddi bir bölümünü istihdam etmek için önemli bir adım olması, yurt dışına ürün ihraç edilebilecek bir fabrika ve imalat sanayi zincirinin kurulması ve işlerlik kazanması yoluyla Irak devletine yeni kaynaklar hazırlayacağı yönünde beklentiler bulunması.
Irak Temsilciler Konseyi Ekonomi Komitesi’nden Hamid El-Musevi, ülkenin tamamına ekonomik fayda sağlayacak ve vatandaşlara istihdam olanağı yaratacak olması nedeniyle bu ortak sanayi kentinin büyük öneme sahip olduğunu vurguladı. El-Musevi açıklamasında şunları söyledi:
"Bölge ülkeleri arasındaki sınai ve ticari hareket yeniden canlandırılmalı. Burası bir çatışma alanından halkın yararlanacağı ticari ve sınai bir ticaret bölgesine dönüştürülmelidir. Bu sanayi şehri sayesinde Irak, ürünlerini dışarıya ihraç ederek dünyaya açılacak ve kalkınma projeleri yoluyla ülkesine kaynak sağlayacaktır. “
Ortak sanayi kenti planına göre Basra'dan Akabe'ye uzanması kararlaştırılan boru hattı ile Irak petrolünü tedarik edecek olan bir rafineri kurulacak. Bunun yanı sıra petrokimya fabrikaları inşa edilecek.
El-Musevi konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ürdün ortak sanayi kentine elektrik enerjisi sağlayacak, Irak da bunun altyapısını kuracak. Böylelikle Irak, endüstriyel ürünlerini ülke içinde üretip pazarlayabilecek. Bir kısmını da Akabe Limanı üzerinden dünyaya ihraç edebilecek.”
El-Musevi, Irak'ın batı bölgesindeki sanayi kenti projesinin, doğal gazın yanı sıra çimento ve cam sanayinde kullanılan birçok hammaddeyi de içermesi sebebiyle başarıya ulaşacağını ön görüyor.

Projenin hayata geçirilmesi
Irak hükümeti sanayi kentini inşa ederek birçok endüstriyel hammadde için önemli bir maden olan ülkenin batısındaki Anbar şehrini bir sanayi ve ticaret merkezine dönüştürmeye çalışıyor. Şehrin büyük bir kısmında daha önce DAEŞ tarafından kontrol edilmesi sebebiyle sıkıntılar hakimdi, özellikle de Anbar Çölü’nde.  Ürdün-Irak iş birliğiyle kurulacak ortak sanayi ve ticaret kentinin merkezi olduğu için Anbar’ın diğer şehirlere nazaran daha büyük ekonomik fayda sağlaması bekleniyor. Anbar ili yerel yönetimi, önümüzdeki dönemde hem şehir hem de genel olarak Irak ekonomisinin güçlendirilmesindeki önemini göz önünde bulundurarak, projenin gelecek yıl tamamlanması ve başarılı olması hususunda en fazla iyimserliğe sahip olan makam gibi görünüyor.
Anbar Valisi Danışmanı Aziz Halef et-Tarmuz konuya dair şu açıklamada bulundu:
“Irak ile Ürdün arasında gerçekleştirilen ve Amman’a gerek mal gerekse ham petrol ihracatının yapıldığı ticari faaliyetten sonra sanayi kentine duyulan ihtiyaç ortaya çıktı. Bu nedenle bir dinlenme tesisi ile özgür bir sanayi ve ticaret şehrine ihtiyacımız olacak. Diğer yandan Ürdün ile paylaşılan Trebil Sınır Kapısı’ndan geçen ve çeşitli malzemeler taşıyan hususi araçların ve kamyonların toplam sayısı 1500-2000 arasında değişiyor. Sanayi şehri ile ilgili müzakereler, bağımsız bir projeyi temsil ettiği için federal hükümet ile Ürdün tarafı arasında doğrudan yapılacak. Proje kapsamında çok sayıda dükkan ve fabrika kurulacak.”

Ekonomik fizibilite çalışması
Sanayi kentinin Ürdün ile Trebil Sınır Kapısı’nın yakınında yaklaşık 24 kilometre kare olarak tahmin edilen bir arazi üzerine kurulmasına karar verildi. Irak, Ürdün ile 181 kilometre uzanan ortak sınıra bağlanıyor. Projeyi destekler nitelikteki seslerin yanı sıra özellikle çöl bölgesinde yer alması nedeniyle projeye karşı çıkanlar ve ekonomik uygulanabilirliğinden endişe edenler de mevcut.
Iraklı Ekonomi Uzmanı Basim Antuvan konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sanırım hükümetin gerçekleştirmeyi istediği başka bir hedefi daha var. O da bölgenin ekonomik ve ticari olarak canlandırılması, ticari malların pazarlandığı bir serbest bölge kurulması ve bu bölgenin yakınında uluslararası sanayi şehirlerine benzer bir konut kompleksi inşa edilmesi. Özel sektör, kamu sektörü ile birlikte çalışarak metalurji, cam ve petrokimya endüstrileriyle sanayi şehrine katkı sağlayabilir. Devlet, sanayi kentindeki yatırımcılara bazı kolaylıklar sağlıyor. Özellikle Irak, 40 milyonluk nüfusuyla endüstriyel ürünler için iyi bir pazar olarak kabul ediliyor.”

Tek taraflı fayda
Irak Sanayicileri Federasyonu, Ürdün ürünlerinin gümrük tarifelerinden muaf mallarla akına uğramasına yol açabileceğini öne sürerek projeyle ilgili endişelerini dile getirdi. Irak Sanayiciler Federasyonu Başkanı Ali Subeyh El Saidi, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu:
“Ortak sanayi kentinin inşası tek bir tarafa, yani Ürdün'e fayda sağlayacak. Irak için kayda değer bir yararı olmayacak. Ürdün topraklarında 12 kilometre, yine Irak topraklarında aynı derinlikte bir sanayi kentinin kurulması Irak'a arzulanan faydayı sağlamayacak. Ürdün endüstrisi, ortak bir sanayi kenti ile gümrük muafiyeti elde edecek. Böylece Ürdün malları Irak pazarına güçlü bir şekilde girecek.”
Açıklamasında söz konusu projenin ekonomik fizibilitesinin durumu olduğunu sorgulayan Saidi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hit, Nasıriye ve Basra gibi Irak sanayi şehirlerinde fizibilite çalışmaları henüz tamamlanmış değil. Özellikle bazılarında fizibilite çalışmalarının sadece yüzde 50'si tamamlanmış durumda. Sanayi kentinin kurulmasına Irak Sanayi ve Maden Bakanı aracılığıyla itirazımı sundum.”
2018 yılında etkin bir şekilde yeniden açılan El-Kerame-Trebil Sınır Kapısı ticaret alışverişi ve taşımacılık açısından Irak ile Ürdün arasındaki ekonomik bir arter olarak biliniyor. İki ülke arasındaki yıllık ticaret hacminin yaklaşık bir milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.



Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
TT

Fas seçimleri parlamentoda yeni bir tablo ortaya koydu

“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)
“Asalet ve Çağdaşlık” Partisi’nin liderlik kadrosundan Fatima ez-Zehra el-Mansuri, dün erken saatlerde seçim sonuçlarını kutlayan destekçileri arasında (AFP)

Fas’ta çarşamba günü gerçekleştirilen parlamento seçimleri, parlamentoda yeni bir siyasi tablo ortaya çıkardı. “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi (PAM) birinci sıraya yükselirken, 2021 seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında “Ulusal Bağımsızlar Birliği” (RNI) ve “İstiklal” Partisi geriledi. Buna karşılık “Adalet ve Kalkınma Partisi” (PJD) güçlü bir dönüş yaparak yeniden siyasi gündemin ön sıralarına çıktı.

Sonuçlara göre “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi 97 sandalye kazanırken, onu 66 sandalyeyle “Ulusal Bağımsızlar Birliği”, 65 sandalyeyle “İstiklal” Partisi ve 54 sandalyeyle “Adalet ve Kalkınma Partisi” izledi. Kalan sandalyeler ise “Halk Güçleri Sosyalist Birliği”, “Halk Hareketi”, “İlerleme ve Sosyalizm Partisi” ile “Anayasal Birlik” arasında dağıldı. Seçime katılım oranı yüzde 38,02 olarak gerçekleşti.

Oylama başlamadan önce de “Asalet ve Çağdaşlık” Partisi içerisinde, bir sonraki hükümetin başbakanlığı konusunda gayri resmi tartışmalarda iki isim öne çıkmıştı: Fouzi Lekjaa ve Fatima ez-Zehra el-Mansuri.


Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Husilerin Taiz’i Aden’den izole etme girişimini engelledi

Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)
Yemen ordusunun Taiz cephelerinde Husilerin saldırılarına karşı yürüttüğü şiddetli çatışmalar (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri, Taiz cephesindeki Hayfan ve El-Mukatira bölgelerinde Husilerin, Hicet el-Abd yoluna yaklaşmayı amaçlayan girişimlerini püskürttü. Söz konusu girişimlerin, Taiz vilayetini güney bölgelerinden ayırarak, Aden’e uzanan güzergâhı kesmeyi hedeflediği belirtildi.

Hükümet güçleri, stratejik öneme sahip yolun güvenliğinin sağlandığını ve vatandaşlar ile yolcuların ulaşımının yeniden başladığını açıkladı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, Taiz ve Tur el-Baha eksenlerindeki birlikler ile “Devler Tugayları”nın, Halk Direnişi’nin desteğiyle sızma girişimlerini püskürttüğünü ve saldıran unsurları geri çekilmeye zorladığını belirtti. En-Nezili, Husilerin insan gücü ve maddi kayıplar verdiğini ifade etti.

Hayfan ilçesinde hükümet güçleri, Husilerin El-Ahkûm bölgesine yönelik saldırısını püskürtürken, El-Mukatira’daki El-Eşbut ve Hicet el-Abd bölgelerinde de yola yaklaşmaya ve yol yakınındaki mevzilere konuşlanmaya çalışan unsurlarla çatışmalar yaşandı.

Öte yandan Yemen’de meşru hükümete destek koalisyonu güçleri, dün Husilerin Suudi Arabistan yönüne fırlattığı 6 balistik füzeyi önleyerek imha etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre füzeler, Taif ve Yanbu kentlerini hedef aldı. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husileri uyararak, terör operasyonlarını artırılmasına “kararlılıkla karşılık verileceğini” belirtti.

Saldırı girişimiyle eş zamanlı olarak Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, Mekke, Cidde, Taif, Yanbu ve Tebük’te erken uyarı sirenlerini devreye soktu. Ardından beş kentteki tehlikenin sona erdiği açıklandı.


Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
TT

Washington, Bağdat Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek

(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)
(foto altı) Bağdat Uluslararası Havalimanı önündeki yolcular (Reuters – Arşiv)

Irak Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamaya göre ABD, Ortadoğu’daki savaş sırasında İran yanlısı silahlı gruplar tarafından defalarca hedef alınan Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki diplomatik ve lojistik merkezini Irak’a devredecek.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Bakanlık, Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Müsteşarı ile ABD Maslahatgüzarının dün ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki Büyükelçilik Diplomatik Destek Sahası’nın Irak Hükümetine Devri Anlaşması’nı imzaladığını duyurdu.

Açıklamada, söz konusu adımın ‘Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyonun misyonunu ve Irak’taki yabancı askeri varlığını 30 Eylül 2026 olarak belirlenen takvime uygun şekilde sonlandırmaya yönelik prosedürleri tamamlama çabaları kapsamında’ atıldığı belirtildi.

İran ile müttefik olan gruplar, yıllardır Washington liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu bünyesinde Irak’ta konuşlu yabancı güçlerin çekilmesi çağrısında bulunuyor ve ülkedeki ABD tesisleri ile çıkarlarını hedef alıyordu.

Ortadoğu’daki savaş süresince bu gruplar, Bağdat Uluslararası Havalimanı’ndaki tesis de dahil olmak üzere ABD mevzilerini 600’den fazla kez hedef aldı.

Iraklı bir güvenlik yetkilisi ve diplomatik bir kaynak, bu ayın başlarında AFP’ye yaptıkları açıklamada ABD güçlerinin tesisi tahliye ettiğini bildirdi.

Bağdat ve Washington, radikal örgütün Irak’ın kuzeyi ve batısında geniş alanları ele geçirmesinin ardından 10 yıl önce başlatılan koalisyon misyonunu sonlandırma konusunda 2024 yılında anlaşmaya varmıştı.

Koalisyon güçleri şu anda yalnızca Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’deki havalimanında konuşlanmış durumda.

Koalisyonun varlığı, özellikle DEAŞ’ın 2017 sonlarında mağlup edilmesinden bu yana Irak makamları ile gruplar arasında sürekli bir gerilim kaynağı oluşturuyordu.

Bu yıl göreve gelmesinden bu yana Başbakan Ali ez-Zeydi, silahların devletin elinde toplanması ve grupların cephaneliklerini teslim etmesi sözü verdi.

Yetkililer, koalisyon misyonunun sona ermesinin, söz konusu grupların silahlarını ellerinde tutmak için dayandıkları temel gerekçelerden birini ortadan kaldırdığını belirtiyor.