Sudan’da Barış anlaşmasını imzalayan ordu liderlerine karşılama

Sudan halkı, 15 Kasım’da Hartum’daki silahlı hareketlerin geri dönüşünü kutladı (EPA)
Sudan halkı, 15 Kasım’da Hartum’daki silahlı hareketlerin geri dönüşünü kutladı (EPA)
TT

Sudan’da Barış anlaşmasını imzalayan ordu liderlerine karşılama

Sudan halkı, 15 Kasım’da Hartum’daki silahlı hareketlerin geri dönüşünü kutladı (EPA)
Sudan halkı, 15 Kasım’da Hartum’daki silahlı hareketlerin geri dönüşünü kutladı (EPA)

Sudanlılar, geçiş hükümeti ile Devrimci Cephe koalisyonu arasında imzalanan barış anlaşmasının uygulanmasıyla, ülkeyi yöneten silahlı hareketin liderlerine yönelik toplu bir karşılama töreni düzenledi.
Çok sayıda vatandaş, onlarca yıllık iç çatışmaların sona ermesini kutlamak amacıyla başkent Hartum’daki Özgürlük Meydanı'nda toplandı. Sudan kültürünü yansıtan folklor grupları, geleneksel müzik, danslar ve ülkenin farklı yerlerinden şarkılar eşliğinde bir neşe tablosu ortaya koydu. Sudan’ın kültürel çeşitliliğinin ‘barışçıl’ yüzünü resmederek, halkın Aralık 2019 devriminin sloganları olarak adalet, özgürlük ve barışı gerçekleştirme arzularını ifade etti.  
Darfur’da 2003 yılından bu yana süren iç savaşta, yüzbinlerce insan ölürken, milyonlarca insan da evsiz kaldı. Savaş, Birleşmiş Milletler’in (BM) dünyanın en büyük barışı koruma misyonuyla müdahalesine neden oldu. Güney Sudan’ın ayrılmasının ardından 2011 yılında Nuba Dağları ve Mavi Nil’de başlayan çatışmalarda, binlerce kişi ölürken, binlerce kişi de evsiz kaldı. 3 Ekim’de geçiş hükümeti ve Devrimci Cephe koalisyonu bayrağı altındaki bazı silahlı hareketler, Güney Sudan Devleti himayesinde yaklaşık bir yıl süren maraton görüşmelerinin ardından barış anlaşması imzaladı. Anlaşmaya göre ‘silahlı mücadele hareketleri’ olarak adlandırılan silahlı hareketler ve geçiş hükümeti tarafları arasında yönetimin paylaşılması kararı verildi.
Cuba barış anlaşması, barış ortakları arasında güç ve servet paylaşımını öngörerek, barış ortaklarına Egemenlik ve Yasama Konseyi’nde üye tahsis etti. Silahlı mücadele hareketlerinin liderlerinin hükümette temsil edilmelerini kabul etmelerinin ardından yeni hükümetin oluşumunun ilan edilmesi bekleniyor. Devrimci Cephe Başkanı Hadi İdris, Adalet ve Eşitlik Hareketi Başkanı Cibril İbrahim, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri Mini Arko Minnavi, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) örgütünün liderlerinden Malik Akkar, Devrimci Cephe’nin diğer liderleri ve barış anlaşmasını imzalayan taraflar dün  Hartum’a ulaştı.
Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti), 15 Kasım’da Özgürlük Meydanı’nda yaptığı konuşmada, Cuba anlaşmasının acıların ve savaşların karanlık sayfasını kapattığını vurguladı. Daklu, “Silahlar taşıdık. Birbirimizle kavga ettik. Oğul ve kızlarımızı yerlerinden ettik. Bu kötü döngü duruyor” dedi. Barışın, kimsenin hasmı olmayacağını söyleyen Muhammed Hamdan Daklu, durumu ‘herkese, barış içinde yaşama fırsatı veren bir temelde devleti yeniden kurma girişimi’ olarak nitelendirdi. Anlaşmanın, dost ellerle gerçekleştiğini söyleyen Daklu, barışın gerçek bir zeminde yapıldığını kaydederek, “Tek gözle bakmak akıllıca değil. Aksine doğru gözle ve ülkeye kalıcı barışın gelişi gözüyle bakmalı” dedi.
Daklu, geçen yıl Cuba’daki zorlu müzakerelere öncülük etti. Hükümetin müzakere heyeti, Devrimci Cephe bayrağı altında silahlı hareketlerin ve sivil örgütlerin liderleriyle barış anlaşması imzalamayı başardı. Ancak Abdulaziz el-Hillu ve Abdulvahid Muhammed Nur liderliğindeki iki silahlı hareket hala Cuba’da imzalanan anlaşmanın dışında bulunuyor.
Daklu, Kurtuluş Hareketi ve SPLM-N örgütü liderlerine barış sürecine katılma çağrısını yinelerken, “Devletin inşası için yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var. O halde gelin ve çabalarımıza katılın ve baştan başlayalım” dedi.
Öte yandan Başbakan Abdullah Hamduk, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, silahlı mücadele hareketlerinin liderleri arasındaki değişim ortaklarının ülkeye gelişinin, ‘barış inşası sürecinin gerçek bir başlangıcı’ olduğunu kaydetti. Yaşananları tarihi olarak nitelendiren Hamduk, ‘Sudan’daki savaş sayfasının, sonsuza dek doğru bir siyasi uygulama hususunda kapanmasının başlangıcı’ olduğunu dile getirdi. Hamduk ülkenin istikrarını desteklemek için siyasi fikir birliğinin temelini güçlendirmek, ülkenin tarihi geçmişini geliştirmek için liderlerin geri döndüğünü söyledi. Başbakan ayrıca, “Barış bir güvendir ve hepimiz buna katlanmalı ve sorumluluğunu üstlenmeliyiz” diyerek, siyasi katılımın her Sudanlı açısından bir hak olduğunu dile getirdi.
Öte yandan Devrimci Cephe Başkanı Hadi İdris, yaptığı açıklamada, barışın, Sudanlıların uzun bir süredir aradıkları bir hedef olduğunu belirtti. İdris, barışa Güney Sudan Devleti’nin yardımıyla ve bir yıllık bir sabırla ulaştıklarını söylerken, barış anlaşmasının halk için uygulanacağı, askeri ve sivil ortaklarla onların lehine çalışılacağı ve devrim sloganlarının gerçekleştirileceği taahhüdünde bulundu. Hadi İdris, anlaşmayı farklı bir siyasi ortamda imzalanan ve tüm temel konuları ele alan seçkin bir anlaşma olarak nitelendirdi. Daha az gelişmiş bölgelere büyük bir hükümet payı verecek bir ‘federal hükümet’ kurarak toplumdaki boşluğu doldurma çağrısında bulunan İdris, “Sorumluluğumuzu taşıyor ve Sudan halkının acılarını biliyoruz. Hükümetteki ortaklarla birlikte işbirliği içerisinde sorumluluk üstlenmeye çalışacağız” dedi. İdris, Devrimci Cephe liderlerinin barış anlaşmasını uygulamak, devletin prestijini empoze etmek, güvenlik kesintilerini önlemek, ekonomik zorluklarla yüzleşmek ve halkın acılarını sonlandırmak için hükümetin yanında durmak için geçiş ortaklarına ellerini uzatacakları sözü verdi.
Halkın haklarına yönetil suç işleyenler için adaletin sağlanması gerektiğine değinen İdris “Adalet, Sudan halkına karşı suç işleyen herkesle, uzlaşmalar aracılığıyla ve bunların ülkede veya ceza mahkemesinde nasıl yargılanacağına dair bir anlaşma yoluyla savaşarak sağlanacaktır” dedi.
Öte yandan geçiş yönetiminin siyasi kanadını temsil eden Özgürlük ve Değişim Bildirgesi güçlerinin temsilcisi İbrahim eş-Şeyh, ‘tüm olumsuzlukların ortadan kalktığı ve yeni bir tarihin yazılacağı yeni bir Sudan sözü verdi. “Savaşa ve silaha veda” diyen Şeyh, Sudan halkının ‘barış zenginliği ve buğday yetiştiren bir toprağın güzellikleriyle’ kutsanmayı hak ettiğini vurguladı. İbrahim eş-Şeyh, halkın acısını hafifletmek, çıkarlarını sağlamak ve derin devletin etkilerini ortadan kaldırmak için ulusal sorumluluğu hissetmeye yönelik ‘pusulayı’ kontrol etmeye çağırırken, “Aralık devrimi, zayıflıklarla dolu 30 yılı kapsayan uzun bir emeğin ardından geldi” dedi. Temsilci, geçiş hükümetinin siyasi otoritesi adına, ülkedeki barış bayraklarını kararlılıkla ve iradeyle yükseltme, Darfur halkına, Nuba Dağları ve Mavi Nil halklarına yanıt olarak barış için çalışma taahhüdünde bulundu.
Aynı şekilde Sudan Kurtuluş Hareketi lideri Mini Arko Minnavi, liderlerin, ‘barış anlaşmasını arenaya yansıtan, ülkenin tüm bölgelerini etkilemiş adaletsizliği ve marjinalleşmeyi ortadan kaldıran ve gerçek bir başlangıç için sayfayı sıfırlayan’ ortak bir ekip olarak geçiş hükümeti ile çalışmak üzere Hartum’a geldiklerini belirtti. Vatandaşların geçim kaynaklarıyla ilgileneceğine, ekmek, yakıt, ilaç ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacağına söz veren Minnavi, ‘Demokrasiye geçiş için sorumluluk almalı ve siyasi çekişmeleri bırakmalıyız” dedi.
Arko Minnavi, ‘gençler için istihdam fırsatları oluşturmanın, işsizliği ve yasadışı göçü azaltmanın, kadınları ve özel ihtiyaçları olan kişileri geliştirmenin, şirketleri Maliye Bakanlığı’na devretmek için çalışmanın ve savaş bölgeleri geliştirmenin’ önemine dikkati çekti. Minnavi, gelecek aşamanın, ülkedeki anayasal kurumları harekete geçirmeye ve doğru yönetim kurmaya odaklanacağını, bu durumun da ‘gelişmiş ülkelere’ ulaşmaya katkı sağlayacağını vurguladı.
Güney Sudan’ın arabulucusu Tut Gulvak ise Sudan’daki barışın ‘dürüst şekilde’ sağlandığını belirtirken, “Sudan’da barış, bir boşluktan gelmedi. Aksine Cuba müzakerelerinde adamlar çaba sarf ettiler, karşılığı büyük ve harika oldu” dedi.



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.