WHO: Sokağa çıkma yasağı tek başına yeterli değil

Doğu Akdeniz konferansındaki katılımcılar (Şarku’l Avsat)
Doğu Akdeniz konferansındaki katılımcılar (Şarku’l Avsat)
TT

WHO: Sokağa çıkma yasağı tek başına yeterli değil

Doğu Akdeniz konferansındaki katılımcılar (Şarku’l Avsat)
Doğu Akdeniz konferansındaki katılımcılar (Şarku’l Avsat)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Doğu Akdeniz Bölge Müdürü Dr. Ahmed el-Munziri yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarındaki gözle görülür artışın sebebini, Kovid-19 ile mücadele mekanizması olarak “sokağa çıkma yasağına” aşırı güven duyulmasına bağladı.
WHO Doğu Akdeniz Bölgesi’nin dün video konferans yöntemiyle düzenlediği basın konferansı Bahreyn Sağlık Bakanı Faika Bint Said es-Salih, Pakistan Başbakanı’nın Ulusal Sağlık Hizmetleri, Yönetmelikler ve Koordinasyondan Sorumlu Özel Danışmanı Dr. Faysal Sultan ve Tunus Sağlık Genel Müdürü Faysal bin Salih’in katılımıyla gerçekleştirildi. Konferans sırasında el-Munziri “Şu an, salgının ilk patlak verdiği zamanlarda uygulanan sokağa çıkma yasağı gibi bazı klasik toplumsal önlemlere aşırı güvenmenin dezavantajlarını gözlemliyoruz” dedi.
Munziri açılış konuşmasına şöyle devam etti:
“Şu anda gördüğümüz artışların, temmuz ve ağustos aylarında bölgemizde salgınla mücadelede başarılı olan sokağa çıkma yasaklarının ve getirilen kısıtlamaların gevşetilmesinden kaynaklandığı aşikar. Sokağa çıkma yasağı, enfeksiyonu yalnızca belirli bir dereceye kadar engelleyebilir. Ülkeler ve toplumlar eski haline döndüğünde, hükümetler etkinliği kanıtlanmış halk sağlığı müdahalelerini etkili bir şekilde uygulamaya devam etmez ve insanlar da kişisel koruyucu tedbirlerine sıkı sıkıya bağlı kalmazsa hastalık yayılacaktır.”
Doğu Akdeniz Bölgesi şu ana dek dünya çapında toplam 55 milyon vaka içerisinden 3,6 milyondan fazla Kovid-19 vakası bildirdi. Bu vaka sayıları sağlık bakanlıkları tarafından WHO’ya bildirilenleri ve genellikle hastaneler tarafından kabul edilen ağır vakaları kapsıyor.
Munziri “Bölgenin tümünde teyit edilen gerçek vaka sayısının bundan çok daha fazla olduğunu düşünüyoruz. Vaka sayılarındaki son artışlar Avrupa ve Amerika kıtasında olduğu gibi hala oldukça endişe uyandırıyor” dedi. Geçtiğimiz hafta yalnızca üç ülke -İran, Ürdün ve Fas- bölgedeki toplam vakaların yüzde 60’ından fazlasını bildirdi ve Lübnan ve Pakistan olmak üzere diğer pek çok ülkede hala vaka sayılarının artmaya devam ettiği görülüyor. En yüksek ölü sayısına sahip ülkeler arasında Ürdün, Tunus ve Lübnan bulunuyor. Munziri “Vaka sayılarındaki artışlar bizim sadece sokağa çıkma yasağına güvenmeden etkinliği kanıtlanmış halk sağlığı önlemlerini güçlendirmeye devam ederek bir kez daha salgına karşı daha kapsamlı bir yöntem benimsememiz gerektiğini gösteriyor” dedi. Halk sağlığı önlemleri arasında maske kullanımına -ki bu, bölgedeki ülkelerde tam bir şekilde uygulanmıyor- ve sosyal mesafeye sıkı bir şekilde riayet edilmesi yer alıyor. WHO Doğu Akdeniz Bölge Müdürü “şu an dinlenme vakti olmadığını” vurgulayarak “vaka sayısının giderek azaldığı Asya’dan ibret alınması” gerektiğini belirtti. Aynı şekilde Munziri “salgınla gereken ciddiyette mücadele edilmezse bölgenin geçtiğimiz dokuz ayda kaydedilen (3 milyondan fazla vaka ve 76 bin ölü) vaka ve ölü sayılarının önümüzdeki dokuz ayda aynı ya da daha fazla olacağına” dair uyarıda bulundu. Aşıya bel bağlanmasını kınayan Munziri “Bir aşı herkese ulaştırılana dek beklemek zorunda değiliz çünkü bunun ne zaman olacağını bilmiyoruz. Kovid-19'a karşı bir veya daha fazla aşı üretme ihtimaline ilişkin son haberler bir umut ışığı veriyor, ancak aşı pandemiyi sona erdirecek sihirli bir değnek değil. Herkes aşı olana kadar virüsün, enfekte kişilerden diğer insanlara yayılma riski devam ediyor olacak”  ifadelerini kullandı. Şarku’l Avsat’ın WHO’nun bazı aşıların üçüncü aşama klinik deneylerinin erken sonuçlarının açıklanmasına karşı tutumuna ilişkin soruya Munziri şöyle cevap verdi:
“WHO tarafından yönetilen COVAX tesisi, Kovid-19’a karşı geliştirilen aşıları toplu bir şekilde tedarik etme mekanizması olup henüz hiçbir aşıyı onaylanmadı ve bu aşıları üreten firmalar, firmalarının bağlı olduğu ülkelerde kayıt yaptırmadan da onay alamayacak.”
Kovid-19 aşısının mevsimsel olup olmayacağına ilişkin soruya ise Munzuri “Kesin bir cevap vermek için henüz çok erken, çünkü hala virüsün yayılma şeklini incelememiz lazım” şeklinde cevap verdi.
Diğer taraftan Pakistan Başbakanı’nın Ulusal Sağlık Hizmetleri, Yönetmelikler ve Koordinasyondan Sorumlu Özel Danışmanı Dr. Faysal Sultan virüsün mutasyonu ile ilgili konuşmasının “kişisel görüşleri” olduğunu vurgulayarak “Virüsler, zamanla değişen canlı organizmalardır ve bu ekstra riskleri beraberinde getirir. Kovid-19’da ise bu henüz gerçekleşmemiş gibi” dedi. Dr. Faysal salgının ikinci ve birinci dalgasının tehlikesi arasında bir değişiklik olmadığını belirterek “Virüsün bize bulaşma şekli ve şiddeti iki dalga arasında değişmedi” dedi.
Dr. Faysal vaka sayılarının kış aylarında artmasına ilişkin endişelerin virüs ve yayılma gücünün aksine insanların davranışlarına bağlı olduğunu söyleyerek “Virüsün sıcaklıktan etkilenmediği kanıtlandı, ancak kışın havaların soğumasıyla insanların kapalı ortamlara girme eğilimi göstermesi, vaka sayılarında beklenen artışa neden oluyor” dedi.
Tunus Sağlık Genel Müdürü Faysal bin Salih, Tunus’taki önleyici tedbirlere uyma derecesinin “ortalamanın altında” olduğunu itiraf ederek “Araştırma yapıldığı sırada eylül ayında maske takılmasına riayet edenlerin oranının yüzde 10 ila 15 arasında olduğunu ve gerçekleştirdiğimiz yoğun farkındalık kampanyaları sonrasında yüzde 40’a çıktığını gördük ki bu oran ortalamanın altında kalıyor. Koruyucu tedbirlere yanıt veren gençlerin yüzdesinin yaşlılara kıyasla çok daha zayıf olduğu görüldü” dedi. Faysal bin Salih Tunus'ta günlük bin 500'e ulaşan vaka sayılarındaki gözle görülür artışın sebebini genel yasağın ardından sokağa çıkma yasağındaki kısıtlamaların hafifletilmesine bağlayarak “Ekonomik kayıpları azaltmak için kısıtlamaları gevşetmek zorunda kaldık. Zira eğer kayıplarımız daha da artsaydı sağlık bütçesini artırmada sorunlarla karşılacaktık” dedi.
Diğer taraftan Bahreyn Sağlık Bakanı Faika Bint Said es-Salih yaptığı açıklamada ülkesinin proaktif çabaları benimsediğini söyleyerek salgınla mücadeleki tecrübesinin olağanüstü olduğunu kaydetti ve ardından “Kaydedilen vakaların sayısı büyük ölçüde Bahreyn'deki durumu yansıtıyor” ifadelerini kullanarak güçlü bir bilgi sistemlerine sahip olduklarına dikkat çekti.



İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.


ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)

ABD Adalet Bakanlığı, bazı milletvekillerinin yayınlanan belgelerdeki belirli isimlerin sansürlenmesinden duydukları endişeyi dile getirmelerinin ardından, dün Kongre üyelerinin Jeffrey Epstein davasıyla ilgili sansürsüz dosyaları incelemesine izin verdi.

AFP’nin haberine göre kasım ayında Kongre tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen Epstein Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı'nın hüküm giymiş cinsel suçluya ilişkin elinde bulunan tüm belgeleri yayınlamasını gerektiriyor.

Yasa, FBI'a göre sayısı bini aşan Epstein kurbanlarının kimliklerini ortaya çıkarabilecek isimlerin veya diğer kişisel bilgilerin gizli tutulmasını gerektiriyor.

Ancak yasa, "herhangi bir hükümet yetkilisi, kamu figürü veya önde gelen yabancı şahsiyet de dahil olmak üzere, hiçbir kaydın utanç, itibar kaybı veya siyasi hassasiyet gerekçesiyle gizlenemeyeceğini, geciktirilemeyeceğini veya sansürlenemeyeceğini" öngörüyor.

Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, üç milyondan fazla belgede yapılan bazı sansürlemeleri sorgulayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Khanna, Facebook sayfasında örnekler paylaştı; bunlar arasında Epstein'e 17 Ocak 2013 tarihli anonim bir e-posta da bulunuyor: "Yeni Brezilyalı, çekici ve güzel, 9 yaşında."

11 Mart tarihli bir diğer mesajın göndericisinin kimliği de gizli tutuldu. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu: “Güzel bir akşam için teşekkürler. Küçük kızınız biraz yaramazlık yapmış.”

Khanna, bu mesajların göndericilerinin ifşa edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Şöyle devam etti: “Bu güçlü adamların itibarlarını örtbas etmek, Epstein'ın şeffaflık yasasının açık ihlalidir.”

İş adamları, politikacılar, ünlüler ve akademisyenlerle bağlantıları olan Epstein, cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019'da New York'taki hapishane hücresinde ölü bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Epstein'ın eski kız arkadaşı Gishlaine Maxwell, davasıyla ilgili bir suçtan hüküm giyen tek kişi.

20 yıllık hapis cezasını çekmekte olan Maxwell, pazartesi günü, Temsilciler Meclisi komitesinin sorularını yanıtlamayı reddetti.

Avukatı, Başkan Donald Trump'tan başkanlık affı alması halinde yanıt vereceğini söyledi. Trump, Epstein'ın dosyalarının yayınlanmasını aylarca engellemeye çalıştı, ancak daha sonra Cumhuriyetçi milletvekillerinin baskısına boyun eğdi.